Bu Blogda Ara

30 Nisan 2013 Salı

Elizabeth Taylor'ın meşhur mücevher ve kıyafetleri- pirlanta


Elizabeth Taylor koleksiyonu 

BBC TÜRKÇE
Hollywood efsanelerinden Elizabeth Taylor'ın meşhur mücevher ve kıyafetleri New York'taki Christie's Müzayede Evi'nde satışa çıkıyor. Açık arttırmadan 30 milyon dolar gelir bekleyen yetkililer, Taylor markasının bu miktarı daha da yukarılara taşımasını umuluyor.

110 karatın üstünde, parlak sarı bir elmas- pirlanta


110 karatlık mücevher
110 karatın üstünde, parlak sarı bir elmas Londra'nın Doğal Tarih Müzesi'nde sergilenmeye başlandı.
Elmas, Cora International isimli mücevher üreticileri tarafından müzeye sergilenmesi için ödünç verildi.

BBC'ye konuşan Doğal Tarih Müzesi'nin küratörü Alan Hart, "İnsanların en aşina olduğu tür bir karatlık mücevherler. Bu mücevherin ne kadar sıradışı olduğu kolayca fark ediliyor" diyor.Sun Drop - Güneş Parçası isimli mücevher başparmağı büyüklüğünde ve türünün en büyük örneklerinden.
Mücevherler çoğunlukla küçük ve renksiz oluyor, kuyumcularda ise genellikle beş karatın altında mücevherler satılıyor.
Mücevherlere renk veren, başka maddelerin varlığı ya da yapısal bozukluklar.
Düşük miktarda boron taşın renginin mavi olmasına yol açıyor, radyasyona maruz kalan taşlar ise yeşil oluyor.
Yapısal bozukluklar pembe mücevherler ortaya çıkarıyor, sarı mücevherler ise karbonda nitrojen bulunmasının sonucu.
Ancak özellikle de büyük mücevherlerde güçlü renklere az rastlanıyor.
Core International firmasının yöneticilerinden Suzette Gomes, mücevherin kesiminin taşın güzelliğinin öne çıkmasında büyük önem taşıdığını anlatıyor.
Gomes, "Eğer renk zayıfsa, taşı kare kesmek lazım, o zaman daha güçlü hale gelir. Eğer renk çok güçlüyse, armut şeklinde kesmek lazım" diyor.
Mücevherin doğal koşullarda bulunmasından cilalanmış son haline gelmesi altı ay kadar uzun sürebiliyor.
Gomes ve Hart, müzede sergilenen büyüklükte bir mücevherin değerinin ne olacağı konusunda ise yorum yapmamayı seçiyor.

Üç kiloyu aşkın altından yapılan gömlek- Hintli Datta Phuge- pirlanta


Rajini Vaidyanathan
BBC Haber, Mumbai



Hintli Datta Phuge, üç kiloyu aşkın altından yapılan ve 250 bin ABD Dolarına mal olan bir gömlek yaptırdı.
'Altın adam' lakaplı Phuge altına düşkünlüğüyle bilinen Hintliler'in aşırı uçtaki bir örneği.

Phuge bütün bu takıların üzerine bir de, 3 kilo 300 gram ağırlığında, 250 bin dolarlık altın gömlek giyiyor.Phuge'nin kolları, parmakları ve boynu ağır altın takılarla dolu.
Phuge, "Bazen neden bu kadar çok altın taktığımı soruyorlar. Ama bu benim rüyamdı. İnsanların farklı farklı amaçları olur. Bazıları gider bir Audi ya da Mercedes alır. Ben altını tercih ettim" diyor.

Korumayla dolaşıyor

Phuge'nin büyük otomobilleri de var. Hem de beş tane.
Pratik nedenlerle, gömleğini sadece özel davetlerde giyiyor ve farklı tepkilerle karşılaşıyor.
Bazıları çok etkileniyor, bazılarıysa bu gösteriş düşkünlüğünden hoşnutsuzluğunu gizlemiyor.
Phuge, gömleğine zarar gelmemesi için hep bir korumayla dolaşıyor.
Gömleğini giydiğinde iyi hissettiğini söyleyen Phuge'ye göre gömlek başarılarının bir simgesi.
"Üniversitedeyken, altın takınız varsa zengin bir aileden geliyorsunuz demekti. Bu nedenle 20 yaşından beri altın mücevher takmaya başladım. O zaman 10 ya da 15 gramlık mücevherler takıyordum" diyor.
Aslında Phuge varlıklı bir aileden gelmiyor. Servetini emlak işinden kazanmış, sonra da faizle borç vermeye başlamış.
Şirketi kar ettiğinde, her altı ya da sekiz ayda bir altın takı alıyor. Bir sonraki hedefiyse, tamamen altından yapılmış bir cep telefonu ve bir çift ayakkabı.
Phuge bu kadar çok altınla kadınları etkilemeye çalıştığı iddiasını da reddediyor ve mutlu bir evlilik sürdürdüğü eşinin de 500 kilo altını olduğunu söylüyor.

29 Nisan 2013 Pazartesi

1 milyon dolar değerinde elmas bulundu. pirlanta



Rusya'nın elmas üretim şirketi Alrosa 145,44 karat ve 1 milyon dolar değerinde tek parça elmas buldu.
Sarımsı tonda olan elmasın Rusya'nın en soğuk bölgesi Yakutya'daki madenlerde keşfedildiği, büyüklüğünün de 35x20x26 mm olduğu belirtildi.

Alrosa şirketi Eylül ayında da 1,5 milyon dolar değerinde tek parça bir elmas bulmuştu. 

Alrosa'ya ait Yubileynaya elmas madeninde 888.15 karat olarak bulunan elmas, Rusya'da tek parça halinde üretilen dördüncü büyük elmas olmuştu.

Rusya dünyanın elmas madenlerinin en büyüğüne sahip. Ülkedeki üretimin yüzde 97'sini ise Alrosa gerçekleştiriyor. Alrosa tek başına dünya elmas üretiminin yüzde 25'ini gerçekleştiriyor.

2011'de şirket 34,6 milyon karat elmas üretimi ile 4,45 milyar dolarlık satış yaptı. 2012 tahmini rakamları henüz açıklanmasa da, 34,4 milyon karat üretim ve 4,5 milyar dolarlık gelir bekleniyor.

SABAH

Elmas nedir? pirlanta


Elmas nedir?

Goldaş- Elmas, kristal bir mineral olarak düşünülür. Kimyasal mizacından dolayı nadir ve benzersizdir. Aslında saf karbondan oluşan elmastaki belli küçük kimyasal elementler, rengini ve şeklini etkileyebilir.
Elmasın oluşumunda üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan biri, belli bir sıcaklık ve basınçta oluşmasıdır. Bu oluşumdaki en uygun değerler dünyanın çekirdeğine yakın derinliktedir. Elmas genellikle dünya yüzeyinin üst katmanlarında inanılmaz büyük bir basınç ve sadece yüksek sıcaklıkta kristalize olur.
% 30’dan azı değerli taş kalitesinde olup, cilalanır ve mücevherlere mıhlanır.
% 70’den fazlası da bugün endüstriyel amaçlarla kullanılır.
En çok elmas üreten ülkeler, Avustralya, Botswana, Rusya, Güney Afrika, Kanada ve Kongo’dur. Dünya çapında 2000 yılında toplam hesaplanmış ham elmas üretimi 120 milyon karattır; kesim ve cilalama sürecinde yaklaşık % 50’si kayba uğramıştır. Bu yüzden orijinalinde 120 milyonluk ham elmas işlendiğinde sadece 18 milyon karatı cilalanmış değerli mücevher taşı olarak açık pazara çıkar.

Elmasların Kendi Özel Sınıfı

Takı amaçlı kullanılan değerli taşlar 4 sınıfa ayrılırlar:
Mineraller
Atomları belli kristal yapılara sahip olan, cansız ve doğada görülen kimyasal düzenlerdir. Örneğin; elmas, yakut, zümrüt, ament, alexanderie gibi...
Organikler
Değerli taşlarda görülen, eskiden veya günümüzde yaşayan organizmalardır. Örneğin; kehribar, mercan, deniz kabuğu, fildişi, siyah kehribar, kaplumbağa kabuğu ve inciler gibi...
Sentetikler
İnsan yapısı değerli taşlar olup, doğal kopyaları gibi aynı kimyasal/fiziksel özellikte ve parlaklıktadır. Örneğin; sentetik elmas, sentetik yakut, sentetik zümrüt, sentetik ametist, sentetik alexanderie gibi...
İmitasyonlar
Çoğu zaman doğal olmayan, tam benzeri veya gerçek gibi görünen taklitlerdir. Aynı fiziksel, kimyasal ve optik özellikleri taşımazlar, suni ürünler olarak bilinirler. Örneğin; stransiyum, titan gibi..

Elmasın Hikayesi

Elmas, ilk olarak M.Ö. 500 tarihinde Hindistan’da bulundu ve Romalılar tarafından ticareti yapılmaya başlandı. Ortaçağın ilk zamanlarında, Avrupalı aristokratların, elmasın nadide bir değer taşıdığını fark etmesi üzerine, bunu elde etmek için uzun ve macera dolu seyahatlere girişildi.
Hindistan’da krallar ve yerel tüccarlar en iyi elmasları kendileri için sakladılar, Avrupa’ya ise düşük kalitedeki elmaslar ulaşabiliyordu. Bu durum Avrupalı tüccarları elmasın görünüşünü geliştirmeye teşvik etti. Elmasın yüzeyi parlatıldığında oluşan karşı konulmaz karizması ve güzelliği, daha da fazlasını ortaya çıkarmak için bekliyordu.
Endüstri devrimine kadar, ciddi miktarda gelire sahip olan zengin sınıf, servetini elmas gibi değerli ve lüks malzemelere yatırıyordu. Yaklaşık aynı yıllarda, yani 1867’lerde, Güney Afrika’da yeni büyük elmas kaynakları keşfedildi.Elmas talebi ve bu oranda fiyatları 1870’e dek artmaya devam etti. Ta ki ekonomik gerilemeye kadar...
1890’larda Cecil Rhodes tarafından kurulan De Beers Consolidated Mines Ltd elmasın üretimini ve dağıtımını kontrol etti, ham elmas ve fiyatının kontrolü de yine aynı şirket tarafından kurumsallaştırıldı.

Tanım ve Özellik

Diamond' kelimesi, Yunanca’daki sert maddeleri tanımlamak için kullanılan ve ‘fethedileme’ anlamına gelen 'adamas' kelimesinden gelmektedir. Bununla birlikte, muhtemelen elmas mineralinin 'adamas'la veya Yunanlılar’ın elmasla bir ilişkisi yoktu.
Elmas yoğun olarak karbondan oluşan bir kristalize mineraldir. Kristal şeklinin temeli octahedrondur.
Dünyadaki doğal madenlerden en serti elmastır (Safirden 145 kat daha serttir.)
Bundan dolayı, elmaslar, petrol çıkarma, optik, ilaç, uzay gibi endüstrinin pek çok alanında kullanılabilirler.
Elmas aynı zamanda mükemmel bir ısı iletkeni, elektrik yalıtıcısı ve en saydam maddedir.
Ham elmas üretiminin sadece %40’ı mücevher endüstrisinde kullanılır. Avusturalya, Zaire, Botswana, Rusya, Güney Afrika, Güney Amerika, Angola ve Namibya en büyük elmas üreticileridir.
En genç elmas 1 milyar yaşında, Botswana’dandır ve en yaşlı elmas 3.3 milyar yaşında, Güney Afrika’dandır.

Elmasın Keşfi

Elmas madenin alt yapı sistemleri olan diamondiferous yataklarına bağlıdır. Yeni metodlar coğrafi koşullara ve elmas parçalarının nerede olduğuna göre değişir.
Elmas yataklarını ikiye ayırabiliriz:
Birincil yataklar: Kmberlite ya da Lamproite bacalar
İkincil yataklar: Nehirler, kumsallar, denizler

GOLDAS WEBSİTESİ

Yatırım sürprizi :Süs Taşları Madenciliği- pirlanta



Türkiye yepyeni, pırıltılı bir girişim sahası ile tanışıyor. Süs taşları cenneti Türkiye, bu alanda maden işletmesi kuracak yatırımcıları, taş kesimi yapacak atölyeleri ve bu işlenmiş taşları yurt içi ve yurt dışına pazarlayacak ihracatçıları bekliyor. Süs taşları konusundaki potansiyelin kullanılmasıyla birlikte birkaç yılda en az 1 milyar dolarlık bir eko sistemin ortaya çıkması mümkün. Sektörün orta vadede istihdam potansiyeli ise yaklaşık 120 bin kişi olarak tahmin ediliyor.
Daha çok kömür, bor, mermer gibi madenleri ile gündeme gelsede, az kişi tarafından biliniyor olsa da aslında Türkiye, tam anlamıyla bir doğal taş cenneti…
Yarı kıymetli taşlar diğer bir ifadeyle süs taşları açısından Türkiye oldukça büyük bir potansiyele sahip olmasına karşın, elindeki bu potansiyeli ne yazık ki yeterince girişime dönüştürebilmiş değiliz. Özellikle mücevher yapımında kullanılan süs taşları, artık güzellik sektöründen sağlık turizmine kadar geniş bir kullanım alanına sahip.
Bugün spa’larda rahatlama amacıyla kullanılan bu taşlar, aynı şekilde şifalı taş olarak da biliniyor ve pek çok alternatif tıp yönteminde tercih ediliyor. Yapılan araştırmalar minerallerin, doğal taşların, sanayi, kuyumculuk ve dekoratif olarak kullanımının dünyada her yıl yüzde 15 ile yüzde 35 arasında arttığını gösteriyor.
EL DEĞMEMİŞ BİR VAHA
Çoğu ülke için önemli bir iş sahası olan süs taşı işletmeciliği ve işlemeciliği, girişimciler için henüz el atılmamış bir vaha gibi. Zira süs taşı madenciliğinin yeterince gelişmediği Türkiye’de, şu anda kayıtlı resmi olarak çalışan Balıkesir, Eskişehir, Muğla ve Erzurum’da olmak üzere dört adet işletme bulunuyor.
Bu sayı göz önüne alındığında potansiyelin henüz yüzde l’inin bile kullanılmadığını söylemek mümkün. Türkiye’nin hemen her bölgesinde bir süs taşına rastlanabiliyor. Türkiye genelinde yaklaşık 72 çeşit taş olduğu ve ticari olarak işlenebilecek taşların sayısının ise yaklaşık 15 adet olduğu ifade ediliyor.
TAŞI ALTIN GİBİ İLLER
Bu taşların hemen hepsi ocaklarla işlenebilecek boyutta. Süs taşları açısından ise en zengin iller Eskişehir, Ankara, Erzurum ve Balıkesir. Ankara’da agat, Balıkesir’de ametist, Erzurum’da oltu, Yozgat’ta morganit, topaz, Eskişehir’de ise kalsedon taşı en fazla bulunan taşlar arasında yer alıyor.
Hindistan’da yalnızca taş kesme işinde 1.2 milyon kişi istihdam edilirken, Türkiye’de henüz bu rakamın 100’lerle ifade edildiği belirtiliyor.
Türkiye’nin değerli ve yarı değerli taş ithalatı 30 milyon dolar civarında. Yarı değerli taş ihracatının ise 1 milyon dolar olduğu ifade ediliyor. Türkiye’nin oturduğu yerin altında tam anlamıyla işlenmemiş bir cevher yatıyor. Zira süs taşı çıkarabilecek işletmelerin, bu konuda işleme yapacak atölyelerin kurulmasıyla birlikte 1 miyar dolarlık yeni bir ekonomi yaratılabileceği ifade ediliyor. Bu ekonominin en az 120 bin yeni istihdam yaratma potansiyeli var.
ÖNCÜ ÜLKELER
İstanbul Değerli Maden ve Mücevher ihracatçıları Birliği Başkanı Ayhan Güner, süs taşları pa-zannın en büyük oyunculanndan biri olan Brezilya’nın süs taşı işlemeciliğinde oldukça ileri noktada olduğunu belirtiyor. Türkiye’den işlenmeden ihraç edilen süs taşının kilogram fiyatının yaklaşık bin dolar olduğunu söyleyen Güner, “Brezilya ise bu taşları işleyerek, 15-20 bin dolardan satıyor” diyor. Hindistan’ın sadece bir kentinde 700 bin kişinin taş kestiğine, ülke genelinde toplam 1 milyon 200 bin kişinin bu sektörde istihdam edildiğine dikkat çeken Güner, şöyle devam ediyor:
“iki bin kişinin bir arada çalıştığı atölyeler var. Türkiye’de maalesef böyle bir sektör oluşmadı. Türkiye’nin yaptığı süs taşı ihracatı 1 milyon doları bile bulmuyor. Süs taşında dünyada belli bir standart var. Üreticilerin bu konuda bilinçlendirilmesi çok önemli.”
BİLGİ BİRİKİMİ ÇOK AZ
Türkiye’de pek çok yerden taş çıksa da bunların çoğunun Madencilik Kanunu’na aykırı olarak yapıldığına dikkat çeken Türkiye Gemoloji Derneği Başkanı Vejdi Ziyansız, ormanın içinde kazı yapıp, hiçbir bilimsel veriye dayanmadan taş çıkaran kayıt dışı işletmelerin olduğunu ifade ediyor.
Aydın’ın Çine ilçesinde kuvarsit ocaklarının olduğunu söyleyen Ziyansız, bu ocaklardan çıkarılan kuvarsitin tonunun 200 dolar olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor:
“Bu ocakların içindeki çatlaklardan kristaller çıkıyor. Bu kristallerin kilogramı afaki fiyatlardan satılıyor. Çünkü işletmeler fiyat konusunda bilgi sahibi değil. Türkiye’deki süs taşı madenciliğinin ciddi bir gelir olduğunu bilen Brezilya gibi bu konuda ciddi girdiler yaratabilecek madencimiz ve yatırımcımız yok. Bu sektöre oldukça uzak kalmışız. Osmanlı, bir zamanlar Avrupa’nın süs taşı işleme merkeziydi. Taşlara isim verecek kadar bu konuya hakimmiş. Bu taşlar işleyen ustaların bu ülkeden gitmesiyle, bu pazar yavaş yavaş yok olmuş.”
BU ‘TAŞ’IN ALTINA ELİNİZİ NASIL SOKACAKSINIZ?
İLK ADIM: Bir süs taşı madeni işletmek için öncelikle Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğtfnden arama ruhsatı almak gerekiyor. Bunun için müdürlüğe buna dair bir dilekçe yazılıyor.
RUHSAT DURUMU: Müdürlük kısa bir süre sonra o arazinin ruhsatlı olup olmadığına dair yanıt veriyor.
RUHSATIN BEDELİ: Jeoloji mühendisleri tarafından arama ruhsatı hazırlanıyor. Bakanlıktan üç yıllık arama ruhsatı alınıyor, işletme hektarına göre hektar başına
500 lira ödeniyor.
BAŞLAYABİLİRSİNİZ: Bu ruhsatla birlikte yıllık üç ton taşı arama, inceleme, analiz etme hakkına sahip olunuyor.
REZERV YETERLİ Mİ?: Rezerv yeterli görüldüğü anda, işletme ruhsatı için başvuru yapılıyor.
BAKANLIĞA KATKI PAYI: İşletme ruhsatı için bakanlığa her yıl üretimin binde 51 kadar katkı payı ödeniyor.
ÇED RAPORU: Süs taşı arama, çevreye en az zarar veren maden sınıfına girdiği için ÇED raporu rahatlıkla hazırlanabiliyor. Raporun bin ile 2 bin TL arasında masrafı bulunuyor.
TAŞ TOPLAMAK KOLAY: Türkiye’deki çoğu süs taşı yüzeyde bulunduğu için genelde taş toplamada civar köylerdeki işçiler tercih ediliyor. Bir işçi günde ortalama 200 kilogram taş toplayabiliyor.
YERİNDE YATIRIM: Ancak daha derinlerde yapılacak araştırmalar için kazıcı ve kinci makinelere ihtiyaç var. Bu makineler İzmirli bir firma tarafından satışa sunuluyor. Makinelerin fiyatı ise ortalama 250 bin dolar.
HAM VE İŞLENMİŞ TAŞ: Süs taşlarının ham haliyle işlenmiş hali arasındaki maliyet farkı oldukça fazla. Örneğin, kalsedon taşının ham halinin kilogramı 25 ile 50 dolar arasında satılıyor. Aynı taşın işlenmiş haldeki kilogram başına satış fiyatı ise bin ile 2 bin 500 dolar arasında değişiyor. 3 kilogram ham taştan bir kilogram işlenmiş taş elde edilebiliyor.
YATIRIM MALİYETİ: Bu nedenle için işleme atölyesi kurulması gerekiyor. Bu ”Z£~ atölyenin yatırım maliyeti üretmek istediğiniz taş miktarına göre değişiyor. Bir işçi ve bir makineyle kurulabilecek bir atölyenin ortalama maliyeti 15 bin dolar. Bu yatırım maliyeti kurulacak işletmenin boyutuna göre 200 bin TLye kadar çıkıyor. En mikro boyutta kurulacak bir atölye yıllık ortalama 60 bin TL ciro elde edebileceği ifade ediliyor.
KÜMELENME ÖNERİLİYOR
Bu konuda yapılabilecek girişimin ilk adımını atölye kurmak oluşturuyor. Kars Valiliği ve Sarıkamış Kaymakamlığı’nın ayrı ayrı atölyeler kurduğunu söyleyen Ziyansız, şu an kalibrasyon yapabilen ve saatte 300 adet istenilen formda taş kopyalayabilen ve bunları parlatan, bunların üzerinde figür işleyen iki adet atölye olduğunu belirtiyor. Ziyansız, bu atölyelerin 250 bin lira civarında kurulum, yaklaşık 10 bin dolar da makine yatırımı maliyeti olduğunu ifade ederek ancak bu atölyelerin en büyük eksikliğinin nitelikli eleman bulma konusunda yaşanan sorunlar noktasında çıktığını kaydediyor.
Bu konuda bir kümelenme modelinin oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Ziyansız, aynı Çin’deki gibi, bir köyde 10 küçük ve bir adet mastır atölye ile üretici köyler kunı-labileceğini belirtiyor.
YENİ BİR EKO SİSTEM
Hindistan’ın süs taşı ve pırlanta taş konusunda yıllık 28 milyar dolar ihracatı olduğunu söyleyen Ayhan Güner, Türkiye’nin potansiyelini kullanması halinde sadece süs taşlarından yıllık en az 1 milyar dolarlık ekonomi yaratacağını ve bu sektörde 120 bin kişinin istihdam edileceğini bildiriyor. Güner, Hindistan’ın hammaddeyi dışarıdan temin ettiğini, Türkiye’nin ise kendisinin hammaddeye sahip olduğunu ifade ediyor.
Türkiye’de yapılan kazı çalışmaları sonucunda yakut taşı, pembe zümrüt, elmas gibi taşların bulgularına rastlandığını ifade eden Ziyansız ise şunları söylüyor:
“Yozgat Sorgun’da morganit yani pembe zümrüt bulunuyor. Bu taş oldukça değerlidir. Birkaç ay önce Malatya’da yakut taşı bulundu, MTA’nın yapmış olduğu çalışmalarda ise Antakya, Manavgat ve Uşak’ta elmas bulgulan var. De Beers 9 Eylül Üniversitesi ile ortak bir çalışma yaptı. Yaklaşık 1,5 yıldır Türkiye’de elmas arama çalışmaları yapıyorlar. Bizim bu konuya daha fazla eğilmemiz gerekiyor.”
İHRACAT POTANSİYELİ
ABD kıymetli ve yarı kıymetli taş tüketicisi olarak dünyanın en büyük pazarı konumunda. Bunu başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri ile Japonya ve İsrail takip ediyor. Süs taşları en fazla Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerinden hammadde şeklinde ithal ediliyor.
Kıymetli ve yarı kıymetli doğal taşları üretip genellikle ham olarak ihraç eden belli başlı ülkeler ise Botsvana, Kongo, Angola, Namibya, Afganistan, Hindistan, Rusya, Sri Lanka, Burma, Brezilya, Kolombiya ve Meksika. Hindistan dünyanın en büyük taş işleyicisi konumunda. İtalya’da ise süs taşları özellikle aksesuar ve bijuteri alanında kullanılıyor.
Türkiye’de, kuyumculukta kullanılan kesilmiş ve parlatılmış taşların tamamı yurt dışından temin ediliyor. Elmas ve kıymetli taşları kesme ve parlatma işlemleri, dünyada Belçika, İsrail, ABD, Hindistan, Tayland, Çin, Rusya gibi belli başlı merkezlerde yapılıyor.
Vejdi Ziyansız, Türkiye’de bulunmayan taşların da ülkeye getirilip işlendikten sonra tekrar satışının da mümkün olduğunu söylüyor.
HİNDİSTAN NASIL BAŞARDI?   
Değerli taş işletme ve işlemeciliğinde özellikle Hindistan bir başarı örneği olarak karşımıza çıkıyor. Hindistan, 15 yıl öncesine kadar, dünya elmas pazarında, küçük bir kesim merkezi olmaktan öteye geçememişken, hükümetin sektörü destekleme kararı almasından sonra, ülkenin işlenmiş taş ihracatı yılda 4.2 milyar dolardan, 28.2 milyar dolara ulaşma başarısını gösterdi.
Hindistan hükümeti, işlenmiş elmas ihracatı yapan üreticilerin, ham elmas stoklarını yenilemek amacıyla yaptıkları ithalatları, gümrük ve diğer vergilerden muaf tuttu. Bu alanda büyüyen şirketlere finansman sağlaması için bankaları cesaretlendirdi, bu şirketlerin ihracat satışlarından elde ettikleri kazançları vergiden muaf tuttu. Ülkenin mücevher ve kıymetli taş ihracatı, toplam ihracatının yüzde 17sine yaklaştı.
OBSİDYEN CENNETİ KARS
Son yıllarda süs taşı işlemeciliğine yönelik olarak özellikle yerel yönetimler tarafından eğitim seferberliği başlatılmış durumda. Zira sektörün en büyük sorununun nitelikli eleman bulma konusunda yaşandığı ifade ediliyor.
Bu anlamda Kars Valiliği ve Kars Kültür ve Turizm Altyapı Hizmet Birliği, ortaklaşa başlattıkları kurslarda özellikle kadınlara yönelik olarak obsidyen taşının işlenmesi üzerine eğitimler veriyor. Bugüne kadar 45 kadına bu konuda eğitim verildi. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından mikro kredi ile kadınlara kendi atölyelerini kurma imkânı verilecek ve bu atölyelerde işlenen taşların takı, hediyelik eşya gibi alanlarda satışı sağlanacak.
Kars Valiliği yetkilileri, yarı kıymetli taş olarak bilinen obsidyenin, özellikle gümüş ile işlendiğinde mücevher olarak kullanılabileceğini ve bu taşın ormanlık alanlarda çok kolay bulunabileceğini belirtiyor. Obsidyen taşı Kars’ta, Kars Kaymakamlığı tarafından çıkarılıyor. Şu an için bölgede herhangi bir taş çıkarma konusunda faaliyet gösteren bir işletme bulunmuyor. Bölgede en az 100 yıllık obsidyen taşı rezervi bulunduğu ifade ediliyor.
ALTINOVA’NIN BEKLENTİSİ
Ayvalık’ın Altınova beldesi ise doğal taşlar açısından en zengin bölgelerden biri. Bölgede ağırlıklı olarak, kalsedon, helyotrop, jasper, akik (agat) ve Opel taşları bulunuyor. Bu taşların işlenmesi konusunda eğitim çalışmalarına başladıklarını söyleyen Altınova Belediye Başkanı Asım Sürer, bu taşların belediye tarafından çıkarıldığını ve daha sonra atölyelerde işlendiğini ifade ediyor. Ardından bu taşların satışa sunulduğunu belirten Sürer, şöyle devam ediyor:
“Bu atölyelerde daha çok kadınlara yönelik eğitimler veriyoruz. Ancak imkanlar çok yetersiz. Gemoloji Derneği’nin yaptığı çalışmalara göre, bu taşlar konusunda bölge neredeyse sınırsız bir rezerve sahip. Ancak yılda çıkarılan taş tonajı bir ton bile değil. Belediye olarak yeni makineler alarak taş arama ve işleme çalışmalarına başlayacağız. Bu taşlar gümüş ile işlendiğinde 40 ile 70 lira arasında alıcı bulabiliyor. Maalesef henüz bir ihracatımız yok. Bölgeye yatırımcı bekliyoruz.”
HER EV BİR ATÖLYE
Bu konuda diğer bir girişim yapan ilçelerden biri de Ankara’nın Çubuk ilçesi. Çubuk ilçesinde bol miktarda akik taşı olarak da bilinen agat çıkıyor. Bu konuda Çubuk Belediyesi ve Çubuk Platformu ortaklaşa bir proje başlatmış durumda. Agat taşının işlenmesi konusunda tŞ-KUR ile bir proje başlattıklarını belirten Çubuk Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Yalçın, “Bedensel engelli vatandaşlarımıza yönelik başlattığımız bu projede agat taşının işlenmesine yönelik eğitimler veriliyor” diyor.
Agat taşının en değerli cinslerinden birinin Çubuk Ilçesi’nde çıktığına dikkat çeken Yalçın, genelde yüzeyde bulunan bu taşın çıkarılmasının da son derece kolay olduğunu ifade ediyor. Taşın yağmurlarla birlikte tekrar yüzeye çıktığını belirten Yalçın, bu konuda yatırım beklediklerini de sözlerine ekliyor. ‘Her ev bir atölye’ adıyla bir proje başlattıklarını söyleyen Yalçın, şöyle devam ediyor:
“Biz süs taşlarını bir sektör haline getirmeyi hedefliyoruz. Bunun için kesme, işleme ve parlatma makineleri alacağız. Yoksul ailelere bu makineleri dağıtacağız. Onlar da bu makinelerle taşları işleyecek. Bu taş işlenmemiş haliyle kilogramı 10-15 dolara satıyor. Ancak gümüşle birleştikten sonra 400 dolara kadar çıkabiliyor. Hedefimiz ihracat yapmak.”
OLTU’YA RAKİP ÇIKTI
Erzurum’un Oltu ilçesinde 1975 yılından beri çıkarılan Oltu taşı, özellikle süs eşyalarl, takı ve tespih yapımında kullanılıyor.
O zamandan bu yana da bölge insanına oltu taşı konusunda eğitim veren Erzurum Halk Eğitim Merkezi’nin Genel Müdürü Nuri Alkan, yaklaşık 18 kişilik sınıflarda verilen 744 saatlik bir eğitimle Oltu taşının ekonomik değere dönüştüğünü söylüyor. Bölge insanı için ciddi bir geçim kaynağı olduğunu belirten Alkan, bu taşın ince damarlı madenlerden çıktığını bu nedenle şirketlerin bu alana girmediklerini ifade ediyor.
ilçede dört ustanın bu taşı ilkel yöntemlerle çıkarmaya çalıştığını aktaran Alkan, “Rezervde problem yok ama şirketler ince damarlı bu madenin çıkarılmasına yanaşmıyor. Maliyet hesabı nedeniyle ilgi göstermiyorlar fakat işlendiğinde ciddi bir alıcı kitlesi olduğu ise kesin” diyor.
Bir süre önce değerli maden kategorisine alındığını ifade eden Alkan, mevcut atölyelere eleman sağladıklarını dile getiriyor. Oltu taşının insanlara pozitif enerji ve mutluluk verdiğini, strese iyi geldiğini anlatan Alkan, şu an en büyük sıkıntının Gürcistan’dan gelen Oltu taşı benzeri taşlar olduğunu aktarıyor. Oltu taşıyla yapılan bir tespihin 60 liraya işlendiğini fakat Gürcistan’dan gelen taşın dizili olarak 3 liraya geldiğini aktaran Alkan, bunun Oltu taşı atölyeleri için ciddi bir sıkıntılar yaratacağını söylüyor.
Burcu Tuvay
KAYNAK: My Fikirler

Türkiye'deki Yarı Kıymetli Taşların Durumu- pirlanta



Türkiye'deki Yarı Kıymetli Taşların Durumu
TÜRKİYE'DE YARI KIYMETLİ TAŞLARIN DURUMU 

Kuyumculuk sektöründe özellikle son yıllarda büyük ilgi görmeye başlayan yarı kıymetli taşların bir bölümü Türkiye’de var; jeolojik oluşum koşulları düşünüldüğünde başka türde taşların bulunma olasılığı da çok yüksek. Ancak Türkiye’de üretim potansiyeli bulunan yarı kıymetli taşların daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için öncelikle konuyla ilgili eğitimin yaygınlaştırılması ve yatakların bulunduğu yörelerde yaşayanların bilinçlendirilmeleri gerekiyor. 

Kuyumculukta genellikle gümüş ile birlikte kullanılan mineral ve taşlar, yarı kıymetli taşlar olarak tanımlana gelmişlerdir. Yarı kıymetli taşlar kuyumculuk ve süsleme eşyası yapımında ağırlıklı olarak kullanılırlar. Altın ile kullanılan, ancak dünya çapında gelişmiş kullanılma alışkanlığı yaratılamadığı için pazarda önemli yer tutmayan özel taşlar (oltu taşı, irize opal) da yarı kıymetli taşlar grubunda yer alırlar. Bu tanımlamalar bize kıymetli ve yarı kıymetli taşların sınıflamasında kesin bir sınırın olmadığını göstermesine karşın elmas, yakut, safir ve zümrüt ün dışında kalan, kuyumculuk ve süsleme sektöründe kullanılan mineral ve taşlar yarı kıymetli taşlar sınıfında yer alırlar. 


MİNERALOJİ

Yarı kıymetli taş olarak değerlendirilen çok sayıda mineral ve kayaç vardır. Bunlardan bir kısmı yurdumuzda bulunur ve bir kısmının da bulunma olasılığı jeolojik oluşum koşulları göz önüne alındığında oldukça yüksektir.


DÜNYA’DAKİ VE TÜRKİYE’DEKİ BAŞLICA YATAKLAR 

Opal çeşitleri dünyada başlıca Avustralya, Macaristan, Meksika, ABD-Nevada ve Türkiye’de bol miktarda bulunurlar. Ateş opal Meksika ve Türkiye’de Kütahya ilinde bulunur. ateş opalleri riyodasit-riyolit olarak tanımlanabilen kayaçların boşluklarında kırmızı, sarı, beyaz şeffaf veya bu renklerin çeşitli tonlarında oluşurlar. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Almanlar tarafından işletilmiştir. Günümüzde terkedilmiş ocakların aynalarından ve pasalarından 1mm-1cm boyutlarında ateş opal toplamak mümkündür. TUPRAG tarafından altın madeni olarak ruhsatlanmıştır. 

Kıymetli Opal veya diğer adıyla İrize Opal’in ana yurdu Avustralya olarak kabul edilebilir. Türkiye’de de özellikle Eskişehir, Bilecik, Kütahya ve Afyon illerinde volkanik faaliyetlerin etkin olduğu yörelerde ve serpantinleşmiş ultrabazikler üzerine gelen Eosen konglomeralarında hemen hemen her çeşit ve renkte opal oluşumlarına rastlanılır. Opal oluşumları magnezit yataklaşmaları ile yakın ilişkilidir. Eskişehir Dereyalak köyü civarından ekonomik boyutta opal çakılları, konglomeraları oluşturur. Eskişehir-Sivrihisar-Karkın süt opalleri ağsal damarlar halinde serpantinitleri kesmiş olarak gözlenirler. 
Dünyadaki jadeid yatakları Guatemala, Japonya, Rusya ve ABD’nin Kaliforniya eyaletinde ve Myanmar(Burma)’da bulunmaktadır. Kretase sonu ve Eosen yaşları arasında oluşan kristalen şist ve plutonik kayaçlarla çevrelenmiş serpantinler içinde bulunur. Ultrabazik ve bazik kayaçların zengin olduğu ülkemizde, nefrit ve jadeidin bulunma olasılığı oldukça yüksektir. Özellikle başkalaşıma uğramış ofiyolit kuşakları gözden geçirilmelidir. 
Dünyanın hemen her ülkesinde kuvars oldukça çok bulunmaktadır. Mor kuvars (ametist) Brezilya’daki zengin rezervli yataklar bulunmadan önce çok pahalı taşlar grubuna giriyordu. Türkiye kuvars ve çeşitleri değişik yörelerde bulunmaktadırlar. Balıkesir-Dursunbey-Göğü köyü civarında volkanik kayaçlar içinde çatlakları dolduran ametist kristalleri vardır. Ordu-Fatsa’da liman yapımında kullanılan taş bloklarında ametist damarları gözlenir. Yozgat-Şefaatli, Gümüşhane ve Şebinkarahisar yörelerinde bulunur. 

Balıkesir-Biga-Dikmen köyü güney doğusunda şistler içinde krizopras bulunur. Eskişehir-Sivrihisar-Dumluca köyü civarında Mihalıccık-Sazak arasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde işlenmiş krizopras oluşumları vardır. 
Aydın-Karacasu-Damdere köyü civarında şeffaf ve hafif dumanlı kuvars kristalleri bulunur. Aydın-Koçarlı ilçesi Mersinbeleni Köyü civarında dağ kristali (şeffaf kuvars) ve dumanlı kuvars kristalleri yaygındır. Aydın-Çine ilçesi Topçam, Kırksakallar, Yeniköy, ve Ovacık köyleri civarında dağ kristalleri ve dumanlı kuvars kristalleri bulunmaktadır. Beypazarı-Kırbaşı-Aşağı Çamlar köyü civarındaki feldspat ocaklarında 10-
70 cm
 boyutlu kristal kuvarslar bulunmaktadır.

Kriptokristalin kuvars oluşumu, masif ve bantlı kalsedon oluşumları oldukça yaygındır. Balıkesir-Gönen-Alacaoluk köyü; Çanakkale-Biga Dikmen köyü; İzmir-Aliağa Güzelcehisar Barajı çevresi, Bergama Şakran bucağı, Seferhisar Doğanbey beldesi; Eskişehir-Mayıslar köyü ve Bolu-Kıbrıscık köyü civarında mavi kalsedon oluşumları bulunur. Ankara-Çubuk ilçesinde çizgili kalsedon oluşumu agat olarak değerlendirilmektedir. 
Beril ise Rusya, Kolombiya, Seylan, Madagaskar ve Brezilya’da boldur. Manisa-Gördes ilçesinde bulunan ve feldspat üretimi yapılan pegmatitlerde beril vardır. Zaman zaman açık yeşil renkli ve zümrütü andırır şeffaflıkta beril kristalleri bulunmaktadır. 

Yozgat-Doğankent-Oruklar köyü yakınlarında granitaplit ve pegmatitlere bağlı olarak rubellit (pembe turmalin) kristalleri bulunmuştur. Gelişmiş dilinimleri nedeniyle işlenememektedir. 
Diyaspor yatakları Türkiye, Urallar, Yunanistan, ABD ve Çek Cumhuriyetinde vardır. Türkiye diyasporları kalite bakımından yüksek değerlidir. Menderes masifi kenar zonlarında yer alan zımpara yataklarında gözlenir. Muğla-Milas-Mersinet-Küçükçamlıca tepe boksit-alümina ocak işletmesinde damarlar halinde, şeffaf, sarı-yeşil renkli diyaspor kristalleri bulunur.

Feldspat çeşitleri yarı kıymetli taş olarak kullanılmaktadır. Yurdumuzda Aydın-Çine feldspat işletmelerinde şeffaf feldspat kristalleri mevcuttur. Simav-Söğütcük yöresindeki pegmatitlerde, iyi kristallenmiş feldspatlar bulunur. 
Gröna çeşidi pirop, Güney Afrika ve Rusya’da boldur. Grossular, Srilanka, Madagaskar, Meksika ve Kanada’da bulunur. Yurdumuzda Aydın-Yatağan-Hacımescitlen köyü civarında şistler içinde 1-
6 cm boyutlu almandin kristalleri vardır. Eskişehir-Sarıcakaya- İğdir dere kumları içinde ufak pirop kristalleri görülür. 

Olivin, Burma ve Kızıldeniz’de St. John adasında, Mısır, Seylan ve Brezilya’da bulunur. Osmanlı sarayında Mısır’dan geldiği söylenen ve Zebercet olarak adlandırılan iri kristal olivinler vardır.


MADEN İŞLETME YÖNTEMLERİ

Yarı kıymetli taşların işletilmesi basit madencilik işlemleriyle gerçekleştirilir. Genellikle açık ocak işletmeleri olarak kazma, kürek ve kayacı kırıcı olarak el murçları ve gerektiğinde ufak benzinli kırıcı ve deliciler kullanılır. Pegmatitlerde yarı kıymetli taş cepleri, içerdikleri yarı kıymetli taşları tahrip etmeyecek şekilde dikkatli kazma işlemleriyle temizlenirler. 
Jeolojik yapının ve yarı kıymetli taşların litolojideki dağılımına göre mekanize işletmeler de şekillenebilmektedir. Bugün Avustralya Queensland’da Cragg asil opal madeninde 41 iş makinesi çalışmaktadır. Bölgede yeni bir ocak açılırken önce 
75 cm çaplı sondaj ile 20 metre derinliğe kadar kuyu açılır. Opal varlığını gösteren işaretler aranır. Şayet bir işaret bulunursa işçi ekibinden bir kişi ip ile kuyuya inerek renk kontrolü yapar. Üretim yapılabilecek bir bölge bulunmuşsa buldozerler ile opal bulunan tabakanın üstü temizlenir. Derinliği 2,5 ile 12 metre arasında 60x15 m genişliğinde bir alan açılır. Opal varlığına göre yapılacak üretim ile açık ocağın şekli belirlenir. Bulunan en büyük opal 1m x 60 cm x 25 cm boyutludur (1907). 
Myanmar (Burma) jadeidleri serpantinleşmiş peridotitler içinde dayklar halinde birincil olarak ve bunlardan türeyen ikincil blok ve çakıllardan oluşur. Jadeid dayklarını tanımak kolaydır, tarihsel boyutta üretim, dayka yakın bir yerde ateş yakıp üzerine su dökerek kayaçta çatlaklar oluşturmak şeklinde yapılmıştır. Şimdilerde basit kırıcı ve kazıcılarla jadeid daykı öncelikle temizlenir sonra patlayıcılar ve çekişli kırıcılar kullanılarak üretim sağlanır. 

Ülkemizde yarı kıymetli taş üretiminde belli yeni maden üretim yöntemleri, genellikle uygulanmamaktadır. Aydın-Koçarlı yöresinde kuvars işletmesi ve Eskişehir Mayıslar Köyü mavi kalsedon işletmesinde basit maden üretim yöntemleri kullanılır. Mayıslar’da limonitli cevherleşme zonundan delme patlatma ile üretim yapılmaktadır. Buradan çıkartılan kalsedonların işlenmesi için tesis kurma çalışmaları vardır. İşletme başvurusu bulunan Bolu-Kıbrıscık mavi kalsedon yatakları, 
1.5 m kalınlığında bir damar halinde oldukça yaygın yataklaşma gösterir. 

Bilinen diğer oluşumlardan yöre köylüleri tarafından basit kazma yöntemleriyle üretim ve stoklama yapılmakta, taş toplayıcı ve pazarlayıcılarına satılmaktadır. 
KULLANILAN ALANLAR VE PAZARLAMA

Yarı kıymetli taşlar kuyumculuk sektöründe ve çoğunlukla süslemecilikte kullanılırlar. Agatlardan laboratuar havanları yapılır. Pazarlama daha çok Almanya, İtalya, ABD, Hong Kong ve Tayvan’da yoğunlaşmıştır. Almanya’da bir zamanlar taş üretim merkezi olan Idar Oberstein bugün için bir taş işleme ve pazarlama merkezi haline gelmiştir. Dünya yarı kıymetli taş üretiminin çoğu Idar Oberstein borsasından geçer. Ancak örneğin Hong Kong da 1950’li yıllardan beri jadeid ticaretinin merkezidir. 
Yurdumuzda üretilen yarı kıymetli taşlar, genellikle yurtdışına çeşitli yollardan çeşitli adlar altında ihraç edilmektedir. Son on senede yarı kıymetli taşları işleyen tesisler için çeşitli yatırımlar yapılmak istenmiştir. Örneğin KOSGEB destekli obsidiyen taşından bijuteri üretim projesi Kars ilinde gerçekleştirilmiştir. 

Anadolu Üniversitesi bünyesinde Devlet Planlama Teşkilatı tarafından desteklenen projelerle "Kıymetli ve Yarı Kıymetli Taş Atölyesi" kurulmuştur. İlk olarak Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde Buca Meslek Yüksek Okulu’nda bu konuda eğitim veren bir bölüm açılmıştır. Daha sonraları Muğla, Afyon Kocatepe ve Mersin Üniversitelerine bağlı meslek yüksek okullarında programlar açılmıştır. 
Ankara, İstanbul ve İzmir’de bulunan basit kesme, şekillendirme, tamburlama yöntemlerinin uygulandığı atölyeler ile kıymetli ve yarı kıymetli taş ve mineralleri satan hobi mağazaları yurtiçi üretimine kısmen pazar yaratmaktadır.


SEKTÖRÜN SORUNLARI
 
Sektördeki başlıca sorun belli bir üretim ve pazarlama düzeninin kurulamamış olmasıdır. Bunun nedenleri yarı kıymetli taş oluşumlarının küçük boyutta olmaları, Maden Kanunu’nda bu sektöre dönük özel koşulların yer almaması, Uzakdoğu ülkelerinden çok ucuza işlenmiş taş ithalatı yapılmasıdır. 
Küçük boyutlu taş yataklarında işletme masrafları, kalıcı tesis kurulduğu zaman kârlılığı ortadan kaldırmaktadır. Kalıcı tesis kurulmadığı durumlarda ise taş yatakları yöre köylülerince veya bölgeye gelen yöre dışı kişilerce kaçak olarak çıkarılmakta; taş toplayıcılar ve pazarlamacılar aracılığı ile değişik kılıflar altında yurtdışına çıkartılmaktadır. 
Ufak boyutlu atölyelerin dışında yapılan ve yapılmaya çalışılan fabrika yatırımları, ucuz ithalat karşısında sonuçsuz kalmaktadır. 
 
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Yarı kıymetli taş oluşumlarının talanını önlemek için yataklaşmanın yakınındaki yöre köylülerinin bilinçlendirilmesi ve köye ekonomik girdilerin sağlanması gerekir. Girişimlerimiz sonucunda bu amaçla Anadolu Üniversitesi bünyesinde Devlet Planlama Teşkilatı’nca desteklenen iki proje ile bir atölye-laboratuar kurulmuş olmasına rağmen, çeşitli olumsuz gelişmeler nedeniyle köy düzeyine inilememiştir. Üniversitelerde yer alan meslek yüksek okullarında uygulanan öğretim programları ile yöre köylüleri de bilinçlendirilmelidir. Orman köylülerini meslek edindirme amacıyla kurulan Bilecik ve Düzce’de bulunan okulların benzerleri, yarı kıymetli taşların bol bulunduğu yörelerde de kurulmalıdır. 
Değiştirilme çalışmaları yapılan Maden Kanunu kapsamında küçük maden işletme koşulları tanımlanmalı, kolaylıklar sağlanmalı ve kaçak üretimler yasallaştırılmalıdır. 

Hiç değilse en az bir yarı kıymetli taş borsası kurulmalı ve çeşitli şekillerde üretilen taşlar bu borsada değerlendirilmelidir. Bugün için bile hangi cins taşın hangi yöreden ve ocaktan çıkarıldığı bilinebilmektedir. Zaman içinde bu konuda yetişmiş eksperler olacaktır ve taşlar belgelenerek yasallaşma sağlanabilecektir..
 


Pırlanta Hakkında İlginç Bilgiler- pirlanta




Elmas'ın İngilizcesi olan "diamond" kelimesi 
Yunanca'da "fethedilemez" anlamına gelen "adamas"tan türetilmiştir.

"Karat" kelimesi, eski çağlarda kıymetli taşları tartmak için ağırlık ölçüsü olarak kullanılan "carob"dan (keçiboynuzu tohumu) gelmektedir.

Her elmas çok ama çok yaşlıdır. Dinozorlar gibi tarih öncesi canlılar dahi var olmadan önceki dönemlerde oluşmuştur. En genç elmas 900 milyon yaşında, en yaşlısı da 3,2 milyar yaşındadır.

Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal maddedir. Yeryüzündeki en sert madenden 58 misli daha serttir. Bir elması sadece başka bir elmas kesebilir.

Kesme ve cilalama sırasında her taş ortalama olarak orijinal ağırlığının yarısından fazlasını kaybetmektedir. Mücevher haline getirilen pırlantaların %5'inden azı 1 karattan daha büyüktür.

Zamanın başlangıcından beri tıraşlanmış olan tüm pırlantalar toplanmış olsaydı, sadece bir tane çift katlı otobüs doldurulabilirdi.

Dünyanın mücevher kalitesinde en büyük elması olan Cullinan, 1905 yılında Güney Afrika'da bulundu. Kesilmeden önce 3106 karat ağırlığındaydı. (Yaklaşık bir devekuşu yumurtası büyüklüğünde)

Elmas müzayedelerinde karat başına verilen en yüksek fiyat; morumsu kırmızı renkte ve 0,95 karat ağırlığında bir elmas için ödenen 1 milyon dolardır.

Aşk ve bağlılığın simgesi olarak pırlanta yüzük hediye etme geleneği; 15. yüzyılda Avusturya Arşidükü Maximillian'ın, nişanı sırasında Burgonya düşesi Mary'e elmas bir yüzük hediye etmesiyle başlamıştır. Sol elin dördüncü parmağına yüzük takma geleneği ise, Eski Mısırlıların "vena amoris"in (aşk damarı) bu parmaktan doğrudan kalbe ulaştığına olan inançlarından gelmektedir.

Her elmas çok ama çok yaşlıdır. Dinozorlar gibi tarih öncesi canlılar dahi var olmadan önceki dönemlerde oluşmuştur. En genç elmas 900 milyon yaşında, en yaşlısı da 3,2 milyar yaşındadır.

Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal maddedir. Yeryüzündeki en sert madenden 58 misli daha serttir.

Bir elması sadece başka bir elmas kesebilir.

Kesme ve cilalama sırasında her taş ortalama olarak orijinal ağırlığının yarısından fazlasını kaybetmektedir.

Mücevher haline getirilen pırlantaların %5'inden azı bir karattan daha büyüktür.

Elmas her renkte olabilir. En nadir bulunanı ise kırmızıdır.

Özyer Sarrafiye

Elmas Üretiminde Hpht Üretim Tekniği Nedir? pirlanta


Elmas Üretiminde Hpht Üretim Tekniği

Pirlanta.org - 
Yazı Boyutu: - +

Elmas Üretiminde Hpht Üretim Tekniği

Elmas üretimi nasıl yapılır, elmas üretim teknikleri nelerdir ?

Elmas ve kullanım alanları


Elmas ve kullanım alanları



Elmas, İnka Mücevher, PırlantaİNKA MÜCEVHER- Camları ve sert cisimleri kesmek için elmas uç kullanılıyor; kullanılan bu elmasın pahalı olan süs elmasından farkı var mı?
Yapay olarak da pahalı elmas yapmak mümkün oluyor mu?
Elmas bilinen en sert mineral
Aynı zamanda ışığı kırma ve yansıtma özelliğine sahip. Elmasın sahip olduğu bu fiziksel ve kimyasal özellik endüstride diğer sert malzemeleri kesme ve delme işlerinde kullanımını artırıyor. Ayrıca, elmas kaplamalı endüstriyel aletler de kesicilerin ve yarı iletkenlerin performansını artırmada kullanılıyor.
Elmasın %25’i mücevher yapımında kullanılıyor
Bugün dünya elmas madeni kaynaklarının yaklaşık % 75’i endüstriyel amaçlarla kullanılırken, yaklaşık %25’i mücevher yapımında kullanılıyor. Bir elmasın mücevher olarak kullanılabilmesi için renk, kesim, berraklık ve parlaklık gibi özelliklerine bakılıyor. Madenden çıkan elmasın rengi bulanıksa ya da elmas çatlaksa bu elmaslar sanayi kullanımı için ayrılıyor. Eğer elmasta çatlak ve bulanıklık yoksa kesme, parlatma, cilalama gibi işlemlerden geçtikten sonra mücevher olarak kullanılıyor.
Yapay elmas üretimi yaklaşık 40 yıldır var
Yapay elmaslar genellikle yüksek basınç ve yüksek sıcaklık yöntemi ve kimyasal buhar biriktirme yöntemi kullanılarak oluşturuluyor. Bu yöntemlerle üretilen yapay elmasların rengi daha çok açık kahverengi oluyor ve üretim sürecinde içlerinde metal kalabiliyor. Yapay elmasın üretim amaçlarından en önemlisi sanayide artan talebi karşılamak ve tükenmekte olan doğal kaynaklara alternatif üretmek.
(Bilim Teknik / Aralık 2010 / Şefika Özcan)

30 Nisan 2013 Salı

Elizabeth Taylor'ın meşhur mücevher ve kıyafetleri- pirlanta


Elizabeth Taylor koleksiyonu 

BBC TÜRKÇE
Hollywood efsanelerinden Elizabeth Taylor'ın meşhur mücevher ve kıyafetleri New York'taki Christie's Müzayede Evi'nde satışa çıkıyor. Açık arttırmadan 30 milyon dolar gelir bekleyen yetkililer, Taylor markasının bu miktarı daha da yukarılara taşımasını umuluyor.

110 karatın üstünde, parlak sarı bir elmas- pirlanta


110 karatlık mücevher
110 karatın üstünde, parlak sarı bir elmas Londra'nın Doğal Tarih Müzesi'nde sergilenmeye başlandı.
Elmas, Cora International isimli mücevher üreticileri tarafından müzeye sergilenmesi için ödünç verildi.

BBC'ye konuşan Doğal Tarih Müzesi'nin küratörü Alan Hart, "İnsanların en aşina olduğu tür bir karatlık mücevherler. Bu mücevherin ne kadar sıradışı olduğu kolayca fark ediliyor" diyor.Sun Drop - Güneş Parçası isimli mücevher başparmağı büyüklüğünde ve türünün en büyük örneklerinden.
Mücevherler çoğunlukla küçük ve renksiz oluyor, kuyumcularda ise genellikle beş karatın altında mücevherler satılıyor.
Mücevherlere renk veren, başka maddelerin varlığı ya da yapısal bozukluklar.
Düşük miktarda boron taşın renginin mavi olmasına yol açıyor, radyasyona maruz kalan taşlar ise yeşil oluyor.
Yapısal bozukluklar pembe mücevherler ortaya çıkarıyor, sarı mücevherler ise karbonda nitrojen bulunmasının sonucu.
Ancak özellikle de büyük mücevherlerde güçlü renklere az rastlanıyor.
Core International firmasının yöneticilerinden Suzette Gomes, mücevherin kesiminin taşın güzelliğinin öne çıkmasında büyük önem taşıdığını anlatıyor.
Gomes, "Eğer renk zayıfsa, taşı kare kesmek lazım, o zaman daha güçlü hale gelir. Eğer renk çok güçlüyse, armut şeklinde kesmek lazım" diyor.
Mücevherin doğal koşullarda bulunmasından cilalanmış son haline gelmesi altı ay kadar uzun sürebiliyor.
Gomes ve Hart, müzede sergilenen büyüklükte bir mücevherin değerinin ne olacağı konusunda ise yorum yapmamayı seçiyor.

Üç kiloyu aşkın altından yapılan gömlek- Hintli Datta Phuge- pirlanta


Rajini Vaidyanathan
BBC Haber, Mumbai



Hintli Datta Phuge, üç kiloyu aşkın altından yapılan ve 250 bin ABD Dolarına mal olan bir gömlek yaptırdı.
'Altın adam' lakaplı Phuge altına düşkünlüğüyle bilinen Hintliler'in aşırı uçtaki bir örneği.

Phuge bütün bu takıların üzerine bir de, 3 kilo 300 gram ağırlığında, 250 bin dolarlık altın gömlek giyiyor.Phuge'nin kolları, parmakları ve boynu ağır altın takılarla dolu.
Phuge, "Bazen neden bu kadar çok altın taktığımı soruyorlar. Ama bu benim rüyamdı. İnsanların farklı farklı amaçları olur. Bazıları gider bir Audi ya da Mercedes alır. Ben altını tercih ettim" diyor.

Korumayla dolaşıyor

Phuge'nin büyük otomobilleri de var. Hem de beş tane.
Pratik nedenlerle, gömleğini sadece özel davetlerde giyiyor ve farklı tepkilerle karşılaşıyor.
Bazıları çok etkileniyor, bazılarıysa bu gösteriş düşkünlüğünden hoşnutsuzluğunu gizlemiyor.
Phuge, gömleğine zarar gelmemesi için hep bir korumayla dolaşıyor.
Gömleğini giydiğinde iyi hissettiğini söyleyen Phuge'ye göre gömlek başarılarının bir simgesi.
"Üniversitedeyken, altın takınız varsa zengin bir aileden geliyorsunuz demekti. Bu nedenle 20 yaşından beri altın mücevher takmaya başladım. O zaman 10 ya da 15 gramlık mücevherler takıyordum" diyor.
Aslında Phuge varlıklı bir aileden gelmiyor. Servetini emlak işinden kazanmış, sonra da faizle borç vermeye başlamış.
Şirketi kar ettiğinde, her altı ya da sekiz ayda bir altın takı alıyor. Bir sonraki hedefiyse, tamamen altından yapılmış bir cep telefonu ve bir çift ayakkabı.
Phuge bu kadar çok altınla kadınları etkilemeye çalıştığı iddiasını da reddediyor ve mutlu bir evlilik sürdürdüğü eşinin de 500 kilo altını olduğunu söylüyor.

29 Nisan 2013 Pazartesi

Elmas Nasıl Elde Edilir? pirlanta





1 milyon dolar değerinde elmas bulundu. pirlanta



Rusya'nın elmas üretim şirketi Alrosa 145,44 karat ve 1 milyon dolar değerinde tek parça elmas buldu.
Sarımsı tonda olan elmasın Rusya'nın en soğuk bölgesi Yakutya'daki madenlerde keşfedildiği, büyüklüğünün de 35x20x26 mm olduğu belirtildi.

Alrosa şirketi Eylül ayında da 1,5 milyon dolar değerinde tek parça bir elmas bulmuştu. 

Alrosa'ya ait Yubileynaya elmas madeninde 888.15 karat olarak bulunan elmas, Rusya'da tek parça halinde üretilen dördüncü büyük elmas olmuştu.

Rusya dünyanın elmas madenlerinin en büyüğüne sahip. Ülkedeki üretimin yüzde 97'sini ise Alrosa gerçekleştiriyor. Alrosa tek başına dünya elmas üretiminin yüzde 25'ini gerçekleştiriyor.

2011'de şirket 34,6 milyon karat elmas üretimi ile 4,45 milyar dolarlık satış yaptı. 2012 tahmini rakamları henüz açıklanmasa da, 34,4 milyon karat üretim ve 4,5 milyar dolarlık gelir bekleniyor.

SABAH

Elmas nedir? pirlanta


Elmas nedir?

Goldaş- Elmas, kristal bir mineral olarak düşünülür. Kimyasal mizacından dolayı nadir ve benzersizdir. Aslında saf karbondan oluşan elmastaki belli küçük kimyasal elementler, rengini ve şeklini etkileyebilir.
Elmasın oluşumunda üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan biri, belli bir sıcaklık ve basınçta oluşmasıdır. Bu oluşumdaki en uygun değerler dünyanın çekirdeğine yakın derinliktedir. Elmas genellikle dünya yüzeyinin üst katmanlarında inanılmaz büyük bir basınç ve sadece yüksek sıcaklıkta kristalize olur.
% 30’dan azı değerli taş kalitesinde olup, cilalanır ve mücevherlere mıhlanır.
% 70’den fazlası da bugün endüstriyel amaçlarla kullanılır.
En çok elmas üreten ülkeler, Avustralya, Botswana, Rusya, Güney Afrika, Kanada ve Kongo’dur. Dünya çapında 2000 yılında toplam hesaplanmış ham elmas üretimi 120 milyon karattır; kesim ve cilalama sürecinde yaklaşık % 50’si kayba uğramıştır. Bu yüzden orijinalinde 120 milyonluk ham elmas işlendiğinde sadece 18 milyon karatı cilalanmış değerli mücevher taşı olarak açık pazara çıkar.

Elmasların Kendi Özel Sınıfı

Takı amaçlı kullanılan değerli taşlar 4 sınıfa ayrılırlar:
Mineraller
Atomları belli kristal yapılara sahip olan, cansız ve doğada görülen kimyasal düzenlerdir. Örneğin; elmas, yakut, zümrüt, ament, alexanderie gibi...
Organikler
Değerli taşlarda görülen, eskiden veya günümüzde yaşayan organizmalardır. Örneğin; kehribar, mercan, deniz kabuğu, fildişi, siyah kehribar, kaplumbağa kabuğu ve inciler gibi...
Sentetikler
İnsan yapısı değerli taşlar olup, doğal kopyaları gibi aynı kimyasal/fiziksel özellikte ve parlaklıktadır. Örneğin; sentetik elmas, sentetik yakut, sentetik zümrüt, sentetik ametist, sentetik alexanderie gibi...
İmitasyonlar
Çoğu zaman doğal olmayan, tam benzeri veya gerçek gibi görünen taklitlerdir. Aynı fiziksel, kimyasal ve optik özellikleri taşımazlar, suni ürünler olarak bilinirler. Örneğin; stransiyum, titan gibi..

Elmasın Hikayesi

Elmas, ilk olarak M.Ö. 500 tarihinde Hindistan’da bulundu ve Romalılar tarafından ticareti yapılmaya başlandı. Ortaçağın ilk zamanlarında, Avrupalı aristokratların, elmasın nadide bir değer taşıdığını fark etmesi üzerine, bunu elde etmek için uzun ve macera dolu seyahatlere girişildi.
Hindistan’da krallar ve yerel tüccarlar en iyi elmasları kendileri için sakladılar, Avrupa’ya ise düşük kalitedeki elmaslar ulaşabiliyordu. Bu durum Avrupalı tüccarları elmasın görünüşünü geliştirmeye teşvik etti. Elmasın yüzeyi parlatıldığında oluşan karşı konulmaz karizması ve güzelliği, daha da fazlasını ortaya çıkarmak için bekliyordu.
Endüstri devrimine kadar, ciddi miktarda gelire sahip olan zengin sınıf, servetini elmas gibi değerli ve lüks malzemelere yatırıyordu. Yaklaşık aynı yıllarda, yani 1867’lerde, Güney Afrika’da yeni büyük elmas kaynakları keşfedildi.Elmas talebi ve bu oranda fiyatları 1870’e dek artmaya devam etti. Ta ki ekonomik gerilemeye kadar...
1890’larda Cecil Rhodes tarafından kurulan De Beers Consolidated Mines Ltd elmasın üretimini ve dağıtımını kontrol etti, ham elmas ve fiyatının kontrolü de yine aynı şirket tarafından kurumsallaştırıldı.

Tanım ve Özellik

Diamond' kelimesi, Yunanca’daki sert maddeleri tanımlamak için kullanılan ve ‘fethedileme’ anlamına gelen 'adamas' kelimesinden gelmektedir. Bununla birlikte, muhtemelen elmas mineralinin 'adamas'la veya Yunanlılar’ın elmasla bir ilişkisi yoktu.
Elmas yoğun olarak karbondan oluşan bir kristalize mineraldir. Kristal şeklinin temeli octahedrondur.
Dünyadaki doğal madenlerden en serti elmastır (Safirden 145 kat daha serttir.)
Bundan dolayı, elmaslar, petrol çıkarma, optik, ilaç, uzay gibi endüstrinin pek çok alanında kullanılabilirler.
Elmas aynı zamanda mükemmel bir ısı iletkeni, elektrik yalıtıcısı ve en saydam maddedir.
Ham elmas üretiminin sadece %40’ı mücevher endüstrisinde kullanılır. Avusturalya, Zaire, Botswana, Rusya, Güney Afrika, Güney Amerika, Angola ve Namibya en büyük elmas üreticileridir.
En genç elmas 1 milyar yaşında, Botswana’dandır ve en yaşlı elmas 3.3 milyar yaşında, Güney Afrika’dandır.

Elmasın Keşfi

Elmas madenin alt yapı sistemleri olan diamondiferous yataklarına bağlıdır. Yeni metodlar coğrafi koşullara ve elmas parçalarının nerede olduğuna göre değişir.
Elmas yataklarını ikiye ayırabiliriz:
Birincil yataklar: Kmberlite ya da Lamproite bacalar
İkincil yataklar: Nehirler, kumsallar, denizler

GOLDAS WEBSİTESİ

Yatırım sürprizi :Süs Taşları Madenciliği- pirlanta



Türkiye yepyeni, pırıltılı bir girişim sahası ile tanışıyor. Süs taşları cenneti Türkiye, bu alanda maden işletmesi kuracak yatırımcıları, taş kesimi yapacak atölyeleri ve bu işlenmiş taşları yurt içi ve yurt dışına pazarlayacak ihracatçıları bekliyor. Süs taşları konusundaki potansiyelin kullanılmasıyla birlikte birkaç yılda en az 1 milyar dolarlık bir eko sistemin ortaya çıkması mümkün. Sektörün orta vadede istihdam potansiyeli ise yaklaşık 120 bin kişi olarak tahmin ediliyor.
Daha çok kömür, bor, mermer gibi madenleri ile gündeme gelsede, az kişi tarafından biliniyor olsa da aslında Türkiye, tam anlamıyla bir doğal taş cenneti…
Yarı kıymetli taşlar diğer bir ifadeyle süs taşları açısından Türkiye oldukça büyük bir potansiyele sahip olmasına karşın, elindeki bu potansiyeli ne yazık ki yeterince girişime dönüştürebilmiş değiliz. Özellikle mücevher yapımında kullanılan süs taşları, artık güzellik sektöründen sağlık turizmine kadar geniş bir kullanım alanına sahip.
Bugün spa’larda rahatlama amacıyla kullanılan bu taşlar, aynı şekilde şifalı taş olarak da biliniyor ve pek çok alternatif tıp yönteminde tercih ediliyor. Yapılan araştırmalar minerallerin, doğal taşların, sanayi, kuyumculuk ve dekoratif olarak kullanımının dünyada her yıl yüzde 15 ile yüzde 35 arasında arttığını gösteriyor.
EL DEĞMEMİŞ BİR VAHA
Çoğu ülke için önemli bir iş sahası olan süs taşı işletmeciliği ve işlemeciliği, girişimciler için henüz el atılmamış bir vaha gibi. Zira süs taşı madenciliğinin yeterince gelişmediği Türkiye’de, şu anda kayıtlı resmi olarak çalışan Balıkesir, Eskişehir, Muğla ve Erzurum’da olmak üzere dört adet işletme bulunuyor.
Bu sayı göz önüne alındığında potansiyelin henüz yüzde l’inin bile kullanılmadığını söylemek mümkün. Türkiye’nin hemen her bölgesinde bir süs taşına rastlanabiliyor. Türkiye genelinde yaklaşık 72 çeşit taş olduğu ve ticari olarak işlenebilecek taşların sayısının ise yaklaşık 15 adet olduğu ifade ediliyor.
TAŞI ALTIN GİBİ İLLER
Bu taşların hemen hepsi ocaklarla işlenebilecek boyutta. Süs taşları açısından ise en zengin iller Eskişehir, Ankara, Erzurum ve Balıkesir. Ankara’da agat, Balıkesir’de ametist, Erzurum’da oltu, Yozgat’ta morganit, topaz, Eskişehir’de ise kalsedon taşı en fazla bulunan taşlar arasında yer alıyor.
Hindistan’da yalnızca taş kesme işinde 1.2 milyon kişi istihdam edilirken, Türkiye’de henüz bu rakamın 100’lerle ifade edildiği belirtiliyor.
Türkiye’nin değerli ve yarı değerli taş ithalatı 30 milyon dolar civarında. Yarı değerli taş ihracatının ise 1 milyon dolar olduğu ifade ediliyor. Türkiye’nin oturduğu yerin altında tam anlamıyla işlenmemiş bir cevher yatıyor. Zira süs taşı çıkarabilecek işletmelerin, bu konuda işleme yapacak atölyelerin kurulmasıyla birlikte 1 miyar dolarlık yeni bir ekonomi yaratılabileceği ifade ediliyor. Bu ekonominin en az 120 bin yeni istihdam yaratma potansiyeli var.
ÖNCÜ ÜLKELER
İstanbul Değerli Maden ve Mücevher ihracatçıları Birliği Başkanı Ayhan Güner, süs taşları pa-zannın en büyük oyunculanndan biri olan Brezilya’nın süs taşı işlemeciliğinde oldukça ileri noktada olduğunu belirtiyor. Türkiye’den işlenmeden ihraç edilen süs taşının kilogram fiyatının yaklaşık bin dolar olduğunu söyleyen Güner, “Brezilya ise bu taşları işleyerek, 15-20 bin dolardan satıyor” diyor. Hindistan’ın sadece bir kentinde 700 bin kişinin taş kestiğine, ülke genelinde toplam 1 milyon 200 bin kişinin bu sektörde istihdam edildiğine dikkat çeken Güner, şöyle devam ediyor:
“iki bin kişinin bir arada çalıştığı atölyeler var. Türkiye’de maalesef böyle bir sektör oluşmadı. Türkiye’nin yaptığı süs taşı ihracatı 1 milyon doları bile bulmuyor. Süs taşında dünyada belli bir standart var. Üreticilerin bu konuda bilinçlendirilmesi çok önemli.”
BİLGİ BİRİKİMİ ÇOK AZ
Türkiye’de pek çok yerden taş çıksa da bunların çoğunun Madencilik Kanunu’na aykırı olarak yapıldığına dikkat çeken Türkiye Gemoloji Derneği Başkanı Vejdi Ziyansız, ormanın içinde kazı yapıp, hiçbir bilimsel veriye dayanmadan taş çıkaran kayıt dışı işletmelerin olduğunu ifade ediyor.
Aydın’ın Çine ilçesinde kuvarsit ocaklarının olduğunu söyleyen Ziyansız, bu ocaklardan çıkarılan kuvarsitin tonunun 200 dolar olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor:
“Bu ocakların içindeki çatlaklardan kristaller çıkıyor. Bu kristallerin kilogramı afaki fiyatlardan satılıyor. Çünkü işletmeler fiyat konusunda bilgi sahibi değil. Türkiye’deki süs taşı madenciliğinin ciddi bir gelir olduğunu bilen Brezilya gibi bu konuda ciddi girdiler yaratabilecek madencimiz ve yatırımcımız yok. Bu sektöre oldukça uzak kalmışız. Osmanlı, bir zamanlar Avrupa’nın süs taşı işleme merkeziydi. Taşlara isim verecek kadar bu konuya hakimmiş. Bu taşlar işleyen ustaların bu ülkeden gitmesiyle, bu pazar yavaş yavaş yok olmuş.”
BU ‘TAŞ’IN ALTINA ELİNİZİ NASIL SOKACAKSINIZ?
İLK ADIM: Bir süs taşı madeni işletmek için öncelikle Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğtfnden arama ruhsatı almak gerekiyor. Bunun için müdürlüğe buna dair bir dilekçe yazılıyor.
RUHSAT DURUMU: Müdürlük kısa bir süre sonra o arazinin ruhsatlı olup olmadığına dair yanıt veriyor.
RUHSATIN BEDELİ: Jeoloji mühendisleri tarafından arama ruhsatı hazırlanıyor. Bakanlıktan üç yıllık arama ruhsatı alınıyor, işletme hektarına göre hektar başına
500 lira ödeniyor.
BAŞLAYABİLİRSİNİZ: Bu ruhsatla birlikte yıllık üç ton taşı arama, inceleme, analiz etme hakkına sahip olunuyor.
REZERV YETERLİ Mİ?: Rezerv yeterli görüldüğü anda, işletme ruhsatı için başvuru yapılıyor.
BAKANLIĞA KATKI PAYI: İşletme ruhsatı için bakanlığa her yıl üretimin binde 51 kadar katkı payı ödeniyor.
ÇED RAPORU: Süs taşı arama, çevreye en az zarar veren maden sınıfına girdiği için ÇED raporu rahatlıkla hazırlanabiliyor. Raporun bin ile 2 bin TL arasında masrafı bulunuyor.
TAŞ TOPLAMAK KOLAY: Türkiye’deki çoğu süs taşı yüzeyde bulunduğu için genelde taş toplamada civar köylerdeki işçiler tercih ediliyor. Bir işçi günde ortalama 200 kilogram taş toplayabiliyor.
YERİNDE YATIRIM: Ancak daha derinlerde yapılacak araştırmalar için kazıcı ve kinci makinelere ihtiyaç var. Bu makineler İzmirli bir firma tarafından satışa sunuluyor. Makinelerin fiyatı ise ortalama 250 bin dolar.
HAM VE İŞLENMİŞ TAŞ: Süs taşlarının ham haliyle işlenmiş hali arasındaki maliyet farkı oldukça fazla. Örneğin, kalsedon taşının ham halinin kilogramı 25 ile 50 dolar arasında satılıyor. Aynı taşın işlenmiş haldeki kilogram başına satış fiyatı ise bin ile 2 bin 500 dolar arasında değişiyor. 3 kilogram ham taştan bir kilogram işlenmiş taş elde edilebiliyor.
YATIRIM MALİYETİ: Bu nedenle için işleme atölyesi kurulması gerekiyor. Bu ”Z£~ atölyenin yatırım maliyeti üretmek istediğiniz taş miktarına göre değişiyor. Bir işçi ve bir makineyle kurulabilecek bir atölyenin ortalama maliyeti 15 bin dolar. Bu yatırım maliyeti kurulacak işletmenin boyutuna göre 200 bin TLye kadar çıkıyor. En mikro boyutta kurulacak bir atölye yıllık ortalama 60 bin TL ciro elde edebileceği ifade ediliyor.
KÜMELENME ÖNERİLİYOR
Bu konuda yapılabilecek girişimin ilk adımını atölye kurmak oluşturuyor. Kars Valiliği ve Sarıkamış Kaymakamlığı’nın ayrı ayrı atölyeler kurduğunu söyleyen Ziyansız, şu an kalibrasyon yapabilen ve saatte 300 adet istenilen formda taş kopyalayabilen ve bunları parlatan, bunların üzerinde figür işleyen iki adet atölye olduğunu belirtiyor. Ziyansız, bu atölyelerin 250 bin lira civarında kurulum, yaklaşık 10 bin dolar da makine yatırımı maliyeti olduğunu ifade ederek ancak bu atölyelerin en büyük eksikliğinin nitelikli eleman bulma konusunda yaşanan sorunlar noktasında çıktığını kaydediyor.
Bu konuda bir kümelenme modelinin oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Ziyansız, aynı Çin’deki gibi, bir köyde 10 küçük ve bir adet mastır atölye ile üretici köyler kunı-labileceğini belirtiyor.
YENİ BİR EKO SİSTEM
Hindistan’ın süs taşı ve pırlanta taş konusunda yıllık 28 milyar dolar ihracatı olduğunu söyleyen Ayhan Güner, Türkiye’nin potansiyelini kullanması halinde sadece süs taşlarından yıllık en az 1 milyar dolarlık ekonomi yaratacağını ve bu sektörde 120 bin kişinin istihdam edileceğini bildiriyor. Güner, Hindistan’ın hammaddeyi dışarıdan temin ettiğini, Türkiye’nin ise kendisinin hammaddeye sahip olduğunu ifade ediyor.
Türkiye’de yapılan kazı çalışmaları sonucunda yakut taşı, pembe zümrüt, elmas gibi taşların bulgularına rastlandığını ifade eden Ziyansız ise şunları söylüyor:
“Yozgat Sorgun’da morganit yani pembe zümrüt bulunuyor. Bu taş oldukça değerlidir. Birkaç ay önce Malatya’da yakut taşı bulundu, MTA’nın yapmış olduğu çalışmalarda ise Antakya, Manavgat ve Uşak’ta elmas bulgulan var. De Beers 9 Eylül Üniversitesi ile ortak bir çalışma yaptı. Yaklaşık 1,5 yıldır Türkiye’de elmas arama çalışmaları yapıyorlar. Bizim bu konuya daha fazla eğilmemiz gerekiyor.”
İHRACAT POTANSİYELİ
ABD kıymetli ve yarı kıymetli taş tüketicisi olarak dünyanın en büyük pazarı konumunda. Bunu başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri ile Japonya ve İsrail takip ediyor. Süs taşları en fazla Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerinden hammadde şeklinde ithal ediliyor.
Kıymetli ve yarı kıymetli doğal taşları üretip genellikle ham olarak ihraç eden belli başlı ülkeler ise Botsvana, Kongo, Angola, Namibya, Afganistan, Hindistan, Rusya, Sri Lanka, Burma, Brezilya, Kolombiya ve Meksika. Hindistan dünyanın en büyük taş işleyicisi konumunda. İtalya’da ise süs taşları özellikle aksesuar ve bijuteri alanında kullanılıyor.
Türkiye’de, kuyumculukta kullanılan kesilmiş ve parlatılmış taşların tamamı yurt dışından temin ediliyor. Elmas ve kıymetli taşları kesme ve parlatma işlemleri, dünyada Belçika, İsrail, ABD, Hindistan, Tayland, Çin, Rusya gibi belli başlı merkezlerde yapılıyor.
Vejdi Ziyansız, Türkiye’de bulunmayan taşların da ülkeye getirilip işlendikten sonra tekrar satışının da mümkün olduğunu söylüyor.
HİNDİSTAN NASIL BAŞARDI?   
Değerli taş işletme ve işlemeciliğinde özellikle Hindistan bir başarı örneği olarak karşımıza çıkıyor. Hindistan, 15 yıl öncesine kadar, dünya elmas pazarında, küçük bir kesim merkezi olmaktan öteye geçememişken, hükümetin sektörü destekleme kararı almasından sonra, ülkenin işlenmiş taş ihracatı yılda 4.2 milyar dolardan, 28.2 milyar dolara ulaşma başarısını gösterdi.
Hindistan hükümeti, işlenmiş elmas ihracatı yapan üreticilerin, ham elmas stoklarını yenilemek amacıyla yaptıkları ithalatları, gümrük ve diğer vergilerden muaf tuttu. Bu alanda büyüyen şirketlere finansman sağlaması için bankaları cesaretlendirdi, bu şirketlerin ihracat satışlarından elde ettikleri kazançları vergiden muaf tuttu. Ülkenin mücevher ve kıymetli taş ihracatı, toplam ihracatının yüzde 17sine yaklaştı.
OBSİDYEN CENNETİ KARS
Son yıllarda süs taşı işlemeciliğine yönelik olarak özellikle yerel yönetimler tarafından eğitim seferberliği başlatılmış durumda. Zira sektörün en büyük sorununun nitelikli eleman bulma konusunda yaşandığı ifade ediliyor.
Bu anlamda Kars Valiliği ve Kars Kültür ve Turizm Altyapı Hizmet Birliği, ortaklaşa başlattıkları kurslarda özellikle kadınlara yönelik olarak obsidyen taşının işlenmesi üzerine eğitimler veriyor. Bugüne kadar 45 kadına bu konuda eğitim verildi. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından mikro kredi ile kadınlara kendi atölyelerini kurma imkânı verilecek ve bu atölyelerde işlenen taşların takı, hediyelik eşya gibi alanlarda satışı sağlanacak.
Kars Valiliği yetkilileri, yarı kıymetli taş olarak bilinen obsidyenin, özellikle gümüş ile işlendiğinde mücevher olarak kullanılabileceğini ve bu taşın ormanlık alanlarda çok kolay bulunabileceğini belirtiyor. Obsidyen taşı Kars’ta, Kars Kaymakamlığı tarafından çıkarılıyor. Şu an için bölgede herhangi bir taş çıkarma konusunda faaliyet gösteren bir işletme bulunmuyor. Bölgede en az 100 yıllık obsidyen taşı rezervi bulunduğu ifade ediliyor.
ALTINOVA’NIN BEKLENTİSİ
Ayvalık’ın Altınova beldesi ise doğal taşlar açısından en zengin bölgelerden biri. Bölgede ağırlıklı olarak, kalsedon, helyotrop, jasper, akik (agat) ve Opel taşları bulunuyor. Bu taşların işlenmesi konusunda eğitim çalışmalarına başladıklarını söyleyen Altınova Belediye Başkanı Asım Sürer, bu taşların belediye tarafından çıkarıldığını ve daha sonra atölyelerde işlendiğini ifade ediyor. Ardından bu taşların satışa sunulduğunu belirten Sürer, şöyle devam ediyor:
“Bu atölyelerde daha çok kadınlara yönelik eğitimler veriyoruz. Ancak imkanlar çok yetersiz. Gemoloji Derneği’nin yaptığı çalışmalara göre, bu taşlar konusunda bölge neredeyse sınırsız bir rezerve sahip. Ancak yılda çıkarılan taş tonajı bir ton bile değil. Belediye olarak yeni makineler alarak taş arama ve işleme çalışmalarına başlayacağız. Bu taşlar gümüş ile işlendiğinde 40 ile 70 lira arasında alıcı bulabiliyor. Maalesef henüz bir ihracatımız yok. Bölgeye yatırımcı bekliyoruz.”
HER EV BİR ATÖLYE
Bu konuda diğer bir girişim yapan ilçelerden biri de Ankara’nın Çubuk ilçesi. Çubuk ilçesinde bol miktarda akik taşı olarak da bilinen agat çıkıyor. Bu konuda Çubuk Belediyesi ve Çubuk Platformu ortaklaşa bir proje başlatmış durumda. Agat taşının işlenmesi konusunda tŞ-KUR ile bir proje başlattıklarını belirten Çubuk Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Yalçın, “Bedensel engelli vatandaşlarımıza yönelik başlattığımız bu projede agat taşının işlenmesine yönelik eğitimler veriliyor” diyor.
Agat taşının en değerli cinslerinden birinin Çubuk Ilçesi’nde çıktığına dikkat çeken Yalçın, genelde yüzeyde bulunan bu taşın çıkarılmasının da son derece kolay olduğunu ifade ediyor. Taşın yağmurlarla birlikte tekrar yüzeye çıktığını belirten Yalçın, bu konuda yatırım beklediklerini de sözlerine ekliyor. ‘Her ev bir atölye’ adıyla bir proje başlattıklarını söyleyen Yalçın, şöyle devam ediyor:
“Biz süs taşlarını bir sektör haline getirmeyi hedefliyoruz. Bunun için kesme, işleme ve parlatma makineleri alacağız. Yoksul ailelere bu makineleri dağıtacağız. Onlar da bu makinelerle taşları işleyecek. Bu taş işlenmemiş haliyle kilogramı 10-15 dolara satıyor. Ancak gümüşle birleştikten sonra 400 dolara kadar çıkabiliyor. Hedefimiz ihracat yapmak.”
OLTU’YA RAKİP ÇIKTI
Erzurum’un Oltu ilçesinde 1975 yılından beri çıkarılan Oltu taşı, özellikle süs eşyalarl, takı ve tespih yapımında kullanılıyor.
O zamandan bu yana da bölge insanına oltu taşı konusunda eğitim veren Erzurum Halk Eğitim Merkezi’nin Genel Müdürü Nuri Alkan, yaklaşık 18 kişilik sınıflarda verilen 744 saatlik bir eğitimle Oltu taşının ekonomik değere dönüştüğünü söylüyor. Bölge insanı için ciddi bir geçim kaynağı olduğunu belirten Alkan, bu taşın ince damarlı madenlerden çıktığını bu nedenle şirketlerin bu alana girmediklerini ifade ediyor.
ilçede dört ustanın bu taşı ilkel yöntemlerle çıkarmaya çalıştığını aktaran Alkan, “Rezervde problem yok ama şirketler ince damarlı bu madenin çıkarılmasına yanaşmıyor. Maliyet hesabı nedeniyle ilgi göstermiyorlar fakat işlendiğinde ciddi bir alıcı kitlesi olduğu ise kesin” diyor.
Bir süre önce değerli maden kategorisine alındığını ifade eden Alkan, mevcut atölyelere eleman sağladıklarını dile getiriyor. Oltu taşının insanlara pozitif enerji ve mutluluk verdiğini, strese iyi geldiğini anlatan Alkan, şu an en büyük sıkıntının Gürcistan’dan gelen Oltu taşı benzeri taşlar olduğunu aktarıyor. Oltu taşıyla yapılan bir tespihin 60 liraya işlendiğini fakat Gürcistan’dan gelen taşın dizili olarak 3 liraya geldiğini aktaran Alkan, bunun Oltu taşı atölyeleri için ciddi bir sıkıntılar yaratacağını söylüyor.
Burcu Tuvay
KAYNAK: My Fikirler

Türkiye'deki Yarı Kıymetli Taşların Durumu- pirlanta



Türkiye'deki Yarı Kıymetli Taşların Durumu
TÜRKİYE'DE YARI KIYMETLİ TAŞLARIN DURUMU 

Kuyumculuk sektöründe özellikle son yıllarda büyük ilgi görmeye başlayan yarı kıymetli taşların bir bölümü Türkiye’de var; jeolojik oluşum koşulları düşünüldüğünde başka türde taşların bulunma olasılığı da çok yüksek. Ancak Türkiye’de üretim potansiyeli bulunan yarı kıymetli taşların daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için öncelikle konuyla ilgili eğitimin yaygınlaştırılması ve yatakların bulunduğu yörelerde yaşayanların bilinçlendirilmeleri gerekiyor. 

Kuyumculukta genellikle gümüş ile birlikte kullanılan mineral ve taşlar, yarı kıymetli taşlar olarak tanımlana gelmişlerdir. Yarı kıymetli taşlar kuyumculuk ve süsleme eşyası yapımında ağırlıklı olarak kullanılırlar. Altın ile kullanılan, ancak dünya çapında gelişmiş kullanılma alışkanlığı yaratılamadığı için pazarda önemli yer tutmayan özel taşlar (oltu taşı, irize opal) da yarı kıymetli taşlar grubunda yer alırlar. Bu tanımlamalar bize kıymetli ve yarı kıymetli taşların sınıflamasında kesin bir sınırın olmadığını göstermesine karşın elmas, yakut, safir ve zümrüt ün dışında kalan, kuyumculuk ve süsleme sektöründe kullanılan mineral ve taşlar yarı kıymetli taşlar sınıfında yer alırlar. 


MİNERALOJİ

Yarı kıymetli taş olarak değerlendirilen çok sayıda mineral ve kayaç vardır. Bunlardan bir kısmı yurdumuzda bulunur ve bir kısmının da bulunma olasılığı jeolojik oluşum koşulları göz önüne alındığında oldukça yüksektir.


DÜNYA’DAKİ VE TÜRKİYE’DEKİ BAŞLICA YATAKLAR 

Opal çeşitleri dünyada başlıca Avustralya, Macaristan, Meksika, ABD-Nevada ve Türkiye’de bol miktarda bulunurlar. Ateş opal Meksika ve Türkiye’de Kütahya ilinde bulunur. ateş opalleri riyodasit-riyolit olarak tanımlanabilen kayaçların boşluklarında kırmızı, sarı, beyaz şeffaf veya bu renklerin çeşitli tonlarında oluşurlar. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Almanlar tarafından işletilmiştir. Günümüzde terkedilmiş ocakların aynalarından ve pasalarından 1mm-1cm boyutlarında ateş opal toplamak mümkündür. TUPRAG tarafından altın madeni olarak ruhsatlanmıştır. 

Kıymetli Opal veya diğer adıyla İrize Opal’in ana yurdu Avustralya olarak kabul edilebilir. Türkiye’de de özellikle Eskişehir, Bilecik, Kütahya ve Afyon illerinde volkanik faaliyetlerin etkin olduğu yörelerde ve serpantinleşmiş ultrabazikler üzerine gelen Eosen konglomeralarında hemen hemen her çeşit ve renkte opal oluşumlarına rastlanılır. Opal oluşumları magnezit yataklaşmaları ile yakın ilişkilidir. Eskişehir Dereyalak köyü civarından ekonomik boyutta opal çakılları, konglomeraları oluşturur. Eskişehir-Sivrihisar-Karkın süt opalleri ağsal damarlar halinde serpantinitleri kesmiş olarak gözlenirler. 
Dünyadaki jadeid yatakları Guatemala, Japonya, Rusya ve ABD’nin Kaliforniya eyaletinde ve Myanmar(Burma)’da bulunmaktadır. Kretase sonu ve Eosen yaşları arasında oluşan kristalen şist ve plutonik kayaçlarla çevrelenmiş serpantinler içinde bulunur. Ultrabazik ve bazik kayaçların zengin olduğu ülkemizde, nefrit ve jadeidin bulunma olasılığı oldukça yüksektir. Özellikle başkalaşıma uğramış ofiyolit kuşakları gözden geçirilmelidir. 
Dünyanın hemen her ülkesinde kuvars oldukça çok bulunmaktadır. Mor kuvars (ametist) Brezilya’daki zengin rezervli yataklar bulunmadan önce çok pahalı taşlar grubuna giriyordu. Türkiye kuvars ve çeşitleri değişik yörelerde bulunmaktadırlar. Balıkesir-Dursunbey-Göğü köyü civarında volkanik kayaçlar içinde çatlakları dolduran ametist kristalleri vardır. Ordu-Fatsa’da liman yapımında kullanılan taş bloklarında ametist damarları gözlenir. Yozgat-Şefaatli, Gümüşhane ve Şebinkarahisar yörelerinde bulunur. 

Balıkesir-Biga-Dikmen köyü güney doğusunda şistler içinde krizopras bulunur. Eskişehir-Sivrihisar-Dumluca köyü civarında Mihalıccık-Sazak arasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde işlenmiş krizopras oluşumları vardır. 
Aydın-Karacasu-Damdere köyü civarında şeffaf ve hafif dumanlı kuvars kristalleri bulunur. Aydın-Koçarlı ilçesi Mersinbeleni Köyü civarında dağ kristali (şeffaf kuvars) ve dumanlı kuvars kristalleri yaygındır. Aydın-Çine ilçesi Topçam, Kırksakallar, Yeniköy, ve Ovacık köyleri civarında dağ kristalleri ve dumanlı kuvars kristalleri bulunmaktadır. Beypazarı-Kırbaşı-Aşağı Çamlar köyü civarındaki feldspat ocaklarında 10-
70 cm
 boyutlu kristal kuvarslar bulunmaktadır.

Kriptokristalin kuvars oluşumu, masif ve bantlı kalsedon oluşumları oldukça yaygındır. Balıkesir-Gönen-Alacaoluk köyü; Çanakkale-Biga Dikmen köyü; İzmir-Aliağa Güzelcehisar Barajı çevresi, Bergama Şakran bucağı, Seferhisar Doğanbey beldesi; Eskişehir-Mayıslar köyü ve Bolu-Kıbrıscık köyü civarında mavi kalsedon oluşumları bulunur. Ankara-Çubuk ilçesinde çizgili kalsedon oluşumu agat olarak değerlendirilmektedir. 
Beril ise Rusya, Kolombiya, Seylan, Madagaskar ve Brezilya’da boldur. Manisa-Gördes ilçesinde bulunan ve feldspat üretimi yapılan pegmatitlerde beril vardır. Zaman zaman açık yeşil renkli ve zümrütü andırır şeffaflıkta beril kristalleri bulunmaktadır. 

Yozgat-Doğankent-Oruklar köyü yakınlarında granitaplit ve pegmatitlere bağlı olarak rubellit (pembe turmalin) kristalleri bulunmuştur. Gelişmiş dilinimleri nedeniyle işlenememektedir. 
Diyaspor yatakları Türkiye, Urallar, Yunanistan, ABD ve Çek Cumhuriyetinde vardır. Türkiye diyasporları kalite bakımından yüksek değerlidir. Menderes masifi kenar zonlarında yer alan zımpara yataklarında gözlenir. Muğla-Milas-Mersinet-Küçükçamlıca tepe boksit-alümina ocak işletmesinde damarlar halinde, şeffaf, sarı-yeşil renkli diyaspor kristalleri bulunur.

Feldspat çeşitleri yarı kıymetli taş olarak kullanılmaktadır. Yurdumuzda Aydın-Çine feldspat işletmelerinde şeffaf feldspat kristalleri mevcuttur. Simav-Söğütcük yöresindeki pegmatitlerde, iyi kristallenmiş feldspatlar bulunur. 
Gröna çeşidi pirop, Güney Afrika ve Rusya’da boldur. Grossular, Srilanka, Madagaskar, Meksika ve Kanada’da bulunur. Yurdumuzda Aydın-Yatağan-Hacımescitlen köyü civarında şistler içinde 1-
6 cm boyutlu almandin kristalleri vardır. Eskişehir-Sarıcakaya- İğdir dere kumları içinde ufak pirop kristalleri görülür. 

Olivin, Burma ve Kızıldeniz’de St. John adasında, Mısır, Seylan ve Brezilya’da bulunur. Osmanlı sarayında Mısır’dan geldiği söylenen ve Zebercet olarak adlandırılan iri kristal olivinler vardır.


MADEN İŞLETME YÖNTEMLERİ

Yarı kıymetli taşların işletilmesi basit madencilik işlemleriyle gerçekleştirilir. Genellikle açık ocak işletmeleri olarak kazma, kürek ve kayacı kırıcı olarak el murçları ve gerektiğinde ufak benzinli kırıcı ve deliciler kullanılır. Pegmatitlerde yarı kıymetli taş cepleri, içerdikleri yarı kıymetli taşları tahrip etmeyecek şekilde dikkatli kazma işlemleriyle temizlenirler. 
Jeolojik yapının ve yarı kıymetli taşların litolojideki dağılımına göre mekanize işletmeler de şekillenebilmektedir. Bugün Avustralya Queensland’da Cragg asil opal madeninde 41 iş makinesi çalışmaktadır. Bölgede yeni bir ocak açılırken önce 
75 cm çaplı sondaj ile 20 metre derinliğe kadar kuyu açılır. Opal varlığını gösteren işaretler aranır. Şayet bir işaret bulunursa işçi ekibinden bir kişi ip ile kuyuya inerek renk kontrolü yapar. Üretim yapılabilecek bir bölge bulunmuşsa buldozerler ile opal bulunan tabakanın üstü temizlenir. Derinliği 2,5 ile 12 metre arasında 60x15 m genişliğinde bir alan açılır. Opal varlığına göre yapılacak üretim ile açık ocağın şekli belirlenir. Bulunan en büyük opal 1m x 60 cm x 25 cm boyutludur (1907). 
Myanmar (Burma) jadeidleri serpantinleşmiş peridotitler içinde dayklar halinde birincil olarak ve bunlardan türeyen ikincil blok ve çakıllardan oluşur. Jadeid dayklarını tanımak kolaydır, tarihsel boyutta üretim, dayka yakın bir yerde ateş yakıp üzerine su dökerek kayaçta çatlaklar oluşturmak şeklinde yapılmıştır. Şimdilerde basit kırıcı ve kazıcılarla jadeid daykı öncelikle temizlenir sonra patlayıcılar ve çekişli kırıcılar kullanılarak üretim sağlanır. 

Ülkemizde yarı kıymetli taş üretiminde belli yeni maden üretim yöntemleri, genellikle uygulanmamaktadır. Aydın-Koçarlı yöresinde kuvars işletmesi ve Eskişehir Mayıslar Köyü mavi kalsedon işletmesinde basit maden üretim yöntemleri kullanılır. Mayıslar’da limonitli cevherleşme zonundan delme patlatma ile üretim yapılmaktadır. Buradan çıkartılan kalsedonların işlenmesi için tesis kurma çalışmaları vardır. İşletme başvurusu bulunan Bolu-Kıbrıscık mavi kalsedon yatakları, 
1.5 m kalınlığında bir damar halinde oldukça yaygın yataklaşma gösterir. 

Bilinen diğer oluşumlardan yöre köylüleri tarafından basit kazma yöntemleriyle üretim ve stoklama yapılmakta, taş toplayıcı ve pazarlayıcılarına satılmaktadır. 
KULLANILAN ALANLAR VE PAZARLAMA

Yarı kıymetli taşlar kuyumculuk sektöründe ve çoğunlukla süslemecilikte kullanılırlar. Agatlardan laboratuar havanları yapılır. Pazarlama daha çok Almanya, İtalya, ABD, Hong Kong ve Tayvan’da yoğunlaşmıştır. Almanya’da bir zamanlar taş üretim merkezi olan Idar Oberstein bugün için bir taş işleme ve pazarlama merkezi haline gelmiştir. Dünya yarı kıymetli taş üretiminin çoğu Idar Oberstein borsasından geçer. Ancak örneğin Hong Kong da 1950’li yıllardan beri jadeid ticaretinin merkezidir. 
Yurdumuzda üretilen yarı kıymetli taşlar, genellikle yurtdışına çeşitli yollardan çeşitli adlar altında ihraç edilmektedir. Son on senede yarı kıymetli taşları işleyen tesisler için çeşitli yatırımlar yapılmak istenmiştir. Örneğin KOSGEB destekli obsidiyen taşından bijuteri üretim projesi Kars ilinde gerçekleştirilmiştir. 

Anadolu Üniversitesi bünyesinde Devlet Planlama Teşkilatı tarafından desteklenen projelerle "Kıymetli ve Yarı Kıymetli Taş Atölyesi" kurulmuştur. İlk olarak Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde Buca Meslek Yüksek Okulu’nda bu konuda eğitim veren bir bölüm açılmıştır. Daha sonraları Muğla, Afyon Kocatepe ve Mersin Üniversitelerine bağlı meslek yüksek okullarında programlar açılmıştır. 
Ankara, İstanbul ve İzmir’de bulunan basit kesme, şekillendirme, tamburlama yöntemlerinin uygulandığı atölyeler ile kıymetli ve yarı kıymetli taş ve mineralleri satan hobi mağazaları yurtiçi üretimine kısmen pazar yaratmaktadır.


SEKTÖRÜN SORUNLARI
 
Sektördeki başlıca sorun belli bir üretim ve pazarlama düzeninin kurulamamış olmasıdır. Bunun nedenleri yarı kıymetli taş oluşumlarının küçük boyutta olmaları, Maden Kanunu’nda bu sektöre dönük özel koşulların yer almaması, Uzakdoğu ülkelerinden çok ucuza işlenmiş taş ithalatı yapılmasıdır. 
Küçük boyutlu taş yataklarında işletme masrafları, kalıcı tesis kurulduğu zaman kârlılığı ortadan kaldırmaktadır. Kalıcı tesis kurulmadığı durumlarda ise taş yatakları yöre köylülerince veya bölgeye gelen yöre dışı kişilerce kaçak olarak çıkarılmakta; taş toplayıcılar ve pazarlamacılar aracılığı ile değişik kılıflar altında yurtdışına çıkartılmaktadır. 
Ufak boyutlu atölyelerin dışında yapılan ve yapılmaya çalışılan fabrika yatırımları, ucuz ithalat karşısında sonuçsuz kalmaktadır. 
 
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Yarı kıymetli taş oluşumlarının talanını önlemek için yataklaşmanın yakınındaki yöre köylülerinin bilinçlendirilmesi ve köye ekonomik girdilerin sağlanması gerekir. Girişimlerimiz sonucunda bu amaçla Anadolu Üniversitesi bünyesinde Devlet Planlama Teşkilatı’nca desteklenen iki proje ile bir atölye-laboratuar kurulmuş olmasına rağmen, çeşitli olumsuz gelişmeler nedeniyle köy düzeyine inilememiştir. Üniversitelerde yer alan meslek yüksek okullarında uygulanan öğretim programları ile yöre köylüleri de bilinçlendirilmelidir. Orman köylülerini meslek edindirme amacıyla kurulan Bilecik ve Düzce’de bulunan okulların benzerleri, yarı kıymetli taşların bol bulunduğu yörelerde de kurulmalıdır. 
Değiştirilme çalışmaları yapılan Maden Kanunu kapsamında küçük maden işletme koşulları tanımlanmalı, kolaylıklar sağlanmalı ve kaçak üretimler yasallaştırılmalıdır. 

Hiç değilse en az bir yarı kıymetli taş borsası kurulmalı ve çeşitli şekillerde üretilen taşlar bu borsada değerlendirilmelidir. Bugün için bile hangi cins taşın hangi yöreden ve ocaktan çıkarıldığı bilinebilmektedir. Zaman içinde bu konuda yetişmiş eksperler olacaktır ve taşlar belgelenerek yasallaşma sağlanabilecektir..
 


Pırlanta Hakkında İlginç Bilgiler- pirlanta




Elmas'ın İngilizcesi olan "diamond" kelimesi 
Yunanca'da "fethedilemez" anlamına gelen "adamas"tan türetilmiştir.

"Karat" kelimesi, eski çağlarda kıymetli taşları tartmak için ağırlık ölçüsü olarak kullanılan "carob"dan (keçiboynuzu tohumu) gelmektedir.

Her elmas çok ama çok yaşlıdır. Dinozorlar gibi tarih öncesi canlılar dahi var olmadan önceki dönemlerde oluşmuştur. En genç elmas 900 milyon yaşında, en yaşlısı da 3,2 milyar yaşındadır.

Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal maddedir. Yeryüzündeki en sert madenden 58 misli daha serttir. Bir elması sadece başka bir elmas kesebilir.

Kesme ve cilalama sırasında her taş ortalama olarak orijinal ağırlığının yarısından fazlasını kaybetmektedir. Mücevher haline getirilen pırlantaların %5'inden azı 1 karattan daha büyüktür.

Zamanın başlangıcından beri tıraşlanmış olan tüm pırlantalar toplanmış olsaydı, sadece bir tane çift katlı otobüs doldurulabilirdi.

Dünyanın mücevher kalitesinde en büyük elması olan Cullinan, 1905 yılında Güney Afrika'da bulundu. Kesilmeden önce 3106 karat ağırlığındaydı. (Yaklaşık bir devekuşu yumurtası büyüklüğünde)

Elmas müzayedelerinde karat başına verilen en yüksek fiyat; morumsu kırmızı renkte ve 0,95 karat ağırlığında bir elmas için ödenen 1 milyon dolardır.

Aşk ve bağlılığın simgesi olarak pırlanta yüzük hediye etme geleneği; 15. yüzyılda Avusturya Arşidükü Maximillian'ın, nişanı sırasında Burgonya düşesi Mary'e elmas bir yüzük hediye etmesiyle başlamıştır. Sol elin dördüncü parmağına yüzük takma geleneği ise, Eski Mısırlıların "vena amoris"in (aşk damarı) bu parmaktan doğrudan kalbe ulaştığına olan inançlarından gelmektedir.

Her elmas çok ama çok yaşlıdır. Dinozorlar gibi tarih öncesi canlılar dahi var olmadan önceki dönemlerde oluşmuştur. En genç elmas 900 milyon yaşında, en yaşlısı da 3,2 milyar yaşındadır.

Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal maddedir. Yeryüzündeki en sert madenden 58 misli daha serttir.

Bir elması sadece başka bir elmas kesebilir.

Kesme ve cilalama sırasında her taş ortalama olarak orijinal ağırlığının yarısından fazlasını kaybetmektedir.

Mücevher haline getirilen pırlantaların %5'inden azı bir karattan daha büyüktür.

Elmas her renkte olabilir. En nadir bulunanı ise kırmızıdır.

Özyer Sarrafiye

Elmas Üretiminde Hpht Üretim Tekniği Nedir? pirlanta


Elmas Üretiminde Hpht Üretim Tekniği

Pirlanta.org - 
Yazı Boyutu: - +

Elmas Üretiminde Hpht Üretim Tekniği

Elmas üretimi nasıl yapılır, elmas üretim teknikleri nelerdir ?

Elmas ve kullanım alanları


Elmas ve kullanım alanları



Elmas, İnka Mücevher, PırlantaİNKA MÜCEVHER- Camları ve sert cisimleri kesmek için elmas uç kullanılıyor; kullanılan bu elmasın pahalı olan süs elmasından farkı var mı?
Yapay olarak da pahalı elmas yapmak mümkün oluyor mu?
Elmas bilinen en sert mineral
Aynı zamanda ışığı kırma ve yansıtma özelliğine sahip. Elmasın sahip olduğu bu fiziksel ve kimyasal özellik endüstride diğer sert malzemeleri kesme ve delme işlerinde kullanımını artırıyor. Ayrıca, elmas kaplamalı endüstriyel aletler de kesicilerin ve yarı iletkenlerin performansını artırmada kullanılıyor.
Elmasın %25’i mücevher yapımında kullanılıyor
Bugün dünya elmas madeni kaynaklarının yaklaşık % 75’i endüstriyel amaçlarla kullanılırken, yaklaşık %25’i mücevher yapımında kullanılıyor. Bir elmasın mücevher olarak kullanılabilmesi için renk, kesim, berraklık ve parlaklık gibi özelliklerine bakılıyor. Madenden çıkan elmasın rengi bulanıksa ya da elmas çatlaksa bu elmaslar sanayi kullanımı için ayrılıyor. Eğer elmasta çatlak ve bulanıklık yoksa kesme, parlatma, cilalama gibi işlemlerden geçtikten sonra mücevher olarak kullanılıyor.
Yapay elmas üretimi yaklaşık 40 yıldır var
Yapay elmaslar genellikle yüksek basınç ve yüksek sıcaklık yöntemi ve kimyasal buhar biriktirme yöntemi kullanılarak oluşturuluyor. Bu yöntemlerle üretilen yapay elmasların rengi daha çok açık kahverengi oluyor ve üretim sürecinde içlerinde metal kalabiliyor. Yapay elmasın üretim amaçlarından en önemlisi sanayide artan talebi karşılamak ve tükenmekte olan doğal kaynaklara alternatif üretmek.
(Bilim Teknik / Aralık 2010 / Şefika Özcan)

Follow by Email

News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Archive

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler