Bu Blogda Ara

26 Eylül 2013 Perşembe

Turkiye'de elmasli setler ile dusuk karatli pirlantali takilar populerlik kazaniyor.

Türkiye'nin de bulunduğu bir grup ülkenin altın talebi, tüm dünyanın aksine yükseliyor. Rusya, Türkiye'den mücevher alımını artırıyor.
Türkiye'de ise elmaslı setler ile düşük karatlı pırlantalı takılar popülerlik kazanıyor.



LONDRA - Dünya Altın Konseyi'nin rakamlarına göre yılın ikinci çeyreğinde tüm dünyada altın talebi düşerken, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bir grup ülkede artış var. 
 
Konsey'in bugün yayınladığı 2'nci çeyrek raporunda dünya altın talebinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7'lik bir düşüşle 990 ton seviyesine indiği bildirildi. İlk yarı itibariyle ise talep geçen yıla göre yüzde 5 azalarak 2 bin 90.8 ton oldu. Rakam, son 5 yılın ilk yarı oratalaması olan 1,828.7 tonun ise yüzde 14 üzerinde. 
 
Mücevher, yatırım ve teknoloji sektörlerinden gelen zayıf talebin merkez bankası gibi resmi alımlarla kısmen de olsa dengelendiği ifade edilen raporda, yılın bu döneminde ortalama ons fiyatının 1,609,49 dolar olduğu belirtildi. 
 
Merkez Bankaları ve diğer resmi kurumların altın talebi 2'nci çeyrekte belirgin artış gösterdi. İkinci çeyrekte kurumların altın rezervleri 157.5 ton artarken, 6 aylık rakamlarda bu artış 254.2 ton olarak hesaplandı.
Türkiye'de artış var
 
Talebin yoğunlaştığı Hindistan ve Çin dışında altın açısından durgun bir dönem geçirilirken, aralarında özellikle Türkiye, Mısır ve Rusya'nın bulunduğu bir grup ülkede talebin arttığı görülüyor. Türkiye'de altın mücevher talebi, yüzde 4 artışla 23.1 tona yükseldi. TL bazında mücevher için harcanan para yüzde 28 artışla 1.7 milyar TL'den 2.2 milyar TL'ye çıkarken, 5 yıllık ortalama olan 26.8 tonun yüzde 14 altında kaldı. 
 
Elmas setler ve tek taşlar
 
Türkiye'deki talebin, ilk yarıda hissedilen bazı korkular nedeniyle ertelenmiş satın almalardan kaynaklandığı belirtiliyor. Tüm bunlara rağmen Türkiye'de elmas setlere olan talebin artışta olduğu, düşük karatlı ürünlerin de popülerlik kazanmaya devam ettiği kaydedildi. 
 
Yatırım amaçlı alımlar
 
Türkiye'de yatırım amaçlı talep ise 17.5 ton seviyesinde hesaplandı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19, 5 yıllık ortalamaların ise yüzde 33 üzerinde bulunuyor. Bu rakamın artmasındaki en önemli etken, ticari bankaların da rezervlerinde altın bulundurmalarına imkan verilmesi olarak görülüyor. 

Rusya'nın mücevheri Türkiye'den gidiyor
 
Rusya'da ise petrol gelirleri ve gelişen orta sınıfın desteğiyle ekonomik büyüme, uzun vadede mücevher talebini artırıyor. Ülke dünyanın en büyük 4'üncü mücevher pazarı olurken, aynı şekilde altın üretiminde de 4'üncü durumda bulunuyor. Son 5 yılda rezervlerini ikiye katlayan Rus Merkez Bankası da dünyanın en büyük 8'inci rezervine sahip. 
 
Rusya'ya en çok mücevher ihraç eden ülkeler olarak ise Türkiye ve İtalya öne çıkıyor. Türkiye'nin ihracatı, 2011 yılında bir önceki yıla göre neredeyse ikiye katlanarak 124.2 milyon dolara çıktı.  

DÜNYA

23 Eylül 2013 Pazartesi

Roma Doneminden Kalma Mucevher Kapli 10 Insan Iskeleti

Insanların adı Catacomb Azizleri. Paul Koudounaris adlı yazar kitabında bu insanlar hakkında incelemelerini paylaşmış.
  1. 1. Kitabın Adı Cennetten Gelen Vücutlar

  2. 2. 1578 Yılında Roma Sokaklarının Altında Bulunan Mezarlardan Çıkmış Cesetler

  3. 3. Erken Hristiyanlık Dönemine ait Olduğu Belirtiliyor

  4. 4. İskeletler Catacomb Azizleri Adlı Bir topluluğa Ait

  5. 5. Azizlerin Özellikleri Gösterişli Giyimleri ve Takıları

  6. 6. Mücevherler, Silahlar, Peruklar... Seyahat ederken Bunları Kullanıyorlarmış

  7. 7. Silahları da Altın ve Mücevherlerle Kaplı

  8. 8. Aziz Oldukları İçin Kendilerini soymaya Çalışan Olmuyormuş

  9. 9. İskeletler Segilenmek Üzere Üzerlerinde Çalışma Başlatılmış

  10. 10. Bu Çalışma Tam 5 Yıl Sürmüş

    HABERSELF

Simdiye kadarki en buyuk pirlanta acik artirmada



Yumurta büyüklüğünde bir pırlanta gelecek ay Hong Kong'da açık artırmaya çıkarılıyor.
Müzayede şirketi Sotheby's Asya'dan yapılan açıklamaya göre 118 karatlık taş, bugüne kadar açık artırmada satılan en büyük beyaz pırlanta olacak.

Taşın 35 milyon dolara kadar alıcı bulabileceği belirtiliyor.

BBC Türkçe

19 Eylül 2013 Perşembe

Mucevher ihracatcilarinin yeni hedefi


Mücevher ihracatçılarının yeni hedefi 

Dünya-Mücevher sektörü, Avrupa ve Amerika pazarlarında yaşanan durgunluğu aşmak için yönünü Uzak Doğu'ya çevirdi.
Taylan BÜYÜKŞAHİN
HONG KONG - Mücevher İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl 5'inci kez katılım gösterilen Hong Kong Mücevher ve Değerli Taş Fuarı, dünyanın dört bir tarafındaki sektör temsilcilerini ve alıcıları bir araya getirdi. Fuarın, 1983 yılından günümüze ziyaretçi ve katılımcı sayısını her yıl artırarak hızla büyümesini sürdürdüğünü söyleyen Mücevher İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Güner, sektör için bu fuarın en büyük ve köklü mücevher fuarı olarak kabul edildiğini belirtti.
Mücevher sektörü olarak dünyanın dört bir yanına ihracat gerçekleştirdiklerini ifade eden Güner, 2013 yılının sekiz aylık döneminde 1.43 milyar dolarlık ihracata ulaştıklarını kaydetti. Güner, "Mücevher üretiminde altyapımız ve işgücümüz oldukça yüksek. Geçmişten gelen köklü bir deneyime ve zengin bir kültüre sahibiz. Bu birikimi modern üretim teknolojisi ve tasarım ile birleştiriyoruz. Türk mücevherleri tüm dünyada beğeniliyor, tercih ediliyor. Ülkemizi, eskiden olduğu gibi yeniden dünya mücevher sektörünün kalbi haline getirmek en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor" dedi. 
Türkiye'den 43 firma furda yerini aldı
Asya'nın kendileri için en önemli pazarlardan biri olduğunu vurgulayan Güner, sözlerine şöyle devam etti: "Yakın, Ortadoğu ve Doğu Asya ülkeleri ihracatta en önemli pazarlarımız arasında yer alıyor. Avrupa ve ABD’deki durgunluğu özellikle Uzak Doğu ve Asya ile aşmayı hedefliyoruz. Türk mücevher ihracatçısının mutlaka bu pazarlara eğilmesi ve fırsatları değerlendirmesi gerekiyor. Hong Kong Mücevher ve Değerli Taş Fuarı bu açıdan bizim için oldukça iyi bir fırsat. Mücevher İhracatçıları Birliği olarak 2009 yılından itibaren bu fuara Türk firmalarının milli katılım organizasyonunu gerçekleştiriyoruz. Bu yıl Türk mücevher sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren 43 firma milli katılımdaki yerlerini aldı. Ülkemizin ve Türk mücevher sektörünün uluslararası alanda tanıtımını sağlarken, firmalarımıza da yeni işbirliği ve pazar imkanı yaratıyoruz. Türkiye mücevher ihracatı için önemine inandığımız bu tarz organizasyonlara önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz."
İhracattaki çıkışlarını sürdürmek istediklerini anlatan Güner, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde en çok Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Litvanya ve Almanya'ya ihracat yaptıklarını aktardı.

'Pırlantadaki ÖTV büyük sıkıntı'
Mücevher sektörünün büyümesinde en önemli sorunun ham pırlantaya uygulanan yüzde 20 oranındaki ÖTV vergisi olduğunu belirten Güner, bu sorunun çözülmesi halinde sektörün önünün açılacağını söyledi. Güner, "Yıllık 2-2.5 milyar dolarlık ihracat ortalamasına sahip olan sektörümüzün ÖTV derdinden kurtulması, 20 milyar dolarlık ihracatın kapısını açacak" diye konuştu. 




'Hiç vergi olmasın diye de bir talebimiz yok'
Dünyada pırlantaya doğru bir yönelme başladığını söyleyen Mücevher İhracaçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Emil Güzeliş, pırlanta tüketiminin arttığını, altın tüketiminin ise ya sabit kaldığını ya da düştüğünü belirtti. Pırlanta denilince de akla dünyada ilk Hong Kong'un geldiğini ifade eden Güzeliş, pırlanta üretimini dünyada en iyi bu bölgelerin yaptığını, bu nedenle Hong Kong'daki bu fuar çok önemli olduğunu vurguladı. Pırlanta üzerindeki ÖTV'nin sektörün en önemli sıkıntısı olduğunu açıklayan Güzeliş, sözlerine şöyle devam etti: "Bu ÖTV'den dolayı büyük pırlanta tüccarları Türkiye'ye gelmiyor. Hong Kong, Dubai ve Belçika gibi verginin olmadığı ülkelere gidiyorlar. Bu ülkelerde ne yapıyorlar? Oradaki üreticilere destek oluyorlar. Hep beraber büyülebilecek bir yol bu. Çok kolay bir yol. Hiç vergi olmasın diye de bir talebimiz yok. Hammadde verginiz olsun, işlensin. Ne kadar vergiye tabiyse diğer ürünlerimiz aynı vergiyi ödeyelim. Hiç ödemeyelim demedik. Diğer sektörlerde de olan hammadde ÖTV'siz olsun diyoruz. Üretildikten sonra gerekli vergiler konsun üzerine."

DÜNYA

15 Eylül 2013 Pazar

Tek tas cok banal, baska bir şey yok mu?

Gözünde mıcır, pırlanta, ametist, çakıl, safir, yakut ve molozun hiçbir farkı olmayan bir cinse mücevhersel anlamda hendek atlatmak kolay iş değil. Ama sevdiceğiniz er ya da geç sizden bir parça mücevher beklentisine girecek, kaçış yok. Bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde kuyumcudan kuyumcu kıvama geleceksiniz.


İlla pırlanta mı alınacak?






Pırlanta mevzusu kıllı olmakla birlikte, bir kere adamın dikkatini çekti mi, hobiye dönüşebiliyor. Yani sevgilinize, nişanlınıza, karınıza, bacınıza özellikle pırlantalı mücevher alma aşamasında sıkılmayacaksınız. Finansal anlamda canınıza bile okunacak o ayrı.. Uzun süredir birlikte olduğunuz kadına eninde sonunda mücevher almanız gerekecek. Ya evlenme teklif edeceksiniz, ya yediğiniz bir haltı affettirmek için mücevherden medet umacaksınız. Eninde sonunda...
 İlişki uzadıkça adam elini cebine atmamakta ısrar ederse, kadın yavaştan soğumaya başlar. Kadının gözünde erkeği en berbat şekilde "reset"leyen özellik, kellik değil, fodulluk değil, cimriliktir. Ona değer verdiğinizi ve hayatta bir takım şeyleri görüp geçirdiğinizi göstermenin en etkili yolu da minik de olsa bir parça mücevherle ilişkinizi taçlandırmanızdır. Ama nasıl? Öyle "ha" deyince mücevher alınmaz. "Ha" deyince alınan mücevher bilahare alanı pişman eder.

Alacağım taşı neye göre seçeceğim?
 Alacağınız mücevher ancak söz yüzüğü veya birlikteliğinizin ilk iki yılı içinde doğum günü armağanı ise; safir, yakut, zümrüt, aquamarine veya diğer taşları tercih etmelisiniz. Çünkü bu taşlar sadece çok yüksek karatlarda değerli olurlar. Küçük ve renkli bir taşla süslü bir takı aldıysanız, verirken büyük merasimler yapmayın ki, pırlanta yüzük hayaliyle kutuyu açınca hayal kırıklığına uğramasın... Eğer ilişkiniz ciddiyse pırlanta tek çıkar yol. Ne zamandır kuyumcu vitrinlerinde pırlantalara bakacağım diye yapışıp kaldığını tahmin bile edemezsiniz.
Pırlantanın olayı nedir? 
 Pırlanta çok pahalı bir taştır. Sonradan pişmanlık yaşanmaması için almadan onunla ilgili önemli hususları iyice öğrenmekte yarar vardır. Öncelikle pırlantayı alacağınız yeri iyi belirlemelisiniz. Özellikle yüksek karatlı pırlanta takıları sokakta gördüğünüz herhangi bir kuyumcudan alamazsınız. Tanınmış bir müvecheratçı bulmanızda yarar var.
 Kırıntı denilen, mücevherin bir bölgesi veya her yeri minicik pırlantalarla kaplı takılar tek taş pırlantaya göre çok daha ucuzdur. Bunlara fantezi takılar denir. Satın alırken parayı pırlantadan çok tasarıma vermiş olursunuz. Bunun sebebi, taşların adı üstünde, pırlantanın kırıntısı olmasıdır. Bunları iade ederken, değiştirirken veya satarken muazzam değer kaybına uğrar, eğer pırlantaya bir yatırım gözüyle bakıyorsanız, aklınızda değiştirmek, ileride onu verip daha iyisini almak varsa bu türü tercih etmeyin.
İlla pırlanta mı alınacak?
Tek taş pırlanta en akıllı tercih. Örneğin Kapalıçarşı`nın en tanınmış, özellikle sosyete mensupları tarafından tercih edilen kuyumcusu Sait Koç her taşına kefil. Banka gibi. Aldığınızdan yıllar sonra bile ihtiyaç durumunda pırlantayı iade ederken işçilik ücreti ve KDV oranını düştükten sonra paranızı iade ediyor. "Şimdiye kadar istediği anda parasını iade etmediğim müşteri hiç olmamıştır" diyor. "Gerekirse, param yoksa eşten dosttan alır yine de veririm karşılığını. İhtiyacı olmasa insan mücevherini satar mı? Ben de müşterimi hiçbir şartta zor durumda bırakmam. Bak bu yüzüğü bir kadın getirdi. (bir zarfın içinde yüzük üzerinde 750 milyon lira yazıyor). Kredi kartlarının borcu varmış, kızının söz yüzüğü. Ben onu aldım parasını iade ettim ama altı ay tutacağım geri almak ister diye..."
Tek taş çok banal, başka bir şey yok mu?
Pırlanta anlayana banal manal değil ama daha enteresan bir hediye ona daha uygundur derseniz; o zaman Sevan Bıçakçı`yla tanışmanızda yarar var. Bıçakçı`dan alacağınız yüzük kocaman pırlantalarla parlamayacak ama kesinlikle "wow" faktörü olan yüzük olacak.  Satın alırken yine parayı daha çok tasarıma veriyorsunuz ama karşılığında aldığınız şey dikkat çekici, el emeği göz nuru minik bir sanat eseri. Güler Sabancı`nın meşhur ettiği padişahlı yüzükleri ve Osmanlı esintilerinin hakim olduğu birçok koleksiyonu dünyanın birçok noktasına gidiyor ve kapanın elinde kalıyor. Fiyat için onları aramanız gerekecek ama imkansız bir rakam duymayacaksınız, çekinmeyin 0212 520 45 16`dan arayın.


Bütçem kısıtlı anlatamıyorum galiba...
Eğer bir nişan yüzüğü alacaksanız, iki aylık maaşınıza eşit olan parayı pırlantaya harcamalısınız. Bu parayı uzun süre kenara koyarak biriktireceksiniz artık. Alacağınız nişan yüzüğü değil de sıradan bir hediyeyse pırlantaya yaklaşmasanız da olur. Ama aldığınız pahada hafif takıya ağır bir manevi anlam yüklemelisiniz ki paranız olmadığı için değil, daha anlamlı olduğu için o hediyeyi seçtiniz sansın artı o takıya baktıkça içi sevgiyle dolsun. Örneğin, üç tane iç içe geçmiş halkadan oluşan altın bir yüzük veya bilezik alıp: "Sevgilim, bunlar sonsuz aşkımızı, sonsuz arkadaşlığımızı ve sonsuz sadakatimizi simgeliyor." deyin ki, düşünüp de aldığınızı sansın, cebinizin delik olduğunu değil. (Cartier Trinity koleksiyonu)
Bir de küçük mavi kutu var. Bu özellikle mücevhere düşkün kadınlarda bir buçuk karat pırlanta etkisi yaratan sihirli bir kutu... İçinden ne çıkarsa çıksın çığlık çığlığa kabul edilen kutu... Tiffany & Co.`nun küçük mavi kutusu ve küçük mavi torbası... Tiffany`nin ürünlerini Türkiye`de Collection yapıyor. Fiyatlar Amerika Tiffany`yle aynı. Nişantaşı`nda, Ritz Carlton`da ve Çırağan Kempinski`de yerleri var. Fiyatlar 50 dolardan başlıyor, üst limit gökyüzü...
4c nedir?
Pırlanta dört değişken sayesinde değer kazanır, bunlar İngilizce isimlerinden dolayı 4c olarak bilinir: karat (carat), kesim (cut), berraklık (clarity) ve renk (color). Bu dört özelliğin kalitesi birlikte veya tek tek yükseldikçe pırlantanın değeri de yükselir. Diğer bütün değerleri aynıysa; iki tane küçük taştan ziyade, aynı karata denk gelen tek bir pırlanta daha pahalıdır. Çünkü karatı yükseldikçe pırlanta daha nadir bulunur hale gelir. Aldığınız pırlantanın 4c`si ile ilgili olarak kuyumcuya güvenmek yerine, taşınızın uluslararası geçerliliği olan bir sertifikası olmasına dikkat edin ve bu sertifikayı taş sizde olduğu sürece saklayın.
Carat: Taşın ağırlığı karat ile ölçülür. Karat pırlantanın değerini ortaya koyan ölçütlerden yalnızca biridir. Pırlanta sadece büyük olmasıyla değerli olmaz.
Cut: Pırlantanın çakıl taşımsı ham halinden, ışık saçan parlak taş haline gelene kadar geçtiği en önemli işlem lazerlerle kesilmesidir. Kesim pırlantanın parlaklığını doğrudan etkilediği için doğru yapılması çok önemlidir ve 4c arasında amatör bir göz tarafından kontrolü en zor olanıdır.
Berraklık: Taşın kendisinden veya kesiminden dolayı üzerinde oluşabilen bazı kusurlar olabilir. Bu kusurlar ne kadar az olursa pırlanta o kadar değer kazanır. Gözle görünen kusurlara sahip bir pırlantanın değeriyse oldukça düşer.
Renk: Doğal olarak renkli pırlantalar vardır ve bunlara "Fancy" denir. Pastel pembe, canlı sarı, fıstık yeşili, mavi ve çeşitli renklerde olabilir bu taşlar ancak pırlanta oldukları için değerleri diğer renkli taşlara göre daha yüksektir. Beyaz pırlantaların renkleri de D`dan Z`ye kadar ayrılır. En beyaz olan D`dir. Ancak piyasada çoğunlukla G ve aşağısı renklerde pırlanta bulunur. K`dan itibaren pırlantanın rengi sararmaya başlar ki bu iyiye işaret değildir.


Boxer Dergisi


13 Eylül 2013 Cuma

KUYUMCULUK ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEGI

KUYUMCULUK ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ

Günümüzde altın; kolay işlenebilirliliği, aşınmaması, elektriği ve ısıyı kolay iletmesi
gibi  üstün  özellikleriyle  elektronik,  iletişim,  havacılık  ve  ilaç  sanayilerinde  çokça
kullanılmaktadır.  Ayrıca,  alerji  yapmadığı  için  tıp  alanında  da  altından  yoğun  bir  biçimde
yararlanılmaktadır.


1970’li  yıllardan  itibaren  dünya  altın  madenciliği  hızla  büyümüş  ve  dünya  altın
üretimi  son  25  yılda  yaklaşık  olarak  ikiye  katlanmıştır.  Bu  gelişmeler  sonucunda,  bilinen
altın  cevherlerinin  işletilmesi  devam  ederken,  yeni  altın  yataklarının  bulunması  için  de
dünyada yoğun bir arama ve yatırım dönemi başlamıştır.
Dünyada toplam işletilebilir altın rezervi 42 500 tondur ve bunun %65’i dünya altın
üretiminde  ilk  sıraları  paylaşan  ABD,  Kanada,  Avustralya  ve  Güney  Afrika’da
bulunmaktadır. Dünya altın üretiminin %53’ü bu dört ülkede yapılmaktadır. 1980 yılına göre
üretim  artışı,  ABD’de  13  kat,  Avustralya’da  18  kat  ve  Kanada’da  3,5  kat  olarak
gerçekleşmiştir. 
Dünya altın talebinde Hindistan, ABD, Suudi Arabistan ve Çin ile birlikte Türkiye
ilk sıraları paylaşmaktadır. Dünyanın tüm kıtalarında 24 ülkede, 2002 yılında 2530 ton altın
üretilmiştir.  Dünyanın  en  büyük  altın  takı  üreticisi  ve  ihracatçısı  İtalya’nın  kullandığı  saf
altın miktarı 450 tondur.
Türlü  nedenlerden  dolayı,  tarihin  ilk  çağlarından  günümüze  kadar  insanlar  takıya
büyük önem vermişlerdir. Bu anlamda ülkemizde de kuyumculuğun köklü bir yeri vardır.
Türkiye’de  altın,  çok  uzun  bir  süre  para  yerine  kullanılmıştır.  Halkımız  altını
geleceğinin  garantisi,  güvenilir  bir  tasarruf  ve  yatırım  aracı  olarak  görmüştür.  Ayrıca

ülkemizde  halkımızın  altına  takı  ve  ziynet  eşyası  olarak  gösterdiği  geleneksel  ilginin  de
eklenmesiyle canlı bir altın piyasası oluşmuştur.
Ülkemizin muhtelif yörelerinde geleneksel el işçiliğine dayalı kuyumculuk bugün de
varlığını  sürdürmektedir.  Kars-Erzurum-Trabzon-Sivas-Van-Mardin-Diyarbakır-Mersin-
İstanbul  gibi  illerimiz  kuyumculukta  önde  gelen  merkezlerdir.  Bu  merkezlerin  ürettiği
burma-hasır-telkari bilezikleri, inci-kehribar gerdanlıkları, örme ve parçalı oyma kemerleri,
murassa akarsu gerdanlıkları, tektaş-kazayağı, divanhane çivisi yüzükleri hâlâ revaçtadır. 
İstanbul-Kapalıçarşı  kuyumculuk  alanının  merkezi  olarak  yüzyıllardan  beri  ününü
sürdürmektedir.

Boncukçuluk-  tespihçilik-  mühürcülük-  hattatçılık-  saatçilik-  kalaycılık-  sayacılık-
kunduracılık-marangozluk-taş  ve  tahta  oymacılığı-dokumacılık-halıcılık-demircilik-
bakırcılık  gibi  kaybolmuş  veya  kaybolmaya  yüz  tutmuş  Türk  el  sanatları  arasında
kuyumculuk  alanı,  endüstrileşerek  sanayideki  yerini  almış,  ilkel  çalışma  metotları
terkedilmiş,  modern  teknolojiden  yararlanılarak  üretimini  arttırmış,  tüm  dünya  ülkelerine
ihraç ettiği kaliteli takı ve mücevherleri dünya pazarlarında aranılan ürünler arasına sokarak
Türk ekonomisine hatırı sayılır boyutta döviz girdisi sağlanmıştır.

Son 10 yılda Türkiye, kuyumculuk alanında sadece iç piyasada değil dış piyasalarda
da  oldukça  aktif  bir  konuma  gelmiştir.  Türkiye  bugün  6500  ton  altın  ve  100.000  ton
üzerindeki  gümüş  potansiyeli  ile  dünyanın  sayılı  altın  ve  gümüş  üreticileri  arasında  yer
alabilecek bir kapasiteye sahip bulunmaktadır.
Türkiye’nin  yıllık  ihracatı  110-120  ton  has  altın  civarındadır.  Bunu  takıya
çevirdiğimizde  yılda  190  ton  civarında  takı  ihracatı  yapılmaktadır.  Bu  ihracat  rakamları
Türkiye’yi İtalya’nın arkasından dünyada ikinci sıraya yerleştirmektedir. Dünya kuyumculuk
sektöründe  ikinci  sırada  olan  ülkemiz  bu  alandaki  hızlı  gelişimiyle  dünya  lideri  olmaya
adaydır.

Türkiye’de son 10 yıl içerisinde en hızlı gelişen sektör kuyumculuk alanıdır. Bu süre
içerisinde  sektör  istihdamını  dörde  katlamıştır.  Türkiye  genelinde  kuyumculuk,  imalat  ve
satış  yapan  yaklaşık  5000  iş  yerinde  70  bin  kişi  çalışırken  şimdi  bu  sayı  250  binlere
ulaşmıştır.
Genel  bir  ortalama  yapıldığında  kuyumculuk  alanının  son  10  yıl  içerisinde  %50
teknoloji kullanarak kaliye personelden istifade edip istihdam kapasitesini %300 arttırdığını
söyleyebiliriz. Günümüzde çağdaş teknikler ve elektronik aletler vasıtasıyla gayet karmaşık,
ince  ve  hassas  çözümlere  ulaşan  kuyumculuk  mesleği,  gelişmişliğine  rağmen  geleneksel
yöntemlere  bağlı  kalarak  bir  el  işlemeciliği  ile  yüksek  bir  işçilik  yeteneğine  de  ihtiyaç
göstermektedir. Örneğin; bir sadekarın yaratıcı ve yapıcı becerisi henüz hiçbir makine veya
elektronik  bilgisayarla  yapılamamaktadır.  Bu  nedenle  de  modern  fabrikalarda  üretimin
arttırılabilmesi yine kaliteli, nitelikli ve kabiliyetli insan gücüne dayanmaktadır. 

MEGEP

11 Eylül 2013 Çarşamba

Pirlanta yuzuk veya pirlanta almadan once bu yaziyi okuyunuz!..

 Pırlanta yüzük veya pırlanta almadan önce bu yazıyı okuyunuz!..

Pırlantalar hakkındaki bu yazı sizlere tam bir bakış açısı kazandıracaktır. Pırlanta yüzük veya pırlanta almadan önce, bu değerli madenleri iyi tanımak gerekir. İşte bilmeniz gerekenler…


Pırlanta satın alırken bilmeniz gereken en önemli terim de 4C olarak belirtilen özellikler, yani Kesim (Cut), Berraklık (Clarity), Renk (Colour) ve Karat Ağırlığı’dır (Carat). Bunların dışında yine kemer, taban, bakım gibi konular hakkında da bilgi sahibi olmak gerekiyor. Bu yazımızda pırlantaya dair öğrenmek istediklerinizi bulabilir, böylece kendiniz ve sevdikleriniz için doğru tercihi yapabilirsiniz.

Kesim
Pırlantanın kesimi onun gerek estetiği gerek kıvılcım olarak tabir ettiğimiz ışıltısını artırmak açısından oldukça önemlidir. Pırlanta almak isteyenlerin yaptığı hatalardan biri şekil ve kesimi aynı zannetmeleridir. Kesim; simetri, açı ve oranın dikkatli olarak hesaplanarak, pırlantaya kıvılcımını veren bir özellikken, şekil kişisel tercihlere bağlıdır. Pırlantanın kesimi, ışıltısını ve fiyatını belirleyen en önemli unsurlardan biridir.
Profesyonel bir pırlanta kesimcisi, ışıltıyı maksimum oranda verecek şekilde kesimi yapar. Pırlantalar genelde her biri ışığı yansıtma özelliğine sahip 58 fasetli olarak hazırlanır. Kesimi iyi olmayan bir pırlanta, ışıltıya da sahip olmayacaktır.
1) Doğru oranlarda kesilmiş pırlantanın bir yüzeyinden giren ışık diğer yüzeyinden yansır ve dağılarak “taç” denilen üst kısmından yayılır.
2 ) Kesim çok derinse, ışığın bir kısmı pırlantanın “külah” olarak adlandırılan alt kısmından kaçar.
3 ) Kesimin yeterince derin olmaması da ışığın külahtan kaçmasına yol açar ve pırlantanın yeterince parlamamasına neden olur.
Renk
Pırlantanın 4C’lerinden biri olan Renk de (Colour) belirleyici bir özelliğe sahip. Renk, pırlantanın kalitesini de belirlendiğinden oldukça önemlidir. Pırlanta almadan önce, temel renk bilgilerini öğrenmek, doğru seçimi yapmak açısından faydalı olacaktır. Yapısıyla oynanmamış ve kesimi iyi yapılmış pırlanta, arada renk geçişleri olmadan tamamen renksiz olacaktır.
Pırlantanın renk skalası renksizden açık sarıya doğru gider. Bir pırlantayla diğeri arasında renk olarak belli belirsiniz bir fark vardır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki pırlantanın rengi oluşumdan kaynaklanır ve doğal yapısından ileri gelen kusurlar rengi etkiler. Yeraltından çıkarılan pırlantaların çoğu, renk skalasında normal olarak kabul edebileceğimiz ya sarı ya kahverengiye çalar. Sarı ve kahverengiye çalma durumu en yüksek olan pırlantalar “Fantazi” olarak adlandırılır. Bu tarz etkiler taşımayan ve tamamen renksiz olan pırlantalar son derece pahalıdır. Aşağıda pırlantaların renk tanımlamalarını görebilirsiniz.
D-F: Renksiz aralıktaki pırlantalardan olup en nadir ve tüm renkler içinde en değerli olanlarıdır.
G-J: Renksize yakın pırlantalardır. Bunlar beyaz ve sarı platin üzerine monte edildiklerinde tamamen renksiz görünürler.
K-M: Belirgin olarak sarı veya kahverengimsi renkte olan pırlantalardır. Bunlar, özellikle nişan yüzüğü olarak tercih edilmemelidir.
Berraklık
İnklüzyon ve leke olarak bilinen ve pırlanta’ya görüntüsünü kazandıran karakteristik özellikleri, pırlantanın berraklığını oluşturur. Berraklık, 4C’nin yapı taşlarından biridir. Pırlantadaki inklüzyonlar ya dış etmenler tarafından oluşur, ya da ufak çatlaklar gibi doğal yapısından gelen kusurlardır. Doğada çok az kusursuz pırlanta bulunur ve diğerlerine göre oldukça pahalıdır.
Pırlantanın berraklığı, inklüzyonlarının sayısı, büyüklüğü, rengi, taşın neresinde olduğu ve görünürlülüğüne göre belirlenmektedir. Lekeler ve kirlilik de berraklığı etkileyen unsurlardır. Üzerinde leke ve büyük ölçüde inklüzyonu bulunmayan pırlantalar, ışığı en iyi şekilde yansıtacağı için kusursuz olarak nitelendirilir. Pırlantanın berraklığına 10x büyütmeli mercek altında bakılarak karar verilir. Aşağıdaki tabloda berraklık dereceleri belirtilmiştir:
Katmersiz: İçte veya dışta kusuru bulunmayan pırlanta durumu.
İçte katmersiz: Pırlantanın iç kısmında kusuru bulunmama durumu. Bu tip pırlantaların bulunması oldukça zordur ve fiyatları yüksektir.
VVS1, VVS2 : Yok denecek kadar az inklüzyonlu pırlantalar. İnklüzyonların, 10x büyütmeli mercek altında bile görünmesi oldukça zordur.. Bu tip pırlantalar da oldukça değerlidir.
VS1, VS2: Çok az inklüzyonlu pırlantalar. İnklüzyonları çıplak gözle görülemez. VVS1 ve VVS2′lere göre daha ucuzdur.
SI1, SI2: Hafif inklüzyonlu pırlantalar.Bu inklüzyonlar, 10x büyütmeli mercek altında görülebilir düzeydedir. SI dereceli pırlantalar, satın almak için uygundurlar çünkü inklüzyonlar çıplak gözle fark edilmezler. Ayrıca VS2 ve üstü dereceli pırlantalar göre fiyatları daha uygundur.
SI3: Hafif inklüzyonlu pırlantalar. SI3, bir EGL derecesi olup GIA veya başka bir gemolojik enstitü tarafından tasdiklenmezler.GIA bu pırlantalara SI2 veya I1 sertifikası verir. SI3 pırlantalarının çıplak gözle görülemeyen siyah inklüzyonları veya çatlakları yoktur, fakat çıplak gözle seçilebilen beyaz ufak inklüzyonları olabilir.
I1: İnklüzyonlu pırlantalar. I1 berraklığındaki pırlantaların çıplak gözle görülebilen belirgin kusurları vardır. Eğer bütçeniz sadece I1 veya SI3 sertifikalı pırlanta almaya yetiyorsa, alacağınız ürünü çok iyi incelemenizi tavsiye ederiz.
I2, I3: İnklüzyonlu pırlantalar. Bu tür pırlantalardaki inklüzyonlar çıplak gözle görülebilir durumdadır. Ayrıca üzerlerinde siyah noktalar bulunan bu pırlantalar beyaz inklüzyolar ve çatlaklar arasından bulutlu bir görünüm sergilerler
Karat Ağırlığı
Karat, pırlantanın ağırlığını gösteren ölçüdür. Alacağınız pırlantanın kesim, renk ve berraklığına karar verdikten sonra karat ağırlığına karar vermeniz gerekir. Elbette buna karar verirken bütçenizi göz önünde bulundurmalısınız. Pırlantalar, doğanın hediyesi olarak kabul edilirler ve büyüklük arttıkça fiyat da artmaktadır. Pırlantanın değeri karat ağırlına bağlı olarak artar. Buna göre, bir karat ağırlığındaki büyük parça pırlanta yüzük, daha küçük parça pırlantalardan yapılmış aynı karat ağırlığındaki bir pırlanta yüzükten daha pahalı olacaktır. Aşağıdaki tablo karat ağırlığının bir yüzük setinde nasıl farklılık gösterdiğini açıklamaktadır.
Karat ağırlığına doğru karar vermek için bazı ipuçları
Doğru karat ağırlığındaki yüzüğü seçerken, karşınızdaki kişinin parmak yapısını, beğenisini, yüzüğün tarzını ve belki de en önemlisi bütçeyi göz önünde bulundurmak gerekir.
Öncelikle bütçenizi net olarak belirleyip, o fiyat aralığındaki pırlantalara bakmalısınız.
İkinci olarak, yüzüğü takacak kişinin parmak yapısı dikkate alınmalıdır. Eğer parmaklar uzunsa, karat ağırlığı küçük olan yüzük hoş durmayabilir, ya da kısa parmakta karat ağırlığı büyük bir yüzük uygun durmayacaktır.
Pırlanta yüzüğün dizimi de karat ağırlığıyla orantılı olarak seçilmelidir. Bu bağlamda uyumsuz tasarımlar, yüzüğün görünümünü kötü yönde etkileyecektir. Ayrıca, pırlantanın hangi dizim şeklinde daha iyi korunacağına bakmak gerekir.
Yüzüğü kullanacak kişinin günlük hayattaki aktiviteleri de yüzük seçimini etkileyen unsurlardır. Kişi, yoğun bir iş temposunda çalışıyor ve ağırlık içeren işler yapıyorsa yüzüğün darbe alma ihtimali olabilir.
Diğer bir önemli konu da yüzüğü kullanacak kişinin zevk ve tercihleridir. Doğru seçim yapabilmek için karşınızdakinin zevklerini anlamaya çalışmakta fayda var.
Pırlanta İyileştirmeleri
Pırlanta iyileştirmesi, kesimi ve cilası yapılmış taşın gemolojik özelliklerini iyileştirmek için uygulanan işlemler bütünüdür. Kimi mücevheratçılar, berraklığını arttırmak ve diğer bazı özelliklerini iyileştirmek için lazer delme yöntemiyle pırlantalara işlem uygularlar ve bunun sonucunda o pırlantaları daha yüksek fiyata satarlar. Bu yüzden Amerikan Federal Ticaret Komisyonu, mücevheratçıların müşterilerine mücevher üzerinde yapılan her türlü işlemi bildirmeleri gerektiği kuralını getirmiştir.
Üzerinde iyileştirme yapılmış pırlantalar, doğal ve iyileştirme yapılmamış pırlantalar kadar değerli olmadığı için, büyük indirimler üzerinden ticaretleri yapılmaktadır. Bu yüzden, eğer yüksek kalitede bir mücevher istiyorsanız, %100 doğal olan pırlantalara yönelmeli ve iyileştirme yapılmamış pırlanta istediğinizi belirtmelisiniz. Mücevharatçıların pırlantalar üzerinde yaptığı bazı işlemleri aşağıda sizin için belirtmeye çalıştık.
Beyazlatma: Pırlantalara yapılan beyazlatma işlemi, taşın parlak bir renk almasını sağlar. Bu işlemle, taş renksiz pırlantaların görünümüne bir nebze de olsa kavuşturulur.
Gamma / Elektron Işınlama: Bu işlemde, pırlantalar gamma ışınları veya elektrona tabi tutulurlar. Bu işlem pırlantanın renk kalitesini değiştirmek için yapılır.
Isıtma: Pırlanta yüksek ısıya maruz tutularak ısıtma işlemi yapılır. Bu teknikle taşın renk ve berraklık özelliklerinin iyileştirilmesi hedeflenir.
Dolgu: Pırlantaların çoğunun, çeşitli sebeplere bağlı olarak yüzeylerinde çatlaklar olabilir. Dolgu tekniğinde, bu çatlak ve boşluklar plastic veya camla doldurulur. Bu işlem ayrıca pırlantanın dayanıklılık gücünü artırmayı sağlar. Ama elbette profesyonel bir taşbilimci ışık vurduğunda bu dolguları çok rahat fark edebilir.
Lazer: Lazer, en sert cisimlere bile nüfuz edebilen güçlü bir ışındır. Lazer tekniğiyle, pırlantanın kalitesini düşüren inklüzyonlara müdahele edilir. Özellikle belirgin siyah inklüzyonlar söz konusu olduğunda bu işlem yapılır.
Yağlama / Reçine İnfüzyonu: Bu işlemle pırlantanın en kaliteli görüntüye kavuşması hedeflenir. İnfüzyon tekniğiyle, pırlantanın yüzeyindeki oyuklar paraffin, reçine, yağ gibi renksiz maddelerle doldurulur.
Işınlama: Işınlama yöntemiyle, taşın renginin değiştirilmesi amaçlanır ve taş renksize yakın veya renksiz taş görüntüsüne kavuşturulur. Bunun için pırlantaya nötron tatbik edilir. Buna ilaveten ısıtma yöntemiyle de renk açma işlemi daha da güçlendirilebilir.
Pırlanta & Floresan
Bazı pırlantalar, üzerlerine ultraviyole ışığı düştüğünde renk değiştirirler. Bu ışık, güneş ışığı veya elektrik ampülünün ışığı olabilir. Pırlantanın da başka bir ışıkla etkileşime girdiğindeki ışımasına floresan denir. Bu yüzden pırlanta aldığınız yerden, taşın floresan ışıma özelliğini ve kalitesini gösteren sertifikayı istemelisiniz. Çünkü bu floresan ışıma özelliği fiyatının belirlenmesinde etkilidir. Sertifikada, taşın floresansının mavi, beyaz veya sarı olup olmadığı belirtilir. Ayrıca sertifikalarda floresan ışımasının güçlü veya zayıf olup olmadığı da belirtilmektedir.
Floresan fiyatı belirler
Aldığınız pırlantanın fiyatının belirlenmesinde floresan ışıma özelliği önemli bir etkendir. Daha önce de belirttiğimiz gibi sarımtırak pırlantalar fiyat skalasının en aşağısında bulunur. Bu durum, floresan ışımalı pırlantalar için de geçerlidir. Ultraviyole ışınına tutulduğunda floresan ışıması sarıya dönük olan taşlar düşük kaliteli olarak kabul edilir ve fiyat da bununla doğru orantılı olarak düşer. Diğer yandan, mavi floresan ışımalı pırlantalar, beyaza çalan mavi görünümde oldukları ve renksize yakın pırlantalarla kombine edilebilecği için yüksek kaliteli olarak kabul edilirler.
Bu etkilere rağmen, bazı pırlantalarda floresan ışıma belirgin değildir ve bu pırlantalar parlak oldukları için florean ışımadan negatif olarak etkilenmezler.
Aşağıdaki tabloda floresan ışımalı pırlanta fiyatlarının renk ve berraklığına göre nasıl karşılaştırıldığını görebilirsiniz.
D – H Renk Aralığı IF – VS dereceleri SI1 – I3 dereceleri
Çok güçlü floresan -8% to -12% -3% to 0%
Güçlü floresan -5% to – 7% -1% to 0%
Orta floresan -2% to – 4% 0%
I – N Renk Aralığı IF – VS dereceleri SI1 – I3 dereceleri
Çok güçlü floresan 0% to +4% 0% to +4%
Güçlü floresan 0% to +4% 0% to +4%
Orta floresan 0% to +3% 0% to +3%
Belli Belirsiz floresan 0% to +1% 0%
Pırlantanızın tarafsız bir laboratuardan alınmış sertifikalı olması elbette oldukça faydalı ve değerlidir. Ancak, karat ağırlığı, şekli, rengi ve berraklığı aynı olan pırlantaların fiyatlarının farklı olabildiği gerçeğini de göz önünde bulundurmanız gerekir. Renk ve berraklık dereceleri Amerikan Gemoloji Enstitüsü tarafından belirlenmiştir. Tüm laboratuarlar bu birimi kullansa da standartlar farklı olabilir.Laboratuarların bir pırlanta için belirleyeceği renk ve berraklık derecesi birbirinden farklı olabilir. Bunun için aynı sertifikaya sahip pırlantaların fiyatlarını karşılaştırmanızı tavsiye ederiz. Pırlantaya değer biçimi esasen göreceli bir iştir ve değeri biçenin takdirindedir. Fiyat doğrudan renk, berraklık ve kesime bağlı olarak belirlendiği için doğru ve dürüst derecelendirme önemlidir.
Pırlanta sertifikası ne anlama gelir?
Pırlanta sertifikası, o pırlantayla ilgili her şeyi belirtir. Pırlanta sicili ve derece raporu olarak da bilinen sertifika, pırlantanın 4C’si olarak belirttiğimiz özelliklerin tümünü gösterir. Pırlantanın kalite parametrelerini müşterilere daha belirgin kılmak ve anlaşılır kılmak için genellikle sertifikalara o pırlantayı ve iç özelliklerini gösteren bir diyagram da eklenir.
Pırlanta sertifikası ve derece raporu veren bağımsız laboraturlar
Günümüzde, az sayıda taşbilimi laboratuvarı bulunmaktadır. Aşağıda listesini bulabilirsiniz
GCAL: Değerli Taş Sertifika ve Teminat. Laboratuvarı GCAL derecelendirme standartları konusunda oldukçta titizdir. Laboratuar, kullandığı standartlardan o kadar emindir ki, onay verdiği pırlantalar üzerinde kusur bulan müşterilere paralarını geri verme sözü sunar.
Web adresi: http://www.gemfacts.com/
GIA: Amerikan Taşbilimi Enstitüsü, dünya çapında bir pırlanta derecelendirme çizelgesi oluşturmasıyla bilinir. Bu enstitünün verdiği sertifika kendi alanının en eski ve iyisi olarak kabul edildiği için mücevharatçılar tarafından önem verilir.
Web adresi: http://www.gia.edu/
IGI – Uluslararası Taşbilimi Enstitüsü 1975 yılında Antwerp’te kurulmuştur. Enstitü, New York, Mumbai, Tokyo ve Bangkok’ta kurduğu laboratuarlarındaki sıkı derecelendirme kurallarıyla bilinir.
Web adresi: http://www.igiworldwide.com/
AGS: Merkezi, Amerika- Nevada’da olan Amerikan Mücevher Kurumu, katı derecelendirme standartları olan kuruluşlardan biridir.
Web adresi: http://www.americangemsociety.org/
EGL: Avrupa Taşbilim Laboratuarı, Johannesburg, New York, Antwerp, Paris, Londra, Seul ve daha birçok şehirde laboratuvarları bulunan bir kurumdur.
Web adresi: http://www.eglusa.com/
HRD (Hodge Raad Voor Diamant): İsmi “Pırlanta Yüksek Kurulu” anlamına gelen kurumun merkezi Antwerp’tedir. Kurum, Belçika’nın pırlanta pazarının bir nevi temsilcisi rolündedir.
Web adresi: http://www.hrd.be/
Pırlanta Bakımı
Pırlantalar, sürekli alınabilecek ucuz mücevherler değildir. Bu yüzden, gerek yatırım amaçlı, gerek yüzük veya kolye olarak takı amaçlı aldığınız pırlantalarınıza maksimum özeni göstermeniz gerekir. Pırlanta, sadece başka bir pırlanta tarafından zarar verilebilir sert bir yapıda olsa da bazı durumlarda hasar görebilir. Elbette iki parçaya ayrılma gibi bir durumu söz konusu değildir ama üzerine sert bir baskı uygulandığında hafif çatlamalar oluşabilir. Bu yüzden pırlanta kullanımında dikkatli olunmalıdır.
Pırlanta yüzük alırken de, pırlantanın maksimum korumada olduğu bir taş dizilimli yüzük alınması tavsiye edilir. Özellikle çalışan kadınlar için bu tarz bir yüzük almak pırlantayı korumak açısından önemlidir.
Ayrıca, pırlantayı gündelik hayatın içinde kullanılabilen saç spreyi ve klor gibi maddelerden uzak tutmak gerekir. Bu maddeler pırlantanın üzerinde birikerek renk üzerinde olumsuz etki yapabilirler.
Pırlantanızı temizlemenin doğru yolu
Pırlantanızı sıradan bir bezle ovmamalısınız. Bu tarz bir ovma işlemi taşa zarar verecektir. Uygun bir temizleme tekniği 1 çay kaşığı amonyak ve 6 çay kaşığı su ile hazırladığınız solüsyonu kullanarak ovma işlemidir. Bu şekilde pırlantanız parlaklık ve ışıltısını koruyacaktır.
Pırlantayı Saklama Koşulları
Temizliğin yanı sıra pırlanta mücevherleri saklama koşulları da önemlidir. Tavsiyemiz, yumuşak bir kumaş, hatta kese içerisinde saklamaktır. Bu şekilde pırlantanın, diğer mücevherlerle sürtünmeden dolayı oluşan çizikleri olmayacağı için parlaklığını uzun süre koruyacaktır.
RehberÖğretmen BİZ

10 Eylül 2013 Salı

Gercek Pirlanta Oldugunu Nasil Anlarim ?

Eğer aldığınız pırlantadan şüpheye düştüyseniz profesyonel bir organizasyonun üyesi olan pırlanta eksperine danışın. Ama bu kişi asla pırlantayı aldığınız yerin tavsiye ettiği eksper olmamalıdır. Çünkü burada bir kumpas olabilir. Yani danışıklı dövüş içerisinde olabilirsiniz.

Tayland'a yaptığım bir ziyaret sonunda aldığım değerli bir taş ile yediğim kazık üzerine bu bilgilendirmeyi yapmayı kendime bir borç bildim. İnternetten artık herşey alınıyor, satılıyor. Bu kervana elmas ve değerli taşlar da katıldı. Özellikle kadınların çok merak ettiği ve almaktan büyük zevk duyduğu tek taş pırlanta, çok ilginç bir şekilde internetten de satılır hale geldi.
Peki aldığımız bu pırlantalar gerçek mi değil mi? Nereden bileceğiz? Nasıl benim gibi kazık yemeyeceğiz?
Eğer internetten elmas yada pırlanta almayı kafaya koyduysak mutlaka bildik ve tanıdık bir markadan alışveriş yapın. Bu birinci ve en önemli tavsiyem. Şimdi gelelim gerçek pırlanta nasıl anlaşılır sorusunun cevabına.
Öncelikle sormanız gereken şey alacağınız pırlantanın sertifika bilgileridir. Çünkü her pırlantanın kendine has sertifikası vardır ve bu sertifikada ona ait tüm detay bilgileri mevcuttur. Bu sertifikalar uluslararası geçerliliği olan evraklardır. Bunlara HRD veya GIA deniliyor.

Eğer aldığınız pırlantadan şüpheye düştüyseniz profesyonel bir organizasyonun üyesi olan pırlanta eksperine danışın. Ama bu kişi asla pırlantayı aldığınız yerin tavsiye ettiği eksper olmamalıdır. Çünkü burada bir kumpas olabilir. Yani danışıklı dövüş içerisinde olabilirsiniz.
PARLAKLIK : Gerçek pırlantalarda kırılma katsayısı çok yüksektir. Yani ışığı çok aşırı büker ve kırarlar. İşte bu yüzden çok parlak yüzeylidirler. Sahte pırlantalar içerisinde cam veya kuvars denilen maddeler barındırdıkları için ışık direk içerisinden geçer ve ışığı yeterince yansıtmazlar. İşte bu yüzden daha az parlak görünürler.
IŞIĞI KIRMASI : Gerçek pırlanta ışığı çok iyi kırar. Aldığınız pırlantayı ters çevirin ve herhangi bir gazete kağıdının üzerine koyun. Eğer pırlantaya baktığınızda arkadaki gazeteyi okuyabiliyorsanız hapı yuttunuz demektir. Maalesef elinizdeki taş sahte. Çünkü söylediğim gibi gerçek pırlanta taş ışığı kıracak ve siz o gazeteyi okuyamayacaksınız. Fakat çok nadir de olsa bazı değerli taşlar çok özel yöntemlerle kesiliyorlar. Bu gibi hallerde o harflerin okunması ihtimali var. Böyle bir durum ile karşılaşıyorsanız yapacağınız tek şey bir uzmana danışmaktır.
Bu kadar yüksek rakamlar ödeyip aldığımız tek taş yüzük veya tek taş pırlantaların sahte olduğunu anladığımızda iş işten geçmemesi için piyasada kendini ispatlamış ve tanınmış firmalardan alışverişi yapmanız daha hayırlı olacaktır.
NETBİLGİVER

9 Eylül 2013 Pazartesi

Olta'dan Balik yerine Pirlanta Yuzuk Cikiverdi...


Olta'dan Balık yerine Pırlanta Yüzük Çıktı

Oltayı çekti ucundan balık değil pırlanta çıktı süleyman kahraman kız arkadaşını ankaradaki ilk buluştukları yere göksu parkına götürdü bir arkadaşı balık tutuyordu ben tutabilirmiyim diye yaklaştı oltayı çekti o an müstakbel gelin adayı şaştı kaldı.

HABER TÜRK

En İlginc evlilik teklifleri, Buyuk Husranlar...yuzuk tektas dusurme maceraları...




İlginç Evlilik Teklifi ve Çoğunluğu Büyük Hüsran



En İlginc evlilik teklifleri, Buyuk Husranlar...yuzuk tektas dusurme maceraları...
Son zamanlarda erkekler tarafından ilginç evlenme teklifleri icat oldu. Hayal güçleri geniş olan insanlar tarafından yapılan evlenme teklifleri bazen beklendiği gibi gerçekleşmez. İşte en ilginç evlenme teklifleri...
 1. EVLENME TEKLİFİNİ 20 BİN KİŞİNİN ÖNÜNDE SUNDU
Zavallı genç, sevgililer gününde, bir NBA maçı sırasında 20 bin kişinin önünde sevgilisine evlenme teklifini sundu. Maça ara verildiği anda sahaya fırlayan genç, kız arkadaşını da sahaya çağırdı. Ulusal kanalların da canlı yayın yaptığı maçta şoka giren genç kız evlilik teklifini reddetti.

2. MİLKSHAKE İÇİNDEKİ YÜZÜĞÜ YUTTU
Reed Harris nişanlısı Kaitlin Whipple'a evlenme teklifini fast-food zinciri bir restoranda gerçekleştirdi. Sıcak bir yaz gününde soğuk çilekli bir milkshake içine pırlanta yüzüğü atan Reed, arkadaşlarını da restorana davet etti. Ancak bu esprili evlenme teklifinin sonu pek de eğlenceli bitmedi. İçeceğin içindeki yüzüğü yutan talihsiz Kaitlin'i zar zor hastaneye yetiştirebildiler. İki gün hastanede kalan genç kadın iyileştikten sonra Reed Harris'ten yeni bir evlenme teklifi aldı ve en sonunda evlendiler.

3. BALON İÇİNDEKİ PIRLANTA YÜZÜKLE TEKLİF
Londra'da Lefkos Hajji isimli adam, nişanlısı Leanne'ye evlenme teklifini helyum gazıyla şişirilmiş bir balonun içine konmuş 12 bin dolarlık pırlanta taşlı yüzükle yaptı. Evlenme teklifini sözlü bir şekilde yaptıktan sonra içinde yüzük bulunan balonu sevigilisine verirken ani bir rüzgar çıktı ve balon bir anda havalanmaya başladı. Balonun arkasından bir süre koşan genç adam balona yetişemeyeceğini anlayınca, arabasıyla bir süre daha balonun peşinden devam etti. Havalanan balon gittikçe gözden kaybolunca, Lefkos yüzükten umudu kesti. Olayın ardından yeni bir yüzük alıncaya kadar Lefkos'la tüm ilişkisini kesen Leanne'ı tekrar ikna etmek genç adamın zamanını aldı.

 EVLENME TEKLİFİ ŞOVUNU UFO ZANNETTİLER
Almanya'nın Plattling kentindeki genç bir adamın evlenme teklifi bölgede UFO paniği yarattı. İçinde ışık yanan balonları havada uçuran genç adam, tüm kasabanın balonlarla renklenmesine neden oldu. Kasaba halkının 'Kenti UFO'lar bastı' diye yorumladığı bu gösteri, şüphesiz 'evet' cevabını da beraberinde getirdi.

5. YÜZÜĞÜ BROOKLYN KÖPRÜSÜNDE DÜŞÜRDÜ
ABD'de Don Walling büyük çabayla biriktirdiği parayla kız arkadaşı Gina Pellicani'ye pırlanta bir yüzük aldı. Evlenme teklifini Brooklyn köprüsü üzerinde bulunan yürüme alanında ailesi önünde yapmayı planlayan genç adam, elindeki yüzüğü heyecandan yere düşürdü. Büyük bir hızla köprü üzerindeki yoğun trafiğin içine yuvarlanan yüzük gözden bir anda kayboldu. Ardından evlenme teklifini yapan Don Walling, teklifi yaptıktan sonra trafiğin içine atladı ve uzun çabalardan sonra yüzüğü buldu. Üzerinden araba geçtiği için yamulan yüzük ufak bir tamirden sonra normale döndü.

6. EVLENME TEKLİFİ ÖLÜMLE SONUÇLANDI
2005 yılında internet ortamında tanışan Scott Napper ve Leafil Alforque birlikteliklerini evlilikle sonuçlandırmak istediler. İlginç bir evlilik teklifi hazırlayan Scott Napper, teklifini Oregon sahilindeki Neskowin plajında gerçekleştirdi. Denizin kenarındaki kayalığın üzerinde cebindeki yüzüğü seviglisine verirken çiftin üzerine gelen dev dalgalar genç kızı denizin içine sürükledi. Leafil Alforque bir daha hiç geri gelmedi.

7. PASTANIN İÇİNDEKİ YÜZÜĞÜ YUTTU
Çin'de yaşayan Wen isimli kadın güzel hazırlanmış bir pasta içindeki yüzükle evlenme teklifi aldı. Sevgilisi Chen tarafından hazırlanan sürpriz, romantik bir sinema filminden esinlenerek gerçekleştirildi. İçinde yüzük bulunan pasta dilimini kız arkadaşına ikram eden genç adam, Wen'in önünde diz çökerek teklifini yaptı. O anda pastanın içindeki yüzüğü yutan kız heyecandan bayıldı. Arkadaşları kızı hastaneye zor yetiştirdi.
 Mynet haber 

26 Eylül 2013 Perşembe

Turkiye'de elmasli setler ile dusuk karatli pirlantali takilar populerlik kazaniyor.

Türkiye'nin de bulunduğu bir grup ülkenin altın talebi, tüm dünyanın aksine yükseliyor. Rusya, Türkiye'den mücevher alımını artırıyor.
Türkiye'de ise elmaslı setler ile düşük karatlı pırlantalı takılar popülerlik kazanıyor.



LONDRA - Dünya Altın Konseyi'nin rakamlarına göre yılın ikinci çeyreğinde tüm dünyada altın talebi düşerken, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bir grup ülkede artış var. 
 
Konsey'in bugün yayınladığı 2'nci çeyrek raporunda dünya altın talebinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7'lik bir düşüşle 990 ton seviyesine indiği bildirildi. İlk yarı itibariyle ise talep geçen yıla göre yüzde 5 azalarak 2 bin 90.8 ton oldu. Rakam, son 5 yılın ilk yarı oratalaması olan 1,828.7 tonun ise yüzde 14 üzerinde. 
 
Mücevher, yatırım ve teknoloji sektörlerinden gelen zayıf talebin merkez bankası gibi resmi alımlarla kısmen de olsa dengelendiği ifade edilen raporda, yılın bu döneminde ortalama ons fiyatının 1,609,49 dolar olduğu belirtildi. 
 
Merkez Bankaları ve diğer resmi kurumların altın talebi 2'nci çeyrekte belirgin artış gösterdi. İkinci çeyrekte kurumların altın rezervleri 157.5 ton artarken, 6 aylık rakamlarda bu artış 254.2 ton olarak hesaplandı.
Türkiye'de artış var
 
Talebin yoğunlaştığı Hindistan ve Çin dışında altın açısından durgun bir dönem geçirilirken, aralarında özellikle Türkiye, Mısır ve Rusya'nın bulunduğu bir grup ülkede talebin arttığı görülüyor. Türkiye'de altın mücevher talebi, yüzde 4 artışla 23.1 tona yükseldi. TL bazında mücevher için harcanan para yüzde 28 artışla 1.7 milyar TL'den 2.2 milyar TL'ye çıkarken, 5 yıllık ortalama olan 26.8 tonun yüzde 14 altında kaldı. 
 
Elmas setler ve tek taşlar
 
Türkiye'deki talebin, ilk yarıda hissedilen bazı korkular nedeniyle ertelenmiş satın almalardan kaynaklandığı belirtiliyor. Tüm bunlara rağmen Türkiye'de elmas setlere olan talebin artışta olduğu, düşük karatlı ürünlerin de popülerlik kazanmaya devam ettiği kaydedildi. 
 
Yatırım amaçlı alımlar
 
Türkiye'de yatırım amaçlı talep ise 17.5 ton seviyesinde hesaplandı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19, 5 yıllık ortalamaların ise yüzde 33 üzerinde bulunuyor. Bu rakamın artmasındaki en önemli etken, ticari bankaların da rezervlerinde altın bulundurmalarına imkan verilmesi olarak görülüyor. 

Rusya'nın mücevheri Türkiye'den gidiyor
 
Rusya'da ise petrol gelirleri ve gelişen orta sınıfın desteğiyle ekonomik büyüme, uzun vadede mücevher talebini artırıyor. Ülke dünyanın en büyük 4'üncü mücevher pazarı olurken, aynı şekilde altın üretiminde de 4'üncü durumda bulunuyor. Son 5 yılda rezervlerini ikiye katlayan Rus Merkez Bankası da dünyanın en büyük 8'inci rezervine sahip. 
 
Rusya'ya en çok mücevher ihraç eden ülkeler olarak ise Türkiye ve İtalya öne çıkıyor. Türkiye'nin ihracatı, 2011 yılında bir önceki yıla göre neredeyse ikiye katlanarak 124.2 milyon dolara çıktı.  

DÜNYA

23 Eylül 2013 Pazartesi

Holywood Yildizlarinin pirlantalarindan secmeler.. Hangisi Daha Guzel











Altin mi , Pirlanta mi ?


Pırlanta Sarrafı- Pırlanta Hakkında Herşey-

Roma Doneminden Kalma Mucevher Kapli 10 Insan Iskeleti

Insanların adı Catacomb Azizleri. Paul Koudounaris adlı yazar kitabında bu insanlar hakkında incelemelerini paylaşmış.
  1. 1. Kitabın Adı Cennetten Gelen Vücutlar

  2. 2. 1578 Yılında Roma Sokaklarının Altında Bulunan Mezarlardan Çıkmış Cesetler

  3. 3. Erken Hristiyanlık Dönemine ait Olduğu Belirtiliyor

  4. 4. İskeletler Catacomb Azizleri Adlı Bir topluluğa Ait

  5. 5. Azizlerin Özellikleri Gösterişli Giyimleri ve Takıları

  6. 6. Mücevherler, Silahlar, Peruklar... Seyahat ederken Bunları Kullanıyorlarmış

  7. 7. Silahları da Altın ve Mücevherlerle Kaplı

  8. 8. Aziz Oldukları İçin Kendilerini soymaya Çalışan Olmuyormuş

  9. 9. İskeletler Segilenmek Üzere Üzerlerinde Çalışma Başlatılmış

  10. 10. Bu Çalışma Tam 5 Yıl Sürmüş

    HABERSELF

Simdiye kadarki en buyuk pirlanta acik artirmada



Yumurta büyüklüğünde bir pırlanta gelecek ay Hong Kong'da açık artırmaya çıkarılıyor.
Müzayede şirketi Sotheby's Asya'dan yapılan açıklamaya göre 118 karatlık taş, bugüne kadar açık artırmada satılan en büyük beyaz pırlanta olacak.

Taşın 35 milyon dolara kadar alıcı bulabileceği belirtiliyor.

BBC Türkçe

19 Eylül 2013 Perşembe

Mucevher ihracatcilarinin yeni hedefi


Mücevher ihracatçılarının yeni hedefi 

Dünya-Mücevher sektörü, Avrupa ve Amerika pazarlarında yaşanan durgunluğu aşmak için yönünü Uzak Doğu'ya çevirdi.
Taylan BÜYÜKŞAHİN
HONG KONG - Mücevher İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl 5'inci kez katılım gösterilen Hong Kong Mücevher ve Değerli Taş Fuarı, dünyanın dört bir tarafındaki sektör temsilcilerini ve alıcıları bir araya getirdi. Fuarın, 1983 yılından günümüze ziyaretçi ve katılımcı sayısını her yıl artırarak hızla büyümesini sürdürdüğünü söyleyen Mücevher İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Güner, sektör için bu fuarın en büyük ve köklü mücevher fuarı olarak kabul edildiğini belirtti.
Mücevher sektörü olarak dünyanın dört bir yanına ihracat gerçekleştirdiklerini ifade eden Güner, 2013 yılının sekiz aylık döneminde 1.43 milyar dolarlık ihracata ulaştıklarını kaydetti. Güner, "Mücevher üretiminde altyapımız ve işgücümüz oldukça yüksek. Geçmişten gelen köklü bir deneyime ve zengin bir kültüre sahibiz. Bu birikimi modern üretim teknolojisi ve tasarım ile birleştiriyoruz. Türk mücevherleri tüm dünyada beğeniliyor, tercih ediliyor. Ülkemizi, eskiden olduğu gibi yeniden dünya mücevher sektörünün kalbi haline getirmek en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor" dedi. 
Türkiye'den 43 firma furda yerini aldı
Asya'nın kendileri için en önemli pazarlardan biri olduğunu vurgulayan Güner, sözlerine şöyle devam etti: "Yakın, Ortadoğu ve Doğu Asya ülkeleri ihracatta en önemli pazarlarımız arasında yer alıyor. Avrupa ve ABD’deki durgunluğu özellikle Uzak Doğu ve Asya ile aşmayı hedefliyoruz. Türk mücevher ihracatçısının mutlaka bu pazarlara eğilmesi ve fırsatları değerlendirmesi gerekiyor. Hong Kong Mücevher ve Değerli Taş Fuarı bu açıdan bizim için oldukça iyi bir fırsat. Mücevher İhracatçıları Birliği olarak 2009 yılından itibaren bu fuara Türk firmalarının milli katılım organizasyonunu gerçekleştiriyoruz. Bu yıl Türk mücevher sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren 43 firma milli katılımdaki yerlerini aldı. Ülkemizin ve Türk mücevher sektörünün uluslararası alanda tanıtımını sağlarken, firmalarımıza da yeni işbirliği ve pazar imkanı yaratıyoruz. Türkiye mücevher ihracatı için önemine inandığımız bu tarz organizasyonlara önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz."
İhracattaki çıkışlarını sürdürmek istediklerini anlatan Güner, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde en çok Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Litvanya ve Almanya'ya ihracat yaptıklarını aktardı.

'Pırlantadaki ÖTV büyük sıkıntı'
Mücevher sektörünün büyümesinde en önemli sorunun ham pırlantaya uygulanan yüzde 20 oranındaki ÖTV vergisi olduğunu belirten Güner, bu sorunun çözülmesi halinde sektörün önünün açılacağını söyledi. Güner, "Yıllık 2-2.5 milyar dolarlık ihracat ortalamasına sahip olan sektörümüzün ÖTV derdinden kurtulması, 20 milyar dolarlık ihracatın kapısını açacak" diye konuştu. 




'Hiç vergi olmasın diye de bir talebimiz yok'
Dünyada pırlantaya doğru bir yönelme başladığını söyleyen Mücevher İhracaçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Emil Güzeliş, pırlanta tüketiminin arttığını, altın tüketiminin ise ya sabit kaldığını ya da düştüğünü belirtti. Pırlanta denilince de akla dünyada ilk Hong Kong'un geldiğini ifade eden Güzeliş, pırlanta üretimini dünyada en iyi bu bölgelerin yaptığını, bu nedenle Hong Kong'daki bu fuar çok önemli olduğunu vurguladı. Pırlanta üzerindeki ÖTV'nin sektörün en önemli sıkıntısı olduğunu açıklayan Güzeliş, sözlerine şöyle devam etti: "Bu ÖTV'den dolayı büyük pırlanta tüccarları Türkiye'ye gelmiyor. Hong Kong, Dubai ve Belçika gibi verginin olmadığı ülkelere gidiyorlar. Bu ülkelerde ne yapıyorlar? Oradaki üreticilere destek oluyorlar. Hep beraber büyülebilecek bir yol bu. Çok kolay bir yol. Hiç vergi olmasın diye de bir talebimiz yok. Hammadde verginiz olsun, işlensin. Ne kadar vergiye tabiyse diğer ürünlerimiz aynı vergiyi ödeyelim. Hiç ödemeyelim demedik. Diğer sektörlerde de olan hammadde ÖTV'siz olsun diyoruz. Üretildikten sonra gerekli vergiler konsun üzerine."

DÜNYA

15 Eylül 2013 Pazar

Tek tas cok banal, baska bir şey yok mu?

Gözünde mıcır, pırlanta, ametist, çakıl, safir, yakut ve molozun hiçbir farkı olmayan bir cinse mücevhersel anlamda hendek atlatmak kolay iş değil. Ama sevdiceğiniz er ya da geç sizden bir parça mücevher beklentisine girecek, kaçış yok. Bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde kuyumcudan kuyumcu kıvama geleceksiniz.


İlla pırlanta mı alınacak?






Pırlanta mevzusu kıllı olmakla birlikte, bir kere adamın dikkatini çekti mi, hobiye dönüşebiliyor. Yani sevgilinize, nişanlınıza, karınıza, bacınıza özellikle pırlantalı mücevher alma aşamasında sıkılmayacaksınız. Finansal anlamda canınıza bile okunacak o ayrı.. Uzun süredir birlikte olduğunuz kadına eninde sonunda mücevher almanız gerekecek. Ya evlenme teklif edeceksiniz, ya yediğiniz bir haltı affettirmek için mücevherden medet umacaksınız. Eninde sonunda...
 İlişki uzadıkça adam elini cebine atmamakta ısrar ederse, kadın yavaştan soğumaya başlar. Kadının gözünde erkeği en berbat şekilde "reset"leyen özellik, kellik değil, fodulluk değil, cimriliktir. Ona değer verdiğinizi ve hayatta bir takım şeyleri görüp geçirdiğinizi göstermenin en etkili yolu da minik de olsa bir parça mücevherle ilişkinizi taçlandırmanızdır. Ama nasıl? Öyle "ha" deyince mücevher alınmaz. "Ha" deyince alınan mücevher bilahare alanı pişman eder.

Alacağım taşı neye göre seçeceğim?
 Alacağınız mücevher ancak söz yüzüğü veya birlikteliğinizin ilk iki yılı içinde doğum günü armağanı ise; safir, yakut, zümrüt, aquamarine veya diğer taşları tercih etmelisiniz. Çünkü bu taşlar sadece çok yüksek karatlarda değerli olurlar. Küçük ve renkli bir taşla süslü bir takı aldıysanız, verirken büyük merasimler yapmayın ki, pırlanta yüzük hayaliyle kutuyu açınca hayal kırıklığına uğramasın... Eğer ilişkiniz ciddiyse pırlanta tek çıkar yol. Ne zamandır kuyumcu vitrinlerinde pırlantalara bakacağım diye yapışıp kaldığını tahmin bile edemezsiniz.
Pırlantanın olayı nedir? 
 Pırlanta çok pahalı bir taştır. Sonradan pişmanlık yaşanmaması için almadan onunla ilgili önemli hususları iyice öğrenmekte yarar vardır. Öncelikle pırlantayı alacağınız yeri iyi belirlemelisiniz. Özellikle yüksek karatlı pırlanta takıları sokakta gördüğünüz herhangi bir kuyumcudan alamazsınız. Tanınmış bir müvecheratçı bulmanızda yarar var.
 Kırıntı denilen, mücevherin bir bölgesi veya her yeri minicik pırlantalarla kaplı takılar tek taş pırlantaya göre çok daha ucuzdur. Bunlara fantezi takılar denir. Satın alırken parayı pırlantadan çok tasarıma vermiş olursunuz. Bunun sebebi, taşların adı üstünde, pırlantanın kırıntısı olmasıdır. Bunları iade ederken, değiştirirken veya satarken muazzam değer kaybına uğrar, eğer pırlantaya bir yatırım gözüyle bakıyorsanız, aklınızda değiştirmek, ileride onu verip daha iyisini almak varsa bu türü tercih etmeyin.
İlla pırlanta mı alınacak?
Tek taş pırlanta en akıllı tercih. Örneğin Kapalıçarşı`nın en tanınmış, özellikle sosyete mensupları tarafından tercih edilen kuyumcusu Sait Koç her taşına kefil. Banka gibi. Aldığınızdan yıllar sonra bile ihtiyaç durumunda pırlantayı iade ederken işçilik ücreti ve KDV oranını düştükten sonra paranızı iade ediyor. "Şimdiye kadar istediği anda parasını iade etmediğim müşteri hiç olmamıştır" diyor. "Gerekirse, param yoksa eşten dosttan alır yine de veririm karşılığını. İhtiyacı olmasa insan mücevherini satar mı? Ben de müşterimi hiçbir şartta zor durumda bırakmam. Bak bu yüzüğü bir kadın getirdi. (bir zarfın içinde yüzük üzerinde 750 milyon lira yazıyor). Kredi kartlarının borcu varmış, kızının söz yüzüğü. Ben onu aldım parasını iade ettim ama altı ay tutacağım geri almak ister diye..."
Tek taş çok banal, başka bir şey yok mu?
Pırlanta anlayana banal manal değil ama daha enteresan bir hediye ona daha uygundur derseniz; o zaman Sevan Bıçakçı`yla tanışmanızda yarar var. Bıçakçı`dan alacağınız yüzük kocaman pırlantalarla parlamayacak ama kesinlikle "wow" faktörü olan yüzük olacak.  Satın alırken yine parayı daha çok tasarıma veriyorsunuz ama karşılığında aldığınız şey dikkat çekici, el emeği göz nuru minik bir sanat eseri. Güler Sabancı`nın meşhur ettiği padişahlı yüzükleri ve Osmanlı esintilerinin hakim olduğu birçok koleksiyonu dünyanın birçok noktasına gidiyor ve kapanın elinde kalıyor. Fiyat için onları aramanız gerekecek ama imkansız bir rakam duymayacaksınız, çekinmeyin 0212 520 45 16`dan arayın.


Bütçem kısıtlı anlatamıyorum galiba...
Eğer bir nişan yüzüğü alacaksanız, iki aylık maaşınıza eşit olan parayı pırlantaya harcamalısınız. Bu parayı uzun süre kenara koyarak biriktireceksiniz artık. Alacağınız nişan yüzüğü değil de sıradan bir hediyeyse pırlantaya yaklaşmasanız da olur. Ama aldığınız pahada hafif takıya ağır bir manevi anlam yüklemelisiniz ki paranız olmadığı için değil, daha anlamlı olduğu için o hediyeyi seçtiniz sansın artı o takıya baktıkça içi sevgiyle dolsun. Örneğin, üç tane iç içe geçmiş halkadan oluşan altın bir yüzük veya bilezik alıp: "Sevgilim, bunlar sonsuz aşkımızı, sonsuz arkadaşlığımızı ve sonsuz sadakatimizi simgeliyor." deyin ki, düşünüp de aldığınızı sansın, cebinizin delik olduğunu değil. (Cartier Trinity koleksiyonu)
Bir de küçük mavi kutu var. Bu özellikle mücevhere düşkün kadınlarda bir buçuk karat pırlanta etkisi yaratan sihirli bir kutu... İçinden ne çıkarsa çıksın çığlık çığlığa kabul edilen kutu... Tiffany & Co.`nun küçük mavi kutusu ve küçük mavi torbası... Tiffany`nin ürünlerini Türkiye`de Collection yapıyor. Fiyatlar Amerika Tiffany`yle aynı. Nişantaşı`nda, Ritz Carlton`da ve Çırağan Kempinski`de yerleri var. Fiyatlar 50 dolardan başlıyor, üst limit gökyüzü...
4c nedir?
Pırlanta dört değişken sayesinde değer kazanır, bunlar İngilizce isimlerinden dolayı 4c olarak bilinir: karat (carat), kesim (cut), berraklık (clarity) ve renk (color). Bu dört özelliğin kalitesi birlikte veya tek tek yükseldikçe pırlantanın değeri de yükselir. Diğer bütün değerleri aynıysa; iki tane küçük taştan ziyade, aynı karata denk gelen tek bir pırlanta daha pahalıdır. Çünkü karatı yükseldikçe pırlanta daha nadir bulunur hale gelir. Aldığınız pırlantanın 4c`si ile ilgili olarak kuyumcuya güvenmek yerine, taşınızın uluslararası geçerliliği olan bir sertifikası olmasına dikkat edin ve bu sertifikayı taş sizde olduğu sürece saklayın.
Carat: Taşın ağırlığı karat ile ölçülür. Karat pırlantanın değerini ortaya koyan ölçütlerden yalnızca biridir. Pırlanta sadece büyük olmasıyla değerli olmaz.
Cut: Pırlantanın çakıl taşımsı ham halinden, ışık saçan parlak taş haline gelene kadar geçtiği en önemli işlem lazerlerle kesilmesidir. Kesim pırlantanın parlaklığını doğrudan etkilediği için doğru yapılması çok önemlidir ve 4c arasında amatör bir göz tarafından kontrolü en zor olanıdır.
Berraklık: Taşın kendisinden veya kesiminden dolayı üzerinde oluşabilen bazı kusurlar olabilir. Bu kusurlar ne kadar az olursa pırlanta o kadar değer kazanır. Gözle görünen kusurlara sahip bir pırlantanın değeriyse oldukça düşer.
Renk: Doğal olarak renkli pırlantalar vardır ve bunlara "Fancy" denir. Pastel pembe, canlı sarı, fıstık yeşili, mavi ve çeşitli renklerde olabilir bu taşlar ancak pırlanta oldukları için değerleri diğer renkli taşlara göre daha yüksektir. Beyaz pırlantaların renkleri de D`dan Z`ye kadar ayrılır. En beyaz olan D`dir. Ancak piyasada çoğunlukla G ve aşağısı renklerde pırlanta bulunur. K`dan itibaren pırlantanın rengi sararmaya başlar ki bu iyiye işaret değildir.


Boxer Dergisi


13 Eylül 2013 Cuma

KUYUMCULUK ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEGI

KUYUMCULUK ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ

Günümüzde altın; kolay işlenebilirliliği, aşınmaması, elektriği ve ısıyı kolay iletmesi
gibi  üstün  özellikleriyle  elektronik,  iletişim,  havacılık  ve  ilaç  sanayilerinde  çokça
kullanılmaktadır.  Ayrıca,  alerji  yapmadığı  için  tıp  alanında  da  altından  yoğun  bir  biçimde
yararlanılmaktadır.


1970’li  yıllardan  itibaren  dünya  altın  madenciliği  hızla  büyümüş  ve  dünya  altın
üretimi  son  25  yılda  yaklaşık  olarak  ikiye  katlanmıştır.  Bu  gelişmeler  sonucunda,  bilinen
altın  cevherlerinin  işletilmesi  devam  ederken,  yeni  altın  yataklarının  bulunması  için  de
dünyada yoğun bir arama ve yatırım dönemi başlamıştır.
Dünyada toplam işletilebilir altın rezervi 42 500 tondur ve bunun %65’i dünya altın
üretiminde  ilk  sıraları  paylaşan  ABD,  Kanada,  Avustralya  ve  Güney  Afrika’da
bulunmaktadır. Dünya altın üretiminin %53’ü bu dört ülkede yapılmaktadır. 1980 yılına göre
üretim  artışı,  ABD’de  13  kat,  Avustralya’da  18  kat  ve  Kanada’da  3,5  kat  olarak
gerçekleşmiştir. 
Dünya altın talebinde Hindistan, ABD, Suudi Arabistan ve Çin ile birlikte Türkiye
ilk sıraları paylaşmaktadır. Dünyanın tüm kıtalarında 24 ülkede, 2002 yılında 2530 ton altın
üretilmiştir.  Dünyanın  en  büyük  altın  takı  üreticisi  ve  ihracatçısı  İtalya’nın  kullandığı  saf
altın miktarı 450 tondur.
Türlü  nedenlerden  dolayı,  tarihin  ilk  çağlarından  günümüze  kadar  insanlar  takıya
büyük önem vermişlerdir. Bu anlamda ülkemizde de kuyumculuğun köklü bir yeri vardır.
Türkiye’de  altın,  çok  uzun  bir  süre  para  yerine  kullanılmıştır.  Halkımız  altını
geleceğinin  garantisi,  güvenilir  bir  tasarruf  ve  yatırım  aracı  olarak  görmüştür.  Ayrıca

ülkemizde  halkımızın  altına  takı  ve  ziynet  eşyası  olarak  gösterdiği  geleneksel  ilginin  de
eklenmesiyle canlı bir altın piyasası oluşmuştur.
Ülkemizin muhtelif yörelerinde geleneksel el işçiliğine dayalı kuyumculuk bugün de
varlığını  sürdürmektedir.  Kars-Erzurum-Trabzon-Sivas-Van-Mardin-Diyarbakır-Mersin-
İstanbul  gibi  illerimiz  kuyumculukta  önde  gelen  merkezlerdir.  Bu  merkezlerin  ürettiği
burma-hasır-telkari bilezikleri, inci-kehribar gerdanlıkları, örme ve parçalı oyma kemerleri,
murassa akarsu gerdanlıkları, tektaş-kazayağı, divanhane çivisi yüzükleri hâlâ revaçtadır. 
İstanbul-Kapalıçarşı  kuyumculuk  alanının  merkezi  olarak  yüzyıllardan  beri  ününü
sürdürmektedir.

Boncukçuluk-  tespihçilik-  mühürcülük-  hattatçılık-  saatçilik-  kalaycılık-  sayacılık-
kunduracılık-marangozluk-taş  ve  tahta  oymacılığı-dokumacılık-halıcılık-demircilik-
bakırcılık  gibi  kaybolmuş  veya  kaybolmaya  yüz  tutmuş  Türk  el  sanatları  arasında
kuyumculuk  alanı,  endüstrileşerek  sanayideki  yerini  almış,  ilkel  çalışma  metotları
terkedilmiş,  modern  teknolojiden  yararlanılarak  üretimini  arttırmış,  tüm  dünya  ülkelerine
ihraç ettiği kaliteli takı ve mücevherleri dünya pazarlarında aranılan ürünler arasına sokarak
Türk ekonomisine hatırı sayılır boyutta döviz girdisi sağlanmıştır.

Son 10 yılda Türkiye, kuyumculuk alanında sadece iç piyasada değil dış piyasalarda
da  oldukça  aktif  bir  konuma  gelmiştir.  Türkiye  bugün  6500  ton  altın  ve  100.000  ton
üzerindeki  gümüş  potansiyeli  ile  dünyanın  sayılı  altın  ve  gümüş  üreticileri  arasında  yer
alabilecek bir kapasiteye sahip bulunmaktadır.
Türkiye’nin  yıllık  ihracatı  110-120  ton  has  altın  civarındadır.  Bunu  takıya
çevirdiğimizde  yılda  190  ton  civarında  takı  ihracatı  yapılmaktadır.  Bu  ihracat  rakamları
Türkiye’yi İtalya’nın arkasından dünyada ikinci sıraya yerleştirmektedir. Dünya kuyumculuk
sektöründe  ikinci  sırada  olan  ülkemiz  bu  alandaki  hızlı  gelişimiyle  dünya  lideri  olmaya
adaydır.

Türkiye’de son 10 yıl içerisinde en hızlı gelişen sektör kuyumculuk alanıdır. Bu süre
içerisinde  sektör  istihdamını  dörde  katlamıştır.  Türkiye  genelinde  kuyumculuk,  imalat  ve
satış  yapan  yaklaşık  5000  iş  yerinde  70  bin  kişi  çalışırken  şimdi  bu  sayı  250  binlere
ulaşmıştır.
Genel  bir  ortalama  yapıldığında  kuyumculuk  alanının  son  10  yıl  içerisinde  %50
teknoloji kullanarak kaliye personelden istifade edip istihdam kapasitesini %300 arttırdığını
söyleyebiliriz. Günümüzde çağdaş teknikler ve elektronik aletler vasıtasıyla gayet karmaşık,
ince  ve  hassas  çözümlere  ulaşan  kuyumculuk  mesleği,  gelişmişliğine  rağmen  geleneksel
yöntemlere  bağlı  kalarak  bir  el  işlemeciliği  ile  yüksek  bir  işçilik  yeteneğine  de  ihtiyaç
göstermektedir. Örneğin; bir sadekarın yaratıcı ve yapıcı becerisi henüz hiçbir makine veya
elektronik  bilgisayarla  yapılamamaktadır.  Bu  nedenle  de  modern  fabrikalarda  üretimin
arttırılabilmesi yine kaliteli, nitelikli ve kabiliyetli insan gücüne dayanmaktadır. 

MEGEP

11 Eylül 2013 Çarşamba

Pirlanta yuzuk veya pirlanta almadan once bu yaziyi okuyunuz!..

 Pırlanta yüzük veya pırlanta almadan önce bu yazıyı okuyunuz!..

Pırlantalar hakkındaki bu yazı sizlere tam bir bakış açısı kazandıracaktır. Pırlanta yüzük veya pırlanta almadan önce, bu değerli madenleri iyi tanımak gerekir. İşte bilmeniz gerekenler…


Pırlanta satın alırken bilmeniz gereken en önemli terim de 4C olarak belirtilen özellikler, yani Kesim (Cut), Berraklık (Clarity), Renk (Colour) ve Karat Ağırlığı’dır (Carat). Bunların dışında yine kemer, taban, bakım gibi konular hakkında da bilgi sahibi olmak gerekiyor. Bu yazımızda pırlantaya dair öğrenmek istediklerinizi bulabilir, böylece kendiniz ve sevdikleriniz için doğru tercihi yapabilirsiniz.

Kesim
Pırlantanın kesimi onun gerek estetiği gerek kıvılcım olarak tabir ettiğimiz ışıltısını artırmak açısından oldukça önemlidir. Pırlanta almak isteyenlerin yaptığı hatalardan biri şekil ve kesimi aynı zannetmeleridir. Kesim; simetri, açı ve oranın dikkatli olarak hesaplanarak, pırlantaya kıvılcımını veren bir özellikken, şekil kişisel tercihlere bağlıdır. Pırlantanın kesimi, ışıltısını ve fiyatını belirleyen en önemli unsurlardan biridir.
Profesyonel bir pırlanta kesimcisi, ışıltıyı maksimum oranda verecek şekilde kesimi yapar. Pırlantalar genelde her biri ışığı yansıtma özelliğine sahip 58 fasetli olarak hazırlanır. Kesimi iyi olmayan bir pırlanta, ışıltıya da sahip olmayacaktır.
1) Doğru oranlarda kesilmiş pırlantanın bir yüzeyinden giren ışık diğer yüzeyinden yansır ve dağılarak “taç” denilen üst kısmından yayılır.
2 ) Kesim çok derinse, ışığın bir kısmı pırlantanın “külah” olarak adlandırılan alt kısmından kaçar.
3 ) Kesimin yeterince derin olmaması da ışığın külahtan kaçmasına yol açar ve pırlantanın yeterince parlamamasına neden olur.
Renk
Pırlantanın 4C’lerinden biri olan Renk de (Colour) belirleyici bir özelliğe sahip. Renk, pırlantanın kalitesini de belirlendiğinden oldukça önemlidir. Pırlanta almadan önce, temel renk bilgilerini öğrenmek, doğru seçimi yapmak açısından faydalı olacaktır. Yapısıyla oynanmamış ve kesimi iyi yapılmış pırlanta, arada renk geçişleri olmadan tamamen renksiz olacaktır.
Pırlantanın renk skalası renksizden açık sarıya doğru gider. Bir pırlantayla diğeri arasında renk olarak belli belirsiniz bir fark vardır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki pırlantanın rengi oluşumdan kaynaklanır ve doğal yapısından ileri gelen kusurlar rengi etkiler. Yeraltından çıkarılan pırlantaların çoğu, renk skalasında normal olarak kabul edebileceğimiz ya sarı ya kahverengiye çalar. Sarı ve kahverengiye çalma durumu en yüksek olan pırlantalar “Fantazi” olarak adlandırılır. Bu tarz etkiler taşımayan ve tamamen renksiz olan pırlantalar son derece pahalıdır. Aşağıda pırlantaların renk tanımlamalarını görebilirsiniz.
D-F: Renksiz aralıktaki pırlantalardan olup en nadir ve tüm renkler içinde en değerli olanlarıdır.
G-J: Renksize yakın pırlantalardır. Bunlar beyaz ve sarı platin üzerine monte edildiklerinde tamamen renksiz görünürler.
K-M: Belirgin olarak sarı veya kahverengimsi renkte olan pırlantalardır. Bunlar, özellikle nişan yüzüğü olarak tercih edilmemelidir.
Berraklık
İnklüzyon ve leke olarak bilinen ve pırlanta’ya görüntüsünü kazandıran karakteristik özellikleri, pırlantanın berraklığını oluşturur. Berraklık, 4C’nin yapı taşlarından biridir. Pırlantadaki inklüzyonlar ya dış etmenler tarafından oluşur, ya da ufak çatlaklar gibi doğal yapısından gelen kusurlardır. Doğada çok az kusursuz pırlanta bulunur ve diğerlerine göre oldukça pahalıdır.
Pırlantanın berraklığı, inklüzyonlarının sayısı, büyüklüğü, rengi, taşın neresinde olduğu ve görünürlülüğüne göre belirlenmektedir. Lekeler ve kirlilik de berraklığı etkileyen unsurlardır. Üzerinde leke ve büyük ölçüde inklüzyonu bulunmayan pırlantalar, ışığı en iyi şekilde yansıtacağı için kusursuz olarak nitelendirilir. Pırlantanın berraklığına 10x büyütmeli mercek altında bakılarak karar verilir. Aşağıdaki tabloda berraklık dereceleri belirtilmiştir:
Katmersiz: İçte veya dışta kusuru bulunmayan pırlanta durumu.
İçte katmersiz: Pırlantanın iç kısmında kusuru bulunmama durumu. Bu tip pırlantaların bulunması oldukça zordur ve fiyatları yüksektir.
VVS1, VVS2 : Yok denecek kadar az inklüzyonlu pırlantalar. İnklüzyonların, 10x büyütmeli mercek altında bile görünmesi oldukça zordur.. Bu tip pırlantalar da oldukça değerlidir.
VS1, VS2: Çok az inklüzyonlu pırlantalar. İnklüzyonları çıplak gözle görülemez. VVS1 ve VVS2′lere göre daha ucuzdur.
SI1, SI2: Hafif inklüzyonlu pırlantalar.Bu inklüzyonlar, 10x büyütmeli mercek altında görülebilir düzeydedir. SI dereceli pırlantalar, satın almak için uygundurlar çünkü inklüzyonlar çıplak gözle fark edilmezler. Ayrıca VS2 ve üstü dereceli pırlantalar göre fiyatları daha uygundur.
SI3: Hafif inklüzyonlu pırlantalar. SI3, bir EGL derecesi olup GIA veya başka bir gemolojik enstitü tarafından tasdiklenmezler.GIA bu pırlantalara SI2 veya I1 sertifikası verir. SI3 pırlantalarının çıplak gözle görülemeyen siyah inklüzyonları veya çatlakları yoktur, fakat çıplak gözle seçilebilen beyaz ufak inklüzyonları olabilir.
I1: İnklüzyonlu pırlantalar. I1 berraklığındaki pırlantaların çıplak gözle görülebilen belirgin kusurları vardır. Eğer bütçeniz sadece I1 veya SI3 sertifikalı pırlanta almaya yetiyorsa, alacağınız ürünü çok iyi incelemenizi tavsiye ederiz.
I2, I3: İnklüzyonlu pırlantalar. Bu tür pırlantalardaki inklüzyonlar çıplak gözle görülebilir durumdadır. Ayrıca üzerlerinde siyah noktalar bulunan bu pırlantalar beyaz inklüzyolar ve çatlaklar arasından bulutlu bir görünüm sergilerler
Karat Ağırlığı
Karat, pırlantanın ağırlığını gösteren ölçüdür. Alacağınız pırlantanın kesim, renk ve berraklığına karar verdikten sonra karat ağırlığına karar vermeniz gerekir. Elbette buna karar verirken bütçenizi göz önünde bulundurmalısınız. Pırlantalar, doğanın hediyesi olarak kabul edilirler ve büyüklük arttıkça fiyat da artmaktadır. Pırlantanın değeri karat ağırlına bağlı olarak artar. Buna göre, bir karat ağırlığındaki büyük parça pırlanta yüzük, daha küçük parça pırlantalardan yapılmış aynı karat ağırlığındaki bir pırlanta yüzükten daha pahalı olacaktır. Aşağıdaki tablo karat ağırlığının bir yüzük setinde nasıl farklılık gösterdiğini açıklamaktadır.
Karat ağırlığına doğru karar vermek için bazı ipuçları
Doğru karat ağırlığındaki yüzüğü seçerken, karşınızdaki kişinin parmak yapısını, beğenisini, yüzüğün tarzını ve belki de en önemlisi bütçeyi göz önünde bulundurmak gerekir.
Öncelikle bütçenizi net olarak belirleyip, o fiyat aralığındaki pırlantalara bakmalısınız.
İkinci olarak, yüzüğü takacak kişinin parmak yapısı dikkate alınmalıdır. Eğer parmaklar uzunsa, karat ağırlığı küçük olan yüzük hoş durmayabilir, ya da kısa parmakta karat ağırlığı büyük bir yüzük uygun durmayacaktır.
Pırlanta yüzüğün dizimi de karat ağırlığıyla orantılı olarak seçilmelidir. Bu bağlamda uyumsuz tasarımlar, yüzüğün görünümünü kötü yönde etkileyecektir. Ayrıca, pırlantanın hangi dizim şeklinde daha iyi korunacağına bakmak gerekir.
Yüzüğü kullanacak kişinin günlük hayattaki aktiviteleri de yüzük seçimini etkileyen unsurlardır. Kişi, yoğun bir iş temposunda çalışıyor ve ağırlık içeren işler yapıyorsa yüzüğün darbe alma ihtimali olabilir.
Diğer bir önemli konu da yüzüğü kullanacak kişinin zevk ve tercihleridir. Doğru seçim yapabilmek için karşınızdakinin zevklerini anlamaya çalışmakta fayda var.
Pırlanta İyileştirmeleri
Pırlanta iyileştirmesi, kesimi ve cilası yapılmış taşın gemolojik özelliklerini iyileştirmek için uygulanan işlemler bütünüdür. Kimi mücevheratçılar, berraklığını arttırmak ve diğer bazı özelliklerini iyileştirmek için lazer delme yöntemiyle pırlantalara işlem uygularlar ve bunun sonucunda o pırlantaları daha yüksek fiyata satarlar. Bu yüzden Amerikan Federal Ticaret Komisyonu, mücevheratçıların müşterilerine mücevher üzerinde yapılan her türlü işlemi bildirmeleri gerektiği kuralını getirmiştir.
Üzerinde iyileştirme yapılmış pırlantalar, doğal ve iyileştirme yapılmamış pırlantalar kadar değerli olmadığı için, büyük indirimler üzerinden ticaretleri yapılmaktadır. Bu yüzden, eğer yüksek kalitede bir mücevher istiyorsanız, %100 doğal olan pırlantalara yönelmeli ve iyileştirme yapılmamış pırlanta istediğinizi belirtmelisiniz. Mücevharatçıların pırlantalar üzerinde yaptığı bazı işlemleri aşağıda sizin için belirtmeye çalıştık.
Beyazlatma: Pırlantalara yapılan beyazlatma işlemi, taşın parlak bir renk almasını sağlar. Bu işlemle, taş renksiz pırlantaların görünümüne bir nebze de olsa kavuşturulur.
Gamma / Elektron Işınlama: Bu işlemde, pırlantalar gamma ışınları veya elektrona tabi tutulurlar. Bu işlem pırlantanın renk kalitesini değiştirmek için yapılır.
Isıtma: Pırlanta yüksek ısıya maruz tutularak ısıtma işlemi yapılır. Bu teknikle taşın renk ve berraklık özelliklerinin iyileştirilmesi hedeflenir.
Dolgu: Pırlantaların çoğunun, çeşitli sebeplere bağlı olarak yüzeylerinde çatlaklar olabilir. Dolgu tekniğinde, bu çatlak ve boşluklar plastic veya camla doldurulur. Bu işlem ayrıca pırlantanın dayanıklılık gücünü artırmayı sağlar. Ama elbette profesyonel bir taşbilimci ışık vurduğunda bu dolguları çok rahat fark edebilir.
Lazer: Lazer, en sert cisimlere bile nüfuz edebilen güçlü bir ışındır. Lazer tekniğiyle, pırlantanın kalitesini düşüren inklüzyonlara müdahele edilir. Özellikle belirgin siyah inklüzyonlar söz konusu olduğunda bu işlem yapılır.
Yağlama / Reçine İnfüzyonu: Bu işlemle pırlantanın en kaliteli görüntüye kavuşması hedeflenir. İnfüzyon tekniğiyle, pırlantanın yüzeyindeki oyuklar paraffin, reçine, yağ gibi renksiz maddelerle doldurulur.
Işınlama: Işınlama yöntemiyle, taşın renginin değiştirilmesi amaçlanır ve taş renksize yakın veya renksiz taş görüntüsüne kavuşturulur. Bunun için pırlantaya nötron tatbik edilir. Buna ilaveten ısıtma yöntemiyle de renk açma işlemi daha da güçlendirilebilir.
Pırlanta & Floresan
Bazı pırlantalar, üzerlerine ultraviyole ışığı düştüğünde renk değiştirirler. Bu ışık, güneş ışığı veya elektrik ampülünün ışığı olabilir. Pırlantanın da başka bir ışıkla etkileşime girdiğindeki ışımasına floresan denir. Bu yüzden pırlanta aldığınız yerden, taşın floresan ışıma özelliğini ve kalitesini gösteren sertifikayı istemelisiniz. Çünkü bu floresan ışıma özelliği fiyatının belirlenmesinde etkilidir. Sertifikada, taşın floresansının mavi, beyaz veya sarı olup olmadığı belirtilir. Ayrıca sertifikalarda floresan ışımasının güçlü veya zayıf olup olmadığı da belirtilmektedir.
Floresan fiyatı belirler
Aldığınız pırlantanın fiyatının belirlenmesinde floresan ışıma özelliği önemli bir etkendir. Daha önce de belirttiğimiz gibi sarımtırak pırlantalar fiyat skalasının en aşağısında bulunur. Bu durum, floresan ışımalı pırlantalar için de geçerlidir. Ultraviyole ışınına tutulduğunda floresan ışıması sarıya dönük olan taşlar düşük kaliteli olarak kabul edilir ve fiyat da bununla doğru orantılı olarak düşer. Diğer yandan, mavi floresan ışımalı pırlantalar, beyaza çalan mavi görünümde oldukları ve renksize yakın pırlantalarla kombine edilebilecği için yüksek kaliteli olarak kabul edilirler.
Bu etkilere rağmen, bazı pırlantalarda floresan ışıma belirgin değildir ve bu pırlantalar parlak oldukları için florean ışımadan negatif olarak etkilenmezler.
Aşağıdaki tabloda floresan ışımalı pırlanta fiyatlarının renk ve berraklığına göre nasıl karşılaştırıldığını görebilirsiniz.
D – H Renk Aralığı IF – VS dereceleri SI1 – I3 dereceleri
Çok güçlü floresan -8% to -12% -3% to 0%
Güçlü floresan -5% to – 7% -1% to 0%
Orta floresan -2% to – 4% 0%
I – N Renk Aralığı IF – VS dereceleri SI1 – I3 dereceleri
Çok güçlü floresan 0% to +4% 0% to +4%
Güçlü floresan 0% to +4% 0% to +4%
Orta floresan 0% to +3% 0% to +3%
Belli Belirsiz floresan 0% to +1% 0%
Pırlantanızın tarafsız bir laboratuardan alınmış sertifikalı olması elbette oldukça faydalı ve değerlidir. Ancak, karat ağırlığı, şekli, rengi ve berraklığı aynı olan pırlantaların fiyatlarının farklı olabildiği gerçeğini de göz önünde bulundurmanız gerekir. Renk ve berraklık dereceleri Amerikan Gemoloji Enstitüsü tarafından belirlenmiştir. Tüm laboratuarlar bu birimi kullansa da standartlar farklı olabilir.Laboratuarların bir pırlanta için belirleyeceği renk ve berraklık derecesi birbirinden farklı olabilir. Bunun için aynı sertifikaya sahip pırlantaların fiyatlarını karşılaştırmanızı tavsiye ederiz. Pırlantaya değer biçimi esasen göreceli bir iştir ve değeri biçenin takdirindedir. Fiyat doğrudan renk, berraklık ve kesime bağlı olarak belirlendiği için doğru ve dürüst derecelendirme önemlidir.
Pırlanta sertifikası ne anlama gelir?
Pırlanta sertifikası, o pırlantayla ilgili her şeyi belirtir. Pırlanta sicili ve derece raporu olarak da bilinen sertifika, pırlantanın 4C’si olarak belirttiğimiz özelliklerin tümünü gösterir. Pırlantanın kalite parametrelerini müşterilere daha belirgin kılmak ve anlaşılır kılmak için genellikle sertifikalara o pırlantayı ve iç özelliklerini gösteren bir diyagram da eklenir.
Pırlanta sertifikası ve derece raporu veren bağımsız laboraturlar
Günümüzde, az sayıda taşbilimi laboratuvarı bulunmaktadır. Aşağıda listesini bulabilirsiniz
GCAL: Değerli Taş Sertifika ve Teminat. Laboratuvarı GCAL derecelendirme standartları konusunda oldukçta titizdir. Laboratuar, kullandığı standartlardan o kadar emindir ki, onay verdiği pırlantalar üzerinde kusur bulan müşterilere paralarını geri verme sözü sunar.
Web adresi: http://www.gemfacts.com/
GIA: Amerikan Taşbilimi Enstitüsü, dünya çapında bir pırlanta derecelendirme çizelgesi oluşturmasıyla bilinir. Bu enstitünün verdiği sertifika kendi alanının en eski ve iyisi olarak kabul edildiği için mücevharatçılar tarafından önem verilir.
Web adresi: http://www.gia.edu/
IGI – Uluslararası Taşbilimi Enstitüsü 1975 yılında Antwerp’te kurulmuştur. Enstitü, New York, Mumbai, Tokyo ve Bangkok’ta kurduğu laboratuarlarındaki sıkı derecelendirme kurallarıyla bilinir.
Web adresi: http://www.igiworldwide.com/
AGS: Merkezi, Amerika- Nevada’da olan Amerikan Mücevher Kurumu, katı derecelendirme standartları olan kuruluşlardan biridir.
Web adresi: http://www.americangemsociety.org/
EGL: Avrupa Taşbilim Laboratuarı, Johannesburg, New York, Antwerp, Paris, Londra, Seul ve daha birçok şehirde laboratuvarları bulunan bir kurumdur.
Web adresi: http://www.eglusa.com/
HRD (Hodge Raad Voor Diamant): İsmi “Pırlanta Yüksek Kurulu” anlamına gelen kurumun merkezi Antwerp’tedir. Kurum, Belçika’nın pırlanta pazarının bir nevi temsilcisi rolündedir.
Web adresi: http://www.hrd.be/
Pırlanta Bakımı
Pırlantalar, sürekli alınabilecek ucuz mücevherler değildir. Bu yüzden, gerek yatırım amaçlı, gerek yüzük veya kolye olarak takı amaçlı aldığınız pırlantalarınıza maksimum özeni göstermeniz gerekir. Pırlanta, sadece başka bir pırlanta tarafından zarar verilebilir sert bir yapıda olsa da bazı durumlarda hasar görebilir. Elbette iki parçaya ayrılma gibi bir durumu söz konusu değildir ama üzerine sert bir baskı uygulandığında hafif çatlamalar oluşabilir. Bu yüzden pırlanta kullanımında dikkatli olunmalıdır.
Pırlanta yüzük alırken de, pırlantanın maksimum korumada olduğu bir taş dizilimli yüzük alınması tavsiye edilir. Özellikle çalışan kadınlar için bu tarz bir yüzük almak pırlantayı korumak açısından önemlidir.
Ayrıca, pırlantayı gündelik hayatın içinde kullanılabilen saç spreyi ve klor gibi maddelerden uzak tutmak gerekir. Bu maddeler pırlantanın üzerinde birikerek renk üzerinde olumsuz etki yapabilirler.
Pırlantanızı temizlemenin doğru yolu
Pırlantanızı sıradan bir bezle ovmamalısınız. Bu tarz bir ovma işlemi taşa zarar verecektir. Uygun bir temizleme tekniği 1 çay kaşığı amonyak ve 6 çay kaşığı su ile hazırladığınız solüsyonu kullanarak ovma işlemidir. Bu şekilde pırlantanız parlaklık ve ışıltısını koruyacaktır.
Pırlantayı Saklama Koşulları
Temizliğin yanı sıra pırlanta mücevherleri saklama koşulları da önemlidir. Tavsiyemiz, yumuşak bir kumaş, hatta kese içerisinde saklamaktır. Bu şekilde pırlantanın, diğer mücevherlerle sürtünmeden dolayı oluşan çizikleri olmayacağı için parlaklığını uzun süre koruyacaktır.
RehberÖğretmen BİZ

10 Eylül 2013 Salı

Gercek Pirlanta Oldugunu Nasil Anlarim ?

Eğer aldığınız pırlantadan şüpheye düştüyseniz profesyonel bir organizasyonun üyesi olan pırlanta eksperine danışın. Ama bu kişi asla pırlantayı aldığınız yerin tavsiye ettiği eksper olmamalıdır. Çünkü burada bir kumpas olabilir. Yani danışıklı dövüş içerisinde olabilirsiniz.

Tayland'a yaptığım bir ziyaret sonunda aldığım değerli bir taş ile yediğim kazık üzerine bu bilgilendirmeyi yapmayı kendime bir borç bildim. İnternetten artık herşey alınıyor, satılıyor. Bu kervana elmas ve değerli taşlar da katıldı. Özellikle kadınların çok merak ettiği ve almaktan büyük zevk duyduğu tek taş pırlanta, çok ilginç bir şekilde internetten de satılır hale geldi.
Peki aldığımız bu pırlantalar gerçek mi değil mi? Nereden bileceğiz? Nasıl benim gibi kazık yemeyeceğiz?
Eğer internetten elmas yada pırlanta almayı kafaya koyduysak mutlaka bildik ve tanıdık bir markadan alışveriş yapın. Bu birinci ve en önemli tavsiyem. Şimdi gelelim gerçek pırlanta nasıl anlaşılır sorusunun cevabına.
Öncelikle sormanız gereken şey alacağınız pırlantanın sertifika bilgileridir. Çünkü her pırlantanın kendine has sertifikası vardır ve bu sertifikada ona ait tüm detay bilgileri mevcuttur. Bu sertifikalar uluslararası geçerliliği olan evraklardır. Bunlara HRD veya GIA deniliyor.

Eğer aldığınız pırlantadan şüpheye düştüyseniz profesyonel bir organizasyonun üyesi olan pırlanta eksperine danışın. Ama bu kişi asla pırlantayı aldığınız yerin tavsiye ettiği eksper olmamalıdır. Çünkü burada bir kumpas olabilir. Yani danışıklı dövüş içerisinde olabilirsiniz.
PARLAKLIK : Gerçek pırlantalarda kırılma katsayısı çok yüksektir. Yani ışığı çok aşırı büker ve kırarlar. İşte bu yüzden çok parlak yüzeylidirler. Sahte pırlantalar içerisinde cam veya kuvars denilen maddeler barındırdıkları için ışık direk içerisinden geçer ve ışığı yeterince yansıtmazlar. İşte bu yüzden daha az parlak görünürler.
IŞIĞI KIRMASI : Gerçek pırlanta ışığı çok iyi kırar. Aldığınız pırlantayı ters çevirin ve herhangi bir gazete kağıdının üzerine koyun. Eğer pırlantaya baktığınızda arkadaki gazeteyi okuyabiliyorsanız hapı yuttunuz demektir. Maalesef elinizdeki taş sahte. Çünkü söylediğim gibi gerçek pırlanta taş ışığı kıracak ve siz o gazeteyi okuyamayacaksınız. Fakat çok nadir de olsa bazı değerli taşlar çok özel yöntemlerle kesiliyorlar. Bu gibi hallerde o harflerin okunması ihtimali var. Böyle bir durum ile karşılaşıyorsanız yapacağınız tek şey bir uzmana danışmaktır.
Bu kadar yüksek rakamlar ödeyip aldığımız tek taş yüzük veya tek taş pırlantaların sahte olduğunu anladığımızda iş işten geçmemesi için piyasada kendini ispatlamış ve tanınmış firmalardan alışverişi yapmanız daha hayırlı olacaktır.
NETBİLGİVER

9 Eylül 2013 Pazartesi

Olta'dan Balik yerine Pirlanta Yuzuk Cikiverdi...


Olta'dan Balık yerine Pırlanta Yüzük Çıktı

Oltayı çekti ucundan balık değil pırlanta çıktı süleyman kahraman kız arkadaşını ankaradaki ilk buluştukları yere göksu parkına götürdü bir arkadaşı balık tutuyordu ben tutabilirmiyim diye yaklaştı oltayı çekti o an müstakbel gelin adayı şaştı kaldı.

HABER TÜRK

En İlginc evlilik teklifleri, Buyuk Husranlar...yuzuk tektas dusurme maceraları...




İlginç Evlilik Teklifi ve Çoğunluğu Büyük Hüsran



En İlginc evlilik teklifleri, Buyuk Husranlar...yuzuk tektas dusurme maceraları...
Son zamanlarda erkekler tarafından ilginç evlenme teklifleri icat oldu. Hayal güçleri geniş olan insanlar tarafından yapılan evlenme teklifleri bazen beklendiği gibi gerçekleşmez. İşte en ilginç evlenme teklifleri...
 1. EVLENME TEKLİFİNİ 20 BİN KİŞİNİN ÖNÜNDE SUNDU
Zavallı genç, sevgililer gününde, bir NBA maçı sırasında 20 bin kişinin önünde sevgilisine evlenme teklifini sundu. Maça ara verildiği anda sahaya fırlayan genç, kız arkadaşını da sahaya çağırdı. Ulusal kanalların da canlı yayın yaptığı maçta şoka giren genç kız evlilik teklifini reddetti.

2. MİLKSHAKE İÇİNDEKİ YÜZÜĞÜ YUTTU
Reed Harris nişanlısı Kaitlin Whipple'a evlenme teklifini fast-food zinciri bir restoranda gerçekleştirdi. Sıcak bir yaz gününde soğuk çilekli bir milkshake içine pırlanta yüzüğü atan Reed, arkadaşlarını da restorana davet etti. Ancak bu esprili evlenme teklifinin sonu pek de eğlenceli bitmedi. İçeceğin içindeki yüzüğü yutan talihsiz Kaitlin'i zar zor hastaneye yetiştirebildiler. İki gün hastanede kalan genç kadın iyileştikten sonra Reed Harris'ten yeni bir evlenme teklifi aldı ve en sonunda evlendiler.

3. BALON İÇİNDEKİ PIRLANTA YÜZÜKLE TEKLİF
Londra'da Lefkos Hajji isimli adam, nişanlısı Leanne'ye evlenme teklifini helyum gazıyla şişirilmiş bir balonun içine konmuş 12 bin dolarlık pırlanta taşlı yüzükle yaptı. Evlenme teklifini sözlü bir şekilde yaptıktan sonra içinde yüzük bulunan balonu sevigilisine verirken ani bir rüzgar çıktı ve balon bir anda havalanmaya başladı. Balonun arkasından bir süre koşan genç adam balona yetişemeyeceğini anlayınca, arabasıyla bir süre daha balonun peşinden devam etti. Havalanan balon gittikçe gözden kaybolunca, Lefkos yüzükten umudu kesti. Olayın ardından yeni bir yüzük alıncaya kadar Lefkos'la tüm ilişkisini kesen Leanne'ı tekrar ikna etmek genç adamın zamanını aldı.

 EVLENME TEKLİFİ ŞOVUNU UFO ZANNETTİLER
Almanya'nın Plattling kentindeki genç bir adamın evlenme teklifi bölgede UFO paniği yarattı. İçinde ışık yanan balonları havada uçuran genç adam, tüm kasabanın balonlarla renklenmesine neden oldu. Kasaba halkının 'Kenti UFO'lar bastı' diye yorumladığı bu gösteri, şüphesiz 'evet' cevabını da beraberinde getirdi.

5. YÜZÜĞÜ BROOKLYN KÖPRÜSÜNDE DÜŞÜRDÜ
ABD'de Don Walling büyük çabayla biriktirdiği parayla kız arkadaşı Gina Pellicani'ye pırlanta bir yüzük aldı. Evlenme teklifini Brooklyn köprüsü üzerinde bulunan yürüme alanında ailesi önünde yapmayı planlayan genç adam, elindeki yüzüğü heyecandan yere düşürdü. Büyük bir hızla köprü üzerindeki yoğun trafiğin içine yuvarlanan yüzük gözden bir anda kayboldu. Ardından evlenme teklifini yapan Don Walling, teklifi yaptıktan sonra trafiğin içine atladı ve uzun çabalardan sonra yüzüğü buldu. Üzerinden araba geçtiği için yamulan yüzük ufak bir tamirden sonra normale döndü.

6. EVLENME TEKLİFİ ÖLÜMLE SONUÇLANDI
2005 yılında internet ortamında tanışan Scott Napper ve Leafil Alforque birlikteliklerini evlilikle sonuçlandırmak istediler. İlginç bir evlilik teklifi hazırlayan Scott Napper, teklifini Oregon sahilindeki Neskowin plajında gerçekleştirdi. Denizin kenarındaki kayalığın üzerinde cebindeki yüzüğü seviglisine verirken çiftin üzerine gelen dev dalgalar genç kızı denizin içine sürükledi. Leafil Alforque bir daha hiç geri gelmedi.

7. PASTANIN İÇİNDEKİ YÜZÜĞÜ YUTTU
Çin'de yaşayan Wen isimli kadın güzel hazırlanmış bir pasta içindeki yüzükle evlenme teklifi aldı. Sevgilisi Chen tarafından hazırlanan sürpriz, romantik bir sinema filminden esinlenerek gerçekleştirildi. İçinde yüzük bulunan pasta dilimini kız arkadaşına ikram eden genç adam, Wen'in önünde diz çökerek teklifini yaptı. O anda pastanın içindeki yüzüğü yutan kız heyecandan bayıldı. Arkadaşları kızı hastaneye zor yetiştirdi.
 Mynet haber 

Follow by Email

News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler