Bu Blogda Ara

25 Haziran 2012 Pazartesi

20:12



PIRLANTA’NIN YOLCULUĞU
karizma pırlanta
     Pırlanta Sarrafı- Pırlanta Hakkında Herşey- Elmas, doğanın bize bahşettiği eşsiz bir hediyedir; Çünkü, her elmas son derece eski, gizemli, güzel ve nadidedir. Pırlantanın kesilmemiş ham hali olan Elmas, milyarlarca yıl öncesinde dinozorların dünyamızda kol gezdikleri zamanlardan önce oluşmuş ve bize ulaşmak için doğanın güçlerini de kullanarak inanılmaz bir yolculuk gerçekleştirmişlerdir. Elmasın köklü geçmişi, yaşı, niteliği ve göz kamaştırıcı güzelliği haklı olarak onu mücevherlerin en değerlisi, en anlamlısı ve en bilgesi yapmıştır. Hiçbir Elmas birbirine benzemez; hepsi sizin gibi eşsiz, sizin gibi tek ve sizin gibi özeldir.
     Elmaslar, son derece yüksek sıcaklık ve basınç ile yerkabuğunun derinliklerinde kristalleşip değerli sırlarını, erimiş volkanik lavlar içerisinde gizleyerek dünyanın yüzeyine çıkana kadar korumuştur. Milyonlarca yıl boyunca, doğanın çeşitli yıpratıcı etkilerine sabırla direnen Elmas, keşfedilip de dünya yüzeyine çıkmayı başardığında artık bu çarpıcı yolculuğu tamamlamış oldu. Fakat bunu başaranların sadece bir kısmı, kesilebilecek, parlatılabilecek ve mücevhere dönüştürülebilecek bir ebat ve kalitede bulunmuşlardır.
     Elmas, milattan önceki yıllarda ilk Hindistan’da bulunmuştur. Günümüzde birçok yöntem kullanılsa da elmas bulmak hala zorlu bir iştir. Yalnızca 1 karatlık bir pırlanta üretebilecek ham elmas kütlesinin çıkarılması için yaklaşık 250 ton toprağın büyük bir sabırla kazılması gerekiyor. Bugünkü ileri teknoloji dahi bu işlemi kolaylaştırmaya yetmiyor.
     Ham elmas doğada bulunduğu haliyle bir çakıltaşını andırır ve yalnızca bir sanatçının sabrı, hayal gücü ve hünerli elleri onu ateş saçan bir pırlantaya dönüştürür. Pırlantanın güzelliği, ışığı kırma ve yansıtma oranlarına bağlıdır. Öylesine bir kesim olmalıdır ki bu; taştan yansıyan ışık direkt olarak göze gelmeli, taşa giren ışık yine taşın yüzeyinde yansımalıdır. İşte ancak böylesi mükemmel bir kesim, taşın, alev alev yanan pırlanta olarak yeniden hayat bulmasının sağlar. Günümüzde artık, her şeyde olduğu gibi kesim ustalarının geleneksel yöntemleri yerini bilgisayar teknolojisine bırakmıştır.
     Elmas ilk keşfedildiğinde güzelliğinden çok büyüsü ile ilgi çekti. Romalılar bunların yıldızlardan gelen parçalar olduğuna inanırken Antik Yunanlılar için bunlar Tanrıların gözyaşlarıydı. Hintliler için elmas hastalıkları, hırsızları ve şeytani güçleri kovan iyi şans tılsımları idiler. Ve diğerleri için bunlar şifa sağlayan ve bilgelik veren taşlar olmuşlardır. Hata Kahinler ve Krallar elmasın doğa üstü güçlere sahip olduğuna inanır savaşa giderken yanlarında götürürlerdi.
     Elmas gücün dışında yüzyıllarca aşkı ve bağlılığı simgelemek için kullanılmış. Artık pek çok kültürde, evlilik öncesinde damat geline en anlamlı armağan olarak pırlantalı tek taşlı bir yüzük sunuyor.
     Hiçbir mücevher duyguları ve yaşamın en özel anlarını bir pırlanta kadar güzel ifade edemez. Hangi sebeple olursa olsun pırlanta armağan etmek veya almak kutlanan anların değerini arttırır ve o anı ölümsüz kılar. Bir çocuğun doğumu, yıldönümü, doğum günü, kişisel bir amaca ulaşılmasındaki kutlama ya da sadece ödüllendirme isteği; işte bu özel günler pırlanta ile kutlanınca unutulmaz hale gelir. Ne de olsa, pırlanta sonsuzluktan bir parçadır.
     Her elmas eşsizdir ve hiçbiri birbirinin aynı değildir. Doğanın yarattığı bu eşsiz mucize ye sahip olmak bir ayrıcalıktır. Her zaman zevkinize, bütçenize ve özelliği olan güne uygun bir pırlanta bulabilirsiniz. Harcadığınız rakam ne olursa olsun, aldığınız pırlanta yaşamınızın en derin duygusal yatırımlarından birini temsil edecektir. Pırlantanız nesilden nesile aktarılacak ve ona yalnızca maddi değeri için değil manevi anlamı için de değer verilecektir.
     ELMAS İLE PIRLANTA ARASINDAKİ FARK NEDİR?
     Pırlantanın işlenmeden önceki ham haline elmas denir. Elmas kıymetli taşların içinde en eski ve en yaşlı olanıdır. Pek çok kimse, elmas ve pırlantanın farklı iki taş olduğunu zanneder, oysa ikiside aynı taştır, yalnızca kesim şekilleri farklıdır. Ülkemizde ‘ elmas kesim’ olarak bilinen kesim dünyada ‘ Gül kesim’ olarak bilinir. Bu kesim Türkiyede yaygın olarak kullanılmış ve nesilden nesile aktarılmıştır. Antik dizaynlı mücevherlerde görülen gül kesimin altı düzdür ve 12 ile 37 arasında değişen cilalı yüzeyi (faseti) vardır. Elmasa çarpan ışık sadece yüzeyde yansıdığı için, pırlantanın kesiminden fışkıran ateş ve parlaklık gül kesimde bulunmaz.
     Pırlanta 1919’da Marcel Tolkowisky tarafından yaratılan ‘ Brillant ‘ kesimine verilen isimdir. Bu kesimde ışık taşın içinde kırılır ve olağanüstü bir ateş ve parlaklık vererek geri yansır. Brillant kesiminde pek çok değişik biçim elde etmek mümkündür. Ancak, 57 yüzeyli yuvarlak kesim, en çok kullanılan kesimdir. Fantezi kesim olarak adlandırılan diğer kesimler oval, damla, markiz, kalp, baget ve dikdörtgen kesimleridir.
     ELMASLA İLGİLİ BAZI GERÇEKLER
     Her elmas çok ama çok yaşlıdır. Dinozorlar gibi tarih öncesi canlılar dahi var olmadan önceki dönemlerde oluşmuştur. En genç elmas 900 milyon yaşında, en yaşlısı da 3.2 milyar yaşındadır.
     Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal maddedir. Yeryüzündeki en sert madenden 58 misli daha serttir.
     Bir elması sadece başka bir elmas kesebilir.
     Kesme ve cilalama sırasında her taş ortalama olarak orijinal ağırlığının yarısından fazlasını kaybetmektedir.
     Mücevher haline getirilen pırlantaların %5’inden azı bir karattan daha büyüktür.
     Elmas her renkte olabilir. En nadir bulunanı ise kırmızıdır.
     Dünyanın mücevher kalitesinde en büyük elması olan Cullinan 1905 yılında Güney Afrika’da bulundu. Kesilmeden önce 3.106 karat ağırlığındaydı (yaklaşık bir devekuşu yumurtası büyüklüğünde). Elmas müzayedelerinde karat başına ödenen en yüksek fiyat, morumsu kırmızı renkte, 0.95 karat ağırlığında bir elmas için 1 milyon dolar olmuştur.
     Zamanın başlangıcından beri tıraşlanmış olan tüm pırlantalar toplanmış olsaydı, sadece bir tane çift katlı otobüs doldurulabilirdi.
     Elmas’ın İngilizcesi olan “diamond” kelimesi Yunanca’da “fethedilemez” anlamına gelen “adamas”tan türetilmiştir.
     “Karat” kelimesi, eski çağlarda kıymetli taşları tartmak için ağırlık ölçüsü olarak kullanılan “carob” (keçiboynuzu) tohumundan gelmektedir.
     Aşk ve bağlılığın simgesi olarak pırlanta yüzük hediye etme geleneği, 15. yüzyılda Avusturya Arşidükü Maximillian’ın, nişanı sırasında Burgonya düşesi Mary’e elmas bir yüzük hediye etmesiyle başlamıştır.

     Sol elin dördüncü parmağına yüzük takma geleneği ise, Eski Mısırlıların “vena amoris”in (aşk damarı) bu parmaktan doğrudan kalbe ulaştığına olan inançlarından gelmektedir.

0 yorum

25 Haziran 2012 Pazartesi



PIRLANTA’NIN YOLCULUĞU
karizma pırlanta
     Pırlanta Sarrafı- Pırlanta Hakkında Herşey- Elmas, doğanın bize bahşettiği eşsiz bir hediyedir; Çünkü, her elmas son derece eski, gizemli, güzel ve nadidedir. Pırlantanın kesilmemiş ham hali olan Elmas, milyarlarca yıl öncesinde dinozorların dünyamızda kol gezdikleri zamanlardan önce oluşmuş ve bize ulaşmak için doğanın güçlerini de kullanarak inanılmaz bir yolculuk gerçekleştirmişlerdir. Elmasın köklü geçmişi, yaşı, niteliği ve göz kamaştırıcı güzelliği haklı olarak onu mücevherlerin en değerlisi, en anlamlısı ve en bilgesi yapmıştır. Hiçbir Elmas birbirine benzemez; hepsi sizin gibi eşsiz, sizin gibi tek ve sizin gibi özeldir.
     Elmaslar, son derece yüksek sıcaklık ve basınç ile yerkabuğunun derinliklerinde kristalleşip değerli sırlarını, erimiş volkanik lavlar içerisinde gizleyerek dünyanın yüzeyine çıkana kadar korumuştur. Milyonlarca yıl boyunca, doğanın çeşitli yıpratıcı etkilerine sabırla direnen Elmas, keşfedilip de dünya yüzeyine çıkmayı başardığında artık bu çarpıcı yolculuğu tamamlamış oldu. Fakat bunu başaranların sadece bir kısmı, kesilebilecek, parlatılabilecek ve mücevhere dönüştürülebilecek bir ebat ve kalitede bulunmuşlardır.
     Elmas, milattan önceki yıllarda ilk Hindistan’da bulunmuştur. Günümüzde birçok yöntem kullanılsa da elmas bulmak hala zorlu bir iştir. Yalnızca 1 karatlık bir pırlanta üretebilecek ham elmas kütlesinin çıkarılması için yaklaşık 250 ton toprağın büyük bir sabırla kazılması gerekiyor. Bugünkü ileri teknoloji dahi bu işlemi kolaylaştırmaya yetmiyor.
     Ham elmas doğada bulunduğu haliyle bir çakıltaşını andırır ve yalnızca bir sanatçının sabrı, hayal gücü ve hünerli elleri onu ateş saçan bir pırlantaya dönüştürür. Pırlantanın güzelliği, ışığı kırma ve yansıtma oranlarına bağlıdır. Öylesine bir kesim olmalıdır ki bu; taştan yansıyan ışık direkt olarak göze gelmeli, taşa giren ışık yine taşın yüzeyinde yansımalıdır. İşte ancak böylesi mükemmel bir kesim, taşın, alev alev yanan pırlanta olarak yeniden hayat bulmasının sağlar. Günümüzde artık, her şeyde olduğu gibi kesim ustalarının geleneksel yöntemleri yerini bilgisayar teknolojisine bırakmıştır.
     Elmas ilk keşfedildiğinde güzelliğinden çok büyüsü ile ilgi çekti. Romalılar bunların yıldızlardan gelen parçalar olduğuna inanırken Antik Yunanlılar için bunlar Tanrıların gözyaşlarıydı. Hintliler için elmas hastalıkları, hırsızları ve şeytani güçleri kovan iyi şans tılsımları idiler. Ve diğerleri için bunlar şifa sağlayan ve bilgelik veren taşlar olmuşlardır. Hata Kahinler ve Krallar elmasın doğa üstü güçlere sahip olduğuna inanır savaşa giderken yanlarında götürürlerdi.
     Elmas gücün dışında yüzyıllarca aşkı ve bağlılığı simgelemek için kullanılmış. Artık pek çok kültürde, evlilik öncesinde damat geline en anlamlı armağan olarak pırlantalı tek taşlı bir yüzük sunuyor.
     Hiçbir mücevher duyguları ve yaşamın en özel anlarını bir pırlanta kadar güzel ifade edemez. Hangi sebeple olursa olsun pırlanta armağan etmek veya almak kutlanan anların değerini arttırır ve o anı ölümsüz kılar. Bir çocuğun doğumu, yıldönümü, doğum günü, kişisel bir amaca ulaşılmasındaki kutlama ya da sadece ödüllendirme isteği; işte bu özel günler pırlanta ile kutlanınca unutulmaz hale gelir. Ne de olsa, pırlanta sonsuzluktan bir parçadır.
     Her elmas eşsizdir ve hiçbiri birbirinin aynı değildir. Doğanın yarattığı bu eşsiz mucize ye sahip olmak bir ayrıcalıktır. Her zaman zevkinize, bütçenize ve özelliği olan güne uygun bir pırlanta bulabilirsiniz. Harcadığınız rakam ne olursa olsun, aldığınız pırlanta yaşamınızın en derin duygusal yatırımlarından birini temsil edecektir. Pırlantanız nesilden nesile aktarılacak ve ona yalnızca maddi değeri için değil manevi anlamı için de değer verilecektir.
     ELMAS İLE PIRLANTA ARASINDAKİ FARK NEDİR?
     Pırlantanın işlenmeden önceki ham haline elmas denir. Elmas kıymetli taşların içinde en eski ve en yaşlı olanıdır. Pek çok kimse, elmas ve pırlantanın farklı iki taş olduğunu zanneder, oysa ikiside aynı taştır, yalnızca kesim şekilleri farklıdır. Ülkemizde ‘ elmas kesim’ olarak bilinen kesim dünyada ‘ Gül kesim’ olarak bilinir. Bu kesim Türkiyede yaygın olarak kullanılmış ve nesilden nesile aktarılmıştır. Antik dizaynlı mücevherlerde görülen gül kesimin altı düzdür ve 12 ile 37 arasında değişen cilalı yüzeyi (faseti) vardır. Elmasa çarpan ışık sadece yüzeyde yansıdığı için, pırlantanın kesiminden fışkıran ateş ve parlaklık gül kesimde bulunmaz.
     Pırlanta 1919’da Marcel Tolkowisky tarafından yaratılan ‘ Brillant ‘ kesimine verilen isimdir. Bu kesimde ışık taşın içinde kırılır ve olağanüstü bir ateş ve parlaklık vererek geri yansır. Brillant kesiminde pek çok değişik biçim elde etmek mümkündür. Ancak, 57 yüzeyli yuvarlak kesim, en çok kullanılan kesimdir. Fantezi kesim olarak adlandırılan diğer kesimler oval, damla, markiz, kalp, baget ve dikdörtgen kesimleridir.
     ELMASLA İLGİLİ BAZI GERÇEKLER
     Her elmas çok ama çok yaşlıdır. Dinozorlar gibi tarih öncesi canlılar dahi var olmadan önceki dönemlerde oluşmuştur. En genç elmas 900 milyon yaşında, en yaşlısı da 3.2 milyar yaşındadır.
     Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal maddedir. Yeryüzündeki en sert madenden 58 misli daha serttir.
     Bir elması sadece başka bir elmas kesebilir.
     Kesme ve cilalama sırasında her taş ortalama olarak orijinal ağırlığının yarısından fazlasını kaybetmektedir.
     Mücevher haline getirilen pırlantaların %5’inden azı bir karattan daha büyüktür.
     Elmas her renkte olabilir. En nadir bulunanı ise kırmızıdır.
     Dünyanın mücevher kalitesinde en büyük elması olan Cullinan 1905 yılında Güney Afrika’da bulundu. Kesilmeden önce 3.106 karat ağırlığındaydı (yaklaşık bir devekuşu yumurtası büyüklüğünde). Elmas müzayedelerinde karat başına ödenen en yüksek fiyat, morumsu kırmızı renkte, 0.95 karat ağırlığında bir elmas için 1 milyon dolar olmuştur.
     Zamanın başlangıcından beri tıraşlanmış olan tüm pırlantalar toplanmış olsaydı, sadece bir tane çift katlı otobüs doldurulabilirdi.
     Elmas’ın İngilizcesi olan “diamond” kelimesi Yunanca’da “fethedilemez” anlamına gelen “adamas”tan türetilmiştir.
     “Karat” kelimesi, eski çağlarda kıymetli taşları tartmak için ağırlık ölçüsü olarak kullanılan “carob” (keçiboynuzu) tohumundan gelmektedir.
     Aşk ve bağlılığın simgesi olarak pırlanta yüzük hediye etme geleneği, 15. yüzyılda Avusturya Arşidükü Maximillian’ın, nişanı sırasında Burgonya düşesi Mary’e elmas bir yüzük hediye etmesiyle başlamıştır.

     Sol elin dördüncü parmağına yüzük takma geleneği ise, Eski Mısırlıların “vena amoris”in (aşk damarı) bu parmaktan doğrudan kalbe ulaştığına olan inançlarından gelmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Archive

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler