Bu Blogda Ara

ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Beyaz ve yuvarlak pırlantadan şaşmayın- Milliyet






Beyaz ve yuvarlak pırlantadan şaşmayın



  Pırlanta  Sarrafı… Türkiyenin Online Pırlanta danışmanı .


Son yıllarda takı olarak yaygınlaşan pırlanta, iyi bir yatırım da aynı zamanda. Ama değerinde alıp satabilmek için bazı püf noktalarına hakim olmak gerek. Sektörün köklü isimlerinden Atilla Anlı, pırlantanın 10 farklı düzeyi bulunan renk skalasının olduğunu, bunların içinden daima beyazın tercih edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu beyaz pırlantanın kesimi de yuvarlaksa “Doğru yatırım yaptım” diyebilirsiniz.


SONGÜL HATISARU/HAFTANIN SÖYLEŞİSİ
Atilla Anlı, Türkiye’nin önde gelen elmas tüccarlarından. 1984’te Özal’ın izniyle Türkiye’ye ilk resmi pırlanta ithalatını gerçekleştiren kişi. İşe değerli taş ticaretiyle başlamış. Zamanla, “Biz neden değerli taşlarla mücevher yapmıyoruz?” diye düşünmüş ve Only One By Atilla Karat adıyla kendi markasını yaratmış. Pırlanta tutkusu o kadar güçlü ki, adını markasına verirken pırlantanın “Karat”ını soyadı almış bir anlamda. Pırlantanın büyüsüne 40 yıl önce kapılmış. Sektörün “Ağabeylerinden”... “Mesleğim ailemden önce gelir” diyecek kadar tutkuyla bağlı işine. Röportaja ikna edip Çemberlitaş’ta mağazasının bulunduğu binasına gittim. Birbirine geçmeli bölümler... İçinde değerli taşların olduğu odalar. Tozu bile kıymetli olan pırlantaları çok yakından inceleme fırsatı buldum.
De Beers’in izinde
Atilla Anlı, Türkiye’ye gelen Kevin Costner gibi dünya starlarına alacakları mücevher konusunda eksperlik de veriyor. Büyük aileler önemli taşlar alacakları zaman veya tereddüte düştüklerinde onun kapısını çalıyor. Bunun için bir ücret almadan herkese yardımcı oluyor. Kapalıçarşı’nın Atilla ağabeyi nesli tükenmiş esnaflardan. Zora giren toptan müşterilerini sıkıştırmıyor, “Sat ödersin” ekolünden geliyor. Dünya mücevher devi De Beers’in izinde yürüyor. Bugünlerde enerjisinin büyük bölümünü kendi markası Only One By Atilla Karat’ı zincir haline getirmeye ayırıyor. Kızı,İngiltere’de University College Of London’ın ekonomi bölümünü bitirdikten sonra Central Saint Martins’te mücevher tasarımı eğitimi almış. Only One By Atilla Karat’ın başına geçmek için planlanmış bir eğitim. Atilla Anlı’yla trendleri, sektörü ve markasını konuştuk.

* Pırlanta, değerli oluşunun ötesinde, büyüsü de olan bir taş. Büyüsüne nasıl kapıldınız?

1970’te İstanbul’da ufak bir atölye kurdum. İmalattan gelmeyim. Benim hayatım mücevherat. Mesleğim ailemden de önce gelir doğrusu. Kuyumcular Odası’nın kurucularındanım. 1984 yılında, rahmetli Turgut Özal’ın kurduğu hükümetin aldığı karar sonrasında, Allah bana Türkiye’de ilk pırlanta ithalatını yapmayı nasip etti. O günkü şartlarda pırlanta sektöründe taşlar yerine oturmamıştı. Türkiye’de kaliteli mücevher üretimi ithalatla başlar. 2003’te De Beers’in yaptığı tanıtımın bütün trio mücevheratını ben verdim. Firmamız 2010’da dünyaca ünlü Gemoloji Enstitüsü HRD Antwerp Institbte Of Gemmolgy-İstanbul tarafından “The number one client of HRD Antwerp Certificates” , “1 numaralı müşteri” ünvanına sahip olarak 2011’de de HRD Antwerp’te ayrılacıklı çözüm ortakları arasında yerini almıştır.

* Sanat koleksiyonları elden geçirildiğinde bazı eserlerin aslında çok da değerli olmadığı görülebiliyor. Siz, bir zamanlar servet ödenen mücevherleri bugün incelediğinizde aynı değeri göremediğiniz oluyor mu?

Geçmişte maalesef bazı suiistimaller oldu. Renk problemi olan pırlantalar satıldı. 1970’li yıllarda gümüş çatal, kaşıklar eritilip kaplanarak montürler yapılmış. Üzerine de berrak olmayan pırlantalar konulup takıya dönüştürülmüş. 1975’lerde ise beyaz altın modası başladı. Ama çoğu beyaz altın değildi. O zamanlar o takıları alanlar o paralarla Bostancı’da daire alabilirdi.

Elime aldığım 3 taşın değeri 200 bin dolar. Önümde duran taşlardan en çok kırmızı yakutu beğendim...
Elime aldığım 3 taşın değeri 200 bin dolar.
Önümde duran taşlardan en çok kırmızı yakutu beğendim...

Sertifika uluslararası olmalı

* Ama sertifikaları var, çözüm değil mi?

Firmaların sertifikasını yeterli görmüyorum. O bilgi ve birikim sonuçta her firmada yok. Sertifika veriyor ama kendi inisiyatifini yansıtıyor. Belli uluslararası firmalar size takının sertifikasını verir. Uluslararası saygınlığı olan Amerikan, Belçika, Rus firmalarıdır bunlar. Biz mesela kendi sertifikamız yanında dünyada çok muteber olan Belçika HRD şirketinin sertifikasını da veririz.

* Bu sertifikayı vermek zorunlu mudur?

Altında güvenlik sorunu yüzde 99 çözülmüştür. Ama pırlanta da henüz aynı noktada değiliz. Bugün pırlantayı anlayan insan sayısı çok azdır aslında. Alım yaparken uluslararası firmaların verdiği sertifikayı da istemelisiniz. Satan vermiyorsa o takıyı almamanızı tavsiye ediyorum. Dünyada her taşın bir kaydı vardır. Artık neredeyse her pırlantanın çemberine önemli sertifika firmalarının verdiği taşın özelliğini gösteren kimliği yazılıyor.

* Pırlanta aldığımda bir şüphem varsa ne yapabilirim?

Kuyumcular odası HRD ile işbirliğine gitti. Başvurup istediğiniz incelemeyi yaptırabilirsiniz. Bunun dışında çok iyi özel laboratuarlar var. Bizim laboratuarımızada getirirlerse yardımcı oluruz.

* Yabancılarla yerlilerin tercihleri arasında bir farklılık var mı?

Yabancılar işlenmiş renkli taş sever.

* İyi pırlanta nasıl anlaşılır?

Beyaz, içi temiz olan pırlantadır. Pırlantada renk skalası en beyaz olan D’den başlar sarı limona kaçan renklere Z’ye kadar gider. Alfabenin son harflerine doğru gittikçe kalitesi düşer. Şimdi ilanlar görüyorum, ‘Bir tane tek taş alana, yarısı hediye’ diyor. Yahu nasıl olur bu. Maliyeti karşılaması mümkün değil ki. 10 tane renk vardır pırlantada. Türkiye’de ise beyaz, açık sarı ve kahverengi pırlanta var. Fancy dediğimiz orijinal sarılar var. Şimdi bunlar moda ama ben kesinlikle beyazdan şaşmayın diyorum. Baget, kalp, kare, markiz, damla şeklinde olan kesimler var. Ben bunları da tavsiye etmiyorum özellikle yatırım amaçlı alıyorsanız yuvarlak kesimden şaşmayın.


 ‘238 karatı gördüm, kalbim duruyordu’
* Türkiye’de en çok kaç karat tek taş satılıyor?

Tek taşlar genelde 1-3 karat arasındadır. 1 karatlık iyi bir tek taş 5-7 bin dolar. En çok satılan 0.50 santim kaliteli bir tek taş ise 2 bin dolar civarında. Tek taş artık halka indi. Minik parçalarda 0.10 cm (Bir karatın 10’da biri) taşlar çok satılıyor. Sözlenenler tercih ediyor bunu.

* Bazen okuyoruz 50 karat yüzük aldı sevgilisine diye. Nasıl oluyor bu?

Yok öyle bir şey. Buna kimsenin gücü yetmez. Karatın yarısına biz 0.50 cm deriz. (1 karat 100 cm imiş mücevhercilerin jargonunda) 20 karat tek taş bile Türkiye’de çok nadirdir. Birkaç ailede var. Ama bunların sayısı bir elin parmağını geçmez.

* Gördüğünüz en yüksek karat taş...

İsrail’de gördüm, usta işliyordu, 238 karat. Kalbim duruyordu, o günü asla unutamam.

* Yatırım amaçlı olarak altın mı, pırlanta mı?

İkisi de alınır. Altının çok işçiliklisi de yatırım amaçlı olamaz ama. Cumhuriyet altını veya 24 ayar alın. Fazla işçilikten uzak durun, yatırım amaçlı alacaksınız yuvarlak beyaz pırlanta her zaman iyidir.

‘En korktuğum taş zümrüt, çok hassastır’
* Bugünlerde en çok ne satılıyor?

Tek taş. Arkasından alyans ve su yolu bileziği. Tek taşını alan bu ikisinden sonra kolye ucunu da almak istiyor. Bu set tamamlanınca bu kez başa dönüyor ve daha yüksek karatta tek taş alıyor.

* Pırlantadan sonra peki?

Pırlantadan sonra en çok zümrüt isteniyor. Zümrüt, Muhteşem Yüzyıl’la çok ön plana çıktı. Ama beni de en çok korkutan taştır. Zümrüt çok hassas bir taştır. Çok çabuk kırılabilen, darılabilen, renk değiştirebilen bir taş damarlarından dolayı. Tüketicinin mümkün mertebe renkli taş almamasını tavsiye ediyorum.

* Neden?

Renkli taş her zaman yatırım amaçlı olamaz. Türkiye’de kaliteli renkli taş çok azdır. Pırlantayı her zaman bulursunuz, satarsınız ama renkli taşın kalitesini kimse ne biliyor ne de değer veriyor.

* Değerli taşları nerelerden alıyorsunuz?

RusyaHindistanAfrikaKanadaAvustralya.
 
Usta olacak gençlerin elinden tutuyor
* Mıhlama ustalarının sayısının azaldığı söyleniyor. Nasıl buluyorsunuz onları?

Mıhlamanın da makinesi var mı derseniz var. Ama standart işler için. Özellikli işlerde istediğiniz kalitedeki mıhlamayı ustanın dışında kimse yapamaz. İyi ustaların sayısı çok azaldı. Üç ay önceGazi Üniversitesi’nin mıhlama bölümü açtığını duydum. Bizi davet ettiler sponsor da oldum. Yeni ustaların yetişmesi için elimden gelen her desteği veriyorum. Bu yıl 50 öğrenci alacağım. Üniversitelerden öğrenci alıp yetiştiriyoruz. Üniversitelerde seminerler veriyorum. Ancak iyi ustalar yetiştirirsek piyasanın dinamiklerini düzeltebilir, arka sokaklara çare bulabiliriz.

*Ne var arka sokaklarda?

Kuyumcu olmayıp da kendini kuyumcu zanneden o kadar çok insan var ki. Bunlar 100 gram altınla dükkan açıyor, amaçları silah ruhsatı almak. Her önüne gelene kuyumcu dükkanı açtırılmaması lazım. Tabloya baktığınızda 20 bin kuyumcu var, 5 bin kuyumcu yeter oysa. Belirli sayıda firma olursa denetim ve kontrolü de çok rahat olur.
Tarihi tasarımda kimse Sevan’la yarışamaz
* Markanızı büyütürken yol haritanız ne olacak? Şimdilerde dünyada tarihi takılar çok moda...

Tarihi ürünler yapmayacağım. Bu konuda kimse Sevan Bıçakçı’nın önüne geçemez çünkü. Yaptığı tasarım ve takılara çok saygı duyuyorum, mükemmel bir usta. Daha dizayn günümüz trendlerine yakın modern ürünler satacağız. Unigue tasarımlar yapacağız. Ama sadece büyük parçalar koymayacağız. Eşinize, annenize sormadan alabileceğiniz ürünler de olacak. Her kesime hitap edecek. Paranız varsa yüksek karatı alabilirsiniz ama işçilik de en az bunun kadar önemlidir. Türkiye’de gerçek mücevheratın yapılabildiğini dünyaya göstermek istiyorum. Kızım Melis eğitimini tasarım üzerine yaptı. Markanın başında o olacak. Mağazamız Nuruosmaniye’de ve birçok mücevherci de bizim ürünlerimizi satar. Şimdi yeni mağazalar açıyoruz. Bir yıl içinde İstanbul’da belli alışveriş merkezlerinde, Ankara ve Dubai’de açacağız. Arkasından Suudi Arabistan’da olacağız. Orada belli ailelere zaten ürün veriyoruz. Arabistan’da insanların bütün statüsü mücevher üzerinden belirleniyor. Bir düğünde ne kadar ağır takı taktığınız ne kadar varlıklı olduğunuzun göstergesidir oralarda. Tüketiciye daha çok noktada dokunacağız. Ama öyle süpermarket gibi yaygınlaşmayacağız, seçkin noktalarda seçkin bir koleksiyonla olacağız. Butik mağazalarla gerçek mücevheri göstereceğim.
MİLLİYET

31 Mart 2013 Pazar

Rusya Büyük Elmas Rezervlerine Sahip



Uzmanlara göre Çin ve Hindistan, 2020 yılına doğru dünyanın başlıca elmas tüketicileri duruma gelecekler. Bu iki ülke, bu alanda mevcut lider ABD’yi geride bırakacak. Nedeni ise Amerikalıların pırlantalı süs eşya takma geleneğinin taklit edilmesi. Elmas üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerden biri olan Rusya ise bu eğilimden etkilenmedi.

ABD, geleneksek olarak, en büyük elmas tüketimi pazarı olarak kabul ediliyor. Amerikalılar arasında geline pırlantalı yüzük hediye etme ve sosyete toplantılarında herkesin karşısına pırlantalı süs eşyalarla çıkma geleneği var. Fakat ülkede yaşanan mali kriz, mücevher satışının azalmasına sebep oldu.
Çin ve Hindistan’da ise pırlantalı süs eşyaya talebin artışı kaydediliyor. İnvestkafe Ajansı analisti Andrey Şenk, bu iki ülkedeki pırlantaya talebin artışını, halkın yaşam düzeyinin yükselmesine ve Batı kültürüne olan ilginin artmasına bağlıyor. Uzman bu konuda şöyle dedi:
“Çin ve Hindistan, gerçekten de bu alanda hızlı büyüyecek. Çünkü ekonomilerinin büyüme temposu yüksek. En önemlisi de halkın gelirlerinin ve satın alma gücünün artıyor olması. Bu ülkelerde süs eşyalara olan talep hep yüksekti, bu nedenle 2020 yılına doğru elmas tüketiminde ABD’yi geride bırakmaları tahmini çok doğal karşılanmalı. En doğal nedeni ise bu ülkelerin daha büyük nüfusa sahip olması, yani elmas satın alabilecek kişi sayısı da daha fazla.”
Ham elmas üretiminde dünya liderlerinden biri olan Rusya, piyasadaki bu mevzilerini kimseye bırakmak niyetinde değil. Örneğin, Rus “Alrosa” şirketinin elmas rezervleri, 970 milyon kırattan fazla olduğu biliniyor. Üretimin şimdiki düzeyde kalması durumunda şirketin hammadde kaynakları 25-30 yıla yetecek. Şirketin ürettiği elmasların yüzde 25’i iç, geriye kalanı dış piyasaya sürülüyor. Cartier, Tiffany ve önde gelen diğer ünlü şirketler, lüks mücevherat üretimi için Rusya yapımı pırlanta kullanıyor.
Rusya’nın iç piyasasında pırlanta üzerine talep az. ABD, Hindistan ve Çin’den farklı olarak Rusya’da pırlantalı süs geleneği yaygın değil.
Rusya piyasasında pırlantalı süse olan düşük talep, Rusyalıların Avrupa kültürüne olan bağlılığıyla izah ediliyor. Avrupa’da pırlantalı süs eşyaları, yalnızca gece saatlerinde yapılan törenler sırasında kullanılıyor. Rusya’da basit altın ve gümüş süsler daha büyük rağbet görüyor. Rusyalı bayanların diğer değerli taşları, bazılarının da bijuteriyi tercih ettiğini kaydeden modacı Natalya Melnikova, konuyla ilgili şunu söyledi:
“Bijuteri kadına güzellik kazandırır. Zevkle yapılmış güzel bijuterinin, bazı durumlarda, değerli süs eşyalarından daha çok kadınlara yakıştığı oluyor. Gördüğüm gibi safirli süs eşyaları, diğerlerinden daha sıkça kullanılıyor. Nedeni bilmiyorum; daha fazla satıldığı, ya da birçokları tarafından beğenildiği için olabilir. Ancak bu tür süs eşyalarını kullanan bayanlara daha sık rastlıyorum. Mavi topaz kapsayan süs eşyaları kullananların sayısı daha da çok.”
Buna rağmen, Rusyalı bayanların yüzde 90’ının pırlantalı süs eşyaya sahip olduğu tahmin ediliyor. Mücevherlerin çoğu yaş günü, düğün töreni, evlilik yıldönümü ya da önemi büyük olan diğer tarihlerde hediye olarak alınıyor. Yani pırlantalar, Rusyalı bayanların da en iyi dostu olarak kabul edilebilir.
Döviz Dergisi
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Beyaz ve yuvarlak pırlantadan şaşmayın- Milliyet






Beyaz ve yuvarlak pırlantadan şaşmayın



  Pırlanta  Sarrafı… Türkiyenin Online Pırlanta danışmanı .


Son yıllarda takı olarak yaygınlaşan pırlanta, iyi bir yatırım da aynı zamanda. Ama değerinde alıp satabilmek için bazı püf noktalarına hakim olmak gerek. Sektörün köklü isimlerinden Atilla Anlı, pırlantanın 10 farklı düzeyi bulunan renk skalasının olduğunu, bunların içinden daima beyazın tercih edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu beyaz pırlantanın kesimi de yuvarlaksa “Doğru yatırım yaptım” diyebilirsiniz.


SONGÜL HATISARU/HAFTANIN SÖYLEŞİSİ
Atilla Anlı, Türkiye’nin önde gelen elmas tüccarlarından. 1984’te Özal’ın izniyle Türkiye’ye ilk resmi pırlanta ithalatını gerçekleştiren kişi. İşe değerli taş ticaretiyle başlamış. Zamanla, “Biz neden değerli taşlarla mücevher yapmıyoruz?” diye düşünmüş ve Only One By Atilla Karat adıyla kendi markasını yaratmış. Pırlanta tutkusu o kadar güçlü ki, adını markasına verirken pırlantanın “Karat”ını soyadı almış bir anlamda. Pırlantanın büyüsüne 40 yıl önce kapılmış. Sektörün “Ağabeylerinden”... “Mesleğim ailemden önce gelir” diyecek kadar tutkuyla bağlı işine. Röportaja ikna edip Çemberlitaş’ta mağazasının bulunduğu binasına gittim. Birbirine geçmeli bölümler... İçinde değerli taşların olduğu odalar. Tozu bile kıymetli olan pırlantaları çok yakından inceleme fırsatı buldum.
De Beers’in izinde
Atilla Anlı, Türkiye’ye gelen Kevin Costner gibi dünya starlarına alacakları mücevher konusunda eksperlik de veriyor. Büyük aileler önemli taşlar alacakları zaman veya tereddüte düştüklerinde onun kapısını çalıyor. Bunun için bir ücret almadan herkese yardımcı oluyor. Kapalıçarşı’nın Atilla ağabeyi nesli tükenmiş esnaflardan. Zora giren toptan müşterilerini sıkıştırmıyor, “Sat ödersin” ekolünden geliyor. Dünya mücevher devi De Beers’in izinde yürüyor. Bugünlerde enerjisinin büyük bölümünü kendi markası Only One By Atilla Karat’ı zincir haline getirmeye ayırıyor. Kızı,İngiltere’de University College Of London’ın ekonomi bölümünü bitirdikten sonra Central Saint Martins’te mücevher tasarımı eğitimi almış. Only One By Atilla Karat’ın başına geçmek için planlanmış bir eğitim. Atilla Anlı’yla trendleri, sektörü ve markasını konuştuk.

* Pırlanta, değerli oluşunun ötesinde, büyüsü de olan bir taş. Büyüsüne nasıl kapıldınız?

1970’te İstanbul’da ufak bir atölye kurdum. İmalattan gelmeyim. Benim hayatım mücevherat. Mesleğim ailemden de önce gelir doğrusu. Kuyumcular Odası’nın kurucularındanım. 1984 yılında, rahmetli Turgut Özal’ın kurduğu hükümetin aldığı karar sonrasında, Allah bana Türkiye’de ilk pırlanta ithalatını yapmayı nasip etti. O günkü şartlarda pırlanta sektöründe taşlar yerine oturmamıştı. Türkiye’de kaliteli mücevher üretimi ithalatla başlar. 2003’te De Beers’in yaptığı tanıtımın bütün trio mücevheratını ben verdim. Firmamız 2010’da dünyaca ünlü Gemoloji Enstitüsü HRD Antwerp Institbte Of Gemmolgy-İstanbul tarafından “The number one client of HRD Antwerp Certificates” , “1 numaralı müşteri” ünvanına sahip olarak 2011’de de HRD Antwerp’te ayrılacıklı çözüm ortakları arasında yerini almıştır.

* Sanat koleksiyonları elden geçirildiğinde bazı eserlerin aslında çok da değerli olmadığı görülebiliyor. Siz, bir zamanlar servet ödenen mücevherleri bugün incelediğinizde aynı değeri göremediğiniz oluyor mu?

Geçmişte maalesef bazı suiistimaller oldu. Renk problemi olan pırlantalar satıldı. 1970’li yıllarda gümüş çatal, kaşıklar eritilip kaplanarak montürler yapılmış. Üzerine de berrak olmayan pırlantalar konulup takıya dönüştürülmüş. 1975’lerde ise beyaz altın modası başladı. Ama çoğu beyaz altın değildi. O zamanlar o takıları alanlar o paralarla Bostancı’da daire alabilirdi.

Elime aldığım 3 taşın değeri 200 bin dolar. Önümde duran taşlardan en çok kırmızı yakutu beğendim...
Elime aldığım 3 taşın değeri 200 bin dolar.
Önümde duran taşlardan en çok kırmızı yakutu beğendim...

Sertifika uluslararası olmalı

* Ama sertifikaları var, çözüm değil mi?

Firmaların sertifikasını yeterli görmüyorum. O bilgi ve birikim sonuçta her firmada yok. Sertifika veriyor ama kendi inisiyatifini yansıtıyor. Belli uluslararası firmalar size takının sertifikasını verir. Uluslararası saygınlığı olan Amerikan, Belçika, Rus firmalarıdır bunlar. Biz mesela kendi sertifikamız yanında dünyada çok muteber olan Belçika HRD şirketinin sertifikasını da veririz.

* Bu sertifikayı vermek zorunlu mudur?

Altında güvenlik sorunu yüzde 99 çözülmüştür. Ama pırlanta da henüz aynı noktada değiliz. Bugün pırlantayı anlayan insan sayısı çok azdır aslında. Alım yaparken uluslararası firmaların verdiği sertifikayı da istemelisiniz. Satan vermiyorsa o takıyı almamanızı tavsiye ediyorum. Dünyada her taşın bir kaydı vardır. Artık neredeyse her pırlantanın çemberine önemli sertifika firmalarının verdiği taşın özelliğini gösteren kimliği yazılıyor.

* Pırlanta aldığımda bir şüphem varsa ne yapabilirim?

Kuyumcular odası HRD ile işbirliğine gitti. Başvurup istediğiniz incelemeyi yaptırabilirsiniz. Bunun dışında çok iyi özel laboratuarlar var. Bizim laboratuarımızada getirirlerse yardımcı oluruz.

* Yabancılarla yerlilerin tercihleri arasında bir farklılık var mı?

Yabancılar işlenmiş renkli taş sever.

* İyi pırlanta nasıl anlaşılır?

Beyaz, içi temiz olan pırlantadır. Pırlantada renk skalası en beyaz olan D’den başlar sarı limona kaçan renklere Z’ye kadar gider. Alfabenin son harflerine doğru gittikçe kalitesi düşer. Şimdi ilanlar görüyorum, ‘Bir tane tek taş alana, yarısı hediye’ diyor. Yahu nasıl olur bu. Maliyeti karşılaması mümkün değil ki. 10 tane renk vardır pırlantada. Türkiye’de ise beyaz, açık sarı ve kahverengi pırlanta var. Fancy dediğimiz orijinal sarılar var. Şimdi bunlar moda ama ben kesinlikle beyazdan şaşmayın diyorum. Baget, kalp, kare, markiz, damla şeklinde olan kesimler var. Ben bunları da tavsiye etmiyorum özellikle yatırım amaçlı alıyorsanız yuvarlak kesimden şaşmayın.


 ‘238 karatı gördüm, kalbim duruyordu’
* Türkiye’de en çok kaç karat tek taş satılıyor?

Tek taşlar genelde 1-3 karat arasındadır. 1 karatlık iyi bir tek taş 5-7 bin dolar. En çok satılan 0.50 santim kaliteli bir tek taş ise 2 bin dolar civarında. Tek taş artık halka indi. Minik parçalarda 0.10 cm (Bir karatın 10’da biri) taşlar çok satılıyor. Sözlenenler tercih ediyor bunu.

* Bazen okuyoruz 50 karat yüzük aldı sevgilisine diye. Nasıl oluyor bu?

Yok öyle bir şey. Buna kimsenin gücü yetmez. Karatın yarısına biz 0.50 cm deriz. (1 karat 100 cm imiş mücevhercilerin jargonunda) 20 karat tek taş bile Türkiye’de çok nadirdir. Birkaç ailede var. Ama bunların sayısı bir elin parmağını geçmez.

* Gördüğünüz en yüksek karat taş...

İsrail’de gördüm, usta işliyordu, 238 karat. Kalbim duruyordu, o günü asla unutamam.

* Yatırım amaçlı olarak altın mı, pırlanta mı?

İkisi de alınır. Altının çok işçiliklisi de yatırım amaçlı olamaz ama. Cumhuriyet altını veya 24 ayar alın. Fazla işçilikten uzak durun, yatırım amaçlı alacaksınız yuvarlak beyaz pırlanta her zaman iyidir.

‘En korktuğum taş zümrüt, çok hassastır’
* Bugünlerde en çok ne satılıyor?

Tek taş. Arkasından alyans ve su yolu bileziği. Tek taşını alan bu ikisinden sonra kolye ucunu da almak istiyor. Bu set tamamlanınca bu kez başa dönüyor ve daha yüksek karatta tek taş alıyor.

* Pırlantadan sonra peki?

Pırlantadan sonra en çok zümrüt isteniyor. Zümrüt, Muhteşem Yüzyıl’la çok ön plana çıktı. Ama beni de en çok korkutan taştır. Zümrüt çok hassas bir taştır. Çok çabuk kırılabilen, darılabilen, renk değiştirebilen bir taş damarlarından dolayı. Tüketicinin mümkün mertebe renkli taş almamasını tavsiye ediyorum.

* Neden?

Renkli taş her zaman yatırım amaçlı olamaz. Türkiye’de kaliteli renkli taş çok azdır. Pırlantayı her zaman bulursunuz, satarsınız ama renkli taşın kalitesini kimse ne biliyor ne de değer veriyor.

* Değerli taşları nerelerden alıyorsunuz?

RusyaHindistanAfrikaKanadaAvustralya.
 
Usta olacak gençlerin elinden tutuyor
* Mıhlama ustalarının sayısının azaldığı söyleniyor. Nasıl buluyorsunuz onları?

Mıhlamanın da makinesi var mı derseniz var. Ama standart işler için. Özellikli işlerde istediğiniz kalitedeki mıhlamayı ustanın dışında kimse yapamaz. İyi ustaların sayısı çok azaldı. Üç ay önceGazi Üniversitesi’nin mıhlama bölümü açtığını duydum. Bizi davet ettiler sponsor da oldum. Yeni ustaların yetişmesi için elimden gelen her desteği veriyorum. Bu yıl 50 öğrenci alacağım. Üniversitelerden öğrenci alıp yetiştiriyoruz. Üniversitelerde seminerler veriyorum. Ancak iyi ustalar yetiştirirsek piyasanın dinamiklerini düzeltebilir, arka sokaklara çare bulabiliriz.

*Ne var arka sokaklarda?

Kuyumcu olmayıp da kendini kuyumcu zanneden o kadar çok insan var ki. Bunlar 100 gram altınla dükkan açıyor, amaçları silah ruhsatı almak. Her önüne gelene kuyumcu dükkanı açtırılmaması lazım. Tabloya baktığınızda 20 bin kuyumcu var, 5 bin kuyumcu yeter oysa. Belirli sayıda firma olursa denetim ve kontrolü de çok rahat olur.
Tarihi tasarımda kimse Sevan’la yarışamaz
* Markanızı büyütürken yol haritanız ne olacak? Şimdilerde dünyada tarihi takılar çok moda...

Tarihi ürünler yapmayacağım. Bu konuda kimse Sevan Bıçakçı’nın önüne geçemez çünkü. Yaptığı tasarım ve takılara çok saygı duyuyorum, mükemmel bir usta. Daha dizayn günümüz trendlerine yakın modern ürünler satacağız. Unigue tasarımlar yapacağız. Ama sadece büyük parçalar koymayacağız. Eşinize, annenize sormadan alabileceğiniz ürünler de olacak. Her kesime hitap edecek. Paranız varsa yüksek karatı alabilirsiniz ama işçilik de en az bunun kadar önemlidir. Türkiye’de gerçek mücevheratın yapılabildiğini dünyaya göstermek istiyorum. Kızım Melis eğitimini tasarım üzerine yaptı. Markanın başında o olacak. Mağazamız Nuruosmaniye’de ve birçok mücevherci de bizim ürünlerimizi satar. Şimdi yeni mağazalar açıyoruz. Bir yıl içinde İstanbul’da belli alışveriş merkezlerinde, Ankara ve Dubai’de açacağız. Arkasından Suudi Arabistan’da olacağız. Orada belli ailelere zaten ürün veriyoruz. Arabistan’da insanların bütün statüsü mücevher üzerinden belirleniyor. Bir düğünde ne kadar ağır takı taktığınız ne kadar varlıklı olduğunuzun göstergesidir oralarda. Tüketiciye daha çok noktada dokunacağız. Ama öyle süpermarket gibi yaygınlaşmayacağız, seçkin noktalarda seçkin bir koleksiyonla olacağız. Butik mağazalarla gerçek mücevheri göstereceğim.
MİLLİYET

31 Mart 2013 Pazar

Rusya Büyük Elmas Rezervlerine Sahip



Uzmanlara göre Çin ve Hindistan, 2020 yılına doğru dünyanın başlıca elmas tüketicileri duruma gelecekler. Bu iki ülke, bu alanda mevcut lider ABD’yi geride bırakacak. Nedeni ise Amerikalıların pırlantalı süs eşya takma geleneğinin taklit edilmesi. Elmas üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerden biri olan Rusya ise bu eğilimden etkilenmedi.

ABD, geleneksek olarak, en büyük elmas tüketimi pazarı olarak kabul ediliyor. Amerikalılar arasında geline pırlantalı yüzük hediye etme ve sosyete toplantılarında herkesin karşısına pırlantalı süs eşyalarla çıkma geleneği var. Fakat ülkede yaşanan mali kriz, mücevher satışının azalmasına sebep oldu.
Çin ve Hindistan’da ise pırlantalı süs eşyaya talebin artışı kaydediliyor. İnvestkafe Ajansı analisti Andrey Şenk, bu iki ülkedeki pırlantaya talebin artışını, halkın yaşam düzeyinin yükselmesine ve Batı kültürüne olan ilginin artmasına bağlıyor. Uzman bu konuda şöyle dedi:
“Çin ve Hindistan, gerçekten de bu alanda hızlı büyüyecek. Çünkü ekonomilerinin büyüme temposu yüksek. En önemlisi de halkın gelirlerinin ve satın alma gücünün artıyor olması. Bu ülkelerde süs eşyalara olan talep hep yüksekti, bu nedenle 2020 yılına doğru elmas tüketiminde ABD’yi geride bırakmaları tahmini çok doğal karşılanmalı. En doğal nedeni ise bu ülkelerin daha büyük nüfusa sahip olması, yani elmas satın alabilecek kişi sayısı da daha fazla.”
Ham elmas üretiminde dünya liderlerinden biri olan Rusya, piyasadaki bu mevzilerini kimseye bırakmak niyetinde değil. Örneğin, Rus “Alrosa” şirketinin elmas rezervleri, 970 milyon kırattan fazla olduğu biliniyor. Üretimin şimdiki düzeyde kalması durumunda şirketin hammadde kaynakları 25-30 yıla yetecek. Şirketin ürettiği elmasların yüzde 25’i iç, geriye kalanı dış piyasaya sürülüyor. Cartier, Tiffany ve önde gelen diğer ünlü şirketler, lüks mücevherat üretimi için Rusya yapımı pırlanta kullanıyor.
Rusya’nın iç piyasasında pırlanta üzerine talep az. ABD, Hindistan ve Çin’den farklı olarak Rusya’da pırlantalı süs geleneği yaygın değil.
Rusya piyasasında pırlantalı süse olan düşük talep, Rusyalıların Avrupa kültürüne olan bağlılığıyla izah ediliyor. Avrupa’da pırlantalı süs eşyaları, yalnızca gece saatlerinde yapılan törenler sırasında kullanılıyor. Rusya’da basit altın ve gümüş süsler daha büyük rağbet görüyor. Rusyalı bayanların diğer değerli taşları, bazılarının da bijuteriyi tercih ettiğini kaydeden modacı Natalya Melnikova, konuyla ilgili şunu söyledi:
“Bijuteri kadına güzellik kazandırır. Zevkle yapılmış güzel bijuterinin, bazı durumlarda, değerli süs eşyalarından daha çok kadınlara yakıştığı oluyor. Gördüğüm gibi safirli süs eşyaları, diğerlerinden daha sıkça kullanılıyor. Nedeni bilmiyorum; daha fazla satıldığı, ya da birçokları tarafından beğenildiği için olabilir. Ancak bu tür süs eşyalarını kullanan bayanlara daha sık rastlıyorum. Mavi topaz kapsayan süs eşyaları kullananların sayısı daha da çok.”
Buna rağmen, Rusyalı bayanların yüzde 90’ının pırlantalı süs eşyaya sahip olduğu tahmin ediliyor. Mücevherlerin çoğu yaş günü, düğün töreni, evlilik yıldönümü ya da önemi büyük olan diğer tarihlerde hediye olarak alınıyor. Yani pırlantalar, Rusyalı bayanların da en iyi dostu olarak kabul edilebilir.
Döviz Dergisi

News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler