Bu Blogda Ara

zümrüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zümrüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Elmas, Zumrut ve Safir Neden Degerlidir? Bu Taslarinin Ozellikleri Nelerdir?

Elmas, Zümrüt ve Safir Neden Değerlidir? Bu Taşlarının Özellikleri Nelerdir?


Doğanın,insanlığa sunduğu nimetler diyebiliriz bu taşlar için. Fazlasıyla değerli ve özellikle takı sektöründe tercih edilmektedir. Benzersiz renkleri ve parlaklıklarıyla yeryüzündeki diğer taşlardan çok daha farklı bir yapıya ve görünümüme sahiptirler. Bazıları kadınların vücudunda simgelenirken bazıları da tarih boyunca birçok medeniyetin sembollerinde yer aldı. Sizlere bu değerli taşlar hakkında bilgiler sunacağım.


Elmas
Elmas, değerli taşlar arasında en kıymetlisi ve en uzun ömürlüsü olarak bilinir, geçmişi çok daha eskiye dayanır ve çıkarılması en güç taşlardan bir tanesi olması onu diğer taşlardan biraz daha farklı kılmaktadır. Parlak rengi ve göz alıcı şekli ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. 4000 yıl kadar önce Hindistan’da bulunmuştur bazı uzmanlar ise elmasın bundan daha önceleri bulunduğunu öne sürmektedir. En bilinen türü, saf, renksiz elmastır.
Renk konusunda farklılık sağlayabilir içerdiği maddeler çoğu zaman farklıdır ve bu da renk konusunda etkilidir. 1 karat ağırlığında bir pırlanta elde edilebilecek ham elmas kütlesinin çıkarılması için 250 ton toprak kazılmalıdır tabii ki bu sayı ortalama verilen bir sayıdır. Kaliteli bir pırlanta için 4C denilen özellikler sağlanmalıdır. Kesim, Renk, Berraklık ve Karat ağırlığı dikkat edilmesi gereken 4 ana özelliktir.

Zümrüt
Tarihe bakıldığında birçok kültür ve medeniyetin sembolü olarak anılan değerli bir taştır zümrüt. İçeriğindeki zenginlik sayesinde harika bir renge sahiptir.Parlak yeşil olarak adlandırılan bu renk Zümrüt taşının en önemli özelliklerinden bir tanesidir. Kusurların giderilmesi adına Zümrüt için yapılan çalışmalar daha zahmetlidir, oymacılık sayesinde orijinal rengi korunur ve daha az zararla en iyi sonuca ulaşılır. En iyi ve kaliteli zümrütler Kolombiya’da çıkarılmaktadır. Bunun yanı sıra Avusturya, Hindistan, Avusturalya, Brezilya, Güney Afrika, Mısır, ABD, Norveç, Pakistan ve Zimbabwe’de de çıkarılan zümrütler kalitesi bakımından üst seviyededir.
Safir
Sabit bir rengi yoktur ancak genel olarak koyu mavi rengi ile bilinmektedir. Demir ve titanyum katkıları dolayısıyla farklı renklerle sergilenmesi mümkündür. En kıymetli Safir taşı mavi ve berrak olan taşlardır. Doğal ışık ortamında renk değiştiren bu taşlar kesim konusunda zümrüt kadar zahmetli değildir ve genellikle üçgen ve yuvarlak şekilde kesilerek biçimlenir. Hindistan’ın bazı yörelerinde bu değerli taşın çıkartılma ve işlenme işlemleri gerçekleştirilmektedir.

Kamboçya, Brezilya, Kenya, Malawi ve Kolombiya’da da Safir çıkartılmaktadır ancak içinde barındırdığı maddeler farklı renklerde Safir taşını meydana getirmektedir.
Dünya üzerinde birçok değerli taş vardır ancak üzerinde çok fazla çalışılan ve işlenmesi konusunda hassasiyet gerektiren taşlar Elmas,Safir ve Zümrüttür. Değerleri bakımından farklarını ortaya koymaktadır. Bu 3 taşın yanı sıra arda kalan diğer değerli taşlar yarı değerli taşlar adı ile bilinmektedir. Bunlardan bazıları; kuvars, oltu taşı, kehribar, inci, obsidyen, topas.

Bilgi Ustam

1 Temmuz 2013 Pazartesi

İbn Sina'ya gore, madeni cevherler

İbn Sina'ya göre, madeni cevherler,
Remzi DEMİR*

Mutlu KILIÇ


(a) Taşlar
(b) Eriyebilir cevherler, yani metaller
(c) Kükürtler
(d) Tuzlar

olmak üzere, kabaca dörde bölünebilir ve bunun nedeni şudur: Madem cevherlerden bazıları, özleri bakımından veya düzenlenişleri
ve bütünlükleri bakımından güçsüz ve diğer bazıları ise güçlüdürler. Güçlü olanlardan bazıları dövülebilir (Metaller), bazıları ise dö-
vülemez (Taşlar); ve yine güçsüz olanlardan bazıları, tuzlu bir do-
ğaya sahiptirler (Tuzlar) ve rutubette kolaylıkla eriyebilirler; diğer
bazıları ise yağlı bir doğaya sahiptirler (Kükürtler) ve rutubette kolaylıkla erimezler.
Bütün dövülebilir cevherler, yani metaller erirler; çünkü bunların maddesi abi (susal) bir cevherdir; öyle ki bu abi cevher, arzi
30. Avicennae, s.18-22.

(topraksal) cevherle öyle sıkı bir biçimde birleşmişdir ki ikisini birbirinden ayırmak olanaksızdır. Bu abi cevher, soğuk tarafından
dondurulmuş ve daha sonra sıcak tarafından pişirilmiştir. Buna rağ-
men, dövülebilir cevherler, hala diridirler ve yağlı doğaları nedeniyle donmamışlardır.
Taş türünden olan madeni cevherlere gelince, bunların maddesi yine abi cevherdir; fakat bunlar soğuk tarafından değil, kuruluk
tarafından dondurulmuşlardır, öyle ki bu kuruluk, suyu toprağa dö-
nüştürmüş ve taşları oluşturmuştur. Bunlar yağ içermezler ve bu nedenle dövülemezler.
Nişadır ise bir tuzdur. Tuzlar, arzi olmaktan çok nandir (ateş-
sel) ve bu nedenle maddenin katı halinden gaz haline geçebilirler.
Çok seyrek, ama aşın derecede ateşli olan sıcak bir dumanla karış-
mış sudan oluşmuş ve kuruluk tarafından pıhtılaştırılmışlardır.
Kükürtlere gelince, bunların abi cevherleri, ısının mayalama etkisi altında, doğaları yağlı oluncaya kadar, toprak ve havayla güçlü
bir biçimde mayalandırılırlar ve daha sonra soğuk tarafından katı-
laştınlırlar3! .
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, İbn Sina'ya aİt olan
De Mineralibus,
(a) Madeni cevherlerin oluşumunu anlatır ve tamamen Aristoteles Fiziği'ne dayanır.
(b) Değerli taşların türlerine ve özelliklerine ilişkin bilgi vermez.
Mağrib'de, yani Batı İslam Dünyası'nda da bu konuyla ilgilenen yazarlar olmuştur. Mesleme ibn Vaddah el-Kurtfibi el-Mecnti,
Ravda el-Hada'ik ve Riyad el-Haka'ik (Bahçelerin Çimeni ve Ger-
çeklerin Çayın) adlı yapıtının büyük bir bölümünü madenIere ayırmıştır. Hatta Şeyh-i Ekber Muhyiddin ibn 'Arabf, Tedbfrat el-İlahiyye fi Islah Memleket el-İnsaniyye (İnsanlık Ülkesinin Düzeltilmesinde Tanrısal Önlemler) adlı eserinde taşların gizli özelliklerine
değinmiştir.
3 ı.Avicennae. 8.33-36.


CEVAHİRNAMELER VE OSMANLıLAR DÖNEMİ'NDE YAZıLMıŞ...

Bu konuya ilişkin çalışmalar, 12. yüzyıldan sonra da sürmüş ve
Şihabüddın Ebu'l-'Abbas Ahmed ibn Yusuf el-1Haşı, Nasırüddın-i Tusı ve Ebu el-Kasım el-Kaşanf gibi araştırmacılar tarafından
önemli risaleler yazılmıştır.
Bunlardan Şihabüddın Ebu'l-'Abbas Ahmed ibn Yusuf el-llfaşı (Ölümü 1253), cevherlere ilişkin en iyi yapıtlardan biri olarak
görülen Ezhar el-Efkar fi Cevahir el-Ahcar'ında, geleneksel yönteme uygun olarak, değerli ve yarı değerli taşları ayrıntılı bir biçimde
tanıtmıştır32•
Ezhar el-Efkar fi Cevahir el-Ahcar, bir giriş ile yirmi dört bö-
lümden oluşmuştur; Giriş'te cevherlerin oluşum biçimleri, genel
özellikleri ve değerleri belirtilmiş ve bölümlerde ise sırasıyla yakut,
zümrüt, zebercet, balhaş, benefş, becadf, elmas, 'aynü'l-hirr, padzehr, firı1ze, akik, cez', mıknatıs, senbazec, dehene, laciverd, mercan, sebec, cümşüt, hammahan, yeşim, yasb, billur ve talk cevherlerine ilişkin bilgiler verilmiştir33• .
Aşağıda da görüleceği gibi, Osmanlı cevahimame geleneği
üzerinde en etkili yazarlardan birisi el-llfaşı'dir; çünkü söz konusu
yapıtı, 15. yüzyılOsmanlı bilginlerinden el-Şirvam tarafından, iki
kere Türkçe'ye uyarlanmış ve birincisi Cevhername ve ikincisi ise
Tuhfe-i Muradf adıyla Osmanlı cevherflerinin kullanımına sunulmuştur.
İslam Dünyası'nda, daha çok "Hoca Nasırüddın" veya "Nası-
rüddın-i Tusı" olarak tanınan Nasırüddfn Ebu Ca'fer Muhammed
ibn Muhammed ibn el-Hasan el-Tusı de (1201-1274)34, sonraki dö-
nemlerde Müslüman cevherfler ve yazarlar tarafından yaygın bir bi-
çimde kullanılacak bir cevahimame yazmıştır. İlhanlı Sultanı Hülagu Han'a sunulduğu için Tansuhname-i İlhanf35olarak adlandırılan
32. J. Ruska, "Tlfaşf", islemı Ansiklopedisi. Cilt 1211,İstanbul 1979, s.263-264.
33. Bu yapıt, çok sonraları, İtalyan bilginlerinden Biscia tarafından İtalyanca'ya da
çevrilmiştir; bkz., Antonio Raineri Biscia, Fior di Pensieri sulle Pietre Preziose di Ahmed
Te(fasdte. Floransa 1818; bu çalışmada 1906'da Boİogna'da yayımlanan ikinci baskısı
kullamlmıştır.
34. Daha fazla bilgi için bkz., R. Strothmann ve J. Ruska, "TGsf", islam
Aıısiklopedisi. Cilt 12/2, İstanbul 1988, s.132-134.
35. Terkipteki ilk kelime muhtelif kaynaklarda, muhtelif biçimlerde yazılmıştır;
doğrusu "TensGhname"dir; Farsça'da "TensGh", "(i) pek az bulunan güzel şey; (2) içinde,


bu eser, bir mukaddime ile dört makaleden oluşmuştur; Birinci Makale'de cevherlerin oluşumuna, İkinci Makale'de özelliklerine, yararlarına, zararlarına, değerlerine ve perdahlanmalarına, Üçüncü
Makale'de "el-Filizat el-Seb'a" (Yedi Filiz) olarak adlandırılan altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, kalay ve har-ı sını (Çin Dikeni;
bakır-kalay alaşımı) gibi madenIerin çıkarılmalarına ve kullanılmalarına ve nihayet Dördüncü Makale'de ise misk, anber, öd, kafur,
sandal gibi ıtırların, yani hoş kokulu bitkilerin üretilmelerine ilişkin
ayrıntılı bilgiler verilmiştir.
Tansuhname-i İlhanf'nin İkinci Makale'sinde, altmış beşi aş-
kın cevherin tanıtıldığı görülmektedir; ancak bunlardan temel cevher olarak değerlendirilen yakut ve türleri dışında, zümrüt, elmas,
la'l, firuze, bıcade, mervand ve akik daha ayrıntılı, geriye kalan
cevherler ise daha yüzeysel incelenmiştir; bu durum, Müslümanlar'ın hangi cevherleri daha çok önemsedikleri hususunda bir fikir
vermektedir36 .
Eser, aşağıda da görüleceği üzere, Osmanlılar Dönemi'nde
Farsça'dan Türkçe'ye çevrilmiş ve Osmanlı cevherileri tarafından
yoğun bir biçimde kullanılmıştır.

Ayrıca el-Kazvfni', Hamdullah el-Müstevfi, Şemsüddın el-Akfanı, İbn el-Esır, İbn el-Cevzı ve Davud el-AntakI gibi kozmoğrafya ve coğrafya yazarları da, yapıtlarında bu konuya ayrıntılı olarak
yer vermişlerdir.
Bunlardan Zekeriyya ibn Muhammed ibn Mahmud el-Kazvı-
ni"nin (1203'e doğru-1283) 'Aca'ib el-MahLUkat ve Gara'ib elMevcudat adlı eserinin, Sufliyyat'tan, yani Ay-altı Evren'den bahseden İkinci Makalesi'nin Birinci Bölüm'ünde, madenler ele alınmıştır. Genel bir tanıtırnın ardından, madenler, filizler ve taşlar olmak üzere iki kısma ayrılmış ve Birinci Alt-bölüm'de yedi filiz ve
İkinci Alt-bölüm'de ise harf sırasına göre, 125 civarındaki değerli,
çeşitli güzel kokular bulunan yuvarlak kutu" anlamlarına gelmektedir; bkz., Ferit
Devellioğlu, Osmonltco- Türkçe Ansiklopedik Li"igot, i6. Baskı, Ankara 1999, s.l 081.
36. Muhammed ibn Muhammed ibn Hasan-ı TGsf. Teıısiihııame-i ithcmı, Giriş ve
Açıklamalarla Yayıma Hazırlayan: Seyyid Muhammed Takf Müderris-i Razavf, İkinci

Baskı, Tahran 136311984


yarı-değerli ve değersiz taşlar tanıtılmıştır. Oldukça geniş olan bu
son alt-bölümdeki bilgilerin büyük bir kısmının, başta Aristoteles
ve İbn Sına olmak üzere, birçok yazardan derlendiği görülmektedir3? Mesela fildişi ve laciverd hakkında şunlar yazılmıştır:
"Fildişi: İbn Sına demiştir ki fildişi, çıban ve yaralardaki kanın
akışını durdurur"38.
"Laciverd: Aristoteles demiştir ki laciverd, rehavet veren meş-
hur bir taştır. Göz pınarları onunla mühürlenirse ve gözlere onunla
sürme çekilirse yararlıdır. İbn Sına demiştir ki siğilleri düşürür; saç-
ları güzelleştirir ve çoğaltır. Başkaları ise demişlerdir ki laciverd,
uykusuzluğa ve malihulyaya iyi gelir"39.

Hamdullah el-Müstevfi de (128l-1340'tan sonra), tarihçi ve
coğrafyacıdır. İ1hanlı ve Selçuklu tarihleri açısından önem taşıyan
ve el-Kazvını'nin 'Aca'ib el-Mahlukat ve Gara'ib el-Mevcudô.t'ını
andıran Nüzhe el-KuLUb(KaIplerin Neşesi, 1340) adlı yapıtının Birinci Bölüm'ünde, Madenler Alemi, Bitkiler Alemi ve Hayvanlar
Alemi'ni tanıtırken değerli taşlar hakkında da bilgiler vermiştir40•
15. yüzyılda yaşayan Muhammed ibn Mansur el-Şırazı ise, Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan'ın isteği üzerine, Cevahirname adlı
Farsça bir eser yazmış ve bu eserinde yirmi değerli madenin oluşumundan, niteliklerinden ve kullanIlış biçimlerinden söz etmiştir.
Yapıt, Osmanlı Sultanı II. Murad Dönemi'nde (1421-1451) Türk-
çe'ye de çevrilmiş ve Osmanlı cevherfleri tarafından kullanılmış-

tır41•

tır41•
37. Ayrıntılı bilgi için bkz., el-Kazvını, 'Adi 'ib e/-MahlCtkiiı ve Gara 'ib elMevcudaı, Dördüncü Baskı, Kahire 1970, s.136-159.
38. EI-Kazvını, s.146.
39. EI-Kazvını, s.154.
40. Abdülkerim Özaydın, "Hamdullah el-Müstevfi", TDV islam Ansiklopedisi, Cilt
15, İstanbul 1997, s.454-455.
41. Cevat İzgi, Osmanlı Medreselerinde ilim, Tabii ilimier, Cilt 2, İstanbul 1997,
s.206; Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan bir nüshada, eserin adı Kiıab-ı Cevhenıa11le
olarak yazılmıştır; eser, bir mukaddime ile iki makaleden oluşmuştur; Birinci Makale'de,
sırasıyla inci, yakut, zümrüt, zebercet, elmas, 'aynü'l-hirr, lii'l, firOze, pad-zehr ve diğer
hayvanı taşlar, akik, yakuta benzeyen taşlar, cez'. mıknatıs. senbade, dehene, lftciverd,
mercan, yeşb, billur ve cemest, İkinci Makale'de ise Yedi Filiz konu edilmiştir; bkz.,
Muhammed ibn Mansfir, Kitab-ı Cev!ıenıa11le, Süleymaniye Kütüphanesi, Laleli 1706.

CEVAHİRNAMELER VE OSMANLıLAR
DÖNEMİ'NDE YAZıLMıŞ İKİ CEVAHİRNAME
Remzi DEMİR*

Mutlu KILIÇ**

27 Haziran 2013 Perşembe

Ama bu luksten, ihtisamdan vazgecmek kolay degil...



Elmas, pırlanta,zümrüt, altın, gümüş
 ,beyaz altın revaçta ...

Foto:StarGazete
Hale Ceylan Barlas /hale.ceylan@stargazete.com

Yükte hafif pahada ağır

21 Mart’ta göz kamaştıran bir organizasyon başlıyor: 36. İstanbul Uluslararası Mücevherat, Saat ve Malzemeleri Fuarı! Pırlanta ve beyaz altın kullanılarak tasarlanan en şık modellere, zümrüt ve elmasın ise önlenemez yükselişine tanıklık edeceğiz. Fuardan önce ünlü markalar ile en son mücevher trendlerini konuştuk.
21 Mart’ta, 36. İstanbul Uluslararası Mücevherat, Saat ve Malzemeleri Fuarı başlıyor. Son Oscar ödül törenlerinin kırmızı halı geçidinde de tanık olduğumuz yeni sezon mücevher trendlerini, bu gösterişli fuar öncesi ünlü markalara sorduk. 
CNR Expo Center’da elmas, pırlanta, zümrüt, altın, gümüş geçidi var çünkü 21-24 Mart günlerinde 36. İstanbul Uluslararası Mücevherat, Saat ve Malzemeleri Fuarı başlıyor! Fuara binin üzerinde firma katılacak, yeni sezon trendleri görücüye çıkacak. Hayvan figürünün, damla kesim pırlanta küpelerin, doğal taşlarla bezeli kolye ve yüzükler ile özellikle zümrüdün yükselişine tanık olacağız. Sadelik en belirgin detay... Ama bu lüksten, ihtişamdan vazgeçmek değil... 
Bunun en iyi örneklerini son Oscar ödül törenlerinde de gördük. Yıldızların takıları ‘genelde’ sade ama ‘milyon dolarlık’ tı! Eşi Ben Affleck-’in Argo ile üç Oscar’ı kucakladığı gecede Jennifer Garner, 2 buçuk milyon dolarlık Neil Lane mücevher setiyle göz kamaştıranlar arasındaydı. 
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Jennifer Lawrence’ın seçimi Chopard’ken En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Anne Hathaway, Tiffany & Co kolyesiyle dikkat çekti. Elmas kolyenin fiyatının 485 bin dolar olduğunu ekleyelim. 
Oscarlı oyuncu Reese Witherspoon’un o gece tercihi ise hem kıyafette hem mücevherde Louis Vuitton’du. Altın Küre’de En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Jessica Chastain, Harry Winston bilezik ve küpesiyle şıklar arasına adını yazdırdı. Christian Dior tuvaletiyle bu markayı birleştiren diğer ünlü ise Charlize Theron’du.  Jennifer Aniston’ın kırmızı Valentino tuvaletine de 
Fred Leighton tasarımları çok yakışmıştı. 
Aviator’la yıldızı parlayan Zoe Saldana’nın hayvan figürlü yüzüklerini ve ışıltılı mücevherlerini de es geçmemek gerek... 
ALTIN DEYİNCE...  
Türkiye’de trendleri belirleyen ünlü mücevher markalarından biri, Storks... Genel Müdürü Can Alkım 2013’te klasik modellerinin dışında altı açık olarak tasarlanmış elmas ile farklı kesim pırlanta tasarımların da tercih edileceğini söylüyor. Alkım, renkli doğal taşların da yükselişte olduğu görüşünde: “Akuamarin, topaz ve ametis gibi renkli doğal taşlarla bezenmiş kolye ve yüzükler göreceğiz. Yuvarlak kesim taşların yanı sıra damla, markiz, prenses ve baget kesim taşlar öne çıkıyor. Osmanlı akımında kullanılan elmas, safir, yakut ve zümrüt taşlar, bu dönem değişik bir mıhlama sistemi ile daha farklı sunulacak. Altında ‘beyaz’ çok seviliyor. Ayrıca rose ve rose-beyaz kombinasyonu da sıkça karşımıza çıkacak. Mücevher büyüklüklerine gelince... Tasarımı öne çıkan parmak ve boyun yapısına uygun incelikte kolye, küpe ve yüzükler çok popüler.”
İnce işçilik ve tasarımlardaki detayların her zamankinden daha fazla önem kazandığını söyleyen Tekin Seyrekoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Seyrekoğlu ise elmas ve pırlantanın bu sezon da popülerliğinden hiçbir şey kaybetmediğini anlatıyor: “Osmanlı etkisinin hissedildiği, modernleşen klasik koleksiyonlarda gösterişli tasarımlar dikkat çekiyor. Pırlanta ve elmas karışımından yapılan modellerde renkli taşlar görüyoruz. Trendy modellerin yanı sıra otantik takılar da yeniden yorumlandı.”
ORGANİK TASARIMLAR 
2013 yazında farklı stildeki takıların bir arada görüleceğini söyleyen Atasay Mücevherat Tasarım Koordinatörü Özgül Sokullu, en çok şeker renkli kabaşon taşlar, mine ve soyut desenlerin kullanılacağını vurguluyor: “Yeni sezon ile birlikte mücevher dünyasında görkemin içine organiklik de giriyor. Detaylı altın işçilikleri bilezik, kolye ve küpelerde göreceğiz. Okside görünümler, kum ve doku etkileri, parlak yüzeylerle birlikte sıklıkla kullanılacak. Doğal formlar, geometri ve amorf geometri, kafes görünümleri, üç boyutlu ancak boşluklu tasarımlar, büyük ama hafif takılar... Ayrıca şehir hayatının vintage yüzü, Viktorya dönemi ile mistisizmin etkisi altında olacak.”
Lizay Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Serbes, özellikle rose rengin sezona damgasını vuracağını belirtiyor: “Canlılığı temsil eden hayvan figürlerinden oluşan tasarımlar da çok popüler. Özellikle kuş ve kelebek gibi hayvan figürleri, pırlanta, mavi ve renkli safirle süslendi. Gündelik hayatta her yaşta kullanılabilir. Tasarımlarda safir de öne çıkıyor çünkü safir pozitif enerji kaynağıdır ve doğada mutluluk, samimiyet ve sadakati temsil ettiği söylenir.”
ZÜMRÜT OLMADAN ASLA!

Boybeyi Mücevher de Türkiye’de mücevher deyince ilk akla gelen markalardan biri..
Tasarımcılarına göre büyük ve renkli taşlı modellerin, rengarenk ve büyük küpelerin tercih edileceği bir yıl olacak: “Ayrıca bu yıl üst üste, bir arada kullanılan safirli zincirler, altın rengi bileklikler ve zümrüt kullanılan mücevherler var. Kelepçe bilezikler bu yazın en önemli parçaları olacak. Oversize (çok büyük) incilerin kullanıldığı mücevherler de çok moda. Tarz olarak modern ve büyük mücevherler ön planda diyebiliriz. Yaprak elmasların pırlantalarda kullanıldığı parçalar... Zümrüt de bu yazın önemli taşlarından. Osmanlı akımı da yine devam edecek fakat sadeleşecek, minimal çizgilere sahip olacak.” 
STAR GAZETE

7 Haziran 2013 Cuma

Harem ve Mucevherler


Topkapı Sarayı'nın gizemli Harem dairesi, ekim ayına kadar sürecek seminerler ve özel bir turla keşfe açıldı. İlk konu 'Harem ve Mücevherler'di. Sanat tarihçi Gül İrepoğlu, "Haremdeki mücevher eşyalar, kadınlar kadar erkekler için de çok önemliydi," diyor
  • 14.07.2012
SABAH- Modern hayatta artık yalnızca mağazalarda görebildiğimiz yüzük, küpe, bilezikleri mücevher diye değerlendirsek de bir asır öncesine kadar hepsinin farklı anlamları, şifreleri vardı. Osmanlı dönemi boyunca mücevherler, yalnızca kadınlar için birer süslenme aracı değil, erkeklerin de statü sembolüydü. Kullanılan taşları, renkleri, yalnız ustalar değil onu kullananlar hakkında da bilgi veriyordu. Üstelik sadece yüzük, küpe de değil. Yelpazeler, yastık kılıfları, beşikler, ayna, kalem kutuları gibi mücevher eşyalar da çok fazlaydı. Sanat tarihçi Gül İrepoğlu da geçtiğimiz hafta Topkapı Sarayı'nda verdiği 'Harem ve Mücevherler' başlıklı seminerine şu sözlerle başladı: "Mücevherler aslında bize her dönemin ayrıntılı bilgisini verir. 'Nereden gelmiş?' 'Hangi taşlar kullanılmış?' 'Kim kime hediye etmiş?' gibi sorulara verilen cevaplarla sanat tarihine bir de bu açıdan bakabiliriz." Geçtiğimiz hafta salı günü Topkapı Sarayı'nda ilki gerçekleştirilen 'Harem ve Mücevher' başlıklı seminer ve sonrasında Harem'in ziyarete açık bölümlerinin gezilmesiyle sarayın ikinci avlusundaki Has Ahırlar'da gerçekleştirilen 'Padişahın Evi: Topkapı Sarayı Harem-i Hümayunu' sergisi turuna katılım oldukça fazlaydı. Ekim ayına kadar sürecek seminerler serisi ve özel kültürel tur, sarayın kapalı olduğu salı günü yapılıyor. Böylece tura katılanlar, müzenin Harem bölümünü ve sergiyi, rehber eşliğinde rahat biçimde dolaşma imkanı buluyor. Bilkent Kültür Girişimi (BKG) ve TAV Havalimanları'nın sponsorluğunda ülkemizde ve dünyada Harem'in hiç bilinmeyen yönlerini yansıtmak amacıyla gerçekleştirilen sergide özellikle 16. yüzyıla ait altın gerdanlık, 18. yüzyıl Saray Hazinesi koleksiyonuna ait zümrüt küpe, 19. yüzyıla ait murassa yelpaze, Sultan II. Mahmut'un kızı Adile Sultan'ın elmas broşu, Hz. Muhammed'in kızı Hz. Fatma'nın Medine'deki sandukasına takılması için hazırlanan elmaslı gelin sorgucu dikkat çekiyor. Peki, Osmanlı İmparatorluğu'nda gündelik hayatta çok fazla yer alan mücevherlerin tarihteki rolü nedir? Topkapı Sarayı'nın hazine dairesinde neler muhafaza ediliyor? Prof. Dr. Gül İrepoğlu, eylül ayında yayımlanacak Osmanlı Saray Mücevheri Üzerinden Tarihi Okumak adlı kitabında konuyu ayrıntılarıyla ele aldığını belirterek, şu bilgileri verdi: "Osmanlı İmparatorluğu, çok büyük bir sentezden oluşur. Sınırlar genişledikçe en önemli ustalar saraya getiriliyor. Onlar da yeteneklerini sergileyerek Osmanlı üslubunu oluşturuyor. Osmanlı hazinesi, İstanbul fethedildikten sonra hep Topkapı Sarayı'nda muhafaza ediliyor. Bu açıdan yağmalanmamış tek İslam hazinesi, Topkapı Sarayı'nın hazinesidir. Harem de zaman içinde değişen bir yapı. Lale devri padişahı olarak bilinen III. Ahmet döneminde haremde yemiş odası, ahşap tavanlı duvarlar, çiçek buketleriyle dolu süslemelerle harem çok zengin renk ve öyküleri olan bir yer. Haremin gerçek öykülerini bilemiyoruz çünkü burası padişahın evi, mahremi. Harem hakkındaki bilgileri arşivlerden, her dönemin tarihçilerinin satır aralarından öğreniyoruz. Ama harem, kapalı bir kutu."

MAHREM MEKANDA NELER VAR?
"Harem gibi mahrem bir mekanda, mücevher eşyalar da çok fazla var. Örneğin mücevher askılarda zümrüt çok fazla kullanılmış. Taşların her birinin de pek çok anlamı var. Taşlar en mükemmel, en simetrik halde kesilmemiş. Taşın doğasına uygun haliyle kullanılmaya dikkat edilmiş. Asıl ustalık, taşları kompozisyona uygun biçimde kullanmak. Oysa Avrupa mücevherleri farklı. Burada bir felsefe farkı var. Osmanlı saray geleneği içinde yazı kutularının önemli bir yeri bulunuyor. Çünkü harem halkına öğretilen yeteneklerden biri güzel yazı sanatı. Bu kutular da yakutlar, zümrütlerle bezeli."

EN ÖNEMLİ KULLANICISI PADİŞAH
"Padişahlara hediye edilen mücevher, süsleme aracı değil, statü sembolü. Örneğin, III. Selim'in inci tespihi gibi. Kadınlar, hizmetkarlar ve şehzadeler de mücevher kullanıyor. Altınlarla bezeli hançer kabzası da padişah mücevherleri arasında yer alıyor. Haremde kahve seremonisi de özel bir yer tutar. Fincanlar, kaşıklar dikkat çekiyor. 19. yüzyıla kadar yemek yerken sadece kaşık kullanılıyor. Çatal bıçak geç dönem işi. Pilav, hoşaf kaşıklarla yeniliyor. Geri kalan yemekler de üç parmakl yeniliyor. Padişaha ait kaşıklar da altın, sedef ve mercandan yapılıyor. Sitil adı verilen kahve örtüsü de Topkapı'da ilk kez sergileniyor. Kahve fincanlarının zarfları da dikkat çekiyor."

ÇİN PORSELENİ SEVİLİYOR
"Osmanlı padişahları, Çin porselenlerini çok seviyor. Özellikle de yemek yerken. Topkapı Sarayı hazinesinde çok önemli bir Çin porseleni takımı var. Osmanlı kuyumcuları, bu takımları mücevherlerle beziyorlar. Haremde yemek içmekle ilgili çok mücevher eşya kullanılıyor. Çin porseleni şerbetlikten yeşim kapaklı maşrapaya kadar birçok örneği görmek mümkün. Özellikle de 16. ve 17. yüzyıllarda yakut, zümrüt ve firuze yan yana kullanılıyor. Kuran ciltlerinde, gülabdallarda firuze kari tekniği kullanılmış. Klasik dönemde ise zevkler değişiyor. Renkli taşların yerini elmas alıyor."

SEMİNERLER SÜRECEK
17 Temmuz'da Dr. Mehmet Kalpaklı 'Bir Kültür Merkezi Olarak Harem', 24 Temmuz'da Doç. Dr. Deniz Esemenli 'Karmaşık Bir Bütünlüğün İfadesi Olarak Harem Mimarisi', 31 Temmuz'da Prof. Dr. Nurhan Atasoy 'İhtişam ve Zarafet: Harem, Giyim- Kuşam', 11 Eylül'de Prof. Dr. Gül İrepoğlu 'Harem ve Mücevher', 18 Eylül'de Doç. Dr. Deniz Esemenli 'Karmaşık Bir Bütünlüğün İfadesi Olarak Harem Mimarisi7, 25 Eylül'de Dr. Mehmet Kalpaklı 'Sarayın Bir Kültür Merkezi Olarak Harem' başlıklı seminerler, Topkapı Sarayı 'nda saat 14.30'da gerçekleştirilecek. Tel: (0212) 451 62 50

AYNALARIN SIRRI
"Aynalar, haremin vazgeçilmez mücevher parçaları arasında. Osmanlı mücevher geleneğinin en karakteristik özelliklerini aynalarda görüyoruz. Ayna yüzeyleri bir cennet bahçesine benzetilerek yapılıyor."


SABAH

19 Mayıs 2013 Pazar

Turkiye'de Kiymetli ve Yarikiymetli Taslara Ornekler


Türkiye'de Kıymetli ve Yarıkıymetli Taşlara Örnekler

LÜLE TAŞI 
Lületaşı (sepiolit) beyaz renkli, masif ve kimyasal formülü
Mg4Si6015(0H)26H20 olan bir kil mineralidir. Dünyanın en kaliteli Lüle taşı ülkemizde
bulunmaktadır. Hafif ve parlak yüzeyli bir taştır. Küçük süs eşyaları, takı ve pipo
yapımında kullanılır.
Lületaşı Eskişehir yöresine özgü bir taştır ayrıca Konya ili Yunak ilçesi
civarında da bazı yataklanmalar bilinmektedir. 56 milyon ton rezervimiz vardır.

OLTU TAŞI 
Kara Kehribar ismi de verilen oltutaşı, siyah renkli, parlak, yoğun ve homojen
bir linyit çeşididir. Oltutaşı Erzurum ili Oltu ilçesinin yaklaşık 12 km KD'sunda
Akdağ'ın KD'ya doğru uzantısını oluşturan Dutludağ çevresinde bulunur. Bölgede 600
civarında Oltu taşı çıkarılan ocak vardır. Küçük süs eşyaları ve tespih yapımında
kullanılır.

AMETİST (AMETHYST) 
Ametist kelimesi Yunanca "amethystos" denen "sarhoş değil" kelimesinden
gelir.
Budistler taşın meditasyona yardımcı olduğunu düşünürler ve Tibet'de tespihle
yapılan dualarda Ametist taşı kullanılır.
Asil mor rengiyle yıllarca kral ve kraliçelerin favori taşlarından biri olan ametist,
fiyat olarak çok pahalı bir taş değildir. Renginin zenginliği ve taşın dayanıklılığı
sayesinde en popüler taşlar arasındadır. Rengi ile karakteristik olan ametist açık
eflatun tonlarından koyu mor renge kadar değişen renklerde bulunabilir ve rengin
koyuluğuna bağlı olarak değeri artar. Balıkesir- Dursunbey-Güğü köyü civarında,
Çanakkale - Lapseki, Yozgat-Divanlı, Ordu - Gülköy, Giresun - Şebinkarahisar'da
ametist kristalleri bulunmaktadır.
Zümrüt
Zümrüt aşk ve yeni doğumu sembolize eder. Zekayı ve kalbi açık tuttuğu
söylenir. Eski Mısır'da firavunlar boyunlarında zümrütle gömülürlerdi, taşın sonsuz
gençliği sembolize ettiğine inanılırdı. Zümrüt Cleopatra'nın en favori yarı değerli
taşıydı.
En değerli zümrüt taşları parlak, baharda yağmurdan sonraki çimlerin
rengindeki yeşildir. Zümrütün iç kısmının lekesiz olması çok çok nadir ve bulunması
çok zor olduğundan dolayı, bazı lekeler taşın değerinde azalma yaratmaz.
Zümrüt, yakut, pembe ve kırmızı turmalin doğada lekeli bulunur ve lekesiz bu
taşları bulmak çok zordur, sadece görece olarak daha az lekeli olanlar daha
değerlidir.
İstanbul Topkapı Müzesi Hazine
Dairesinde sergilenen olağanüstü güzellikteki
zümrüt kristallerinin çekiciliğinin yanı sıra,
Anadolu'da zümrüt bulunduğu ve hatta
Topkapı müzesindeki zümrütlerin Eskişehir
Sivrihisar yöresinden geldiği söylentileri
kaynaklarda belirtilmektedir.

Diaspor
Türkiye'den başka dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan iri şeffaf kristal
diasporların AIO(OH) süstaşları arasında önemli bir yeri vardır. Menderes masifinin
örtü birimlerini oluşturan Menteşe formasyonu içinde yer alan ve Bafa Gölü'nün
güneyinde bulunan Küçükçamlıktepe ocağı metaboksit yatakları süstaşı kalitesinde
diaspor kristalleri içermektedir.

Pembe Turmalin
Turmalin, karmaşık kimyasal formüllü, bor içeren aluminyumlu bir silikat
mineral grubunun adıdır. Yozgat ilinin 35 km doğusunda, Orta Anadolu Kristalin
Kompleksinin doğusundaki eşleniği olan Akdağ masifinin batı kenarında, pegmatitik
birimler içinde pembe turmalin mineralleri bulunmaktadır. Yozgat Sarıkaya ilçesi
Kargalık köyü GD'sunda, 30 m. boyu ve 15 m. eni olan KD-GB yönlü bir yarmada,
pegmatit damarlarının lökogranitler içerisinde yer aldığı ve bu kayaçlarında
mermerler içine sokulum yaptığı izlenmektedir.

Akuvamarin
İsmini deniz suyundan almıştır ve soluk maviden orta koyuluktaki maviye
kadar giden bir renk yelpazesi vardır. Daha koyu renkleri daha değerlidir. Açık renk
ve berrak bir taş olduğundan, taşın içerisindeki lekeler rahat görünür. Bu yüzden içi
temiz taşlar daha makbuldür.
Efsanelere göre, akuamarinin deniz kızlarının hazinesi olduğu ve denizcileri
denizde koruduğu söylenir. Mavimsi yeşil renkli bir beril türü olan akuvamarin
kristalleri Manisa ili Gördes ilçesi civarında bulunmaktadır.

Mor/Leylak Jadeit
Mor/leylak renkli jadeitli kayaçlar bir piroksen
türüdür.
Bursa ilinin 60 km güneyinde Harmancık
ilçesine bağlı Bektaşlar köyü civarında gözlenmiştir.
Opal
Silika grubu minerallerden olan opal
(Si02.nH20) kristobalitin kriptokristalin bir formu olup
diğer silika minerallerinden farklı olarak %4-20
oranında su içerir.
Türkiye'de birçok yerde opal mostraları
gözlenmiştir. Eskişehir-Sivrihisar, Çankırı-
Şabanözü, Kütahya-Dereyalak ve Turgutlu, Kütahya
Merkez Yoncalı kaplıcaları civarı, Balıkesir ve
Çanakkale illerine bağlı Bayramiç-Yeniköyde,
Ayvalık-Mezarlıkaltı mevkiinde, Dikili-Yenikansız
köyünde, İvrindi- Habibler ve Küçükşapçı köylerinde, Malatya- Arguvan ilçesi gibi
Türkiye'nin birçok yerinde opal mineralleşmesi vardır. Ancak süstaşı özelliğine sahip 24
değillerdir. Sadece dünya literatürüne geçmiş Kütahya ateş opali süstaşı
kalitesindedir.

Kuvars
Aydın-Çine ilçesi, Aydın-Denizli karayolu üzerindeki Karacasu ilçesi, AydınKoçarlı, Ağrı-Taşlıçay, Yozgat-Yerköy, Trabzon-Çaykara-Ögene, Trabzon- MaçkaKuşdil, Gümüşhane-Karadağ, Kırklareli- Demirköy, Hakkari-Uludere, ÇanakkaleYenice, Konya-Tepeköy yörelerinde kristal kuvarslara rastlanmaktadır.
Dumanlı Kuvars
Dumanlı kuvars isminden de anlaşılacağı gibi açık kahverengiden siyaha
kadar değişebilen tonlarda dumanlı renk içeren bir kuvars çeşididir. Aydın- ÇineKoçarlı yöresinde gözlenmektedir.

Kalsedon
Kalsedon, düşük sıcaklıklarda kayaçların boşluk ve çatlaklarında, silisli
çözeltilerin çökelmesi ile oluşur. Eskişehir-Sarıcakaya ve Seyitgazi, AnkaraBeypazarı ve Çubuk, Çankırı-Orta, Bolu-Kıbrıscık, Balıkesir-Dursunbey, Bandırma ve
Gönen, Çanakkale-Biga, Tokat-Zile, Sivas-Kangal, Konya- Çayırbağ ve Altınekin,
Ordu-Fatsa ve Ünye, Giresun-Bulancak, Rize-İkizdere, Bursa-Orhaneli gibi birçok
yöremizde değişik renklerde kalsedonlar bulunmaktadır. Ancak bunlar arasında mavi
kalsedonun özel bir değeri vardır.

Mavi Kalsedon
Mavi kalsedonlar kahverengi-kirli sarı renkli bir dış kabuklu çevrelenmiş,
çapları 5-20 cm. arasında değişebilen yumrular halindedir. Eskişehir- Sarıcakaya
bölgesinde görülmektedir

Agat
Agat bantlarının renkleri beyazdan gri ve siyaha kadar değişebilir. Ayrıca
kırmızı gölgelenmeler kahverengi ve daha ender
olarakda mavi yeşil veya lavanta renkleri gösterebilir.
Ankara-Çubuk Susuz, Ankara-Çamlıdere Burçalar,
Ankara- Kızılcahamam Alpagut, Afyon-Karakaya,
Bilecik- Bozuyük Karaçayır, Bilecik-Merkez Abbascı
ve Aşağıköy, Bursa-Orhaneli Büyükorhan,
Çanakkale- Bayramiç, Eskişehir-İnönü Dereyalak,
Ordu-Fatsa, İstanbul-Şile, Gümüşhane-Şiran Norşun,
Rize-İkizdere, Giresun-Görele, Trabzon-Afşin
Yanbolu yörelerinde agat bulunmaktadır

Jasper
Jasper içerdiği hematit nedeniyle kırmızı renklidir.
Fakat diğer demir oksit mineralleri nedeniyle sarı veya
kahverengi de olabilir.
Ankara-Beypazarı Kösköy, İstanbul-Çatalca ve Silivri,
Balıkesir- Gönen Şaroluk yörelerinde örnekler bulunmuştur.

Krizopras
İnce taneli kuvarsın yeşil renkteki çeşidine verilen isimdir. Rengi parlak elma
yeşilinden soluk yeşilimsi sarıya kadar değişebilir. Çanakkale-Biga Dikmen köyü
civarında, Tokat-Artova Doğanca ve Ulusu ile Tokat-Zile Çekerek yörelerinde
gözlenmiştir

Kemererit
Mor menekşe renkli bir krom mikası olan kemererit
kristalleri Erzincan-Erzurum-Bayburt üçgeni arasındaki
Kop dağının, Büyük Ezan krom ocağına bağlı Doğu Ezan
ve Pembe Gül ocaklarında bulunmaktadır.

Granat
Kübik sistemde kristalleşen oldukça sert, benzer kimyasal bileşimlere sahip
aluminyum silikatlara verilen genel bir grup adıdır. Şeffaf, güzel renklere sahip,
işlenebilecek irilikteki granat kristalleri süstaşı olarak değerlendirilir.
Muğla-Yatağan Kaplancık, Aydın-Menderes
Görece, Sivas-Divriği Dumluca, Ankara-Bala
Kesikköprü, Malatya- Pötürge Ersele, MalatyaSürgü, Bitlis-Mutki, Bursa- Uludağ, ÇanakklaeKazdağı, Eskişehir-Mihallıççık Kavak, Elazığ-
Guleman Heberte, Muğla-Fethiye Kuskavak

Nefrit
Demir içeren bir kalsiyum magnezyum silikat
olan nefrit aktinolit-tremolit serisine bağlı bir amfibol
cinsidir.
Nefritler genelde yeşil rengin tonlarında çatlaklı
bir yapı sunarlar. Nefrit mineraline Manisa'ya bağlı
Gördes-Borlu ilçeleri arasında rastlanır.
Rodonit ve Rodokrozit
Pembe renkli bir mangan silikat olan rodonit ile pembe renkli bir mangan
karbonat olan rodokrozit İzmir'de gözlenmiştir.

Yeşil Obsidyen
Volkanik lavların hızlı soğuması neticesinde
oluşan obsidiyenler Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Ege
Bölgesinde oldukça yaygın olarak bulunurlar. Genellikle
siyah ve kahverengi olan bu tür obsidiyenlerin süstaşı
olarak bir değeri yoktur. Ancak yeşil renkli obsidiyenler
dünyada oldukça nadir olarak bulunur. Türkiye'de koyu
yeşil renkli obsidiyenler, Doğu Anadolu'da Nemrut krateri
içerisinde andezitik ve perlitik volkanik ürünler arasında
bir miktar bulunabilmektedir.

Doç. Dr. Sabri KARADOĞAN

Mucevher Tasları ve Degerli Taslar


Mücevher Taşları ve Degerli Taşlar

18.Yüzyıla kadar Hindistan dünyanın tek ham elmas kaynağıydı. 19. Yüzyılın
ikinci yarısında, ilk ham elmas Afrika'da bulundu.




Şu anda başlıca elmas üreticisi ülkeler arasında Avusturalya, Zaire, Rusya,
Botswana, Güney Afrika sayılabilir.
Ham elmas çıkarma yöntemleri, ham elmasın kendini yerin yüzeyine ne
şekilde gösterdiğine bağlı olarak değişmektedir. Kimberlit hatlarının çıkarılması için
çukur açma yöntemi ya da "yeraltı madenciliği" gerekmektedir.
Kimberlit parçasından erozyon yoluyla kurtulan elmas kristalleri nehirlerle
taşınır. Buna "alüvyal madencilik" denir.
Kumlu kıyı katmanlarının kullanılması ise açık teras yapısıyla olmaktadır ki
buna da "deniz madenciliği" denir.
Ham elmas bulmak büyük endüstriyel operasyonların sonucu olabileceği gibi,
küçük ölçekli manuel yöntemler de mevcuttur. Bir karat pırlanta için ortalama 250 ton
kaya, kum ve çakılın çıkarılması gerekir. Dünyadaki yıllık üretim 100 milyon karata
eşittir ki bunun sadece yaklaşık %50'si mücevher kalitesindedir.
Ham elmas son şeklini ve parlaklığını alana kadar bir dizi işlemden geçer.
Hiçbir ham elmas bir diğerine benzemez. Bu yüzden ham elması en avantajlı bir
biçimde işlemek için ayrıntılı olarak incelemek ve en iyi berraklığı en az ağılırlık
kaybıyla elde etmeye çalışmak gerekir.

Oniks
Oniks veya Damarlı Akik (İngilizce karşılığı olan Onyx de sıklıkla kullanılır),
yarı değerli bir taş türüdür. Oniks ismi Asur dilinde "yüzük, halka" anlamına gelen
sözcükten türemiştir. Kuvars'ın kriptokristalin bir türü olan oniks, farklı renklerde
birçok katmana sahip olan bir taştır. Katmanların renkleri oldukça değişkendir ve
beyazdan siyaha kadar birçok farklı renkte olabilir.
Bir oniks türü olan Sardoniks (sardonyx) ise renkli şeritler kırmızının tonlarıdır.
Saf siyah oniks pek yaygın bulunsa da renkli oniksler kadar yaygın bulunmaz.
Bazen kalsit gibi faklı taşlara da hatalı bir şekilde oniks dendiği olmuştur. Oysa
örneğin kalsit, onikse oranla çok daha yumuşaktır ve daha yaygın bulunur. Kimyasal
formülü SiO2, silikon dioksit olan oniksin Mohs skalasına göre sertliği 7'dir.
Silis minerallerinden akikin bir türü olan oniks yarı-değerli bir taştır. Akik,
kalsedon olarak adlandırılan geniş bir mineraller grubunun üyesidir. Karneliyen ve
helyetrop (kantaşı) gibi değerli taşları da içeren kalsedonlar özellikle mücevher
yapımında kullanılır.
Oniksi diğer kalsedon türlerinden özelliği, birbirini izleyen siyah ve beyaz renkli
şeritlerinin olmasıdır. Aynı taşın kahverengi yada kırmızı şeritli türüne ise sardoniks
denir.
Bu ilginç renkli yapısı nedeniyle oniks çok eski zamanlardan beri
kuyumculukta ve vazo gibi küçük süs eşyalarının yapımında kullanılmaktadır. Çoğu
kez oyularak işlenir. İki tür oyma mücevher vardır; bunlar oymanın yapılış tarzına
göre adlandırılır. Kamayo yada kame denen türde, taşın zemini oyulur ve desen yada
figür taşın üzerinde kabartma halinde kalır; intaglio denen türde ise bu işlemin tersi
gerçekleştirilir ve desen yada figür oyularak hazırlanır. En nitelikli oniksler Hindistan
ve Güney Amerika'da çıkarılır.
Benzer görünümü nedeniyle zaman zaman oniksle karıştırılan bir kalsit türü
vardır. "Oniks mermeri" dene bu malzeme çok daha büyük cisimlerin yapımında
kullanılır. Eski Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar tapınaklarının yapımında oniks
mermerinden yararlanmışlardır. Cezayir, Fas ve Mısır'da zengin oniks mermeri
yatakları vardır.

Opal
Silin grubundan inorganik bir maddedir. Silisin hidratlı ve jelatinli bütün
çeşitlerini kapsar.
Opal bir koloittir; bileşiminde %3 ile %13 su bulunur.; görünümü yağsı veya
camsıdır, kırık yüzeyleri kavkıya benzer. Birçok çeşidi vardır, bunlar arasında en
tanınmışı asil opaldir. Çok güzel yanar-döner parıltılar verdiğinden mücevhercilikte
değerli taş olarak kullanılır. En güzel türleri Macaristan'da çıkarılır. Çok çeşitli ve
parlak renklerde bulunduğu için alevli opal, pullu opal, şark opali gibi adlar alır.
Meksika'da bulunan bit türü ticarette ateş opali, ballı opal, alev opali adıyla
bilinir; kırmızı, turuncu ve bazen yeşilimsi sarı renkte olan bu opal, ateş kırmızısı
tonlarında parıltılar yapar. 14
Diğer opal türleri şunlardır: saydam, yanar-döner, olmayan ve yumrulu yapıda
hiyalin, bileşimindeki hidrokarbonlar sebebiyle çeşitli renklerde bulunan çakmaktaşı;
yumru veye kabuk şeklinde bulunan kaşolon; hidrofan, menilit, gayzerit veya gayzer
silisleri gibi.
Opal önemli süs taşlarından biridir. Opaller, kesilip parlatılabilir. Opal aynı
zamanda oldukça popüler mineraller arasındadır ve müzeler en zarif ürünleri
alabilmek için rekabet halindedir.
En değerli opaller Avustralya, Amerika, Meksika ve Brezilya'da
Çıkartılmaktadır. Opal yataklarının bulunduğu diğer belli başlı ülkeler: Etiyopya, Çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Türkiye, Endonezya, Brezilya, Honduras,
Guatemala ve Nikaragua. Bir süs taşı olan Opalin literatüründe çok değişik
sınıflandırmaları vardır.

Pirit
Pirit, kübik sistemde billurlaşan demir sülfürdür. Özgül ağırlığı 5-5,02 arasında,
sertliği 6-6,5 arasında değişen piritin, billurları altın parlaklığındadır.
Elektriği iletir ve ısıtıldığında zayıf bir elektrik akımı üretir. Kavrulma sonunda
kükürt dioksit verdiğinden, sülfirik asit üretiminde kullanılır. Tortul kayaçlarda ve
başkalaşma kayaçlarında bulunur. En yaygın ve en bol sülfür mineralidir. Sahip
olduğu altın renginden dolayı, çoğu zaman altınla karıştırıldığından, "aptal altını"
(fool's gold) diye de anılır.
Magmatik ayrımlaşma ile oluşabilir. Magmatik kayalarda, kontakt metaformik
yataklarda, hidrotermal damarlarda, birincil ve ikincil olarak bazı sedimanter
kayalarda bulunur. Pirit kristalleri altın gibi güzel görünümlüdür. Sahte altın olarak da
adlandırılır. En büyük pirit yataklarına kontak metamormfizmaya uğramış kayaçlarda
rastlanır.
Pirit kolaylıkla ufalanarak hidratlı demir okside, götite veya limonite dönüşür.
Bol bulunan bir mineral olan pirit serttir; çekiçle vurulduğunda kıvılcım saçar. Sülfirik
asit üretiminde ve kükürt elde edilmesinde kullanılır.
En mühim pirit cevherleri İspanya'da Rio Tinto'dadır. Diğer mühim cevherler
Çekoslovakya, Arizona, Kanada, İtalya ve Japonya'dadır. Türkiye'de pirit cevheri
Karadeniz ve Doğu Anadolu'da bulunur. Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Siirt ve
Elazığ pirit cevheri bulunan başlıca illerdir.
Üzerinde altın rengi benekler oluşmuş çok güzel ve değişik görünümde bir
taştır. Pillere esin kaynağı olduğu iddia edilir. Yeraltı su seviyesinin piriti kesmesi
durumunda demirin oksitlenmesinden dolayı doğal eksi ve artı kutuplar ve bu kutuplar
arasında elektrik alan oluşur.

Strin
Sitrin kuvarsı veya sitrin topazı olarak da anılan, amber renginde bir değerli
taştır. Sarımsı, kahverengimsi veya kırmızımsı olabilir. Şeffaf olmayan bir kuvars
çeşididir. Doğal olarak nadir bulunan bir kuvars çeşidi olan sitrinin renginin kaynağı
yapısındaki demir katışıkları; hematit veya limonittir.
Ticari kullanımdaki sitrinlerin çoğu aslında suni olarak fırınlanmış ametist veya
dumanlı kuvastır. Bu şekilde suni olarak üretilmiş olan sitrinlerin rengi, genellikle
açık/soluk sarı renginde olan doğal sitrinlerden farklı olarak, daha çok turuncu veya 15
kırmızımsıdır. Doğal sitrinin en büyük ve önemli üreticisi ise Brezilya'dır. Bu üretimin
çoğu Brezilya'nın Rio Grande do Sul eyaletinde yapılır.
Sitrin çoğu kez çok daha değerli bir taş olan topaz ile karıştırılır. Hatta bazen
sitrin ismi topazın bir başka ismi olarak da hatalı bir şekilde kullanılır. Bunun nedeni
topazın turuncu veya sarımsı örneklerinin renk olarak sitrine benzemesidir.
Sarıdan açık kahveye doğru giden bir renk yelpazesi oluşturan sitrin, birçok
hastalığın iyileştirilmesinde kullanılmaktadır.

Topaz
Topaz florlu alüminyum silikat yapısında, kıymetli taş özelliğine sahip silikat
mineralidir. Beyaz topaz buji porseleni yapımında kullanılır. Isıya dayanıklılığı oldukça
yüksektir. Katışıksız zebercet renksiz olabilir ve pırlanta kesim yoluyla traşlandığında
elmasla karıştırılabilir.
Topaz sarı, mavi veya kahverenginin çeşitli tonlarında da olabilir. Taşın rengi
ekseriya kararsızdır ve güneş ışığında renk değiştirir. Mesela Sibirya'nın kahverengi
topazı güneş ışığında beyazlaşır.
1750'lerde ilk defa bir kuyumcu Brezilya topazının hafifçe ısıtıldığında
pembeleştiğini buldu. Ardından bu yöntem yaygınlaştı. Böylesi yanık topaza Çoğu
yerde Brezilya yakutu denir ve nadir bulunan tabii kırmızı topazla aynı isimle anılır.
Zebercet granit ve pegmatit kristalleri içinde bulunur. Brezilya'nın Ouro Preto
bölgesinde çok çıkar. Sibirya, Sri Lanka ve Nijerya'da da zebercet yatakları oldukça
fazladır.
Topazın sertliği 8, özgül ağırlığı 3,5 - 3,6 ve kristal sistemi ortorombiktir.
Zeytuni renkli ve bileşimi magnezyum-demir silikat olan krizolite de yanlışlıkla topaz
denilmektedir.

Turkuaz
Turkuvaz özellikle sıcak iklimli bölgelerde, başlıca Ortadoğu, Batı Amerika ve
Meksika'da bulunur. Değişik derecelerde kaliteleri vardır. Mesala, gerek Batı
Amerika'da gerekse İran'da bulunanlar soluk açık maviden, parlak koyu maviye kadar
tonları bulunabilmektedir. Turkuazın en güzelleri Nişapur ve İran'da bulunanlardır.
Fakat bu çok güzel olanların kaynakları tükenmiş durumdadır.
Dünyadaki üretimin çoğu Batı Amerika'da yapılmaktadır. Ancak bunların çok
azı süs maksadıyla kullanılabilecek kalitededir. Turkuaz, az miktarda bakır da
bulunan, alüminyum fosfatın bir hidratıdır. Rengi, az miktardaki bakırdan ileri
gelmektedir. Daha düşük kaliteli mavimsi yeşil turluvazlarda bir miktar demir vardır.
Turkuaz mineralinin kristalleri triklinik yapıdadır. Kırılma indisleri 1,61-1,65
özgül ağırlıkları 2,3-2,8 ve sertlikleri de 5-6 değerleri arasındadır. Nişapur turkuazları
yoğunluklu ve serttir. Özgül ağırlıkları 2,75, sertlikleri de 6 civarındadır. Mısır
turkuazları bunlar kadar güzel renkli olmamakla beraber 2,8'e yakın bir yoğunluğa
sahiptir.
Orta kaliteden düşük kaliteye kadar olan turkuazlar gözenekli olup, nem ve
deri yağını çekerler. Ter, cilt yağı ve kozmetikler bunların rengini bozar.16
Parlak açık mavi renginden dolayı eskiden beri çok kıymet verilen yarı şeffaf
veya şeffaf olmayan bir süs taşıdır. Eski Mısırlıların çağında bile çoktan mücevher
yapımı için kullanılmıştır.
Günümüzde suni üretilen turkuaz taşları gerçek turkuazın değerini azaltmıştır.
Uzmanlar bile gerçek turkuazları sunilerinden ayırt etmekte zorlanırlar.

Turmalin
Tumalinin en nadir üç türü, dünyanın en kıymetli taşları arasına girmeyi
başarmıştır. Bunlar; koyu pembe-kan kırmızısı renkteki rubelit, zümrüt rengindeki
krom türmalin ve gerçek bir hazine olarak kabul edilen, elektrik mavisi (neon)
rengindeki paraiba turmalindir.
Özellikle Pakistan ve civar ülkelerden Türkiye'ye kaçak olarak da gelen
rengarenk pırılıtılı taşlardır. Çeşitli renklerde - siyah, pembe, mavi vs.- olabilir. Uzun
ve ışınsal kristalli olanlar süs taşı sektöründe ve dekoratif eşya olarak tercih edilir.
Çoğunlukla altın takılara aksesuar olarak ekleniyor, modern hoş bir görüntü
veriyor.
Eksi kutuplara sahip, elektriksel özellikleriyle çok değişik ve olağan dışı bir
taştır. Mücevher ve süs eşyasında çok kullanılmaktadır.

Yakut (Ruby) 
Safirle birlikte corundum minerali ailesi üyesi olan yakut, eski dillerden olan
Sanskritçe'de taşların kralı anlamına gelen ratnaraj denirdi. En makbul renkleri canlı,
koyu kırmızılardır.
Erime noktası 2050 derce olan değerli bir taştır. Kırmızının çeşitli tonlarında
olabilmektedir. Yakuta kırmızı rengini veren, içlerindeki krom elementidir.
Doğal olmayan yakutlar da bulunmaktadır. sentetik olarak yapılanları ucuza
mal edilebilmektedir.
Yakutun sertliğin9,0'dır. Diğer bütün doğal değerli taşlar içinde daha sert olan
tek taş elmastır.
Yakutun kristal yapısı rombohedral sisteminde olup, içerisinde çatlak
gözükmemesine rağmen çok düzgün bir şekilde kesilebilir. Renkleri kırmızının tonları
ve hatta mordur. En kıymetli olanları güvercin kanı renginde olanlardır.
Yakut çok nadir olarak rastlanan bir mineraldir. En çok Burma'da bulunur.
Yakut'a kireçtaşı, granit ve yakut toprağı diye adlandırılan yerlerde rastlanır.
Burma'dan başka Afganistan, Seylan, Hindistan, Kamboçya, Tayland ve Tanzanya'da
çıkarılmaktadır.
Divan edebiyatında benzetmelere, mazmunlara konu olan yakutun en
kıymetlisine "yakut-ı Güryani" denir. Güneş ışınları nereye dik vurursa, oradaki
madenin çok kıymetli olacağı inancı vardır ki Gürhan yakutu böyledir. Mesela,
Bedehşan'da çıkarılan la'l taşına "la'l-i Bedehşan" adı verilir.
Yakut ve safir suni yoldan aslına çok yakın olan özelliklerde elde
edilebilmektedir. Yakut'un çok küçük parçalarının da sıkıştırılmasından daha büyük
parçalar elde edilebilir. Sun'i olarak elde edilen yakutların içi incelendiğinde tabi
olanda bulunmayan mikroskobik kabarcıklar ve oyuklara rastlanır. Sentetik olarak 17
elde edilen yakut ve safir ışıkla birlikte ultraviyole ışınını ve kızılötesi ışınını da
yansıtmadan geçirdiği için optik sanayinde, ısıya dayanıklı cam yapımında, çeşitli
bilimsel ve teknik cihazlarda kullanılır.
Yakutun tarihi önemi de vardır. Hindistan, Çin ve Orta Asya'da Türkler kama,
kılıç ve diğer silahlarını zümrüt ve yakutla süslemişlerdir. Osmanlı devletinde de
hanımların küpe, toka, broş, gerdanlık gibi ziynet eşyalarında yakut daima birinci
sırayı almıştır.

Safir (Sapphire) 
Asalet ve sadakatı simgelediği söylenen ve yakutla bilirlikte corundum minerali
ailesi üyesi olan safir, doğada genellikle mavi renk ve tonlarında bulunur. Safir,
kırmızı hariç tüm renklerde doğada görülebilir. Sadece kırmızı renkli bulunmazlar,
kırmızı renkli olanlara yakut denir.
Persliler, dünyanın kocaman bir safir taşa dayandığını ve taştan gelen
yansımayla havanın mavi olduğunu düşünmüşlerdir.
Safir (Gökyakut), alüminyum oksitin kristal formudur. Doğal olarak bulunur
yada üretilebilir. Dünyanın en pahalı ve değerli taşları arasında bulunan safirler, sert
ısılara dayanıklı ve muhteşem mavi renkte ve beyaz damarlı olurlar.
Dünya yüzünde en değerli ve ünlü safirler Hindistan'dan çıkmıştır. Mohs
ölçeğine göre safir elmastan sonra gelen sertlik derecesine sahiptir. Safirler saf iken
renksiz bir mineral olan korindonun bir çeşididir.
Korindonun kırmızı renkli olanları hariç bütün diğer cevher çeşitlerine safir taşı
denir.
Hakim rengi yeşil olan zümrüt ve hakim rengi turkuaz olan firuzeden farklı
olarak, pırlantadan sonra en sert değerli taş olarak bilinen safirin hakim rengi mavidir.
Her ne kadar renk skalasında sarıdan, turuncudan ve yeşilimsi tonlara kadar muhtelif
renkteki örnekleri birçok diğer taşta olduğu gibi görülebilse bile, safir, öncelikle gece
göğünün renkleriyle karakterizedir. Bu nedenle de eski kültürlerde "göklerin taşı" diye
nitelendirilmiştir.
Çok değerli bir mücevher olması onları aranılan bir hale getirmiştir. Bugün
bilinen en büyük safir, 563 kıratlık Hindistan Yıldızı'dır ve New York Doğal Tarih
Müzesinde teşhir edilmektedir. 330 Kıratlık olan bir diğer safir ise Asya'nın Yıldızı adlı
taştır ve Washington'da sergilenmektedir.


Dicle Üniversitesi. S. Karadoğan

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Tasların Siniflandirilmasi



       

2.1. Taşların Sınıflandırılması 
         
Kuyumculukta kullanılan taşlar üç gruba ayrılırlar:

Ø  Değerli taşlar
Ø  Yarı değerli taşlar
Ø  Sentetik taşlar

2.1.1. Değerli Taşlar 

2.1.1.a. Elmas ve Pırlanta 

Doğada saf halde bulunurlar ve renksizdirler.Ham elmas taş kesim ustaları tarafından
çeşitli parçalara kesilir.Daha sonra yüzeyler meydana getirilir. Bu yüzeylere faseta denir.

Doğal  elmas,  yer  kabuğunun  derinliklerinde  ortaya  çıkar.  Yüzeyden  150  kilometre
kadar derinliklerde  oluşan basınç ve sıcak, karbon atomlarının  elması oluşturmasına neden
olur. Yer kabuğu hareketleri özellikle volkanik patlamalar, elmasların yer kabuğu yüzeyine
taşınmasına  neden  olurlar.  Pırlanta  insan  elinin  ve  sanatın  elması  dönüştürdüğü  paha
biçilmez ve göz kamaştırıcı bir eserdir. Elmasın sertlik derecesi 10'dur ve en sert maddedir.
En çok Avustralya, Gana, Zaire, Güney Afrika, ABD ve Rusya'da çıkartılır. Bir ton kayacın
işlenmesi ile ancak 2,9 karatlık elmas elde edilebilir.  Pırlanta,ışığı daha iyi yansıtabilmesi
için  altı  sivri  olarak  işlenir.Fasetalar  yani  yüzeyler  alt  kısma  doğru  uzanır.  Bunun  nedeni
taşın daha fazla ışık vermesini sağlamaktır.Ayrıca köşeli,dikdörtgen ve oval olarak işlenmiş
pırlantalarda vardır.

Elmaslar  pırlantalardan  farklı  şekilde  işlenirler.Yalnız  üst  kısımlarında  fasetaları
vardır.Taşın  alt  kısmı  düz  bırakılır.Elmas  mücevher  üzerine  takılırken  alt  kısımları  kapalı
olur.Monte  esnasında  taşın  alt  kısmına  foya  denilen  nesne  yerleştirilir  ve  parlaması  böyle
  16

2.1.1.b. Zümrüt 
 
Doğada açık yeşil ve koyu yeşil,ışığı fazla yansıtmayan saydam değerli bir taş olarak
bulunurlar.

2.1.1.c. Safir 

Safir (Gökyakut), alimünyum oksit'in (Al2O3) kristal formudur. Doğal olarak bulunur
ya da üretilebilir ve koyu mavi renge sahiptir. Korindonun kırmızı renkli olanları hariç bütün
diğer cevher çeşitlerine Safir taşı denir.

2.1.1.d. Yakut 

Doğada bulunur ve kırmızı renklidir.

2.1.2. Yarı Değerli Taşlar 
         
Doğada maden olarak çıkartılırlar.çok çeşitleri vardır.

2.1.2.a. Akik 

Bir  kripto  kristalin  kuvars  türü  olan  agat  (akik)  renk  ve  renk  tabakalarının
farklılıklarına  göre  bantlı  agat,  gözlü  agat,  yosunlu  agat  gibi  isimler  alır.  Çok  renklerde
bulunur.Şeffaf beyazdan siyaha kadar her rengi vardır.

2.1.2.b. Topaz 

Topaz ya da Zebercet, flüorlu alüminyum silikat Al2SiO4(OH,F)2 yapısında, kıymetli
taş  özelliğine  sahip  silikat  mineralidir..Kristalize  şeffaf  bir
taştır.Renksiz,mavi,yeşil,kahverengi,ve  sarı  karışımı  renkleri  vardır.  Isıya  dayanıklılığı
oldukça yüksektir. Taşın rengi ekseriya kararsızdır ve güneş ışığında renk değiştirir.

2.1.2.c  Akuvamarin 

Kıymetli taşlardan olup berilin şeffaf ve silikatlı bir türüdür. Şeffaf bir taş olup deniz
mavisi  rengindedir.  Bugüne  dek  en  büyük  aquamarin,  1910  yılında  Brezilya’nın  Minas
Gerais bölgesindeki Marambaia’dan çıkarılmıştır. Ağırlığı 110  kg  dan fazla olup (520.000
karat) 48,5 cm uzunluğunda ve 42 cm çapındadır.

2.1.2.d. Onx 

Siyah renkli yada siyah beyaz bantlı bir kriptokristalin kuvars türü olan Oniks doğada
tek renk olarak bulunur.


2.1.2.e. Mercan 

Denizlerde  yaşayan  bitki  Türü  bir  hayvandır.Görünüşü  çatallara  ayrılmış  bir  ağaç
dalına  benzerler.Beyaz,pembe,kırmızı,koyu  siyah  renkleri  vardır.Denizden  çıktığında
matlaşan mercan işlendikten sonra kendi doğal renk tonlarına kavuşur.

2.1.2.f. İnci 

İstiridye  cinsi  bazı  kabuklu  su  hayvanlarının  içinden  çıkan  sedef  renginde  yuvarlak
sert  taneciklerdir.Sert  sedef  rengindedirlerGri,pembe,beyaz,siyah  renkleri  vardır  Sıcak  ve
ılıman bölge denizlerde yaşıyan yumuşakçalarda rastlanır. Günümüzde içinde inci meydana
gelen yumuşakçalar yetiştirilerek, kültür inci üretimi önem kazanmıştır.

Siyah ve sarı renkli bir taştır. Kehribarın oluşumu reçinedir ancak; artık soyu tükenmiş
bir  çeşit  çam  ağacının  reçinesinin  fosilleşmesi  ile  oluşmuştur.  Fosilleşmiş  olduğundan
dolayı, organik kökenli taşlar arasında yer almaktadır

2.1.2.j. Opal 

Opal,  molekül  kafesinde  su  bulunan  mikrokristal  yapılı  bir  kuvars  türüdür.  Değerli
opal,  ateş  opali  ve  basit  opal  olarak  üç  ana  gruba  ayrılır.Gökkuşağının  tüm  renklerini
üzerinde taşıya bir taştır.

2.1.3. Sentetik Taşlar 

Teknolojik  olarak kimyasallarla yapılan taşlardır. Ham  maddesi  genellikle  kuvarstır.
Çok çeşitli renklerle üretilirler.

MEGEP- Kuyumculuk Teknolojisi

9 Mayıs 2013 Perşembe

Mihlama Hakkında Genel Bilgi



Kıymetli  metal  alaşımlarından  yapılmış  takıların(yüzük,küpe,kolye  vs.)  metal
gövdeleri(montür) üzerine taş takma işlemine mıhlama sanatı denir.Mıhlama takı imalatının
önemli bir aşamasıdır.

Takılara  kıymetli  metalden  daha  pahalı  olan  taşlar  da((elmas,zümrüt,yakut,safir)
mıhlanır.Böyle takıların ismi mücevher olur.

Mücevherin  albenisini  arttıran,  değerini  ikiye  katlayan  ustaların  çalıştığı  bir  alandır
mıhlama sanatı.

Kıymetli  taşları  montürlere  mıhlayanlar,  yani  takıya  giysilerini  giydirenler,nazlı
olur,az konuşur, susarlar. Gerçekten reklamı ve konuşmayı pek sevmezler.

Haklılar.  Usta'yı  altın  bir  montüre  pırlanta  yerleştirirken  yani  mıhlarken  izlemek
onlara hak vermek için yeter. Luplar, iğne deliğinden küçük boşluklardır ve toplu iğne başı
kadar küçük pırlantalar ile çalışırlar.Usta, hiç konuşmaz haklı olarak. Yaptığı işi anlatmanın
en iyi yolu bu. "Arif olan anlasın "dır.
Kıymetli  bir  mücevher  parçası  bulup  taşlarını  inceleyin,  işte  o  taşları,  o  sizin
seçmekte, saymakta güçlük çektiğiniz taşları altın montüre mıhlama ustaları yerleştiriyor. Bu
zor iş ne kadar ustalıkla yapılırsa takının değeri o kadar artar.

Kapalıçarşı’da  mücevher  işiyle  uğraşan  esnaf  söyle  diyor:  "Bir  mıhlama  ustası
küçücük bir taşı bile görkemli bir hale getirebilir”.

Bu takı işinin en gizemli yeri mıhlayıcıların tezgahıdır. Onları, taş mıhlarken izlemek
büyüleyicidir.

Elinize kıymetli bir takı geçerse onu takmadan önce uzun uzun inceleyin, onun için
dökülen  emeği  düşünün  ve  onu  güzel  taşıyın,  bu  uğurda  dökülen  emek  bunu  fazlasıyla
hakkediyor.

Mıhlama  basit  bir  taş  takma  işi  gibi  görünebilir  ancak  son  derece  önemli  görevleri
üstlenmiş olan mıhlayıcı ustaları, hem işletmeye hem de ülke turizmi ve ekonomisine büyük
katkı yapmaktadırlar.

MEGEP 
(MESLEKÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN 
GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) 

KUYUMCULUK TEKNOLOJİSİ 
 MIHLAMA 

 ANKARA 2006

zümrüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zümrüt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Elmas, Zumrut ve Safir Neden Degerlidir? Bu Taslarinin Ozellikleri Nelerdir?

Elmas, Zümrüt ve Safir Neden Değerlidir? Bu Taşlarının Özellikleri Nelerdir?


Doğanın,insanlığa sunduğu nimetler diyebiliriz bu taşlar için. Fazlasıyla değerli ve özellikle takı sektöründe tercih edilmektedir. Benzersiz renkleri ve parlaklıklarıyla yeryüzündeki diğer taşlardan çok daha farklı bir yapıya ve görünümüme sahiptirler. Bazıları kadınların vücudunda simgelenirken bazıları da tarih boyunca birçok medeniyetin sembollerinde yer aldı. Sizlere bu değerli taşlar hakkında bilgiler sunacağım.


Elmas
Elmas, değerli taşlar arasında en kıymetlisi ve en uzun ömürlüsü olarak bilinir, geçmişi çok daha eskiye dayanır ve çıkarılması en güç taşlardan bir tanesi olması onu diğer taşlardan biraz daha farklı kılmaktadır. Parlak rengi ve göz alıcı şekli ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. 4000 yıl kadar önce Hindistan’da bulunmuştur bazı uzmanlar ise elmasın bundan daha önceleri bulunduğunu öne sürmektedir. En bilinen türü, saf, renksiz elmastır.
Renk konusunda farklılık sağlayabilir içerdiği maddeler çoğu zaman farklıdır ve bu da renk konusunda etkilidir. 1 karat ağırlığında bir pırlanta elde edilebilecek ham elmas kütlesinin çıkarılması için 250 ton toprak kazılmalıdır tabii ki bu sayı ortalama verilen bir sayıdır. Kaliteli bir pırlanta için 4C denilen özellikler sağlanmalıdır. Kesim, Renk, Berraklık ve Karat ağırlığı dikkat edilmesi gereken 4 ana özelliktir.

Zümrüt
Tarihe bakıldığında birçok kültür ve medeniyetin sembolü olarak anılan değerli bir taştır zümrüt. İçeriğindeki zenginlik sayesinde harika bir renge sahiptir.Parlak yeşil olarak adlandırılan bu renk Zümrüt taşının en önemli özelliklerinden bir tanesidir. Kusurların giderilmesi adına Zümrüt için yapılan çalışmalar daha zahmetlidir, oymacılık sayesinde orijinal rengi korunur ve daha az zararla en iyi sonuca ulaşılır. En iyi ve kaliteli zümrütler Kolombiya’da çıkarılmaktadır. Bunun yanı sıra Avusturya, Hindistan, Avusturalya, Brezilya, Güney Afrika, Mısır, ABD, Norveç, Pakistan ve Zimbabwe’de de çıkarılan zümrütler kalitesi bakımından üst seviyededir.
Safir
Sabit bir rengi yoktur ancak genel olarak koyu mavi rengi ile bilinmektedir. Demir ve titanyum katkıları dolayısıyla farklı renklerle sergilenmesi mümkündür. En kıymetli Safir taşı mavi ve berrak olan taşlardır. Doğal ışık ortamında renk değiştiren bu taşlar kesim konusunda zümrüt kadar zahmetli değildir ve genellikle üçgen ve yuvarlak şekilde kesilerek biçimlenir. Hindistan’ın bazı yörelerinde bu değerli taşın çıkartılma ve işlenme işlemleri gerçekleştirilmektedir.

Kamboçya, Brezilya, Kenya, Malawi ve Kolombiya’da da Safir çıkartılmaktadır ancak içinde barındırdığı maddeler farklı renklerde Safir taşını meydana getirmektedir.
Dünya üzerinde birçok değerli taş vardır ancak üzerinde çok fazla çalışılan ve işlenmesi konusunda hassasiyet gerektiren taşlar Elmas,Safir ve Zümrüttür. Değerleri bakımından farklarını ortaya koymaktadır. Bu 3 taşın yanı sıra arda kalan diğer değerli taşlar yarı değerli taşlar adı ile bilinmektedir. Bunlardan bazıları; kuvars, oltu taşı, kehribar, inci, obsidyen, topas.

Bilgi Ustam

1 Temmuz 2013 Pazartesi

İbn Sina'ya gore, madeni cevherler

İbn Sina'ya göre, madeni cevherler,
Remzi DEMİR*

Mutlu KILIÇ


(a) Taşlar
(b) Eriyebilir cevherler, yani metaller
(c) Kükürtler
(d) Tuzlar

olmak üzere, kabaca dörde bölünebilir ve bunun nedeni şudur: Madem cevherlerden bazıları, özleri bakımından veya düzenlenişleri
ve bütünlükleri bakımından güçsüz ve diğer bazıları ise güçlüdürler. Güçlü olanlardan bazıları dövülebilir (Metaller), bazıları ise dö-
vülemez (Taşlar); ve yine güçsüz olanlardan bazıları, tuzlu bir do-
ğaya sahiptirler (Tuzlar) ve rutubette kolaylıkla eriyebilirler; diğer
bazıları ise yağlı bir doğaya sahiptirler (Kükürtler) ve rutubette kolaylıkla erimezler.
Bütün dövülebilir cevherler, yani metaller erirler; çünkü bunların maddesi abi (susal) bir cevherdir; öyle ki bu abi cevher, arzi
30. Avicennae, s.18-22.

(topraksal) cevherle öyle sıkı bir biçimde birleşmişdir ki ikisini birbirinden ayırmak olanaksızdır. Bu abi cevher, soğuk tarafından
dondurulmuş ve daha sonra sıcak tarafından pişirilmiştir. Buna rağ-
men, dövülebilir cevherler, hala diridirler ve yağlı doğaları nedeniyle donmamışlardır.
Taş türünden olan madeni cevherlere gelince, bunların maddesi yine abi cevherdir; fakat bunlar soğuk tarafından değil, kuruluk
tarafından dondurulmuşlardır, öyle ki bu kuruluk, suyu toprağa dö-
nüştürmüş ve taşları oluşturmuştur. Bunlar yağ içermezler ve bu nedenle dövülemezler.
Nişadır ise bir tuzdur. Tuzlar, arzi olmaktan çok nandir (ateş-
sel) ve bu nedenle maddenin katı halinden gaz haline geçebilirler.
Çok seyrek, ama aşın derecede ateşli olan sıcak bir dumanla karış-
mış sudan oluşmuş ve kuruluk tarafından pıhtılaştırılmışlardır.
Kükürtlere gelince, bunların abi cevherleri, ısının mayalama etkisi altında, doğaları yağlı oluncaya kadar, toprak ve havayla güçlü
bir biçimde mayalandırılırlar ve daha sonra soğuk tarafından katı-
laştınlırlar3! .
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, İbn Sina'ya aİt olan
De Mineralibus,
(a) Madeni cevherlerin oluşumunu anlatır ve tamamen Aristoteles Fiziği'ne dayanır.
(b) Değerli taşların türlerine ve özelliklerine ilişkin bilgi vermez.
Mağrib'de, yani Batı İslam Dünyası'nda da bu konuyla ilgilenen yazarlar olmuştur. Mesleme ibn Vaddah el-Kurtfibi el-Mecnti,
Ravda el-Hada'ik ve Riyad el-Haka'ik (Bahçelerin Çimeni ve Ger-
çeklerin Çayın) adlı yapıtının büyük bir bölümünü madenIere ayırmıştır. Hatta Şeyh-i Ekber Muhyiddin ibn 'Arabf, Tedbfrat el-İlahiyye fi Islah Memleket el-İnsaniyye (İnsanlık Ülkesinin Düzeltilmesinde Tanrısal Önlemler) adlı eserinde taşların gizli özelliklerine
değinmiştir.
3 ı.Avicennae. 8.33-36.


CEVAHİRNAMELER VE OSMANLıLAR DÖNEMİ'NDE YAZıLMıŞ...

Bu konuya ilişkin çalışmalar, 12. yüzyıldan sonra da sürmüş ve
Şihabüddın Ebu'l-'Abbas Ahmed ibn Yusuf el-1Haşı, Nasırüddın-i Tusı ve Ebu el-Kasım el-Kaşanf gibi araştırmacılar tarafından
önemli risaleler yazılmıştır.
Bunlardan Şihabüddın Ebu'l-'Abbas Ahmed ibn Yusuf el-llfaşı (Ölümü 1253), cevherlere ilişkin en iyi yapıtlardan biri olarak
görülen Ezhar el-Efkar fi Cevahir el-Ahcar'ında, geleneksel yönteme uygun olarak, değerli ve yarı değerli taşları ayrıntılı bir biçimde
tanıtmıştır32•
Ezhar el-Efkar fi Cevahir el-Ahcar, bir giriş ile yirmi dört bö-
lümden oluşmuştur; Giriş'te cevherlerin oluşum biçimleri, genel
özellikleri ve değerleri belirtilmiş ve bölümlerde ise sırasıyla yakut,
zümrüt, zebercet, balhaş, benefş, becadf, elmas, 'aynü'l-hirr, padzehr, firı1ze, akik, cez', mıknatıs, senbazec, dehene, laciverd, mercan, sebec, cümşüt, hammahan, yeşim, yasb, billur ve talk cevherlerine ilişkin bilgiler verilmiştir33• .
Aşağıda da görüleceği gibi, Osmanlı cevahimame geleneği
üzerinde en etkili yazarlardan birisi el-llfaşı'dir; çünkü söz konusu
yapıtı, 15. yüzyılOsmanlı bilginlerinden el-Şirvam tarafından, iki
kere Türkçe'ye uyarlanmış ve birincisi Cevhername ve ikincisi ise
Tuhfe-i Muradf adıyla Osmanlı cevherflerinin kullanımına sunulmuştur.
İslam Dünyası'nda, daha çok "Hoca Nasırüddın" veya "Nası-
rüddın-i Tusı" olarak tanınan Nasırüddfn Ebu Ca'fer Muhammed
ibn Muhammed ibn el-Hasan el-Tusı de (1201-1274)34, sonraki dö-
nemlerde Müslüman cevherfler ve yazarlar tarafından yaygın bir bi-
çimde kullanılacak bir cevahimame yazmıştır. İlhanlı Sultanı Hülagu Han'a sunulduğu için Tansuhname-i İlhanf35olarak adlandırılan
32. J. Ruska, "Tlfaşf", islemı Ansiklopedisi. Cilt 1211,İstanbul 1979, s.263-264.
33. Bu yapıt, çok sonraları, İtalyan bilginlerinden Biscia tarafından İtalyanca'ya da
çevrilmiştir; bkz., Antonio Raineri Biscia, Fior di Pensieri sulle Pietre Preziose di Ahmed
Te(fasdte. Floransa 1818; bu çalışmada 1906'da Boİogna'da yayımlanan ikinci baskısı
kullamlmıştır.
34. Daha fazla bilgi için bkz., R. Strothmann ve J. Ruska, "TGsf", islam
Aıısiklopedisi. Cilt 12/2, İstanbul 1988, s.132-134.
35. Terkipteki ilk kelime muhtelif kaynaklarda, muhtelif biçimlerde yazılmıştır;
doğrusu "TensGhname"dir; Farsça'da "TensGh", "(i) pek az bulunan güzel şey; (2) içinde,


bu eser, bir mukaddime ile dört makaleden oluşmuştur; Birinci Makale'de cevherlerin oluşumuna, İkinci Makale'de özelliklerine, yararlarına, zararlarına, değerlerine ve perdahlanmalarına, Üçüncü
Makale'de "el-Filizat el-Seb'a" (Yedi Filiz) olarak adlandırılan altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, kalay ve har-ı sını (Çin Dikeni;
bakır-kalay alaşımı) gibi madenIerin çıkarılmalarına ve kullanılmalarına ve nihayet Dördüncü Makale'de ise misk, anber, öd, kafur,
sandal gibi ıtırların, yani hoş kokulu bitkilerin üretilmelerine ilişkin
ayrıntılı bilgiler verilmiştir.
Tansuhname-i İlhanf'nin İkinci Makale'sinde, altmış beşi aş-
kın cevherin tanıtıldığı görülmektedir; ancak bunlardan temel cevher olarak değerlendirilen yakut ve türleri dışında, zümrüt, elmas,
la'l, firuze, bıcade, mervand ve akik daha ayrıntılı, geriye kalan
cevherler ise daha yüzeysel incelenmiştir; bu durum, Müslümanlar'ın hangi cevherleri daha çok önemsedikleri hususunda bir fikir
vermektedir36 .
Eser, aşağıda da görüleceği üzere, Osmanlılar Dönemi'nde
Farsça'dan Türkçe'ye çevrilmiş ve Osmanlı cevherileri tarafından
yoğun bir biçimde kullanılmıştır.

Ayrıca el-Kazvfni', Hamdullah el-Müstevfi, Şemsüddın el-Akfanı, İbn el-Esır, İbn el-Cevzı ve Davud el-AntakI gibi kozmoğrafya ve coğrafya yazarları da, yapıtlarında bu konuya ayrıntılı olarak
yer vermişlerdir.
Bunlardan Zekeriyya ibn Muhammed ibn Mahmud el-Kazvı-
ni"nin (1203'e doğru-1283) 'Aca'ib el-MahLUkat ve Gara'ib elMevcudat adlı eserinin, Sufliyyat'tan, yani Ay-altı Evren'den bahseden İkinci Makalesi'nin Birinci Bölüm'ünde, madenler ele alınmıştır. Genel bir tanıtırnın ardından, madenler, filizler ve taşlar olmak üzere iki kısma ayrılmış ve Birinci Alt-bölüm'de yedi filiz ve
İkinci Alt-bölüm'de ise harf sırasına göre, 125 civarındaki değerli,
çeşitli güzel kokular bulunan yuvarlak kutu" anlamlarına gelmektedir; bkz., Ferit
Devellioğlu, Osmonltco- Türkçe Ansiklopedik Li"igot, i6. Baskı, Ankara 1999, s.l 081.
36. Muhammed ibn Muhammed ibn Hasan-ı TGsf. Teıısiihııame-i ithcmı, Giriş ve
Açıklamalarla Yayıma Hazırlayan: Seyyid Muhammed Takf Müderris-i Razavf, İkinci

Baskı, Tahran 136311984


yarı-değerli ve değersiz taşlar tanıtılmıştır. Oldukça geniş olan bu
son alt-bölümdeki bilgilerin büyük bir kısmının, başta Aristoteles
ve İbn Sına olmak üzere, birçok yazardan derlendiği görülmektedir3? Mesela fildişi ve laciverd hakkında şunlar yazılmıştır:
"Fildişi: İbn Sına demiştir ki fildişi, çıban ve yaralardaki kanın
akışını durdurur"38.
"Laciverd: Aristoteles demiştir ki laciverd, rehavet veren meş-
hur bir taştır. Göz pınarları onunla mühürlenirse ve gözlere onunla
sürme çekilirse yararlıdır. İbn Sına demiştir ki siğilleri düşürür; saç-
ları güzelleştirir ve çoğaltır. Başkaları ise demişlerdir ki laciverd,
uykusuzluğa ve malihulyaya iyi gelir"39.

Hamdullah el-Müstevfi de (128l-1340'tan sonra), tarihçi ve
coğrafyacıdır. İ1hanlı ve Selçuklu tarihleri açısından önem taşıyan
ve el-Kazvını'nin 'Aca'ib el-Mahlukat ve Gara'ib el-Mevcudô.t'ını
andıran Nüzhe el-KuLUb(KaIplerin Neşesi, 1340) adlı yapıtının Birinci Bölüm'ünde, Madenler Alemi, Bitkiler Alemi ve Hayvanlar
Alemi'ni tanıtırken değerli taşlar hakkında da bilgiler vermiştir40•
15. yüzyılda yaşayan Muhammed ibn Mansur el-Şırazı ise, Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan'ın isteği üzerine, Cevahirname adlı
Farsça bir eser yazmış ve bu eserinde yirmi değerli madenin oluşumundan, niteliklerinden ve kullanIlış biçimlerinden söz etmiştir.
Yapıt, Osmanlı Sultanı II. Murad Dönemi'nde (1421-1451) Türk-
çe'ye de çevrilmiş ve Osmanlı cevherfleri tarafından kullanılmış-

tır41•

tır41•
37. Ayrıntılı bilgi için bkz., el-Kazvını, 'Adi 'ib e/-MahlCtkiiı ve Gara 'ib elMevcudaı, Dördüncü Baskı, Kahire 1970, s.136-159.
38. EI-Kazvını, s.146.
39. EI-Kazvını, s.154.
40. Abdülkerim Özaydın, "Hamdullah el-Müstevfi", TDV islam Ansiklopedisi, Cilt
15, İstanbul 1997, s.454-455.
41. Cevat İzgi, Osmanlı Medreselerinde ilim, Tabii ilimier, Cilt 2, İstanbul 1997,
s.206; Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan bir nüshada, eserin adı Kiıab-ı Cevhenıa11le
olarak yazılmıştır; eser, bir mukaddime ile iki makaleden oluşmuştur; Birinci Makale'de,
sırasıyla inci, yakut, zümrüt, zebercet, elmas, 'aynü'l-hirr, lii'l, firOze, pad-zehr ve diğer
hayvanı taşlar, akik, yakuta benzeyen taşlar, cez'. mıknatıs. senbade, dehene, lftciverd,
mercan, yeşb, billur ve cemest, İkinci Makale'de ise Yedi Filiz konu edilmiştir; bkz.,
Muhammed ibn Mansfir, Kitab-ı Cev!ıenıa11le, Süleymaniye Kütüphanesi, Laleli 1706.

CEVAHİRNAMELER VE OSMANLıLAR
DÖNEMİ'NDE YAZıLMıŞ İKİ CEVAHİRNAME
Remzi DEMİR*

Mutlu KILIÇ**

27 Haziran 2013 Perşembe

Ama bu luksten, ihtisamdan vazgecmek kolay degil...



Elmas, pırlanta,zümrüt, altın, gümüş
 ,beyaz altın revaçta ...

Foto:StarGazete
Hale Ceylan Barlas /hale.ceylan@stargazete.com

Yükte hafif pahada ağır

21 Mart’ta göz kamaştıran bir organizasyon başlıyor: 36. İstanbul Uluslararası Mücevherat, Saat ve Malzemeleri Fuarı! Pırlanta ve beyaz altın kullanılarak tasarlanan en şık modellere, zümrüt ve elmasın ise önlenemez yükselişine tanıklık edeceğiz. Fuardan önce ünlü markalar ile en son mücevher trendlerini konuştuk.
21 Mart’ta, 36. İstanbul Uluslararası Mücevherat, Saat ve Malzemeleri Fuarı başlıyor. Son Oscar ödül törenlerinin kırmızı halı geçidinde de tanık olduğumuz yeni sezon mücevher trendlerini, bu gösterişli fuar öncesi ünlü markalara sorduk. 
CNR Expo Center’da elmas, pırlanta, zümrüt, altın, gümüş geçidi var çünkü 21-24 Mart günlerinde 36. İstanbul Uluslararası Mücevherat, Saat ve Malzemeleri Fuarı başlıyor! Fuara binin üzerinde firma katılacak, yeni sezon trendleri görücüye çıkacak. Hayvan figürünün, damla kesim pırlanta küpelerin, doğal taşlarla bezeli kolye ve yüzükler ile özellikle zümrüdün yükselişine tanık olacağız. Sadelik en belirgin detay... Ama bu lüksten, ihtişamdan vazgeçmek değil... 
Bunun en iyi örneklerini son Oscar ödül törenlerinde de gördük. Yıldızların takıları ‘genelde’ sade ama ‘milyon dolarlık’ tı! Eşi Ben Affleck-’in Argo ile üç Oscar’ı kucakladığı gecede Jennifer Garner, 2 buçuk milyon dolarlık Neil Lane mücevher setiyle göz kamaştıranlar arasındaydı. 
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Jennifer Lawrence’ın seçimi Chopard’ken En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Anne Hathaway, Tiffany & Co kolyesiyle dikkat çekti. Elmas kolyenin fiyatının 485 bin dolar olduğunu ekleyelim. 
Oscarlı oyuncu Reese Witherspoon’un o gece tercihi ise hem kıyafette hem mücevherde Louis Vuitton’du. Altın Küre’de En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Jessica Chastain, Harry Winston bilezik ve küpesiyle şıklar arasına adını yazdırdı. Christian Dior tuvaletiyle bu markayı birleştiren diğer ünlü ise Charlize Theron’du.  Jennifer Aniston’ın kırmızı Valentino tuvaletine de 
Fred Leighton tasarımları çok yakışmıştı. 
Aviator’la yıldızı parlayan Zoe Saldana’nın hayvan figürlü yüzüklerini ve ışıltılı mücevherlerini de es geçmemek gerek... 
ALTIN DEYİNCE...  
Türkiye’de trendleri belirleyen ünlü mücevher markalarından biri, Storks... Genel Müdürü Can Alkım 2013’te klasik modellerinin dışında altı açık olarak tasarlanmış elmas ile farklı kesim pırlanta tasarımların da tercih edileceğini söylüyor. Alkım, renkli doğal taşların da yükselişte olduğu görüşünde: “Akuamarin, topaz ve ametis gibi renkli doğal taşlarla bezenmiş kolye ve yüzükler göreceğiz. Yuvarlak kesim taşların yanı sıra damla, markiz, prenses ve baget kesim taşlar öne çıkıyor. Osmanlı akımında kullanılan elmas, safir, yakut ve zümrüt taşlar, bu dönem değişik bir mıhlama sistemi ile daha farklı sunulacak. Altında ‘beyaz’ çok seviliyor. Ayrıca rose ve rose-beyaz kombinasyonu da sıkça karşımıza çıkacak. Mücevher büyüklüklerine gelince... Tasarımı öne çıkan parmak ve boyun yapısına uygun incelikte kolye, küpe ve yüzükler çok popüler.”
İnce işçilik ve tasarımlardaki detayların her zamankinden daha fazla önem kazandığını söyleyen Tekin Seyrekoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Seyrekoğlu ise elmas ve pırlantanın bu sezon da popülerliğinden hiçbir şey kaybetmediğini anlatıyor: “Osmanlı etkisinin hissedildiği, modernleşen klasik koleksiyonlarda gösterişli tasarımlar dikkat çekiyor. Pırlanta ve elmas karışımından yapılan modellerde renkli taşlar görüyoruz. Trendy modellerin yanı sıra otantik takılar da yeniden yorumlandı.”
ORGANİK TASARIMLAR 
2013 yazında farklı stildeki takıların bir arada görüleceğini söyleyen Atasay Mücevherat Tasarım Koordinatörü Özgül Sokullu, en çok şeker renkli kabaşon taşlar, mine ve soyut desenlerin kullanılacağını vurguluyor: “Yeni sezon ile birlikte mücevher dünyasında görkemin içine organiklik de giriyor. Detaylı altın işçilikleri bilezik, kolye ve küpelerde göreceğiz. Okside görünümler, kum ve doku etkileri, parlak yüzeylerle birlikte sıklıkla kullanılacak. Doğal formlar, geometri ve amorf geometri, kafes görünümleri, üç boyutlu ancak boşluklu tasarımlar, büyük ama hafif takılar... Ayrıca şehir hayatının vintage yüzü, Viktorya dönemi ile mistisizmin etkisi altında olacak.”
Lizay Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Serbes, özellikle rose rengin sezona damgasını vuracağını belirtiyor: “Canlılığı temsil eden hayvan figürlerinden oluşan tasarımlar da çok popüler. Özellikle kuş ve kelebek gibi hayvan figürleri, pırlanta, mavi ve renkli safirle süslendi. Gündelik hayatta her yaşta kullanılabilir. Tasarımlarda safir de öne çıkıyor çünkü safir pozitif enerji kaynağıdır ve doğada mutluluk, samimiyet ve sadakati temsil ettiği söylenir.”
ZÜMRÜT OLMADAN ASLA!

Boybeyi Mücevher de Türkiye’de mücevher deyince ilk akla gelen markalardan biri..
Tasarımcılarına göre büyük ve renkli taşlı modellerin, rengarenk ve büyük küpelerin tercih edileceği bir yıl olacak: “Ayrıca bu yıl üst üste, bir arada kullanılan safirli zincirler, altın rengi bileklikler ve zümrüt kullanılan mücevherler var. Kelepçe bilezikler bu yazın en önemli parçaları olacak. Oversize (çok büyük) incilerin kullanıldığı mücevherler de çok moda. Tarz olarak modern ve büyük mücevherler ön planda diyebiliriz. Yaprak elmasların pırlantalarda kullanıldığı parçalar... Zümrüt de bu yazın önemli taşlarından. Osmanlı akımı da yine devam edecek fakat sadeleşecek, minimal çizgilere sahip olacak.” 
STAR GAZETE

7 Haziran 2013 Cuma

Harem ve Mucevherler


Topkapı Sarayı'nın gizemli Harem dairesi, ekim ayına kadar sürecek seminerler ve özel bir turla keşfe açıldı. İlk konu 'Harem ve Mücevherler'di. Sanat tarihçi Gül İrepoğlu, "Haremdeki mücevher eşyalar, kadınlar kadar erkekler için de çok önemliydi," diyor
  • 14.07.2012
SABAH- Modern hayatta artık yalnızca mağazalarda görebildiğimiz yüzük, küpe, bilezikleri mücevher diye değerlendirsek de bir asır öncesine kadar hepsinin farklı anlamları, şifreleri vardı. Osmanlı dönemi boyunca mücevherler, yalnızca kadınlar için birer süslenme aracı değil, erkeklerin de statü sembolüydü. Kullanılan taşları, renkleri, yalnız ustalar değil onu kullananlar hakkında da bilgi veriyordu. Üstelik sadece yüzük, küpe de değil. Yelpazeler, yastık kılıfları, beşikler, ayna, kalem kutuları gibi mücevher eşyalar da çok fazlaydı. Sanat tarihçi Gül İrepoğlu da geçtiğimiz hafta Topkapı Sarayı'nda verdiği 'Harem ve Mücevherler' başlıklı seminerine şu sözlerle başladı: "Mücevherler aslında bize her dönemin ayrıntılı bilgisini verir. 'Nereden gelmiş?' 'Hangi taşlar kullanılmış?' 'Kim kime hediye etmiş?' gibi sorulara verilen cevaplarla sanat tarihine bir de bu açıdan bakabiliriz." Geçtiğimiz hafta salı günü Topkapı Sarayı'nda ilki gerçekleştirilen 'Harem ve Mücevher' başlıklı seminer ve sonrasında Harem'in ziyarete açık bölümlerinin gezilmesiyle sarayın ikinci avlusundaki Has Ahırlar'da gerçekleştirilen 'Padişahın Evi: Topkapı Sarayı Harem-i Hümayunu' sergisi turuna katılım oldukça fazlaydı. Ekim ayına kadar sürecek seminerler serisi ve özel kültürel tur, sarayın kapalı olduğu salı günü yapılıyor. Böylece tura katılanlar, müzenin Harem bölümünü ve sergiyi, rehber eşliğinde rahat biçimde dolaşma imkanı buluyor. Bilkent Kültür Girişimi (BKG) ve TAV Havalimanları'nın sponsorluğunda ülkemizde ve dünyada Harem'in hiç bilinmeyen yönlerini yansıtmak amacıyla gerçekleştirilen sergide özellikle 16. yüzyıla ait altın gerdanlık, 18. yüzyıl Saray Hazinesi koleksiyonuna ait zümrüt küpe, 19. yüzyıla ait murassa yelpaze, Sultan II. Mahmut'un kızı Adile Sultan'ın elmas broşu, Hz. Muhammed'in kızı Hz. Fatma'nın Medine'deki sandukasına takılması için hazırlanan elmaslı gelin sorgucu dikkat çekiyor. Peki, Osmanlı İmparatorluğu'nda gündelik hayatta çok fazla yer alan mücevherlerin tarihteki rolü nedir? Topkapı Sarayı'nın hazine dairesinde neler muhafaza ediliyor? Prof. Dr. Gül İrepoğlu, eylül ayında yayımlanacak Osmanlı Saray Mücevheri Üzerinden Tarihi Okumak adlı kitabında konuyu ayrıntılarıyla ele aldığını belirterek, şu bilgileri verdi: "Osmanlı İmparatorluğu, çok büyük bir sentezden oluşur. Sınırlar genişledikçe en önemli ustalar saraya getiriliyor. Onlar da yeteneklerini sergileyerek Osmanlı üslubunu oluşturuyor. Osmanlı hazinesi, İstanbul fethedildikten sonra hep Topkapı Sarayı'nda muhafaza ediliyor. Bu açıdan yağmalanmamış tek İslam hazinesi, Topkapı Sarayı'nın hazinesidir. Harem de zaman içinde değişen bir yapı. Lale devri padişahı olarak bilinen III. Ahmet döneminde haremde yemiş odası, ahşap tavanlı duvarlar, çiçek buketleriyle dolu süslemelerle harem çok zengin renk ve öyküleri olan bir yer. Haremin gerçek öykülerini bilemiyoruz çünkü burası padişahın evi, mahremi. Harem hakkındaki bilgileri arşivlerden, her dönemin tarihçilerinin satır aralarından öğreniyoruz. Ama harem, kapalı bir kutu."

MAHREM MEKANDA NELER VAR?
"Harem gibi mahrem bir mekanda, mücevher eşyalar da çok fazla var. Örneğin mücevher askılarda zümrüt çok fazla kullanılmış. Taşların her birinin de pek çok anlamı var. Taşlar en mükemmel, en simetrik halde kesilmemiş. Taşın doğasına uygun haliyle kullanılmaya dikkat edilmiş. Asıl ustalık, taşları kompozisyona uygun biçimde kullanmak. Oysa Avrupa mücevherleri farklı. Burada bir felsefe farkı var. Osmanlı saray geleneği içinde yazı kutularının önemli bir yeri bulunuyor. Çünkü harem halkına öğretilen yeteneklerden biri güzel yazı sanatı. Bu kutular da yakutlar, zümrütlerle bezeli."

EN ÖNEMLİ KULLANICISI PADİŞAH
"Padişahlara hediye edilen mücevher, süsleme aracı değil, statü sembolü. Örneğin, III. Selim'in inci tespihi gibi. Kadınlar, hizmetkarlar ve şehzadeler de mücevher kullanıyor. Altınlarla bezeli hançer kabzası da padişah mücevherleri arasında yer alıyor. Haremde kahve seremonisi de özel bir yer tutar. Fincanlar, kaşıklar dikkat çekiyor. 19. yüzyıla kadar yemek yerken sadece kaşık kullanılıyor. Çatal bıçak geç dönem işi. Pilav, hoşaf kaşıklarla yeniliyor. Geri kalan yemekler de üç parmakl yeniliyor. Padişaha ait kaşıklar da altın, sedef ve mercandan yapılıyor. Sitil adı verilen kahve örtüsü de Topkapı'da ilk kez sergileniyor. Kahve fincanlarının zarfları da dikkat çekiyor."

ÇİN PORSELENİ SEVİLİYOR
"Osmanlı padişahları, Çin porselenlerini çok seviyor. Özellikle de yemek yerken. Topkapı Sarayı hazinesinde çok önemli bir Çin porseleni takımı var. Osmanlı kuyumcuları, bu takımları mücevherlerle beziyorlar. Haremde yemek içmekle ilgili çok mücevher eşya kullanılıyor. Çin porseleni şerbetlikten yeşim kapaklı maşrapaya kadar birçok örneği görmek mümkün. Özellikle de 16. ve 17. yüzyıllarda yakut, zümrüt ve firuze yan yana kullanılıyor. Kuran ciltlerinde, gülabdallarda firuze kari tekniği kullanılmış. Klasik dönemde ise zevkler değişiyor. Renkli taşların yerini elmas alıyor."

SEMİNERLER SÜRECEK
17 Temmuz'da Dr. Mehmet Kalpaklı 'Bir Kültür Merkezi Olarak Harem', 24 Temmuz'da Doç. Dr. Deniz Esemenli 'Karmaşık Bir Bütünlüğün İfadesi Olarak Harem Mimarisi', 31 Temmuz'da Prof. Dr. Nurhan Atasoy 'İhtişam ve Zarafet: Harem, Giyim- Kuşam', 11 Eylül'de Prof. Dr. Gül İrepoğlu 'Harem ve Mücevher', 18 Eylül'de Doç. Dr. Deniz Esemenli 'Karmaşık Bir Bütünlüğün İfadesi Olarak Harem Mimarisi7, 25 Eylül'de Dr. Mehmet Kalpaklı 'Sarayın Bir Kültür Merkezi Olarak Harem' başlıklı seminerler, Topkapı Sarayı 'nda saat 14.30'da gerçekleştirilecek. Tel: (0212) 451 62 50

AYNALARIN SIRRI
"Aynalar, haremin vazgeçilmez mücevher parçaları arasında. Osmanlı mücevher geleneğinin en karakteristik özelliklerini aynalarda görüyoruz. Ayna yüzeyleri bir cennet bahçesine benzetilerek yapılıyor."


SABAH

19 Mayıs 2013 Pazar

Turkiye'de Kiymetli ve Yarikiymetli Taslara Ornekler


Türkiye'de Kıymetli ve Yarıkıymetli Taşlara Örnekler

LÜLE TAŞI 
Lületaşı (sepiolit) beyaz renkli, masif ve kimyasal formülü
Mg4Si6015(0H)26H20 olan bir kil mineralidir. Dünyanın en kaliteli Lüle taşı ülkemizde
bulunmaktadır. Hafif ve parlak yüzeyli bir taştır. Küçük süs eşyaları, takı ve pipo
yapımında kullanılır.
Lületaşı Eskişehir yöresine özgü bir taştır ayrıca Konya ili Yunak ilçesi
civarında da bazı yataklanmalar bilinmektedir. 56 milyon ton rezervimiz vardır.

OLTU TAŞI 
Kara Kehribar ismi de verilen oltutaşı, siyah renkli, parlak, yoğun ve homojen
bir linyit çeşididir. Oltutaşı Erzurum ili Oltu ilçesinin yaklaşık 12 km KD'sunda
Akdağ'ın KD'ya doğru uzantısını oluşturan Dutludağ çevresinde bulunur. Bölgede 600
civarında Oltu taşı çıkarılan ocak vardır. Küçük süs eşyaları ve tespih yapımında
kullanılır.

AMETİST (AMETHYST) 
Ametist kelimesi Yunanca "amethystos" denen "sarhoş değil" kelimesinden
gelir.
Budistler taşın meditasyona yardımcı olduğunu düşünürler ve Tibet'de tespihle
yapılan dualarda Ametist taşı kullanılır.
Asil mor rengiyle yıllarca kral ve kraliçelerin favori taşlarından biri olan ametist,
fiyat olarak çok pahalı bir taş değildir. Renginin zenginliği ve taşın dayanıklılığı
sayesinde en popüler taşlar arasındadır. Rengi ile karakteristik olan ametist açık
eflatun tonlarından koyu mor renge kadar değişen renklerde bulunabilir ve rengin
koyuluğuna bağlı olarak değeri artar. Balıkesir- Dursunbey-Güğü köyü civarında,
Çanakkale - Lapseki, Yozgat-Divanlı, Ordu - Gülköy, Giresun - Şebinkarahisar'da
ametist kristalleri bulunmaktadır.
Zümrüt
Zümrüt aşk ve yeni doğumu sembolize eder. Zekayı ve kalbi açık tuttuğu
söylenir. Eski Mısır'da firavunlar boyunlarında zümrütle gömülürlerdi, taşın sonsuz
gençliği sembolize ettiğine inanılırdı. Zümrüt Cleopatra'nın en favori yarı değerli
taşıydı.
En değerli zümrüt taşları parlak, baharda yağmurdan sonraki çimlerin
rengindeki yeşildir. Zümrütün iç kısmının lekesiz olması çok çok nadir ve bulunması
çok zor olduğundan dolayı, bazı lekeler taşın değerinde azalma yaratmaz.
Zümrüt, yakut, pembe ve kırmızı turmalin doğada lekeli bulunur ve lekesiz bu
taşları bulmak çok zordur, sadece görece olarak daha az lekeli olanlar daha
değerlidir.
İstanbul Topkapı Müzesi Hazine
Dairesinde sergilenen olağanüstü güzellikteki
zümrüt kristallerinin çekiciliğinin yanı sıra,
Anadolu'da zümrüt bulunduğu ve hatta
Topkapı müzesindeki zümrütlerin Eskişehir
Sivrihisar yöresinden geldiği söylentileri
kaynaklarda belirtilmektedir.

Diaspor
Türkiye'den başka dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan iri şeffaf kristal
diasporların AIO(OH) süstaşları arasında önemli bir yeri vardır. Menderes masifinin
örtü birimlerini oluşturan Menteşe formasyonu içinde yer alan ve Bafa Gölü'nün
güneyinde bulunan Küçükçamlıktepe ocağı metaboksit yatakları süstaşı kalitesinde
diaspor kristalleri içermektedir.

Pembe Turmalin
Turmalin, karmaşık kimyasal formüllü, bor içeren aluminyumlu bir silikat
mineral grubunun adıdır. Yozgat ilinin 35 km doğusunda, Orta Anadolu Kristalin
Kompleksinin doğusundaki eşleniği olan Akdağ masifinin batı kenarında, pegmatitik
birimler içinde pembe turmalin mineralleri bulunmaktadır. Yozgat Sarıkaya ilçesi
Kargalık köyü GD'sunda, 30 m. boyu ve 15 m. eni olan KD-GB yönlü bir yarmada,
pegmatit damarlarının lökogranitler içerisinde yer aldığı ve bu kayaçlarında
mermerler içine sokulum yaptığı izlenmektedir.

Akuvamarin
İsmini deniz suyundan almıştır ve soluk maviden orta koyuluktaki maviye
kadar giden bir renk yelpazesi vardır. Daha koyu renkleri daha değerlidir. Açık renk
ve berrak bir taş olduğundan, taşın içerisindeki lekeler rahat görünür. Bu yüzden içi
temiz taşlar daha makbuldür.
Efsanelere göre, akuamarinin deniz kızlarının hazinesi olduğu ve denizcileri
denizde koruduğu söylenir. Mavimsi yeşil renkli bir beril türü olan akuvamarin
kristalleri Manisa ili Gördes ilçesi civarında bulunmaktadır.

Mor/Leylak Jadeit
Mor/leylak renkli jadeitli kayaçlar bir piroksen
türüdür.
Bursa ilinin 60 km güneyinde Harmancık
ilçesine bağlı Bektaşlar köyü civarında gözlenmiştir.
Opal
Silika grubu minerallerden olan opal
(Si02.nH20) kristobalitin kriptokristalin bir formu olup
diğer silika minerallerinden farklı olarak %4-20
oranında su içerir.
Türkiye'de birçok yerde opal mostraları
gözlenmiştir. Eskişehir-Sivrihisar, Çankırı-
Şabanözü, Kütahya-Dereyalak ve Turgutlu, Kütahya
Merkez Yoncalı kaplıcaları civarı, Balıkesir ve
Çanakkale illerine bağlı Bayramiç-Yeniköyde,
Ayvalık-Mezarlıkaltı mevkiinde, Dikili-Yenikansız
köyünde, İvrindi- Habibler ve Küçükşapçı köylerinde, Malatya- Arguvan ilçesi gibi
Türkiye'nin birçok yerinde opal mineralleşmesi vardır. Ancak süstaşı özelliğine sahip 24
değillerdir. Sadece dünya literatürüne geçmiş Kütahya ateş opali süstaşı
kalitesindedir.

Kuvars
Aydın-Çine ilçesi, Aydın-Denizli karayolu üzerindeki Karacasu ilçesi, AydınKoçarlı, Ağrı-Taşlıçay, Yozgat-Yerköy, Trabzon-Çaykara-Ögene, Trabzon- MaçkaKuşdil, Gümüşhane-Karadağ, Kırklareli- Demirköy, Hakkari-Uludere, ÇanakkaleYenice, Konya-Tepeköy yörelerinde kristal kuvarslara rastlanmaktadır.
Dumanlı Kuvars
Dumanlı kuvars isminden de anlaşılacağı gibi açık kahverengiden siyaha
kadar değişebilen tonlarda dumanlı renk içeren bir kuvars çeşididir. Aydın- ÇineKoçarlı yöresinde gözlenmektedir.

Kalsedon
Kalsedon, düşük sıcaklıklarda kayaçların boşluk ve çatlaklarında, silisli
çözeltilerin çökelmesi ile oluşur. Eskişehir-Sarıcakaya ve Seyitgazi, AnkaraBeypazarı ve Çubuk, Çankırı-Orta, Bolu-Kıbrıscık, Balıkesir-Dursunbey, Bandırma ve
Gönen, Çanakkale-Biga, Tokat-Zile, Sivas-Kangal, Konya- Çayırbağ ve Altınekin,
Ordu-Fatsa ve Ünye, Giresun-Bulancak, Rize-İkizdere, Bursa-Orhaneli gibi birçok
yöremizde değişik renklerde kalsedonlar bulunmaktadır. Ancak bunlar arasında mavi
kalsedonun özel bir değeri vardır.

Mavi Kalsedon
Mavi kalsedonlar kahverengi-kirli sarı renkli bir dış kabuklu çevrelenmiş,
çapları 5-20 cm. arasında değişebilen yumrular halindedir. Eskişehir- Sarıcakaya
bölgesinde görülmektedir

Agat
Agat bantlarının renkleri beyazdan gri ve siyaha kadar değişebilir. Ayrıca
kırmızı gölgelenmeler kahverengi ve daha ender
olarakda mavi yeşil veya lavanta renkleri gösterebilir.
Ankara-Çubuk Susuz, Ankara-Çamlıdere Burçalar,
Ankara- Kızılcahamam Alpagut, Afyon-Karakaya,
Bilecik- Bozuyük Karaçayır, Bilecik-Merkez Abbascı
ve Aşağıköy, Bursa-Orhaneli Büyükorhan,
Çanakkale- Bayramiç, Eskişehir-İnönü Dereyalak,
Ordu-Fatsa, İstanbul-Şile, Gümüşhane-Şiran Norşun,
Rize-İkizdere, Giresun-Görele, Trabzon-Afşin
Yanbolu yörelerinde agat bulunmaktadır

Jasper
Jasper içerdiği hematit nedeniyle kırmızı renklidir.
Fakat diğer demir oksit mineralleri nedeniyle sarı veya
kahverengi de olabilir.
Ankara-Beypazarı Kösköy, İstanbul-Çatalca ve Silivri,
Balıkesir- Gönen Şaroluk yörelerinde örnekler bulunmuştur.

Krizopras
İnce taneli kuvarsın yeşil renkteki çeşidine verilen isimdir. Rengi parlak elma
yeşilinden soluk yeşilimsi sarıya kadar değişebilir. Çanakkale-Biga Dikmen köyü
civarında, Tokat-Artova Doğanca ve Ulusu ile Tokat-Zile Çekerek yörelerinde
gözlenmiştir

Kemererit
Mor menekşe renkli bir krom mikası olan kemererit
kristalleri Erzincan-Erzurum-Bayburt üçgeni arasındaki
Kop dağının, Büyük Ezan krom ocağına bağlı Doğu Ezan
ve Pembe Gül ocaklarında bulunmaktadır.

Granat
Kübik sistemde kristalleşen oldukça sert, benzer kimyasal bileşimlere sahip
aluminyum silikatlara verilen genel bir grup adıdır. Şeffaf, güzel renklere sahip,
işlenebilecek irilikteki granat kristalleri süstaşı olarak değerlendirilir.
Muğla-Yatağan Kaplancık, Aydın-Menderes
Görece, Sivas-Divriği Dumluca, Ankara-Bala
Kesikköprü, Malatya- Pötürge Ersele, MalatyaSürgü, Bitlis-Mutki, Bursa- Uludağ, ÇanakklaeKazdağı, Eskişehir-Mihallıççık Kavak, Elazığ-
Guleman Heberte, Muğla-Fethiye Kuskavak

Nefrit
Demir içeren bir kalsiyum magnezyum silikat
olan nefrit aktinolit-tremolit serisine bağlı bir amfibol
cinsidir.
Nefritler genelde yeşil rengin tonlarında çatlaklı
bir yapı sunarlar. Nefrit mineraline Manisa'ya bağlı
Gördes-Borlu ilçeleri arasında rastlanır.
Rodonit ve Rodokrozit
Pembe renkli bir mangan silikat olan rodonit ile pembe renkli bir mangan
karbonat olan rodokrozit İzmir'de gözlenmiştir.

Yeşil Obsidyen
Volkanik lavların hızlı soğuması neticesinde
oluşan obsidiyenler Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Ege
Bölgesinde oldukça yaygın olarak bulunurlar. Genellikle
siyah ve kahverengi olan bu tür obsidiyenlerin süstaşı
olarak bir değeri yoktur. Ancak yeşil renkli obsidiyenler
dünyada oldukça nadir olarak bulunur. Türkiye'de koyu
yeşil renkli obsidiyenler, Doğu Anadolu'da Nemrut krateri
içerisinde andezitik ve perlitik volkanik ürünler arasında
bir miktar bulunabilmektedir.

Doç. Dr. Sabri KARADOĞAN

Mucevher Tasları ve Degerli Taslar


Mücevher Taşları ve Degerli Taşlar

18.Yüzyıla kadar Hindistan dünyanın tek ham elmas kaynağıydı. 19. Yüzyılın
ikinci yarısında, ilk ham elmas Afrika'da bulundu.




Şu anda başlıca elmas üreticisi ülkeler arasında Avusturalya, Zaire, Rusya,
Botswana, Güney Afrika sayılabilir.
Ham elmas çıkarma yöntemleri, ham elmasın kendini yerin yüzeyine ne
şekilde gösterdiğine bağlı olarak değişmektedir. Kimberlit hatlarının çıkarılması için
çukur açma yöntemi ya da "yeraltı madenciliği" gerekmektedir.
Kimberlit parçasından erozyon yoluyla kurtulan elmas kristalleri nehirlerle
taşınır. Buna "alüvyal madencilik" denir.
Kumlu kıyı katmanlarının kullanılması ise açık teras yapısıyla olmaktadır ki
buna da "deniz madenciliği" denir.
Ham elmas bulmak büyük endüstriyel operasyonların sonucu olabileceği gibi,
küçük ölçekli manuel yöntemler de mevcuttur. Bir karat pırlanta için ortalama 250 ton
kaya, kum ve çakılın çıkarılması gerekir. Dünyadaki yıllık üretim 100 milyon karata
eşittir ki bunun sadece yaklaşık %50'si mücevher kalitesindedir.
Ham elmas son şeklini ve parlaklığını alana kadar bir dizi işlemden geçer.
Hiçbir ham elmas bir diğerine benzemez. Bu yüzden ham elması en avantajlı bir
biçimde işlemek için ayrıntılı olarak incelemek ve en iyi berraklığı en az ağılırlık
kaybıyla elde etmeye çalışmak gerekir.

Oniks
Oniks veya Damarlı Akik (İngilizce karşılığı olan Onyx de sıklıkla kullanılır),
yarı değerli bir taş türüdür. Oniks ismi Asur dilinde "yüzük, halka" anlamına gelen
sözcükten türemiştir. Kuvars'ın kriptokristalin bir türü olan oniks, farklı renklerde
birçok katmana sahip olan bir taştır. Katmanların renkleri oldukça değişkendir ve
beyazdan siyaha kadar birçok farklı renkte olabilir.
Bir oniks türü olan Sardoniks (sardonyx) ise renkli şeritler kırmızının tonlarıdır.
Saf siyah oniks pek yaygın bulunsa da renkli oniksler kadar yaygın bulunmaz.
Bazen kalsit gibi faklı taşlara da hatalı bir şekilde oniks dendiği olmuştur. Oysa
örneğin kalsit, onikse oranla çok daha yumuşaktır ve daha yaygın bulunur. Kimyasal
formülü SiO2, silikon dioksit olan oniksin Mohs skalasına göre sertliği 7'dir.
Silis minerallerinden akikin bir türü olan oniks yarı-değerli bir taştır. Akik,
kalsedon olarak adlandırılan geniş bir mineraller grubunun üyesidir. Karneliyen ve
helyetrop (kantaşı) gibi değerli taşları da içeren kalsedonlar özellikle mücevher
yapımında kullanılır.
Oniksi diğer kalsedon türlerinden özelliği, birbirini izleyen siyah ve beyaz renkli
şeritlerinin olmasıdır. Aynı taşın kahverengi yada kırmızı şeritli türüne ise sardoniks
denir.
Bu ilginç renkli yapısı nedeniyle oniks çok eski zamanlardan beri
kuyumculukta ve vazo gibi küçük süs eşyalarının yapımında kullanılmaktadır. Çoğu
kez oyularak işlenir. İki tür oyma mücevher vardır; bunlar oymanın yapılış tarzına
göre adlandırılır. Kamayo yada kame denen türde, taşın zemini oyulur ve desen yada
figür taşın üzerinde kabartma halinde kalır; intaglio denen türde ise bu işlemin tersi
gerçekleştirilir ve desen yada figür oyularak hazırlanır. En nitelikli oniksler Hindistan
ve Güney Amerika'da çıkarılır.
Benzer görünümü nedeniyle zaman zaman oniksle karıştırılan bir kalsit türü
vardır. "Oniks mermeri" dene bu malzeme çok daha büyük cisimlerin yapımında
kullanılır. Eski Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar tapınaklarının yapımında oniks
mermerinden yararlanmışlardır. Cezayir, Fas ve Mısır'da zengin oniks mermeri
yatakları vardır.

Opal
Silin grubundan inorganik bir maddedir. Silisin hidratlı ve jelatinli bütün
çeşitlerini kapsar.
Opal bir koloittir; bileşiminde %3 ile %13 su bulunur.; görünümü yağsı veya
camsıdır, kırık yüzeyleri kavkıya benzer. Birçok çeşidi vardır, bunlar arasında en
tanınmışı asil opaldir. Çok güzel yanar-döner parıltılar verdiğinden mücevhercilikte
değerli taş olarak kullanılır. En güzel türleri Macaristan'da çıkarılır. Çok çeşitli ve
parlak renklerde bulunduğu için alevli opal, pullu opal, şark opali gibi adlar alır.
Meksika'da bulunan bit türü ticarette ateş opali, ballı opal, alev opali adıyla
bilinir; kırmızı, turuncu ve bazen yeşilimsi sarı renkte olan bu opal, ateş kırmızısı
tonlarında parıltılar yapar. 14
Diğer opal türleri şunlardır: saydam, yanar-döner, olmayan ve yumrulu yapıda
hiyalin, bileşimindeki hidrokarbonlar sebebiyle çeşitli renklerde bulunan çakmaktaşı;
yumru veye kabuk şeklinde bulunan kaşolon; hidrofan, menilit, gayzerit veya gayzer
silisleri gibi.
Opal önemli süs taşlarından biridir. Opaller, kesilip parlatılabilir. Opal aynı
zamanda oldukça popüler mineraller arasındadır ve müzeler en zarif ürünleri
alabilmek için rekabet halindedir.
En değerli opaller Avustralya, Amerika, Meksika ve Brezilya'da
Çıkartılmaktadır. Opal yataklarının bulunduğu diğer belli başlı ülkeler: Etiyopya, Çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Türkiye, Endonezya, Brezilya, Honduras,
Guatemala ve Nikaragua. Bir süs taşı olan Opalin literatüründe çok değişik
sınıflandırmaları vardır.

Pirit
Pirit, kübik sistemde billurlaşan demir sülfürdür. Özgül ağırlığı 5-5,02 arasında,
sertliği 6-6,5 arasında değişen piritin, billurları altın parlaklığındadır.
Elektriği iletir ve ısıtıldığında zayıf bir elektrik akımı üretir. Kavrulma sonunda
kükürt dioksit verdiğinden, sülfirik asit üretiminde kullanılır. Tortul kayaçlarda ve
başkalaşma kayaçlarında bulunur. En yaygın ve en bol sülfür mineralidir. Sahip
olduğu altın renginden dolayı, çoğu zaman altınla karıştırıldığından, "aptal altını"
(fool's gold) diye de anılır.
Magmatik ayrımlaşma ile oluşabilir. Magmatik kayalarda, kontakt metaformik
yataklarda, hidrotermal damarlarda, birincil ve ikincil olarak bazı sedimanter
kayalarda bulunur. Pirit kristalleri altın gibi güzel görünümlüdür. Sahte altın olarak da
adlandırılır. En büyük pirit yataklarına kontak metamormfizmaya uğramış kayaçlarda
rastlanır.
Pirit kolaylıkla ufalanarak hidratlı demir okside, götite veya limonite dönüşür.
Bol bulunan bir mineral olan pirit serttir; çekiçle vurulduğunda kıvılcım saçar. Sülfirik
asit üretiminde ve kükürt elde edilmesinde kullanılır.
En mühim pirit cevherleri İspanya'da Rio Tinto'dadır. Diğer mühim cevherler
Çekoslovakya, Arizona, Kanada, İtalya ve Japonya'dadır. Türkiye'de pirit cevheri
Karadeniz ve Doğu Anadolu'da bulunur. Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Siirt ve
Elazığ pirit cevheri bulunan başlıca illerdir.
Üzerinde altın rengi benekler oluşmuş çok güzel ve değişik görünümde bir
taştır. Pillere esin kaynağı olduğu iddia edilir. Yeraltı su seviyesinin piriti kesmesi
durumunda demirin oksitlenmesinden dolayı doğal eksi ve artı kutuplar ve bu kutuplar
arasında elektrik alan oluşur.

Strin
Sitrin kuvarsı veya sitrin topazı olarak da anılan, amber renginde bir değerli
taştır. Sarımsı, kahverengimsi veya kırmızımsı olabilir. Şeffaf olmayan bir kuvars
çeşididir. Doğal olarak nadir bulunan bir kuvars çeşidi olan sitrinin renginin kaynağı
yapısındaki demir katışıkları; hematit veya limonittir.
Ticari kullanımdaki sitrinlerin çoğu aslında suni olarak fırınlanmış ametist veya
dumanlı kuvastır. Bu şekilde suni olarak üretilmiş olan sitrinlerin rengi, genellikle
açık/soluk sarı renginde olan doğal sitrinlerden farklı olarak, daha çok turuncu veya 15
kırmızımsıdır. Doğal sitrinin en büyük ve önemli üreticisi ise Brezilya'dır. Bu üretimin
çoğu Brezilya'nın Rio Grande do Sul eyaletinde yapılır.
Sitrin çoğu kez çok daha değerli bir taş olan topaz ile karıştırılır. Hatta bazen
sitrin ismi topazın bir başka ismi olarak da hatalı bir şekilde kullanılır. Bunun nedeni
topazın turuncu veya sarımsı örneklerinin renk olarak sitrine benzemesidir.
Sarıdan açık kahveye doğru giden bir renk yelpazesi oluşturan sitrin, birçok
hastalığın iyileştirilmesinde kullanılmaktadır.

Topaz
Topaz florlu alüminyum silikat yapısında, kıymetli taş özelliğine sahip silikat
mineralidir. Beyaz topaz buji porseleni yapımında kullanılır. Isıya dayanıklılığı oldukça
yüksektir. Katışıksız zebercet renksiz olabilir ve pırlanta kesim yoluyla traşlandığında
elmasla karıştırılabilir.
Topaz sarı, mavi veya kahverenginin çeşitli tonlarında da olabilir. Taşın rengi
ekseriya kararsızdır ve güneş ışığında renk değiştirir. Mesela Sibirya'nın kahverengi
topazı güneş ışığında beyazlaşır.
1750'lerde ilk defa bir kuyumcu Brezilya topazının hafifçe ısıtıldığında
pembeleştiğini buldu. Ardından bu yöntem yaygınlaştı. Böylesi yanık topaza Çoğu
yerde Brezilya yakutu denir ve nadir bulunan tabii kırmızı topazla aynı isimle anılır.
Zebercet granit ve pegmatit kristalleri içinde bulunur. Brezilya'nın Ouro Preto
bölgesinde çok çıkar. Sibirya, Sri Lanka ve Nijerya'da da zebercet yatakları oldukça
fazladır.
Topazın sertliği 8, özgül ağırlığı 3,5 - 3,6 ve kristal sistemi ortorombiktir.
Zeytuni renkli ve bileşimi magnezyum-demir silikat olan krizolite de yanlışlıkla topaz
denilmektedir.

Turkuaz
Turkuvaz özellikle sıcak iklimli bölgelerde, başlıca Ortadoğu, Batı Amerika ve
Meksika'da bulunur. Değişik derecelerde kaliteleri vardır. Mesala, gerek Batı
Amerika'da gerekse İran'da bulunanlar soluk açık maviden, parlak koyu maviye kadar
tonları bulunabilmektedir. Turkuazın en güzelleri Nişapur ve İran'da bulunanlardır.
Fakat bu çok güzel olanların kaynakları tükenmiş durumdadır.
Dünyadaki üretimin çoğu Batı Amerika'da yapılmaktadır. Ancak bunların çok
azı süs maksadıyla kullanılabilecek kalitededir. Turkuaz, az miktarda bakır da
bulunan, alüminyum fosfatın bir hidratıdır. Rengi, az miktardaki bakırdan ileri
gelmektedir. Daha düşük kaliteli mavimsi yeşil turluvazlarda bir miktar demir vardır.
Turkuaz mineralinin kristalleri triklinik yapıdadır. Kırılma indisleri 1,61-1,65
özgül ağırlıkları 2,3-2,8 ve sertlikleri de 5-6 değerleri arasındadır. Nişapur turkuazları
yoğunluklu ve serttir. Özgül ağırlıkları 2,75, sertlikleri de 6 civarındadır. Mısır
turkuazları bunlar kadar güzel renkli olmamakla beraber 2,8'e yakın bir yoğunluğa
sahiptir.
Orta kaliteden düşük kaliteye kadar olan turkuazlar gözenekli olup, nem ve
deri yağını çekerler. Ter, cilt yağı ve kozmetikler bunların rengini bozar.16
Parlak açık mavi renginden dolayı eskiden beri çok kıymet verilen yarı şeffaf
veya şeffaf olmayan bir süs taşıdır. Eski Mısırlıların çağında bile çoktan mücevher
yapımı için kullanılmıştır.
Günümüzde suni üretilen turkuaz taşları gerçek turkuazın değerini azaltmıştır.
Uzmanlar bile gerçek turkuazları sunilerinden ayırt etmekte zorlanırlar.

Turmalin
Tumalinin en nadir üç türü, dünyanın en kıymetli taşları arasına girmeyi
başarmıştır. Bunlar; koyu pembe-kan kırmızısı renkteki rubelit, zümrüt rengindeki
krom türmalin ve gerçek bir hazine olarak kabul edilen, elektrik mavisi (neon)
rengindeki paraiba turmalindir.
Özellikle Pakistan ve civar ülkelerden Türkiye'ye kaçak olarak da gelen
rengarenk pırılıtılı taşlardır. Çeşitli renklerde - siyah, pembe, mavi vs.- olabilir. Uzun
ve ışınsal kristalli olanlar süs taşı sektöründe ve dekoratif eşya olarak tercih edilir.
Çoğunlukla altın takılara aksesuar olarak ekleniyor, modern hoş bir görüntü
veriyor.
Eksi kutuplara sahip, elektriksel özellikleriyle çok değişik ve olağan dışı bir
taştır. Mücevher ve süs eşyasında çok kullanılmaktadır.

Yakut (Ruby) 
Safirle birlikte corundum minerali ailesi üyesi olan yakut, eski dillerden olan
Sanskritçe'de taşların kralı anlamına gelen ratnaraj denirdi. En makbul renkleri canlı,
koyu kırmızılardır.
Erime noktası 2050 derce olan değerli bir taştır. Kırmızının çeşitli tonlarında
olabilmektedir. Yakuta kırmızı rengini veren, içlerindeki krom elementidir.
Doğal olmayan yakutlar da bulunmaktadır. sentetik olarak yapılanları ucuza
mal edilebilmektedir.
Yakutun sertliğin9,0'dır. Diğer bütün doğal değerli taşlar içinde daha sert olan
tek taş elmastır.
Yakutun kristal yapısı rombohedral sisteminde olup, içerisinde çatlak
gözükmemesine rağmen çok düzgün bir şekilde kesilebilir. Renkleri kırmızının tonları
ve hatta mordur. En kıymetli olanları güvercin kanı renginde olanlardır.
Yakut çok nadir olarak rastlanan bir mineraldir. En çok Burma'da bulunur.
Yakut'a kireçtaşı, granit ve yakut toprağı diye adlandırılan yerlerde rastlanır.
Burma'dan başka Afganistan, Seylan, Hindistan, Kamboçya, Tayland ve Tanzanya'da
çıkarılmaktadır.
Divan edebiyatında benzetmelere, mazmunlara konu olan yakutun en
kıymetlisine "yakut-ı Güryani" denir. Güneş ışınları nereye dik vurursa, oradaki
madenin çok kıymetli olacağı inancı vardır ki Gürhan yakutu böyledir. Mesela,
Bedehşan'da çıkarılan la'l taşına "la'l-i Bedehşan" adı verilir.
Yakut ve safir suni yoldan aslına çok yakın olan özelliklerde elde
edilebilmektedir. Yakut'un çok küçük parçalarının da sıkıştırılmasından daha büyük
parçalar elde edilebilir. Sun'i olarak elde edilen yakutların içi incelendiğinde tabi
olanda bulunmayan mikroskobik kabarcıklar ve oyuklara rastlanır. Sentetik olarak 17
elde edilen yakut ve safir ışıkla birlikte ultraviyole ışınını ve kızılötesi ışınını da
yansıtmadan geçirdiği için optik sanayinde, ısıya dayanıklı cam yapımında, çeşitli
bilimsel ve teknik cihazlarda kullanılır.
Yakutun tarihi önemi de vardır. Hindistan, Çin ve Orta Asya'da Türkler kama,
kılıç ve diğer silahlarını zümrüt ve yakutla süslemişlerdir. Osmanlı devletinde de
hanımların küpe, toka, broş, gerdanlık gibi ziynet eşyalarında yakut daima birinci
sırayı almıştır.

Safir (Sapphire) 
Asalet ve sadakatı simgelediği söylenen ve yakutla bilirlikte corundum minerali
ailesi üyesi olan safir, doğada genellikle mavi renk ve tonlarında bulunur. Safir,
kırmızı hariç tüm renklerde doğada görülebilir. Sadece kırmızı renkli bulunmazlar,
kırmızı renkli olanlara yakut denir.
Persliler, dünyanın kocaman bir safir taşa dayandığını ve taştan gelen
yansımayla havanın mavi olduğunu düşünmüşlerdir.
Safir (Gökyakut), alüminyum oksitin kristal formudur. Doğal olarak bulunur
yada üretilebilir. Dünyanın en pahalı ve değerli taşları arasında bulunan safirler, sert
ısılara dayanıklı ve muhteşem mavi renkte ve beyaz damarlı olurlar.
Dünya yüzünde en değerli ve ünlü safirler Hindistan'dan çıkmıştır. Mohs
ölçeğine göre safir elmastan sonra gelen sertlik derecesine sahiptir. Safirler saf iken
renksiz bir mineral olan korindonun bir çeşididir.
Korindonun kırmızı renkli olanları hariç bütün diğer cevher çeşitlerine safir taşı
denir.
Hakim rengi yeşil olan zümrüt ve hakim rengi turkuaz olan firuzeden farklı
olarak, pırlantadan sonra en sert değerli taş olarak bilinen safirin hakim rengi mavidir.
Her ne kadar renk skalasında sarıdan, turuncudan ve yeşilimsi tonlara kadar muhtelif
renkteki örnekleri birçok diğer taşta olduğu gibi görülebilse bile, safir, öncelikle gece
göğünün renkleriyle karakterizedir. Bu nedenle de eski kültürlerde "göklerin taşı" diye
nitelendirilmiştir.
Çok değerli bir mücevher olması onları aranılan bir hale getirmiştir. Bugün
bilinen en büyük safir, 563 kıratlık Hindistan Yıldızı'dır ve New York Doğal Tarih
Müzesinde teşhir edilmektedir. 330 Kıratlık olan bir diğer safir ise Asya'nın Yıldızı adlı
taştır ve Washington'da sergilenmektedir.


Dicle Üniversitesi. S. Karadoğan

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Tasların Siniflandirilmasi



       

2.1. Taşların Sınıflandırılması 
         
Kuyumculukta kullanılan taşlar üç gruba ayrılırlar:

Ø  Değerli taşlar
Ø  Yarı değerli taşlar
Ø  Sentetik taşlar

2.1.1. Değerli Taşlar 

2.1.1.a. Elmas ve Pırlanta 

Doğada saf halde bulunurlar ve renksizdirler.Ham elmas taş kesim ustaları tarafından
çeşitli parçalara kesilir.Daha sonra yüzeyler meydana getirilir. Bu yüzeylere faseta denir.

Doğal  elmas,  yer  kabuğunun  derinliklerinde  ortaya  çıkar.  Yüzeyden  150  kilometre
kadar derinliklerde  oluşan basınç ve sıcak, karbon atomlarının  elması oluşturmasına neden
olur. Yer kabuğu hareketleri özellikle volkanik patlamalar, elmasların yer kabuğu yüzeyine
taşınmasına  neden  olurlar.  Pırlanta  insan  elinin  ve  sanatın  elması  dönüştürdüğü  paha
biçilmez ve göz kamaştırıcı bir eserdir. Elmasın sertlik derecesi 10'dur ve en sert maddedir.
En çok Avustralya, Gana, Zaire, Güney Afrika, ABD ve Rusya'da çıkartılır. Bir ton kayacın
işlenmesi ile ancak 2,9 karatlık elmas elde edilebilir.  Pırlanta,ışığı daha iyi yansıtabilmesi
için  altı  sivri  olarak  işlenir.Fasetalar  yani  yüzeyler  alt  kısma  doğru  uzanır.  Bunun  nedeni
taşın daha fazla ışık vermesini sağlamaktır.Ayrıca köşeli,dikdörtgen ve oval olarak işlenmiş
pırlantalarda vardır.

Elmaslar  pırlantalardan  farklı  şekilde  işlenirler.Yalnız  üst  kısımlarında  fasetaları
vardır.Taşın  alt  kısmı  düz  bırakılır.Elmas  mücevher  üzerine  takılırken  alt  kısımları  kapalı
olur.Monte  esnasında  taşın  alt  kısmına  foya  denilen  nesne  yerleştirilir  ve  parlaması  böyle
  16

2.1.1.b. Zümrüt 
 
Doğada açık yeşil ve koyu yeşil,ışığı fazla yansıtmayan saydam değerli bir taş olarak
bulunurlar.

2.1.1.c. Safir 

Safir (Gökyakut), alimünyum oksit'in (Al2O3) kristal formudur. Doğal olarak bulunur
ya da üretilebilir ve koyu mavi renge sahiptir. Korindonun kırmızı renkli olanları hariç bütün
diğer cevher çeşitlerine Safir taşı denir.

2.1.1.d. Yakut 

Doğada bulunur ve kırmızı renklidir.

2.1.2. Yarı Değerli Taşlar 
         
Doğada maden olarak çıkartılırlar.çok çeşitleri vardır.

2.1.2.a. Akik 

Bir  kripto  kristalin  kuvars  türü  olan  agat  (akik)  renk  ve  renk  tabakalarının
farklılıklarına  göre  bantlı  agat,  gözlü  agat,  yosunlu  agat  gibi  isimler  alır.  Çok  renklerde
bulunur.Şeffaf beyazdan siyaha kadar her rengi vardır.

2.1.2.b. Topaz 

Topaz ya da Zebercet, flüorlu alüminyum silikat Al2SiO4(OH,F)2 yapısında, kıymetli
taş  özelliğine  sahip  silikat  mineralidir..Kristalize  şeffaf  bir
taştır.Renksiz,mavi,yeşil,kahverengi,ve  sarı  karışımı  renkleri  vardır.  Isıya  dayanıklılığı
oldukça yüksektir. Taşın rengi ekseriya kararsızdır ve güneş ışığında renk değiştirir.

2.1.2.c  Akuvamarin 

Kıymetli taşlardan olup berilin şeffaf ve silikatlı bir türüdür. Şeffaf bir taş olup deniz
mavisi  rengindedir.  Bugüne  dek  en  büyük  aquamarin,  1910  yılında  Brezilya’nın  Minas
Gerais bölgesindeki Marambaia’dan çıkarılmıştır. Ağırlığı 110  kg  dan fazla olup (520.000
karat) 48,5 cm uzunluğunda ve 42 cm çapındadır.

2.1.2.d. Onx 

Siyah renkli yada siyah beyaz bantlı bir kriptokristalin kuvars türü olan Oniks doğada
tek renk olarak bulunur.


2.1.2.e. Mercan 

Denizlerde  yaşayan  bitki  Türü  bir  hayvandır.Görünüşü  çatallara  ayrılmış  bir  ağaç
dalına  benzerler.Beyaz,pembe,kırmızı,koyu  siyah  renkleri  vardır.Denizden  çıktığında
matlaşan mercan işlendikten sonra kendi doğal renk tonlarına kavuşur.

2.1.2.f. İnci 

İstiridye  cinsi  bazı  kabuklu  su  hayvanlarının  içinden  çıkan  sedef  renginde  yuvarlak
sert  taneciklerdir.Sert  sedef  rengindedirlerGri,pembe,beyaz,siyah  renkleri  vardır  Sıcak  ve
ılıman bölge denizlerde yaşıyan yumuşakçalarda rastlanır. Günümüzde içinde inci meydana
gelen yumuşakçalar yetiştirilerek, kültür inci üretimi önem kazanmıştır.

Siyah ve sarı renkli bir taştır. Kehribarın oluşumu reçinedir ancak; artık soyu tükenmiş
bir  çeşit  çam  ağacının  reçinesinin  fosilleşmesi  ile  oluşmuştur.  Fosilleşmiş  olduğundan
dolayı, organik kökenli taşlar arasında yer almaktadır

2.1.2.j. Opal 

Opal,  molekül  kafesinde  su  bulunan  mikrokristal  yapılı  bir  kuvars  türüdür.  Değerli
opal,  ateş  opali  ve  basit  opal  olarak  üç  ana  gruba  ayrılır.Gökkuşağının  tüm  renklerini
üzerinde taşıya bir taştır.

2.1.3. Sentetik Taşlar 

Teknolojik  olarak kimyasallarla yapılan taşlardır. Ham  maddesi  genellikle  kuvarstır.
Çok çeşitli renklerle üretilirler.

MEGEP- Kuyumculuk Teknolojisi

9 Mayıs 2013 Perşembe

Mihlama Hakkında Genel Bilgi



Kıymetli  metal  alaşımlarından  yapılmış  takıların(yüzük,küpe,kolye  vs.)  metal
gövdeleri(montür) üzerine taş takma işlemine mıhlama sanatı denir.Mıhlama takı imalatının
önemli bir aşamasıdır.

Takılara  kıymetli  metalden  daha  pahalı  olan  taşlar  da((elmas,zümrüt,yakut,safir)
mıhlanır.Böyle takıların ismi mücevher olur.

Mücevherin  albenisini  arttıran,  değerini  ikiye  katlayan  ustaların  çalıştığı  bir  alandır
mıhlama sanatı.

Kıymetli  taşları  montürlere  mıhlayanlar,  yani  takıya  giysilerini  giydirenler,nazlı
olur,az konuşur, susarlar. Gerçekten reklamı ve konuşmayı pek sevmezler.

Haklılar.  Usta'yı  altın  bir  montüre  pırlanta  yerleştirirken  yani  mıhlarken  izlemek
onlara hak vermek için yeter. Luplar, iğne deliğinden küçük boşluklardır ve toplu iğne başı
kadar küçük pırlantalar ile çalışırlar.Usta, hiç konuşmaz haklı olarak. Yaptığı işi anlatmanın
en iyi yolu bu. "Arif olan anlasın "dır.
Kıymetli  bir  mücevher  parçası  bulup  taşlarını  inceleyin,  işte  o  taşları,  o  sizin
seçmekte, saymakta güçlük çektiğiniz taşları altın montüre mıhlama ustaları yerleştiriyor. Bu
zor iş ne kadar ustalıkla yapılırsa takının değeri o kadar artar.

Kapalıçarşı’da  mücevher  işiyle  uğraşan  esnaf  söyle  diyor:  "Bir  mıhlama  ustası
küçücük bir taşı bile görkemli bir hale getirebilir”.

Bu takı işinin en gizemli yeri mıhlayıcıların tezgahıdır. Onları, taş mıhlarken izlemek
büyüleyicidir.

Elinize kıymetli bir takı geçerse onu takmadan önce uzun uzun inceleyin, onun için
dökülen  emeği  düşünün  ve  onu  güzel  taşıyın,  bu  uğurda  dökülen  emek  bunu  fazlasıyla
hakkediyor.

Mıhlama  basit  bir  taş  takma  işi  gibi  görünebilir  ancak  son  derece  önemli  görevleri
üstlenmiş olan mıhlayıcı ustaları, hem işletmeye hem de ülke turizmi ve ekonomisine büyük
katkı yapmaktadırlar.

MEGEP 
(MESLEKÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN 
GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) 

KUYUMCULUK TEKNOLOJİSİ 
 MIHLAMA 

 ANKARA 2006

News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler