Bu Blogda Ara

saray mücevherleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saray mücevherleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2013 Pazartesi

Tek tas pirlanta saraylara laik taslar

 














 
Saraylı kadınların vazgeçilmezlerinden biri de değerli taşlardı. Sultan Abdülmecid'in kızı Münire Sultan evlenirken nişan armağanları arasında en dikkat çeken binlerce lira değerinde bir tek taş pırlanta yüzük.
Günümüzde mücevher denince akla hemen pırlanta geliyor. Artık düğünden, doğuma kadar her alanda pırlanta öncelikli tercih. Renkli taşlar ise yeni yeni pırlanta ile kombin edilerek kullanılmaya başlanıyor. Ancak geçmişte ise her tür değerli taş mücevherlerde kullanılıyordu. Mücevherlerin en çok kullanıldığı yer ise Osmanlı saraylarıydı. Geçmişte mücevherin anlamına ve kullanımına bir göz atalım istedik.

Statünün sembolüydü

Mücevherler Osmanlı sarayında sadece bir süslenme aracı değil, sosyal statüyü de gösteren ve farklı farklı anlamları olan nesnelerdi. Topkapı Sarayı'nda ihtişamlarıyla göz kamaştıran mücevherler, onları döneminde kullananlar hakkında da bilgi verirdi. Özellikle 16. yüzyıldan sonra saray yaşamında yer alan mücevherler gerek haremin gerekse devlet adamlarının kılık kıyafetlerinde vazgeçilmez ögeler oldu. Mücevherler genelde altın, gümüş, bağa, fildişi, sedef gibi malzemeler elmas, pırlanta, inci, yakut, zümrüt, firuze, lâl, zebercet, safir, mercan, yeşim gibi taşlarla birleştirilirdi.

Mücevher padişahın gücünü gösterir

Padişahların kullandığı takılar onun önemini yansıtacak şekilde seçilirdi. Padişahlar törenlerde çok gösterişli sorguçlar kullanırlardı. Günlük kullanımlarında ise kemer tokaları, yakut, zümrüt, elmas taşlı yüzükler, zihgirler, nişanlar, elbiselerin, terlik ve ayakkabıların süslendiği çeşitli mücevherleri sayabiliriz. Taht ve askı ise hükümdarlık alametiydi. Askılarda daha çok zümrüt kullanılırdı. Tahtlar altın, inci, elmas, yakut, lâl, zebercet ve zümrütle işlenirdi.

Sultana da tek taş pırlanta

Saray deyince tabi gösterişli düğünleri anmadan olmaz. Sultan kızlarının evlenmesinde çeyizde önemli bir yer tutardı mücevherler. Evlenirken bir padişah kızına bir elmas isfehan, bir elmas bilezik, bir elmaslı çaprast, bir zümrüt küpe takılır, mücevherle süslenmiş pabuçlar giyilirdi. Sultan 2. Mahmud'un kızı Mihrimah Sultan evlenirken çeyizinde mücevher dolu çekmeceler ve kutular olduğu söylenir. Geç dönemlerde düğünlerdeki tercih de pırlantadan yana olmuş. Sultan Abdülmecid'in kızı Münire Sultan evlenirken nişan armağanları arasında en dikkat çeken binlerce lira değerinde bir tek taş pırlanta yüzük, üstü tek taş elmas olan salkımlı bir çift küpeydi. Refia Sultan evlenirken ise çeyizinde gerdanlık, göğüslük, taç, küpe ve bilezik vardı.

Farklı taşlar bir arada

Saray kadınlarının takılarında ise bu değerli taşların hepsinin kullanıldığını görüyoruz. Osmanlı kadınları farklı karakterdeki bir çok değerli taşı yan yana takmıştır: elmas, zümrüt, yakut, safir, firuze, inci, elmas, bilezikler, gerdanlıklar, yüzükler, küpeler… 19. Yüzyıl saray kadınlarında ise daha çok pırlanta öne çıkar. Tektaş pırlantalar ve salkımlı pırlantalı küpeler. Elmas taçlar da nadide mücevherlerdendir.

Sarayda mücevherler günlük hayatta pek çok eşyada kullanılırdı. Kur'an mahfazaları, yelpazeler, yastık kılıfları, beşikler, ayna, tarak, kese, cüzdan, cep saati, matara, maşrapa, sürahi, ibrik, bardak, tas, tabak, kaşık, tuzluk, fincan, tepsi, buhurdan, gülabdan, kandil lamba avize, nargile, ney, satranç takımı, asa, sineklik, şemsiye gibi pek çok eşyanın yanı sıra savaş aletleri de mücevherler işlemeliydi.


YENİ ŞAFAK

Foto: Demirsoy Mücevher

7 Haziran 2013 Cuma

Osmanlı'nın Ihtisami Mucevherleri ile Boy Gosterirdi.

Yeni Şafak-Topkapı Sarayı'ndan içeri girince Osmanlı'nın ihtişamıyla yüz yüze geliriz. Padişahların oturduğu tahtların, savaşta giydikleri zırhların, elbiselerin, kullandıkları hançerlerin birbirinden değerli taşlarla bezendiğini görürüz. Sarayı gezerken benim gibi içinden "Osmanlı padişahları da amma mücevher meraklısıymış, savaşa giderken ne kadar süsleniyorlarmış, tahtların etrafında ne çok mücevher var! 

Padişahın şanı mücevherle yürür

Elmas deyince aklımıza hemen bir kadın takısı gelir değil mi? Ya da pırlanta? Belki en fazla zümrütten bir yüzüğü bir erkeğin parmağında düşünebiliriz. Ama söz konusu mekan bir Osmanlı sarayı ise, burada gördüğünüz mücevherleri, takıları saraydaki kadınlarda değil padişahların üzerinde hayal etmeniz gerekir

Yeni Şafak- Üstelik bu tahtlar hiç de rahat görünmüyor" deyip dudak bükenlerden iseniz size tavsiyemiz bir de Topkapı Sarayı'nı mimar, sanat tarihçisi ve tarihi roman yazarı Gül İrepoğlu ile gezmeniz. Biz bu hafta öyle yaptık. Sarayı hem Gül İrepoğlu ile gezdik hem de yazarın yeni çıkan "Osmanlı Saray Mücevheri – Mücevher Üzerinden Tarihi Okumak"adlı kitabını karıştırdık. Osmanlı tarihine mücevherler aracılığıyla ışık tutan kitap Bilkent Kültür Girişimi (BKG) yayınları tarafından çıkarılmış ve 16 yıllık bilimsel bir araştırmanın ürünü. Kitapta, 600 yıl sürmüş bir imparatorluğun göz kamaştıran mücevher eşya ve takıları, kendilerine özgü hikayeleri yer alıyor. Diğer taraftan mücevherin yüzyıllar içinde kullanım şeklinin nasıl değişime uğradığı anlatılıyor. Mesela Osmanlı'nın ihtişamlı döneminde eşya ve takılar daha mütevazi iken gerileme dönemiyle birlikte eşya ve takılarla ihtişamın hala devam ettiği mesajının verildiğini öğreniyoruz.


SARAYIN EŞYALARINDAN AKÇE YAPTIRMIŞ
Öğrendiğimiz bir başka ilginç bilgi ise Kanuni Sultan Süleyman'a ait. Osmanlı tarihinde bazen değerli madenler devletin ihtiyaçları sebebiyle bozdurulurmuş. Mesela Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar seferine giderken saraydaki bazı eşyaları çıkartıp akçe olarak kestirmiş. Bu nedenle o döneme ait değerli eşyaların sayısı az.
Osmanlı'da pırlanta ve değerli madenler güç gösterisi olarak kabul ediliyor. Padişahın zevkine bağlı bir şey değil. Beğenmese de kendi konumu gereğince her hafta Cuma selamına çıkarken halkına en güçlü en süslü en zengin şekilde görünmeye mecbur. Savaş gereçleri de mücevherden yapılmış. İkisi aslında birbiriyle hiç bağdaşmıyor gibi görünüyor. Fakat aslında çok iyi bağdaşıyor çünkü törensel eşyalar. Savaşta zafer sonrasında padişah tahta oturuyor, bütün bunları giyiyor ve dosta düşmana gösteriyor. Mücevherlerin tarihsel süreci ise şöyle; 16. Yüzyıl en ihtişam yüzyılı olduğundan son derece zengin taş ve incelik kullanılmış. 17. yüzyılın ikinci yarısına ait mücevherler günümüze pek gelememiş nedeni de bulundukları Edirne Sarayı'nda çıkan yangın. 18. Yüzyılda da devletin başarısızlığını örtmek için ihtişam var. 19. Yüzyılında çok daha Avrupai hatlar oluşuyor.
ZÜMRÜT KARA SEVDAYI İYİLEŞTİRİYOR
Osmanlı hazinesinde kullanılan taşların çok özel anlamları bulunuyor. Örneğin, Firuze taşı yenilmezlik simgesi olarak kabul ediliyor bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman'ın tahtının ortasına bir tane Firuze taşı koyuyorlar. Diğer kullanılan taş ise elmas, onun da güç verdiğine dair bir inanış var. Elmasın aynı zamanda melankoliye de iyi geldiği biliniyor. Zümrüt kara sevdayı iyileştirerek böbrek taşına iyi geliyor. Yakut ise eğer dil altına konursa kişiye ferahlık veriyor. Zümrüt taşının hazinede sıkça kullanılmasının nedeni de hem anlam bakımından hem de elde edilmesi kolay olması.
ÇÖPLÜKTEN ÇIKAN ELMAS
Kaşıkçı Elması, hazinenin en önemli parçalardan biri... 17. Yüzyılda Avcı Mehmet döneminde kaydedildiği biliniyor. Elmasın hikâyesi şöyle; Şehir dışında bir çöplükte bulunuyor. Bir kaşıkçı tarafından kaşık karşılığında alınıyor. Hazinedar başının haberi olduktan sonra el konularak hazineye getirtiliyor. Etrafındaki çift sıra pırlanta 18. Yüzyılda ilave edilmiş. Analitik geometri 17. Yüzyılda ortaya çıkıyor. Bu nedenle pırlanta kesimi de ona paralel olarak ortaya çıkıyor. Kaşıkçı elmasını daha sonraları Sultan Abdülhamit sorguç olarak takmıştır. Sarayda az miktarda kadın mücevheri var. Hediye edildikten sonra, evlenip saraydan ayrılınca götürüldüğünden muhafaza edilmesi güç oluyor.
EN ÖNEMLİ HÜKÜMDARLIK ALAMETİ: SORGUÇLAR
Sorguç, Osmanlı'da en önde gelen hükümdarlık alameti olarak sayılıyor. Yalnızca Osmanlılara ait değil aynı zamanda Doğu geleneği. Her padişah en az bir, en fazla üç tane sorguç takıyor. Bir padişah öldüğünde diğer padişahın başa geçmesi (biat) tahta çıkma töreni yapılırken mutlaka bir sorguç takılıyor.
OSMANLI'DA GÜCÜN SİMGESİ: MÜCEVHERLER
Sergilenen değerli eşyaların tamamı kullanılmak için yapılmamış. Buradaki amaç Osmanlı'nın gücünü simgesel olarak ispatlamak. Bu nedenle tören eşyaları son derece önemli. Örneğin 18. Yüzyıl devletin gücünü giderek yitirdiği bir dönem. Ancak kaybedilen bu güç abartılı mücevherlerle telafi ediliyor, bir tür örtünüyor. İran şahı Nadir Şah ile 1. Mahmut arasında yapılan savaşın sonunda birbirlerine güç göstergesi olarak hediye yolluyorlar.
EN DEĞERLİ TAHT VE CAMİ AYNI MİMARIN ELİNDEN
Hazinenin en önemli parçalarından biri Sultanahmet Cami mimarı Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılan taht. 17 yüzyıl başı Osmanlı bezemesinin tam bir manifestosu olarak kabul ediliyor. Su mataraları, kalemlikler, Kur'an kapları, zırhlar ve bunun gibi pek çok eşya mevcut. Dikkati çeken bir husus da hazinedeki eşyaların takılardan çok daha fazla yer tutması. Bayram tahtı, törenlerde kullanılıyor.
Tören nerede yapılacaksa taht on parçaya bölünerek törenin yapıldığı mekâna götürülüyor. Ceviz üzerine altın kaplama.
HAZİNEDE YAVUZ SULTAN SELİM'İN MÜHRÜ VAR
Yavuz Sultan Selim 16. Yüzyılın başında doğu seferi hem de Mısır seferi ile hazineye büyük zenginlik katmış bir padişah. Şöyle bir sözü de var; "Ben hazineyi zenginleştirdim bu mühürle kapatıyorum. Benden sonra kim daha da çok yapabilirse onun mührüyle kapansın". Ancak bu öylesine meydan okuyucu bir söz ki hazine daima onun mührüyle kapatılmış bu hiç değişmemiş.
EN DEGERLİ HANÇER 1. MAHMUT'UN
Hançer, sarayın çok önemli iki parçasından biri... 18. Yüzyılın çok karakteristik bir özelliğini yansıtıyor. 18. yüzyıl değişim ve gösteriş yüzyılı olarak biliniyor. Sultan 1. Mahmut'un Nadir Şah'ın yolladığı tahta karşılık hazırlattığı en önemli armağan. Taht geldikten hemen sonra bu hediyelerle birlikte yola çıkılıyor. Tam İran sınırını geçtikleri bir sırada Nadir Şah'ın suikaste kurban gittiği haberini alıyorlar. O yüzden geri dönüyorlar. Hem taht hem de hazırlanan hediyeler bize kalıyor.
BÜŞRA SÖNMEZIŞIK -YENİ ŞAFAK- 16 EYLÜL 2012,
saray mücevherleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saray mücevherleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2013 Pazartesi

Tek tas pirlanta saraylara laik taslar

 














 
Saraylı kadınların vazgeçilmezlerinden biri de değerli taşlardı. Sultan Abdülmecid'in kızı Münire Sultan evlenirken nişan armağanları arasında en dikkat çeken binlerce lira değerinde bir tek taş pırlanta yüzük.
Günümüzde mücevher denince akla hemen pırlanta geliyor. Artık düğünden, doğuma kadar her alanda pırlanta öncelikli tercih. Renkli taşlar ise yeni yeni pırlanta ile kombin edilerek kullanılmaya başlanıyor. Ancak geçmişte ise her tür değerli taş mücevherlerde kullanılıyordu. Mücevherlerin en çok kullanıldığı yer ise Osmanlı saraylarıydı. Geçmişte mücevherin anlamına ve kullanımına bir göz atalım istedik.

Statünün sembolüydü

Mücevherler Osmanlı sarayında sadece bir süslenme aracı değil, sosyal statüyü de gösteren ve farklı farklı anlamları olan nesnelerdi. Topkapı Sarayı'nda ihtişamlarıyla göz kamaştıran mücevherler, onları döneminde kullananlar hakkında da bilgi verirdi. Özellikle 16. yüzyıldan sonra saray yaşamında yer alan mücevherler gerek haremin gerekse devlet adamlarının kılık kıyafetlerinde vazgeçilmez ögeler oldu. Mücevherler genelde altın, gümüş, bağa, fildişi, sedef gibi malzemeler elmas, pırlanta, inci, yakut, zümrüt, firuze, lâl, zebercet, safir, mercan, yeşim gibi taşlarla birleştirilirdi.

Mücevher padişahın gücünü gösterir

Padişahların kullandığı takılar onun önemini yansıtacak şekilde seçilirdi. Padişahlar törenlerde çok gösterişli sorguçlar kullanırlardı. Günlük kullanımlarında ise kemer tokaları, yakut, zümrüt, elmas taşlı yüzükler, zihgirler, nişanlar, elbiselerin, terlik ve ayakkabıların süslendiği çeşitli mücevherleri sayabiliriz. Taht ve askı ise hükümdarlık alametiydi. Askılarda daha çok zümrüt kullanılırdı. Tahtlar altın, inci, elmas, yakut, lâl, zebercet ve zümrütle işlenirdi.

Sultana da tek taş pırlanta

Saray deyince tabi gösterişli düğünleri anmadan olmaz. Sultan kızlarının evlenmesinde çeyizde önemli bir yer tutardı mücevherler. Evlenirken bir padişah kızına bir elmas isfehan, bir elmas bilezik, bir elmaslı çaprast, bir zümrüt küpe takılır, mücevherle süslenmiş pabuçlar giyilirdi. Sultan 2. Mahmud'un kızı Mihrimah Sultan evlenirken çeyizinde mücevher dolu çekmeceler ve kutular olduğu söylenir. Geç dönemlerde düğünlerdeki tercih de pırlantadan yana olmuş. Sultan Abdülmecid'in kızı Münire Sultan evlenirken nişan armağanları arasında en dikkat çeken binlerce lira değerinde bir tek taş pırlanta yüzük, üstü tek taş elmas olan salkımlı bir çift küpeydi. Refia Sultan evlenirken ise çeyizinde gerdanlık, göğüslük, taç, küpe ve bilezik vardı.

Farklı taşlar bir arada

Saray kadınlarının takılarında ise bu değerli taşların hepsinin kullanıldığını görüyoruz. Osmanlı kadınları farklı karakterdeki bir çok değerli taşı yan yana takmıştır: elmas, zümrüt, yakut, safir, firuze, inci, elmas, bilezikler, gerdanlıklar, yüzükler, küpeler… 19. Yüzyıl saray kadınlarında ise daha çok pırlanta öne çıkar. Tektaş pırlantalar ve salkımlı pırlantalı küpeler. Elmas taçlar da nadide mücevherlerdendir.

Sarayda mücevherler günlük hayatta pek çok eşyada kullanılırdı. Kur'an mahfazaları, yelpazeler, yastık kılıfları, beşikler, ayna, tarak, kese, cüzdan, cep saati, matara, maşrapa, sürahi, ibrik, bardak, tas, tabak, kaşık, tuzluk, fincan, tepsi, buhurdan, gülabdan, kandil lamba avize, nargile, ney, satranç takımı, asa, sineklik, şemsiye gibi pek çok eşyanın yanı sıra savaş aletleri de mücevherler işlemeliydi.


YENİ ŞAFAK

Foto: Demirsoy Mücevher

7 Haziran 2013 Cuma

Osmanlı'nın Ihtisami Mucevherleri ile Boy Gosterirdi.

Yeni Şafak-Topkapı Sarayı'ndan içeri girince Osmanlı'nın ihtişamıyla yüz yüze geliriz. Padişahların oturduğu tahtların, savaşta giydikleri zırhların, elbiselerin, kullandıkları hançerlerin birbirinden değerli taşlarla bezendiğini görürüz. Sarayı gezerken benim gibi içinden "Osmanlı padişahları da amma mücevher meraklısıymış, savaşa giderken ne kadar süsleniyorlarmış, tahtların etrafında ne çok mücevher var! 

Padişahın şanı mücevherle yürür

Elmas deyince aklımıza hemen bir kadın takısı gelir değil mi? Ya da pırlanta? Belki en fazla zümrütten bir yüzüğü bir erkeğin parmağında düşünebiliriz. Ama söz konusu mekan bir Osmanlı sarayı ise, burada gördüğünüz mücevherleri, takıları saraydaki kadınlarda değil padişahların üzerinde hayal etmeniz gerekir

Yeni Şafak- Üstelik bu tahtlar hiç de rahat görünmüyor" deyip dudak bükenlerden iseniz size tavsiyemiz bir de Topkapı Sarayı'nı mimar, sanat tarihçisi ve tarihi roman yazarı Gül İrepoğlu ile gezmeniz. Biz bu hafta öyle yaptık. Sarayı hem Gül İrepoğlu ile gezdik hem de yazarın yeni çıkan "Osmanlı Saray Mücevheri – Mücevher Üzerinden Tarihi Okumak"adlı kitabını karıştırdık. Osmanlı tarihine mücevherler aracılığıyla ışık tutan kitap Bilkent Kültür Girişimi (BKG) yayınları tarafından çıkarılmış ve 16 yıllık bilimsel bir araştırmanın ürünü. Kitapta, 600 yıl sürmüş bir imparatorluğun göz kamaştıran mücevher eşya ve takıları, kendilerine özgü hikayeleri yer alıyor. Diğer taraftan mücevherin yüzyıllar içinde kullanım şeklinin nasıl değişime uğradığı anlatılıyor. Mesela Osmanlı'nın ihtişamlı döneminde eşya ve takılar daha mütevazi iken gerileme dönemiyle birlikte eşya ve takılarla ihtişamın hala devam ettiği mesajının verildiğini öğreniyoruz.


SARAYIN EŞYALARINDAN AKÇE YAPTIRMIŞ
Öğrendiğimiz bir başka ilginç bilgi ise Kanuni Sultan Süleyman'a ait. Osmanlı tarihinde bazen değerli madenler devletin ihtiyaçları sebebiyle bozdurulurmuş. Mesela Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar seferine giderken saraydaki bazı eşyaları çıkartıp akçe olarak kestirmiş. Bu nedenle o döneme ait değerli eşyaların sayısı az.
Osmanlı'da pırlanta ve değerli madenler güç gösterisi olarak kabul ediliyor. Padişahın zevkine bağlı bir şey değil. Beğenmese de kendi konumu gereğince her hafta Cuma selamına çıkarken halkına en güçlü en süslü en zengin şekilde görünmeye mecbur. Savaş gereçleri de mücevherden yapılmış. İkisi aslında birbiriyle hiç bağdaşmıyor gibi görünüyor. Fakat aslında çok iyi bağdaşıyor çünkü törensel eşyalar. Savaşta zafer sonrasında padişah tahta oturuyor, bütün bunları giyiyor ve dosta düşmana gösteriyor. Mücevherlerin tarihsel süreci ise şöyle; 16. Yüzyıl en ihtişam yüzyılı olduğundan son derece zengin taş ve incelik kullanılmış. 17. yüzyılın ikinci yarısına ait mücevherler günümüze pek gelememiş nedeni de bulundukları Edirne Sarayı'nda çıkan yangın. 18. Yüzyılda da devletin başarısızlığını örtmek için ihtişam var. 19. Yüzyılında çok daha Avrupai hatlar oluşuyor.
ZÜMRÜT KARA SEVDAYI İYİLEŞTİRİYOR
Osmanlı hazinesinde kullanılan taşların çok özel anlamları bulunuyor. Örneğin, Firuze taşı yenilmezlik simgesi olarak kabul ediliyor bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman'ın tahtının ortasına bir tane Firuze taşı koyuyorlar. Diğer kullanılan taş ise elmas, onun da güç verdiğine dair bir inanış var. Elmasın aynı zamanda melankoliye de iyi geldiği biliniyor. Zümrüt kara sevdayı iyileştirerek böbrek taşına iyi geliyor. Yakut ise eğer dil altına konursa kişiye ferahlık veriyor. Zümrüt taşının hazinede sıkça kullanılmasının nedeni de hem anlam bakımından hem de elde edilmesi kolay olması.
ÇÖPLÜKTEN ÇIKAN ELMAS
Kaşıkçı Elması, hazinenin en önemli parçalardan biri... 17. Yüzyılda Avcı Mehmet döneminde kaydedildiği biliniyor. Elmasın hikâyesi şöyle; Şehir dışında bir çöplükte bulunuyor. Bir kaşıkçı tarafından kaşık karşılığında alınıyor. Hazinedar başının haberi olduktan sonra el konularak hazineye getirtiliyor. Etrafındaki çift sıra pırlanta 18. Yüzyılda ilave edilmiş. Analitik geometri 17. Yüzyılda ortaya çıkıyor. Bu nedenle pırlanta kesimi de ona paralel olarak ortaya çıkıyor. Kaşıkçı elmasını daha sonraları Sultan Abdülhamit sorguç olarak takmıştır. Sarayda az miktarda kadın mücevheri var. Hediye edildikten sonra, evlenip saraydan ayrılınca götürüldüğünden muhafaza edilmesi güç oluyor.
EN ÖNEMLİ HÜKÜMDARLIK ALAMETİ: SORGUÇLAR
Sorguç, Osmanlı'da en önde gelen hükümdarlık alameti olarak sayılıyor. Yalnızca Osmanlılara ait değil aynı zamanda Doğu geleneği. Her padişah en az bir, en fazla üç tane sorguç takıyor. Bir padişah öldüğünde diğer padişahın başa geçmesi (biat) tahta çıkma töreni yapılırken mutlaka bir sorguç takılıyor.
OSMANLI'DA GÜCÜN SİMGESİ: MÜCEVHERLER
Sergilenen değerli eşyaların tamamı kullanılmak için yapılmamış. Buradaki amaç Osmanlı'nın gücünü simgesel olarak ispatlamak. Bu nedenle tören eşyaları son derece önemli. Örneğin 18. Yüzyıl devletin gücünü giderek yitirdiği bir dönem. Ancak kaybedilen bu güç abartılı mücevherlerle telafi ediliyor, bir tür örtünüyor. İran şahı Nadir Şah ile 1. Mahmut arasında yapılan savaşın sonunda birbirlerine güç göstergesi olarak hediye yolluyorlar.
EN DEĞERLİ TAHT VE CAMİ AYNI MİMARIN ELİNDEN
Hazinenin en önemli parçalarından biri Sultanahmet Cami mimarı Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılan taht. 17 yüzyıl başı Osmanlı bezemesinin tam bir manifestosu olarak kabul ediliyor. Su mataraları, kalemlikler, Kur'an kapları, zırhlar ve bunun gibi pek çok eşya mevcut. Dikkati çeken bir husus da hazinedeki eşyaların takılardan çok daha fazla yer tutması. Bayram tahtı, törenlerde kullanılıyor.
Tören nerede yapılacaksa taht on parçaya bölünerek törenin yapıldığı mekâna götürülüyor. Ceviz üzerine altın kaplama.
HAZİNEDE YAVUZ SULTAN SELİM'İN MÜHRÜ VAR
Yavuz Sultan Selim 16. Yüzyılın başında doğu seferi hem de Mısır seferi ile hazineye büyük zenginlik katmış bir padişah. Şöyle bir sözü de var; "Ben hazineyi zenginleştirdim bu mühürle kapatıyorum. Benden sonra kim daha da çok yapabilirse onun mührüyle kapansın". Ancak bu öylesine meydan okuyucu bir söz ki hazine daima onun mührüyle kapatılmış bu hiç değişmemiş.
EN DEGERLİ HANÇER 1. MAHMUT'UN
Hançer, sarayın çok önemli iki parçasından biri... 18. Yüzyılın çok karakteristik bir özelliğini yansıtıyor. 18. yüzyıl değişim ve gösteriş yüzyılı olarak biliniyor. Sultan 1. Mahmut'un Nadir Şah'ın yolladığı tahta karşılık hazırlattığı en önemli armağan. Taht geldikten hemen sonra bu hediyelerle birlikte yola çıkılıyor. Tam İran sınırını geçtikleri bir sırada Nadir Şah'ın suikaste kurban gittiği haberini alıyorlar. O yüzden geri dönüyorlar. Hem taht hem de hazırlanan hediyeler bize kalıyor.
BÜŞRA SÖNMEZIŞIK -YENİ ŞAFAK- 16 EYLÜL 2012,

News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler