Bu Blogda Ara

mücevher tasarımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mücevher tasarımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Beyrut’un kalbinden dunyaya mucevher tasarimcisi Selim Mouzannar

SELİM MOUZANNAR





ELLE-Yüzyıllarca savaşlarla dövülen Beyrut’un kalbinden dünyaya mücevher tasarımlarıyla
güzellik hediye eden Selim Mouzannar, yaşamı boyunca şiddet ve çirkinliklere tanık olmuş.
Barış ve huzura duyduğu özlemi eserlerine yansıtan tasarımcı, şu anda, genç yaşına rağmen
dünyanın önemli mücevher tasarımcılarından biri. IŞIN GÖRMÜŞ

ELLE: Mücevhere olan ilginiz nasıl başladı?
SELİM MOUZANNAR: Ailem nesillerdir mücevher işinde olduğu
için, bu benim için de seçmesi kolay bir yoldu. Ama ben
şahsen profesyonel anlamda miras konseptine inanmıyorum.
Babamın Beyrut’un eski mücevher çarşısında bir dükkanı vardı.
Savaş esnasında burası yıkıldı. Bütün çocukluğumda yaz
tatillerim bu büyüleyici atmosferdeki sarrafların, kuyumcuların,
dükkan sahiplerinin kapı önlerinde birbirleriyle sohbetlerini
dinleyip, dolaşan müşterileri izleyerek geçti. Bütün
bu birikimim kuşkusuz ruhumda da bir iz bıraktı.
ELLE: Mücevher tasarımcısı olma yolculuğunuzu anlatır mısınız?

S.M.: O dönemde Lübnan bölgesel ve sivil savaşlarla kanayan
bir yara gibiydi. Ben Paris’e giderek Institut National de Gemmologie’de
okudum ve bu işin püf noktalarını öğrenerek, Avrupa’nın
muazzam mücevher tarihi hakkında bilgi sahibi oldum.
Daha sonra Cidde ve Riyad’daki uluslararası mücevher
mağazalarında ilk iş deneyimimi kazandım. Satın almayla ilgili
bütün konuları ben idare ediyordum. Ardından Uzak Doğu’ya
gittim ve Bangkong’a yerleştim. 80’li yılların sonlarında
Kamboçya’da bir yakut madeninde bile çalıştım. Bu sure
boyunca Uzak Doğu’nun ruhunu keşfettim. Bütün bu seyahatler
sayesinde mücevher endüstrisinin nasıl işlediğini yakından
gördüm. Nihayet Beyrut’a döndüğümde kendi markamı
oluşturmaya ve kendimi insanların “aile mirası” dediği
olgudan ayırmaya karar verdim. Uluslararası ve kültürel deneyimlerimden
edindiğim enerjiyi absorbe ederek, kendimi
ifade edebilmek için hayati önem taşıyan bağımsızlığı ve esnekliği
yakaladım.

ELLE: Bir tasarımcı olarak moda, mimari, çağdaş sanat gibi başka
ilgi alanlarınız da var mıydı? Nelerden esinleniyorsunuz?

S.M.: Tasarımcı olmak benim için ana konu değildi. Ben bir
erkek olarak güzelliğe inanıyorum. Göze hoş görünen bir güzellik
kadar, ruhu ısıtan bir güzellikten söz ediyorum. Sanat
ve bilimin parçası olan nesnelere, moda, mimari veya çağdaş
sanat tarafından somut hale getirilmiş şekillerin potansiyel etkisine
karşı çok duyarlıyım. Mesela Beyrut’taki bütün eski ev
ve binalar yıkılıp, bunların yerine modern gökdelenler dikilirken
ben şehrin merkezindeki tarihi bir evi restore ediyorum.
Bu projeyi çok önemsiyorum ve en küçük ayrıntısına kadar
dikkat ediyorum. Örnek vermek gerekirse, evin orijinal

Selim için “şiddetin
yerini güzelliğe
bırakması” sadece
bir laf değil. Bu,
onun hayatını
yönlendiren inancı!



ELLEMÜCEVHERTASARIMCI
dış cephe güzelliğini yeni bir solukla en iyi yansıtacak pencerenin
ne olabileceği üzerine saatlerce kafa patlatarak karar vermeye
çalışıyorum. Ofisimi görmelisiniz. Mimari planlardan
geçilmiyor. Çalışma arkadaşlarımın bazen beni resmen bu kağıtların
arasından çekip çıkarmaları ve bana mimar veya mühendis
değil de tasarımcı olduğumu anımsatmaları gerekiyor.
Osmanlı mirasında muazzam bir esin kaynağı buluyorum;
Beyrut’un ruhunda da farklı dünya kültürlerinin karışımı var.
Şehrin içinde yürümeyi ve etrafıma bakınmayı çok seviyorum.
Her zaman yeni bir şey görüyor veya keşfediyorum. Eğer kafanızı
kaldırırsanız, mimari detaylar karşısında şaşırıp hayranlık
hissedebilirsiniz. Çürümüş bir balkon, paslanmaya yüz
tutmuş demir işçilikleri, birçok sevinç ve üzüntülere şahit olmuş
bir pencere pervazı…
ELLE: Mücevherlerinizde en yoğun etki nereden geliyor? Osmanlı,
Arap, Roma, Bizans?

S.M.: Bu farklı kültürlere yönelik
büyük bir duyarlılığa sahibim.
Beyrut açık bir şehir. Bazen
durup mücevherlerle geçen
hayatımın dönemlerini düşünürüm.
Üzücü tarafları daima
es geçmeye gayret ederim ve
geleceğe yansıtabileceğim mutlu
bir nostaljiyi tercih ederim.
Ürettiğim her şey, benim kendi
yaşantımdaki enerjinin uzantısıdır:
Doğaya sevgim ve şiddetten
uzak olma hakkına duyduğum
derin inanç benim gücümü
aldığım kaynaklardır.
Osmanlı mirası ve Beyrut şehri,
çok büyük esin kaynaklarıdır.
Çünkü bunların ikisi de benim
kim olduğumla ilgilidir.
Ben, insan soyuna ve insanın
barış içinde yaşama sorumluluğuna
inanan bu kültürlerden
doğmuş bir adamım.

ELLE: Sizin için geçmiş, gelecek
ve şu anın önemi nedir?

S.M.: Geçmişimizde bütün anılarımız
yer alır; gelecekteyse
yeni geçmişimiz olacaktır ve
bunun içinde yaşadıklarımızla
birlikte, umudumuz vardır. Bu
yaşadıklarımızın birbiriyle karıştığı
bir zemindir. Benim tasarımlarımda
Beyrut’taki Osmanlı mimarisinden izler görebilirsiniz.
Bu konunun hüzün veren yanına, renkli taşlarla biraz
mutluluk katmaya çalıştım ve dileğim de bu mücevherleri
takan kadınların kendilerini bir rüyada gibi hissetmeleridir.
Kadınlar mücevher kullanmak için resmi bir etkinlik olmasını
beklememeliler. Bunları, kendilerini daha feminen ve iyimser
hissetmek için kullanmalılar. Marilyn Monroe geceleri yatarken
Chanel #5 “giydiğini” söylememiş miydi? İşte en yalın
ihtiyaç bu… Ben de mücevherlerimin yalın gereksinimlere
eşlik etmelerini istiyorum: Jean’lere, basit tişörtlere ve düz
ayakkabılara…

ELLE: Tasarımlarınızı yaparken nasıl bir kadın hayal ediyorsunuz?
Bize müşterilerinizin profilini çizer misiniz?

S.M.: Kendilerini oldukları gibi beğenen, güzelliklerinden kaynaklanan
hassas bir karaktere sahip kadınları hayal ediyorum.
Doğa ve tarih. Benim çevremdeki kadınlar oldukça farklı; hem
basit hem sofistike; hem sıradan
hem resmi; hem mesafeli hem
sosyal… Ama hepsinin de ortak
bir gereksinimleri var: Kendilerini
iyi hissetmek ve özgüven
duymak.

ELLE: Beyrut gibi sorunların ve savaşların
bitmediği bir şehirde büyümek,
sizin gibi bir tasarımcı
üzerinde psikolojik bir etki bıraktı
mı?

S.M.: Beyrut’un ben küçükken
barış zamanlarındaki halini de,
bombalanmış ve yerle bir olmuş
halini de biliyorum. Her ne kadar
tolerans sahibi bir ortamda büyüme
şansına sahip olmuşsam
da, sonuçta etrafımı saran şiddet,
zihnimde ve ruhumda çok derin
ve olumsuz bir etkiye sahip. Bütün
bu şiddetin ortasında güzelliğe
dair bir mesaj vermeye çalışıyorum
insanlara. Bu da benim
kendime göre ve kendi ölçülerimde
bu çirkinliklerden kaçış ve
etrafa umut dağıtma yolum. Güzelliği
yüceltmek bu anlamda bir
varoluş.

ELLE: Genç yaştayken ülkenizi bir
savaş ortamında bıraktınız. Ne kadar
süre ayrıydınız?

S.M.: Ailemi Beyrut’ta şiddetin
Selim
Mouzannar’ın
koleksiyonlarını
İstanbul Bebek’te
Midnight
Express’te ve
Dubai’de yeni
açılan
Bloomingdales’te
bulmak mümkün.  

“BABAMIN BEYRUT’UN ESKİ MÜCEVHER ÇARŞISINDA SAVAŞTA
YIKILAN BİR DÜKKANI VARDI. ÇOCUKLUĞUMDA YAZ TATİLLERİM
BU BÜYÜLEYICİ ATMOSFERDEKİ SARRAFLARIN, KUYUMCULARIN,
DÜKKAN SAHİPLERİNİN KAPI ÖNLERINDEKİ SOHBETLERİNİ
DİNLEMEKLE GEÇTİ.”


bırakarak Paris’e, Antwerb’e, Cidde’ye, Bangkong’a ve
birçok başka yere gittim. Bu çokkültürlü kaynaklar bana dünya
hakkında zengin bir bakış açısı sağladılar. Ama ne kadar
uzakta olursam olayım, bir parçam hep Beyrut’taydı. Bir parçanı
orada bırakmadan ve bunun acısını çekmeden ülkenden
ayrılamazsın. Bu sizi paramparça eden bir histir; ama o sırada
ben de birçok genç gibi yurt dışında okumak ve ülkemin
bize o günlerde sağlayamadığı imkanları yakalamak için Lübnan’dan
ayrıldım. Yurt dışında geçirdiğim yaklaşık on yıl bana
bir perspektif kazandırdı. Yoksa kendini şiddet duygusuna
kaptırmak her zaman çok kolaydır. Ben, hoşgörünün ve
şiddetten uzak olmanın gerçek anlamlarını değerli buluyorum.
Tasarımlarımda da bu kavramlar benim ana öğelerimdir.
Bu sözcükler beni yönlendirir; günlük yaşantımda da değer
sistemine uyarım.

ELLE: Dünyaya açılmaya nasıl karar verdiniz?
S.M.: 2006 yazında Beyrut ve Lübnan’ın 33 gün boyunca bombalanması,
benim için sert bir uyanış oldu. Bir gece tepemize
bombalar yağmıştı ve her yerde yine kaos başlamıştı. Gündüz
sahilde gezer veya günlük işlerimizi kovalarken, gece her şey
değişmişti. Bu kadar güvensiz bir ortamda sağlam bir şey nasıl
kurulabilir ki?
Kendimi gerçekten de kendi ülkemizde esir düşmüş gibi ve
çaresiz hissettim. O zaman ilk kez olarak yurt dışında da bir
yerimiz olması gerektiğini ve çok sevsem de kendi kaderini
her zaman kendisi çizemeyen bir ülkenin gidişatına bağlı kalmamak
gerektiğini düşündüm. Ayrıca yurt dışındaki müşterilerimden
hoş geri bildirimler alıyordum. Lübnan diasporası
(Lübnan’dan diğer ülkelere göç edenler), benim en başarılı,
spontan reklam ekibim ve temsilcilerim olmuştu.
ELLE: Beyrut haricinde tasarılarınızı nerede satıyorsunuz?
S.M.: Yurt dışında birçok müşterimiz var. İstanbul’da Bebek’te
Midnight Express ortaklığıyla yerimiz var. Dubai’de Bloomingsdale;
Londra’da Harrod’s; Notting Hill’de ECOne ve
Kuveyt’te Octium’da tasarımlarımız bulunabilir. Şu sıralar Paris
ve New York üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca senede iki kere
de Paris’te Place Vendome’da sergimiz oluyor.
ELLE: Türk müşterilerinizle ilgili genel gözleminiz nedir?
S.M.: Ah! Tasarımlarında bu kadar yoğun bir Osmanlı etkisi
olan hangi tasarımcı İstanbul’u ve Türkiye’yi sevmez ki!
Bu benim için neredeyse evime gitmek gibi bir his. İstanbul
muhteşem bir şehir! Orada kendimi o kadar rahat hissediyorum
ki! Sorunuza dönecek olursak, İstanbul’un mücevher
işçiliği eski bir gelenek. Osmanlı İmparatorluğu, bu konuda
eğitim ve deneyim olarak büyük bir miras bıraktı. Sanıyorum
bu sebepten dolayı Türk müşterilerim oldukça duygusal
ve bilgi sahibi. Ben de bu yaklaşımlarıyla aramda bir bağ
hissediyorum.

SELİMMOUZANNAR.COM

11 Haziran 2013 Salı

Tasarimcilar ve ekonomiye katkılari

TASARIMCILAR VE EKONOMİYE
KATKILARI



Türk mücevher sektörü, üretim geleneği çok eskilere dayanan, köklü bir sektördür.
Orta Asya’dan Osmanlılara, oradan da günümüze ulaşan binlerce yıllık zaman yelpazesinde
hâkimiyet ve soyluluk sembolü olan mücevherat ile ilgili gelenek ve görenekler nesillere
aktarılmıştır.

Önemli boyutta bir bilgi birikimi mevcut olan sektör, günümüzde ürün geliştirme,
ürün tasarımı ve teknolojik açıdan oldukça iyi bir durumdadır. Ayrıca kendine has üretim
teknikleri ve ürün çeşitliliği gibi avantajlarını da dünya pazarlarında önemli bir yere gelmek
kullanmaktadır.

Yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda gerçekleştirilen tanıtım çalışmaları, ihracata yönelik seri
üretim, fuarlara katılımlar yoluyla önemli markalar yaratan Türkiye Değerli Maden ve
Mücevherat Sektörü ihracatında, yaşanan gelişmeler aşağıda incelenmektedir.Her geçen yıl
bir önceki yıla göre artış görülen değerli maden ve mücevherat ihracatımız, Türkiye toplam
ihracatında önemli bir payı vardır.

İhracat değerlendirmelerine bakıldığında görülebileceği gibi, sektörün toplam
ihracatının üçte birlik bir bölümü ABD’ye yapılmaktadır. Bununla birlikte, toplam
ihracatımızı artırırken farklı pazarlara da ulaşmamız gerektiğinin bilincindeyiz. İstanbul
Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği, kurulduğu 2003 yılından beri sektör
ihracatını artırmak için çalışmalar yürütmektedir. Amaçları arasında; mücevherde Türk
markası yaratmak, sektöre bir kalite belgesi, bir kurumsal kimlik kazandırmak, hedef ve
potansiyel pazarlarda Türkiye’nin payını arttırmak bulunmaktadır. Bu çerçevede, tanıtım
çalışmaları süratle ilerlemektedir.

Ayrıca, fiyatlarla rekabet etmek yerine, tasarım ve markalaşmaya yoğunlaşmak
gerektiği düşünülmekte ve bunun için Birlikçe üyelerimize bilgisayar destekli tasarım
eğitimleri verilmesi planlanmaktadır.

Sektörün günümüze kadar kaydettiği gelişmelere bakacak olursak, gelecekte bu
rakamların çok daha büyümesini ve Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde 5 milyar dolar
olarak belirlenen ihracat hedefini tutturmasını beklemekteyiz.

Sokak ve cadde kültüründen tutun tarihi yapılara kadar tasarımcının beslendiği birçok
konu ve obje var. Hayallerini betimleyen mücevher tasarımcısı, çizimde farklılığı ve
özgünlüğü yakalayabilmesi için özgür olması gerekiyor. Tasarımcı özgür bırakılırsa sektörde
birçok değişim görülür.


Türk kuyumculuk sektöründe tasarım olgusu, eğitim kurumlarıyla birlikte
başlamadı. Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda başladı, talebi bir taraftan da sektör
oluşturdu. Ancak sektör, AB süreci ve markalaşma olgusuyla birlikte özgün tasarımlara
yönelmeye başladı. Sektörün bu ihtiyacına yanıt verecek eğitim kurumları oluşmaya başladı.
Türk kuyumculuk sektörü, yeni politikalarla çok açık ve net bir şekilde dünyada adını
duyurdu. Şu anda sektör, ihracatta dünya ikincisidir. Bu doğrultuda biz ancak özgün
tasarımlarla diğer ülkelerin önene geçebiliriz. Taklit bir ürünle ancak bir-iki yıl iş yapabilir,
ikinci yılın sonunda sizden farklı tasarımlar beklenir. Eğer kendi markamızı ve ürünlerimizi
oluşturmazsa ve bu olguyu bir ülke politikası haline getirmezseniz hiçbir şekilde başarılı
olmamıza imkan yoktur.


Bir mücevher tasarımcısının başarılı olması için öncelikle iyi bir eğitim alması
gereklidir.Tasarım sadece çizmekle bitmiyor, üretim yöntemlerini, taşı, mıhlama vs. bilmesi
gereklidir. Bir mücevher tasarımcısı, mücevherle ilgili her şeyi bilmek zorundadır. Bu
konuyla ilgili teknik bir altyapıya ve bunun yanında kültürel bir altyapıya da sahip olması
gereklidir.

Moda ile birlikte, mücevher tasarımında da trendler sürekli değişmektedir. Klasik
mücevherler her zaman var ve var olmaya devam edecektir. Günün modasına uygun
tasarımlar yapmak için bu günden başlayarak 2 yıl sonraki trendleri tahmin ederek
tasarımlarınızı oluşturmanız gerekir. Bugünün trendleriyle bir şeyler tasarlarsanız geç kalınır.
Mücevher tasarımını da moda ve mobilya tasarımından ayrı oluşturulmaz. Tüm tasarım
alanlarında trend nereye gidiyorsa, mücevher tasarımında onu yakalamak gereklidir.





Tasarımlarınızda sizden istenenler doğrultusunda, kendi tarzınızı ortaya koyacak
şekilde tasarım oluşturun. Tasarımda daima hep ileriye bakmayı tercih edin. Sadece ürün
tasarlamak yetmez, söz konusu ürüne bir kimlik oluşturmanız da gerekir. Bu kimlik
doğrultusunda yapacağınız grafik çalışmalarından, ambalaj tasarımına kadar olayı tamamen
bir bütün olarak ele almanız ve düşünmeniz gerekir. Talepler doğrultusunda tasarım
yapmanın yanı sıra; talep oluşturmak için de tasarım yapabilmelisiniz. Koleksiyon hazırlayan
bir tasarımcının; sadece o ürünü tasarlaması yetmez, aynı zamanda da satılabilir-
pazarlanabilir bir ürün tasarlaması gerekir. Öncelikle firmalar kendi konseptlerini
oluştururken, hedef kitleyi de belirlemelidirler. Eğer üst düzey elit bir gruba yönelecekseniz,
mağazanızdan tutun, logonuza, ambleminize, antetli kağıdınıza kadar ürünün sunulacağı
kutulara kadar her şeyi o doğrultuda yapmalısınız.

MEGEP

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Tasarim nedir ve onemi- Taki tasarimi



Tasarım,Yapmak  yada  meydana  getirmek  istediğiniz  şeyi,değerlendirme  yapmadan
yadameydana  getirmeden  önce  sonucundan  emin  oluncaya  kadar  yaptığımız
simülasyondur.Bir  amaca  yönelmiş  problem  çözme  yöntemidir.Tasarım,yaşam  standardını
yüceltmek  amaçlı  kişisel  istekleri  karşılayan  ürün  oluşturabilmak  için  yaratıcı  sürecin
oluştuğu  düşünsel  ve  maddi  çalışma  sürecidir.Bunu  ürünün  gerçekleşmesi  izler.Yeni  ve
başarılı bir takı tasarımının çok yönlü kullanıcı isteklerini de  karşılaması,kullanıcının takı ile
bütünleşmesi ve o takıda kişisel isteklerini araması yeni ürünün başarılıolabilmesi için çok
önemlidir.

İnsanoğlu  var  olduğu  günden  bu  yana  doğanın  verdikleriyle  yetinmeyip  zihninde
tasarladığı  biçimleri  nesnelere  dönüştürerek  yaşamını  kolaylaştırmaya  ve  güzelleştirmeye
çalışmıştır. Tasarım insan olmanın bir özelliği ve sonucudur.

Günümüzde iletişim ve teknoloji alanlarındaki sürekli gelişmeler, insan yaşayışındaki
ihtiyaçlarda  da  değişiklik  meydana  getirmiştir.  İnsanların  zevkleri,  yaşam  tarzları,
gereksinimleri ve konumları, farklı ihtiyaçların doğmasına neden olmuştur.

Tasarım bütün alanlarda  olduğu  gibi  kuyumculuk sektöründe  de  en temel  ögelerden
biridir. Altın, gümüş  gibi  değerli  metal ve taşlara şekil  verilirken farklı  yaşam  kültürlerine
sahip,  farklı  din  ve  ırka  mensup,  farklı  ülkelerde  yaşayan  bütün  insan  topluluklarına  hitap
etmek;  kitlelere  özgün  takı  tasarımlarıyla  ulaşmak,  her  kişiye  özel  takıların  oluşmasını
sağlamak,  tamamen  kendini  iyi  yetiştirmiş  teknolojiyi  ve  dünya  trendlerini  takip  edebilen
kaliteli,  çağdaş  düşünen  tasarımcının  ürünüdür.  Kuyumculuk  sektöründe  makineleşme
teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin temelinde insan faktörü, yetişmiş eleman çok önemlidir.

Metal  ne  kadar  değerli  olursa  olsun,  ne  kadar  değerli  taş  kullanılırsa  kullanılsın  iyi  bir
tasarım ve tasarıma uygun teknik özellikler uygulanmamışsa o takı hiçbir estetiğe, çekiciliğe
ve  özelliğe  sahip  değildir.Kullanıcı  için  tasarımın  anlamı  vardır.Yeni  tasarım  yararlı  ve
güvenli  olmalıdır.Tasarım  kolay  kullanılmalı  ve  kullanıcıya  kişisel  seçim  imkanı
sağlamalıdır.Buluş  niteliğinde  üretilen  takı  belli  bir  süre  boyunca  aksamadan
kullanılmalabilmelidir. Tasarımda o ana kadar bilinmyen bir çözümün ortaya çıkarılmasına
dönük yöntemli çalışmaya buluş diyoruz.

28 Nisan 2013 Pazar

MÜCEVHER TASARIMI ÜZERİNE WORKSHOP DÜZENLİYOR.



DOMUS ACADEMY, MÜCEVHER TASARIMI ÜZERİNE WORKSHOP DÜZENLİYOR.

MODATURKIYE- Domus Academy, İtalya Milano’da mücevher tasarımı üzerine Stefano Russo yönetiminde BREIL ile ortaklaşa 15 gün sürecek workshop düzenliyor.


 İtalya’nın dünyaca ünlü sanat ve tasarım akademisi Domus Academy, İtalya Milano’da mücevher tasarımı üzerine Stefano Russo yönetiminde BREIL ile ortaklaşa 15 gün sürecek workshop düzenliyor.

İtalyan modası, tasarımı ve stratejileriyle yakından ilgileniyorsanız bu program sayesinde dünyanın her yerinden gelen profesyonel tasarımcılar, üreticiler, ve satıcılar ile tanışma imkanı bularak, uzmanlarla eğitim fırsatı yakalayacaksınız.

4-15 Temmuz tarihleri arasında iki hafta sürecek workshop\'un katılım ücreti 1.620 Euro dolar. Program başvuru ve kayıt işlemleri Türkiye Domus Academy temsilcisi olan Yakın Batı Yurtdışı Eğitim Danışmanlık firması tarafından yürütülmekte.

Valikonağı Caddesi 107E Daire 11 Nişantaşı İstanbul Telefon: 0212 2197732 Faks: 0212 2479153

Moda Türkiye İnternet Portalı


PROGRAM:
Tarih
Saat
Konu
Eğitmen
4 Temmuz Pazartesi
9.30   -  13.00
İtalyan Moda Sistemi
Ampello Bucci, MIES
14.30 – 17.30
Moda Antropolojisi
Prof. Lauro Bonin
5 Temmuz Salı
10.00 – 13.00
Moda ve psikoz analiz
Maria Pia Bobbioni, Psikoanalist
14.30 – 17.30
Moda’da Bugün: Stil ve İletişim?
Antonio Mancinelli, Yazar ve kostüm uzmanı
6 Temmuz Çarşamba
10.00 – 13.00
Çelik: geçmişi, şimdisi, geleceği
Prof. Alessandra Quattordio
14.30 – 17.30
Zaman içinde Mücevher Tasarımı Evrimi
Amelia Valetta, Mimar ve tasarımcı
7 Temmuz Perşembe
10.00 – 13.00
Moda Satın Alma Uzmanlığı
Vanda Bernasconi, Satın Alma Uzmanı
14.30 – 17.30
Workshop için Hazırlık
Steffano Russo, Mücevher ve Aksesuar Tasarımcısı
8 Temmuz Cuma
10.00 – 17.30
Workshop

11 Temmuz Pazartesi
10.00 – 13.00
Mücevher ve Moda dergileri ile görüşme
Vogue Gioiello Dergisi
14.30 – 17.30
Mücevheri Konuşturma Sanatı
Silvio Belekda, Mücevher Fuarları Danışmanı
12 Temmuz Salı
10.00 – 13.00
BREIL firmasına teknik konular için ziyaret

14.30 – 17.30
Workshop

13 Temmuz Çarşamba
10.00 – 17.30
Workshop

14 Temmuz Perşembe
10.00 – 17.30
Workshop
Vanda Bernasconi, Satın Alma Uzmanı
15 Temmuz Cuma
09.30 – 13.00
Workshop

14.30 – 17.30
BREIL firmasından FİNAL Sunumu



mücevher tasarımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mücevher tasarımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Beyrut’un kalbinden dunyaya mucevher tasarimcisi Selim Mouzannar

SELİM MOUZANNAR





ELLE-Yüzyıllarca savaşlarla dövülen Beyrut’un kalbinden dünyaya mücevher tasarımlarıyla
güzellik hediye eden Selim Mouzannar, yaşamı boyunca şiddet ve çirkinliklere tanık olmuş.
Barış ve huzura duyduğu özlemi eserlerine yansıtan tasarımcı, şu anda, genç yaşına rağmen
dünyanın önemli mücevher tasarımcılarından biri. IŞIN GÖRMÜŞ

ELLE: Mücevhere olan ilginiz nasıl başladı?
SELİM MOUZANNAR: Ailem nesillerdir mücevher işinde olduğu
için, bu benim için de seçmesi kolay bir yoldu. Ama ben
şahsen profesyonel anlamda miras konseptine inanmıyorum.
Babamın Beyrut’un eski mücevher çarşısında bir dükkanı vardı.
Savaş esnasında burası yıkıldı. Bütün çocukluğumda yaz
tatillerim bu büyüleyici atmosferdeki sarrafların, kuyumcuların,
dükkan sahiplerinin kapı önlerinde birbirleriyle sohbetlerini
dinleyip, dolaşan müşterileri izleyerek geçti. Bütün
bu birikimim kuşkusuz ruhumda da bir iz bıraktı.
ELLE: Mücevher tasarımcısı olma yolculuğunuzu anlatır mısınız?

S.M.: O dönemde Lübnan bölgesel ve sivil savaşlarla kanayan
bir yara gibiydi. Ben Paris’e giderek Institut National de Gemmologie’de
okudum ve bu işin püf noktalarını öğrenerek, Avrupa’nın
muazzam mücevher tarihi hakkında bilgi sahibi oldum.
Daha sonra Cidde ve Riyad’daki uluslararası mücevher
mağazalarında ilk iş deneyimimi kazandım. Satın almayla ilgili
bütün konuları ben idare ediyordum. Ardından Uzak Doğu’ya
gittim ve Bangkong’a yerleştim. 80’li yılların sonlarında
Kamboçya’da bir yakut madeninde bile çalıştım. Bu sure
boyunca Uzak Doğu’nun ruhunu keşfettim. Bütün bu seyahatler
sayesinde mücevher endüstrisinin nasıl işlediğini yakından
gördüm. Nihayet Beyrut’a döndüğümde kendi markamı
oluşturmaya ve kendimi insanların “aile mirası” dediği
olgudan ayırmaya karar verdim. Uluslararası ve kültürel deneyimlerimden
edindiğim enerjiyi absorbe ederek, kendimi
ifade edebilmek için hayati önem taşıyan bağımsızlığı ve esnekliği
yakaladım.

ELLE: Bir tasarımcı olarak moda, mimari, çağdaş sanat gibi başka
ilgi alanlarınız da var mıydı? Nelerden esinleniyorsunuz?

S.M.: Tasarımcı olmak benim için ana konu değildi. Ben bir
erkek olarak güzelliğe inanıyorum. Göze hoş görünen bir güzellik
kadar, ruhu ısıtan bir güzellikten söz ediyorum. Sanat
ve bilimin parçası olan nesnelere, moda, mimari veya çağdaş
sanat tarafından somut hale getirilmiş şekillerin potansiyel etkisine
karşı çok duyarlıyım. Mesela Beyrut’taki bütün eski ev
ve binalar yıkılıp, bunların yerine modern gökdelenler dikilirken
ben şehrin merkezindeki tarihi bir evi restore ediyorum.
Bu projeyi çok önemsiyorum ve en küçük ayrıntısına kadar
dikkat ediyorum. Örnek vermek gerekirse, evin orijinal

Selim için “şiddetin
yerini güzelliğe
bırakması” sadece
bir laf değil. Bu,
onun hayatını
yönlendiren inancı!



ELLEMÜCEVHERTASARIMCI
dış cephe güzelliğini yeni bir solukla en iyi yansıtacak pencerenin
ne olabileceği üzerine saatlerce kafa patlatarak karar vermeye
çalışıyorum. Ofisimi görmelisiniz. Mimari planlardan
geçilmiyor. Çalışma arkadaşlarımın bazen beni resmen bu kağıtların
arasından çekip çıkarmaları ve bana mimar veya mühendis
değil de tasarımcı olduğumu anımsatmaları gerekiyor.
Osmanlı mirasında muazzam bir esin kaynağı buluyorum;
Beyrut’un ruhunda da farklı dünya kültürlerinin karışımı var.
Şehrin içinde yürümeyi ve etrafıma bakınmayı çok seviyorum.
Her zaman yeni bir şey görüyor veya keşfediyorum. Eğer kafanızı
kaldırırsanız, mimari detaylar karşısında şaşırıp hayranlık
hissedebilirsiniz. Çürümüş bir balkon, paslanmaya yüz
tutmuş demir işçilikleri, birçok sevinç ve üzüntülere şahit olmuş
bir pencere pervazı…
ELLE: Mücevherlerinizde en yoğun etki nereden geliyor? Osmanlı,
Arap, Roma, Bizans?

S.M.: Bu farklı kültürlere yönelik
büyük bir duyarlılığa sahibim.
Beyrut açık bir şehir. Bazen
durup mücevherlerle geçen
hayatımın dönemlerini düşünürüm.
Üzücü tarafları daima
es geçmeye gayret ederim ve
geleceğe yansıtabileceğim mutlu
bir nostaljiyi tercih ederim.
Ürettiğim her şey, benim kendi
yaşantımdaki enerjinin uzantısıdır:
Doğaya sevgim ve şiddetten
uzak olma hakkına duyduğum
derin inanç benim gücümü
aldığım kaynaklardır.
Osmanlı mirası ve Beyrut şehri,
çok büyük esin kaynaklarıdır.
Çünkü bunların ikisi de benim
kim olduğumla ilgilidir.
Ben, insan soyuna ve insanın
barış içinde yaşama sorumluluğuna
inanan bu kültürlerden
doğmuş bir adamım.

ELLE: Sizin için geçmiş, gelecek
ve şu anın önemi nedir?

S.M.: Geçmişimizde bütün anılarımız
yer alır; gelecekteyse
yeni geçmişimiz olacaktır ve
bunun içinde yaşadıklarımızla
birlikte, umudumuz vardır. Bu
yaşadıklarımızın birbiriyle karıştığı
bir zemindir. Benim tasarımlarımda
Beyrut’taki Osmanlı mimarisinden izler görebilirsiniz.
Bu konunun hüzün veren yanına, renkli taşlarla biraz
mutluluk katmaya çalıştım ve dileğim de bu mücevherleri
takan kadınların kendilerini bir rüyada gibi hissetmeleridir.
Kadınlar mücevher kullanmak için resmi bir etkinlik olmasını
beklememeliler. Bunları, kendilerini daha feminen ve iyimser
hissetmek için kullanmalılar. Marilyn Monroe geceleri yatarken
Chanel #5 “giydiğini” söylememiş miydi? İşte en yalın
ihtiyaç bu… Ben de mücevherlerimin yalın gereksinimlere
eşlik etmelerini istiyorum: Jean’lere, basit tişörtlere ve düz
ayakkabılara…

ELLE: Tasarımlarınızı yaparken nasıl bir kadın hayal ediyorsunuz?
Bize müşterilerinizin profilini çizer misiniz?

S.M.: Kendilerini oldukları gibi beğenen, güzelliklerinden kaynaklanan
hassas bir karaktere sahip kadınları hayal ediyorum.
Doğa ve tarih. Benim çevremdeki kadınlar oldukça farklı; hem
basit hem sofistike; hem sıradan
hem resmi; hem mesafeli hem
sosyal… Ama hepsinin de ortak
bir gereksinimleri var: Kendilerini
iyi hissetmek ve özgüven
duymak.

ELLE: Beyrut gibi sorunların ve savaşların
bitmediği bir şehirde büyümek,
sizin gibi bir tasarımcı
üzerinde psikolojik bir etki bıraktı
mı?

S.M.: Beyrut’un ben küçükken
barış zamanlarındaki halini de,
bombalanmış ve yerle bir olmuş
halini de biliyorum. Her ne kadar
tolerans sahibi bir ortamda büyüme
şansına sahip olmuşsam
da, sonuçta etrafımı saran şiddet,
zihnimde ve ruhumda çok derin
ve olumsuz bir etkiye sahip. Bütün
bu şiddetin ortasında güzelliğe
dair bir mesaj vermeye çalışıyorum
insanlara. Bu da benim
kendime göre ve kendi ölçülerimde
bu çirkinliklerden kaçış ve
etrafa umut dağıtma yolum. Güzelliği
yüceltmek bu anlamda bir
varoluş.

ELLE: Genç yaştayken ülkenizi bir
savaş ortamında bıraktınız. Ne kadar
süre ayrıydınız?

S.M.: Ailemi Beyrut’ta şiddetin
Selim
Mouzannar’ın
koleksiyonlarını
İstanbul Bebek’te
Midnight
Express’te ve
Dubai’de yeni
açılan
Bloomingdales’te
bulmak mümkün.  

“BABAMIN BEYRUT’UN ESKİ MÜCEVHER ÇARŞISINDA SAVAŞTA
YIKILAN BİR DÜKKANI VARDI. ÇOCUKLUĞUMDA YAZ TATİLLERİM
BU BÜYÜLEYICİ ATMOSFERDEKİ SARRAFLARIN, KUYUMCULARIN,
DÜKKAN SAHİPLERİNİN KAPI ÖNLERINDEKİ SOHBETLERİNİ
DİNLEMEKLE GEÇTİ.”


bırakarak Paris’e, Antwerb’e, Cidde’ye, Bangkong’a ve
birçok başka yere gittim. Bu çokkültürlü kaynaklar bana dünya
hakkında zengin bir bakış açısı sağladılar. Ama ne kadar
uzakta olursam olayım, bir parçam hep Beyrut’taydı. Bir parçanı
orada bırakmadan ve bunun acısını çekmeden ülkenden
ayrılamazsın. Bu sizi paramparça eden bir histir; ama o sırada
ben de birçok genç gibi yurt dışında okumak ve ülkemin
bize o günlerde sağlayamadığı imkanları yakalamak için Lübnan’dan
ayrıldım. Yurt dışında geçirdiğim yaklaşık on yıl bana
bir perspektif kazandırdı. Yoksa kendini şiddet duygusuna
kaptırmak her zaman çok kolaydır. Ben, hoşgörünün ve
şiddetten uzak olmanın gerçek anlamlarını değerli buluyorum.
Tasarımlarımda da bu kavramlar benim ana öğelerimdir.
Bu sözcükler beni yönlendirir; günlük yaşantımda da değer
sistemine uyarım.

ELLE: Dünyaya açılmaya nasıl karar verdiniz?
S.M.: 2006 yazında Beyrut ve Lübnan’ın 33 gün boyunca bombalanması,
benim için sert bir uyanış oldu. Bir gece tepemize
bombalar yağmıştı ve her yerde yine kaos başlamıştı. Gündüz
sahilde gezer veya günlük işlerimizi kovalarken, gece her şey
değişmişti. Bu kadar güvensiz bir ortamda sağlam bir şey nasıl
kurulabilir ki?
Kendimi gerçekten de kendi ülkemizde esir düşmüş gibi ve
çaresiz hissettim. O zaman ilk kez olarak yurt dışında da bir
yerimiz olması gerektiğini ve çok sevsem de kendi kaderini
her zaman kendisi çizemeyen bir ülkenin gidişatına bağlı kalmamak
gerektiğini düşündüm. Ayrıca yurt dışındaki müşterilerimden
hoş geri bildirimler alıyordum. Lübnan diasporası
(Lübnan’dan diğer ülkelere göç edenler), benim en başarılı,
spontan reklam ekibim ve temsilcilerim olmuştu.
ELLE: Beyrut haricinde tasarılarınızı nerede satıyorsunuz?
S.M.: Yurt dışında birçok müşterimiz var. İstanbul’da Bebek’te
Midnight Express ortaklığıyla yerimiz var. Dubai’de Bloomingsdale;
Londra’da Harrod’s; Notting Hill’de ECOne ve
Kuveyt’te Octium’da tasarımlarımız bulunabilir. Şu sıralar Paris
ve New York üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca senede iki kere
de Paris’te Place Vendome’da sergimiz oluyor.
ELLE: Türk müşterilerinizle ilgili genel gözleminiz nedir?
S.M.: Ah! Tasarımlarında bu kadar yoğun bir Osmanlı etkisi
olan hangi tasarımcı İstanbul’u ve Türkiye’yi sevmez ki!
Bu benim için neredeyse evime gitmek gibi bir his. İstanbul
muhteşem bir şehir! Orada kendimi o kadar rahat hissediyorum
ki! Sorunuza dönecek olursak, İstanbul’un mücevher
işçiliği eski bir gelenek. Osmanlı İmparatorluğu, bu konuda
eğitim ve deneyim olarak büyük bir miras bıraktı. Sanıyorum
bu sebepten dolayı Türk müşterilerim oldukça duygusal
ve bilgi sahibi. Ben de bu yaklaşımlarıyla aramda bir bağ
hissediyorum.

SELİMMOUZANNAR.COM

11 Haziran 2013 Salı

Tasarimcilar ve ekonomiye katkılari

TASARIMCILAR VE EKONOMİYE
KATKILARI



Türk mücevher sektörü, üretim geleneği çok eskilere dayanan, köklü bir sektördür.
Orta Asya’dan Osmanlılara, oradan da günümüze ulaşan binlerce yıllık zaman yelpazesinde
hâkimiyet ve soyluluk sembolü olan mücevherat ile ilgili gelenek ve görenekler nesillere
aktarılmıştır.

Önemli boyutta bir bilgi birikimi mevcut olan sektör, günümüzde ürün geliştirme,
ürün tasarımı ve teknolojik açıdan oldukça iyi bir durumdadır. Ayrıca kendine has üretim
teknikleri ve ürün çeşitliliği gibi avantajlarını da dünya pazarlarında önemli bir yere gelmek
kullanmaktadır.

Yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda gerçekleştirilen tanıtım çalışmaları, ihracata yönelik seri
üretim, fuarlara katılımlar yoluyla önemli markalar yaratan Türkiye Değerli Maden ve
Mücevherat Sektörü ihracatında, yaşanan gelişmeler aşağıda incelenmektedir.Her geçen yıl
bir önceki yıla göre artış görülen değerli maden ve mücevherat ihracatımız, Türkiye toplam
ihracatında önemli bir payı vardır.

İhracat değerlendirmelerine bakıldığında görülebileceği gibi, sektörün toplam
ihracatının üçte birlik bir bölümü ABD’ye yapılmaktadır. Bununla birlikte, toplam
ihracatımızı artırırken farklı pazarlara da ulaşmamız gerektiğinin bilincindeyiz. İstanbul
Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği, kurulduğu 2003 yılından beri sektör
ihracatını artırmak için çalışmalar yürütmektedir. Amaçları arasında; mücevherde Türk
markası yaratmak, sektöre bir kalite belgesi, bir kurumsal kimlik kazandırmak, hedef ve
potansiyel pazarlarda Türkiye’nin payını arttırmak bulunmaktadır. Bu çerçevede, tanıtım
çalışmaları süratle ilerlemektedir.

Ayrıca, fiyatlarla rekabet etmek yerine, tasarım ve markalaşmaya yoğunlaşmak
gerektiği düşünülmekte ve bunun için Birlikçe üyelerimize bilgisayar destekli tasarım
eğitimleri verilmesi planlanmaktadır.

Sektörün günümüze kadar kaydettiği gelişmelere bakacak olursak, gelecekte bu
rakamların çok daha büyümesini ve Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde 5 milyar dolar
olarak belirlenen ihracat hedefini tutturmasını beklemekteyiz.

Sokak ve cadde kültüründen tutun tarihi yapılara kadar tasarımcının beslendiği birçok
konu ve obje var. Hayallerini betimleyen mücevher tasarımcısı, çizimde farklılığı ve
özgünlüğü yakalayabilmesi için özgür olması gerekiyor. Tasarımcı özgür bırakılırsa sektörde
birçok değişim görülür.


Türk kuyumculuk sektöründe tasarım olgusu, eğitim kurumlarıyla birlikte
başlamadı. Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda başladı, talebi bir taraftan da sektör
oluşturdu. Ancak sektör, AB süreci ve markalaşma olgusuyla birlikte özgün tasarımlara
yönelmeye başladı. Sektörün bu ihtiyacına yanıt verecek eğitim kurumları oluşmaya başladı.
Türk kuyumculuk sektörü, yeni politikalarla çok açık ve net bir şekilde dünyada adını
duyurdu. Şu anda sektör, ihracatta dünya ikincisidir. Bu doğrultuda biz ancak özgün
tasarımlarla diğer ülkelerin önene geçebiliriz. Taklit bir ürünle ancak bir-iki yıl iş yapabilir,
ikinci yılın sonunda sizden farklı tasarımlar beklenir. Eğer kendi markamızı ve ürünlerimizi
oluşturmazsa ve bu olguyu bir ülke politikası haline getirmezseniz hiçbir şekilde başarılı
olmamıza imkan yoktur.


Bir mücevher tasarımcısının başarılı olması için öncelikle iyi bir eğitim alması
gereklidir.Tasarım sadece çizmekle bitmiyor, üretim yöntemlerini, taşı, mıhlama vs. bilmesi
gereklidir. Bir mücevher tasarımcısı, mücevherle ilgili her şeyi bilmek zorundadır. Bu
konuyla ilgili teknik bir altyapıya ve bunun yanında kültürel bir altyapıya da sahip olması
gereklidir.

Moda ile birlikte, mücevher tasarımında da trendler sürekli değişmektedir. Klasik
mücevherler her zaman var ve var olmaya devam edecektir. Günün modasına uygun
tasarımlar yapmak için bu günden başlayarak 2 yıl sonraki trendleri tahmin ederek
tasarımlarınızı oluşturmanız gerekir. Bugünün trendleriyle bir şeyler tasarlarsanız geç kalınır.
Mücevher tasarımını da moda ve mobilya tasarımından ayrı oluşturulmaz. Tüm tasarım
alanlarında trend nereye gidiyorsa, mücevher tasarımında onu yakalamak gereklidir.





Tasarımlarınızda sizden istenenler doğrultusunda, kendi tarzınızı ortaya koyacak
şekilde tasarım oluşturun. Tasarımda daima hep ileriye bakmayı tercih edin. Sadece ürün
tasarlamak yetmez, söz konusu ürüne bir kimlik oluşturmanız da gerekir. Bu kimlik
doğrultusunda yapacağınız grafik çalışmalarından, ambalaj tasarımına kadar olayı tamamen
bir bütün olarak ele almanız ve düşünmeniz gerekir. Talepler doğrultusunda tasarım
yapmanın yanı sıra; talep oluşturmak için de tasarım yapabilmelisiniz. Koleksiyon hazırlayan
bir tasarımcının; sadece o ürünü tasarlaması yetmez, aynı zamanda da satılabilir-
pazarlanabilir bir ürün tasarlaması gerekir. Öncelikle firmalar kendi konseptlerini
oluştururken, hedef kitleyi de belirlemelidirler. Eğer üst düzey elit bir gruba yönelecekseniz,
mağazanızdan tutun, logonuza, ambleminize, antetli kağıdınıza kadar ürünün sunulacağı
kutulara kadar her şeyi o doğrultuda yapmalısınız.

MEGEP

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Tasarim nedir ve onemi- Taki tasarimi



Tasarım,Yapmak  yada  meydana  getirmek  istediğiniz  şeyi,değerlendirme  yapmadan
yadameydana  getirmeden  önce  sonucundan  emin  oluncaya  kadar  yaptığımız
simülasyondur.Bir  amaca  yönelmiş  problem  çözme  yöntemidir.Tasarım,yaşam  standardını
yüceltmek  amaçlı  kişisel  istekleri  karşılayan  ürün  oluşturabilmak  için  yaratıcı  sürecin
oluştuğu  düşünsel  ve  maddi  çalışma  sürecidir.Bunu  ürünün  gerçekleşmesi  izler.Yeni  ve
başarılı bir takı tasarımının çok yönlü kullanıcı isteklerini de  karşılaması,kullanıcının takı ile
bütünleşmesi ve o takıda kişisel isteklerini araması yeni ürünün başarılıolabilmesi için çok
önemlidir.

İnsanoğlu  var  olduğu  günden  bu  yana  doğanın  verdikleriyle  yetinmeyip  zihninde
tasarladığı  biçimleri  nesnelere  dönüştürerek  yaşamını  kolaylaştırmaya  ve  güzelleştirmeye
çalışmıştır. Tasarım insan olmanın bir özelliği ve sonucudur.

Günümüzde iletişim ve teknoloji alanlarındaki sürekli gelişmeler, insan yaşayışındaki
ihtiyaçlarda  da  değişiklik  meydana  getirmiştir.  İnsanların  zevkleri,  yaşam  tarzları,
gereksinimleri ve konumları, farklı ihtiyaçların doğmasına neden olmuştur.

Tasarım bütün alanlarda  olduğu  gibi  kuyumculuk sektöründe  de  en temel  ögelerden
biridir. Altın, gümüş  gibi  değerli  metal ve taşlara şekil  verilirken farklı  yaşam  kültürlerine
sahip,  farklı  din  ve  ırka  mensup,  farklı  ülkelerde  yaşayan  bütün  insan  topluluklarına  hitap
etmek;  kitlelere  özgün  takı  tasarımlarıyla  ulaşmak,  her  kişiye  özel  takıların  oluşmasını
sağlamak,  tamamen  kendini  iyi  yetiştirmiş  teknolojiyi  ve  dünya  trendlerini  takip  edebilen
kaliteli,  çağdaş  düşünen  tasarımcının  ürünüdür.  Kuyumculuk  sektöründe  makineleşme
teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin temelinde insan faktörü, yetişmiş eleman çok önemlidir.

Metal  ne  kadar  değerli  olursa  olsun,  ne  kadar  değerli  taş  kullanılırsa  kullanılsın  iyi  bir
tasarım ve tasarıma uygun teknik özellikler uygulanmamışsa o takı hiçbir estetiğe, çekiciliğe
ve  özelliğe  sahip  değildir.Kullanıcı  için  tasarımın  anlamı  vardır.Yeni  tasarım  yararlı  ve
güvenli  olmalıdır.Tasarım  kolay  kullanılmalı  ve  kullanıcıya  kişisel  seçim  imkanı
sağlamalıdır.Buluş  niteliğinde  üretilen  takı  belli  bir  süre  boyunca  aksamadan
kullanılmalabilmelidir. Tasarımda o ana kadar bilinmyen bir çözümün ortaya çıkarılmasına
dönük yöntemli çalışmaya buluş diyoruz.

28 Nisan 2013 Pazar

MÜCEVHER TASARIMI ÜZERİNE WORKSHOP DÜZENLİYOR.



DOMUS ACADEMY, MÜCEVHER TASARIMI ÜZERİNE WORKSHOP DÜZENLİYOR.

MODATURKIYE- Domus Academy, İtalya Milano’da mücevher tasarımı üzerine Stefano Russo yönetiminde BREIL ile ortaklaşa 15 gün sürecek workshop düzenliyor.


 İtalya’nın dünyaca ünlü sanat ve tasarım akademisi Domus Academy, İtalya Milano’da mücevher tasarımı üzerine Stefano Russo yönetiminde BREIL ile ortaklaşa 15 gün sürecek workshop düzenliyor.

İtalyan modası, tasarımı ve stratejileriyle yakından ilgileniyorsanız bu program sayesinde dünyanın her yerinden gelen profesyonel tasarımcılar, üreticiler, ve satıcılar ile tanışma imkanı bularak, uzmanlarla eğitim fırsatı yakalayacaksınız.

4-15 Temmuz tarihleri arasında iki hafta sürecek workshop\'un katılım ücreti 1.620 Euro dolar. Program başvuru ve kayıt işlemleri Türkiye Domus Academy temsilcisi olan Yakın Batı Yurtdışı Eğitim Danışmanlık firması tarafından yürütülmekte.

Valikonağı Caddesi 107E Daire 11 Nişantaşı İstanbul Telefon: 0212 2197732 Faks: 0212 2479153

Moda Türkiye İnternet Portalı


PROGRAM:
Tarih
Saat
Konu
Eğitmen
4 Temmuz Pazartesi
9.30   -  13.00
İtalyan Moda Sistemi
Ampello Bucci, MIES
14.30 – 17.30
Moda Antropolojisi
Prof. Lauro Bonin
5 Temmuz Salı
10.00 – 13.00
Moda ve psikoz analiz
Maria Pia Bobbioni, Psikoanalist
14.30 – 17.30
Moda’da Bugün: Stil ve İletişim?
Antonio Mancinelli, Yazar ve kostüm uzmanı
6 Temmuz Çarşamba
10.00 – 13.00
Çelik: geçmişi, şimdisi, geleceği
Prof. Alessandra Quattordio
14.30 – 17.30
Zaman içinde Mücevher Tasarımı Evrimi
Amelia Valetta, Mimar ve tasarımcı
7 Temmuz Perşembe
10.00 – 13.00
Moda Satın Alma Uzmanlığı
Vanda Bernasconi, Satın Alma Uzmanı
14.30 – 17.30
Workshop için Hazırlık
Steffano Russo, Mücevher ve Aksesuar Tasarımcısı
8 Temmuz Cuma
10.00 – 17.30
Workshop

11 Temmuz Pazartesi
10.00 – 13.00
Mücevher ve Moda dergileri ile görüşme
Vogue Gioiello Dergisi
14.30 – 17.30
Mücevheri Konuşturma Sanatı
Silvio Belekda, Mücevher Fuarları Danışmanı
12 Temmuz Salı
10.00 – 13.00
BREIL firmasına teknik konular için ziyaret

14.30 – 17.30
Workshop

13 Temmuz Çarşamba
10.00 – 17.30
Workshop

14 Temmuz Perşembe
10.00 – 17.30
Workshop
Vanda Bernasconi, Satın Alma Uzmanı
15 Temmuz Cuma
09.30 – 13.00
Workshop

14.30 – 17.30
BREIL firmasından FİNAL Sunumu



News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler