Bu Blogda Ara

kuyumculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuyumculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2014 Salı

Pirlanta’da ihracat patlamasi baska bahara kaldi!


T24- 10 Ocak’ta sizlerle paylaşmış olduğumuz yazımızda, TBMM’nin gündeminde kıymetli taşların vergilendirilmesine ilişkin önemli hükümler de içeren bir Tasarı olduğundan bahsetmiş ve Tasarı’nın kuyumculuk sektörünün mevcut ve potansiyel dinamikleri bakımından önemine işaret etmiştik. Plan Bütçe Komisyonu tarafından kabul edilip Genel Kurul’a indirilen Tasarı’nın son halinde bu hükümlere yer verilmediği görülüyor. Tasarı’dan çıkarılan bu düzenleme neydi kısaca tekrar değinelim.
 
T24 Blog Yazarı Emrah Akın

Sektördeki vergi sıkıntısı…

Kuyumcuk sektörünün gelişiminin önünde bulunan en önemli engel Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulaması olarak karşımıza çıkıyor. Mevcut ÖTV uygulamasına göre elmaslar, tabii inci veya kültür incileri ve diğer kıymetli taşlar %20 ÖTV’ye tabi tutuluyor ve Bakanlar Kurulu’nun belirlenen bu oranları sıfıra kadar indirmeye ve % 25'e kadar da artırmaya yetkisi var. Hemen belirelim, Türkiye’de “ham haldeki taşa” uygulanan bu ÖTV’nin Dünya’da örneğini bulmak da oldukça zor.
Katma Değer Vergisi Kanunu (KDV) uygulamasına göre ise kıymetli taşlardan elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virkonia teslimleri vergiden istisna edilmiş durumda. Yani bu taşların “oldukları gibi teslim ve ithalinde” KDV uygulanmıyorken %20’lik bir ÖTV söz konusu.
Mevcut vergi yapısı;
  • Elmas ve kıymetli taşlardan imal edilen mücevher üretimini olumsuz etkiliyor ve dolayısıyla bu alandaki ihracat da gelişemiyor.
  • Kıymetli taşların kaçak olarak yurda sokulmasına ve kaçak olarak yurttan çıkarılmasına neden oluyor.    

TBMM’deki Tasarı’da ne değişti?

TBMM gündeminde olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile bu alanda önemli adımlar atılacak gibi görünüyordu; ancak son Tasarı metninde bu yoldan sapıldığı anlaşılıyor. Şöyle ki;
  • Tasarı’nın önceki halinde k­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­ıymetli taşlara ilişkin KDV istisnası daraltılıyor ve istisna için yeni bir çerçeve konuluyordu. Yani külçe altın, külçe gümüş teslimleri ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda tanımlanan kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci) ve kıymetli madenlerin Sermaye Piyasası Kanununa göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsada el değiştirmesi vergiden istisna ediliyordu. Mevcut KDV uygulamasında kıymetli taşların teslimi sınırlama olmaksızın istisnadan yararlanabiliyorken; Tasarı bu haliyle yasalaşsaydı kıymetli taşlar, borsalarda işlem görmek üzere ithal edilirlerse, borsalara teslim edilirlerse ve yine borsada işlem görürlerse KDV istisnasından yararlanabileceklerdi. Özetle, Tasarı’dan bu hüküm çıkarıldı ve kıymetli taşların doğrudan KDV istisnası şemsiyesi altından kalması uygulaması devam ettirilmiş oldu.
  • Asıl önemli etki ÖTV tarafında görülüyor. Tasarı’nın önceki halinde, Bakanlar Kurulu’na kıymetli taşların da yer aldığı (IV) sayılı listedeki mallardan Borsa İstanbul A.Ş. Elmas ve Kıymetli Taş Piyasasında işlem görecek olanların ÖTV’sini (0 ila %25 arasında olmak üzere) farklı oranlarda belirleme yetkisi veriliyordu. Diğer bir anlatımla, mevcut sistemde istisna olmaksızın %20 ÖTV’ye tabi tutulan kıymetli taşlar –Tasarı’nın eski hali yasalaşsaydı- Borsa İstanbul A.Ş’de işlem görüp görmeme durumuna göre farklı ve büyük ihtimalle de düşük oranlı hatta “0”  ÖTV’ye tabi tutulabilecekti; ki bu durum kuyumculuk sektörü bakımından oldukça önemli bir adım olacaktı.   

İhracat patlaması başka bahara…

6500-7000 civarında kuyumcu atölyesi, 20 civarında büyük mücevher üretim merkezi, 100 civarında toptan mücevher satış mağazası ve 40 bin civarında kuyumcu mağazası ile önemli bir ihracat potansiyeli olan Kuyumculuk sektörü; “elmas, pırlanta ve taşlı takı” gibi katma değeri yüksek ürünler başta olmak üzere, 2023’te 12 milyar dolar ihracat hedefini tutturmak için başka düzenlemeleri beklemek zorunda kalacak gibi görünüyor.

Twitter: @AKIN_EMRAH
E-mail: eakin@KPMG.com

6 Haziran 2013 Perşembe

Paladyum Madeni, Kuyumculukta Kullanim Alanlari ve Ozellikleri


Paladyum Madeni, Kuyumculukta Kullanım Alanları ve Özellikleri






  • Paladyumun Simgesi :………………..Pd
  • Paladyumun Atom ağırlığı :………..106.42
  • Paladyumun Atom nu :………………46
  • Paladyumun Özgül ağırlığı :………..11.97 g/cm3
  • Paladyumun Ergime sıcaklığı :…….1552°C
  • PaladyumunKaynama noktası :…..2927°C
Paladyum Madeninin Kullanım alanları:
Dişçilik, saat, kuyumculuk vb. alanlardır. Kuyumculukta kullanımı, II. Dünya savaşı sırasında platin madenlerine el konulması
sonucunda başlamış ve özellikleri de bunu teşvik etmiştir.
Paladyum Metalinin Özelliği:
Paladyum, gümüş beyazı renktedir. Dövülüp işlenebilir bir metaldir. Altın, bakır ve gümüş ile alaşım oluşturabilir. Paladyum makine ile işlendiğinde vazelin, el ile işlendiğinde sıvı sabunun yağlayıcısı olarak kullanılması tavsiye edilmektedir.
Kuyumculukta kullanılma nedenleri;
  • Üretiminin talepten fazla olması,
  • Platin grubunun nitrik asitte çözünen tek metali olması,
  • Hava ve insan teri ile temasta bozulmaması,
  • Platinden daha düşük fiyatta olması,
  • Ergime noktasının platinden daha düşük olması,
  • Rengi göze daha iyi hitap etmesi,
  • Alaşımlara katıldığında korozyona karşı yüksek direnç göstermesi ve kolay işlenebilme özelliği katması,
  • Tentürdiyottan etkilenmemesi sadece koyulaşması,
  • Soğuk hâlde kolaylıkla işlenebilmesi,
  • Ezilerek mikronun onda biri kadar kalınlık elde etmenin mümkün olmasıdır.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Marka yönetimi ve markalaşmanın sağlanması- TEB



“Marka yönetimi ve markalaşmanın sağlanması”

Sektörde yer alan firmaların en önemli eksiklerinden biri ise marka yönetiminin
etkin gerçekleştirilememesidir. Sektörde yurt dışına kıyasla yurt içinde markalaşma sağlanmış durumdadır. Ancak söz konusu markalaşma, reklam ve/veya
çeşitli programlara sponsor olma şeklinde algılanması nedeniyle doğru yönetilememektedir. Oysaki marka yönetimi sektörde bulunan mevcut geleneksel iş-
letme yönetimi modeli ile gerçekleştirilemeyecek bir kapsamdadır. Bu nedenle
öncelikle işletmelerde markalaşma ve marka yönetim bilinci oluşturulmalıdır.
Sonrasında ise işletmeler bünyelerinde, marka yönetiminin yapılabilmesine yö-
nelik profesyonel destek alarak, kurumsal iletişim departmanlarını kurmaları
gerekmektedir.
Ülkemizde ve dünyada değişen kültürel yapılar, altın takı ve mücevheratın talebini de değiştirmektedir. Bu kapsamda sektörün ürünleri, geçmiş dönemdeki gibi
sadece yatırım aracı olmaktan çıkmakta ve artık gündelik aksesuar kullanımına
dönüşmektedir. Bu nedenle katma değerli ürünlerin üretimi ve bunların tüketici
ile buluşturulması daha fazla önem arz etmektedir. Tüketicinin tercih edilebilirliği ise marka ile sağlanabilmektedir. Bu nedenle gelecek dönem içerisinde sektör
işletmelerinin, tasarımın yanında geliştirmesi gereken en önemli özelliklerden
birisi de markalaşma olarak ortaya çıkmaktadır.

TEB KOBİ AKADEMİ

3 Mayıs 2013 Cuma

3 dolarlık camı yakut, zümrüt diye satıyorlar. pirlanta



3 dolarlık camı yakut, zümrüt diye satıyorlar

Mücevherde pırlantadan sonra renkli değerli taşlar da moda olmaya başladı. Sektörün deneyimli ismi, Zela’nın sahibi Norayr İşler uyarıyor: “Maliyeti 3 dolar bile olmayan camları zümrüt, yakut, safir diye binlerce dolara satıyorlar. Renkli taşlı mücevher alırken uluslararası sertifikası sorulmalı”


SONGÜL HATISARU / SON BİR EKİP
Zela Mücevher, mücevher sektöründe hızla yükselen bir marka... Sahibi Kapalıçarşı’da işe çıraklıktan başlayan birçok Ermeni erkek çocuğu gibi ustalıktan geliyor. Norayr İşler, markalaşmaya tersten başlamış. Dubai başta olmak üzere özellikle zengin Ortadoğu ülkelerinde markasıyla tanındıktan sonra Amerika pazarına uzanmış. Zümrüt, safir, yakut gibi renkli taşlar ondan soruluyor. Versace’nin, Abu Dabi şeyhinin, şeyhaların, Monakolu zenginlerin evinde istek üzerine mücevher servisi yapıyor.
Zamanında arazi toplar gibi değerli taşlar toplamış. Artık madenlerin tükenip taş fiyatlarının çok yükseldiği bu günlerde Nişantaşı ve Kanyon mağazalarıyla boy gösteriyor.
Zela’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Kuyumcular Odası Başkan Vekili olan Norayr İşler’le sohbetimize marka için ‘Siren Ertan ISTANBUL for Zela’ koleksiyonunu hazırlayan ve 8 aydır markanın tasarım danışmanlığını da üstlenen modacı Siren Ertan Çarmıklı da katıldı.
Hürrem out, Çariçe in
Böylece sektörel rakamlar ve sorunlarla başlayan sohbetimiz bu yılın trendlerine, vizyondaki filmlerin estirdiği akımlara yönlendi. Sohbetten anladığım mücevherde Hürrem Sultan’la esen Osmanlı trendi hafifliyor. Geçenlerde vizyona giren ve mücevherlerini Chanel’in hazırladığı Anna Karenina filminin ardından bir çariçe modası esiyor; taçlar, değerli taşlar...
Şimdi beklenen ise Mayıs’da vizyona girecek Muhteşem Gatsby filmi ile esmesi beklenen art deco akımı... 1920’lerin o ışıltılı trendi geri dönüyor. Mücevher dünyasında altının geri çekildiği, 1920’lerin art-deco akımının öne çıktığı yeni dönemi Norayr İşler ve Siren Ertan ile konuştum...
Kuyumculuk dediğimizde ne kadarlık bir sektörden bahsediyoruz?

Türkiye’de kuyumculuk geleneksel bir sanat olmasının yanı sıra çok önemli bir sanayi dalı veihracat kalemi. 2012’de yaklaşık 2 milyar dolarlık ihracat yapıldı.
 Ama değerli taş ithalinde devlet yüzde 20 ÖTV alıyor. Hiçbir ülkede  olmayan bu vergi sektörün mücevher branşında uluslararası rekabette geriye düşmesine neden oluyor.
 Yolculuğunuz nasıl başladı?

Birçok erkek Ermeni çocuğu gibi mesleğe çırak olarak başladım. Dubai’ye ilk mücevher ihracatını yapan firmalardanız. Basel ve Doha gibi dünyanın en prestijli mücevher fuarlarına uzun yıllardır katılıyoruz. Dubai ve Newyork-Manhattan’da satış ofislerimiz var. Türkiye mücevherciliğinin dünyada tanınmasında büyük katkımız oldu.

25 yıl taş topladı
 Mücevherlerinizde farklılığı nerede yakalıyorsunuz?

Kendine değer veren kadınlar için zamansız mücevherler tasarlıyoruz. Tümüyle kendi ürettiklerini satan tek firmayız. Üstün kalitedeki hammadde ve işçiliğimizle fark yaratıyoruz.  Mücevherlerimizi mikro mıhlama tekniğiyle yapıyoruz.  
 Kilolarca tanzanitiniz varmış, doğru mu?

Dünya’da Burma’dan çıkan büyük boy yakutlar tükenmek üzere. Kaliteli zümrüt, safir ve tanzanitler de zor bulunuyor. Türkiye’deki mücevherciler renkli taşa önem vermezken, arazi toplar gibi 25 yıldan bu yana değerli taş topladım.  
 Renkli taşlı mücevherler mi almalıyız bu sezon?

Halen alınabilir fiyatlardayken evet. Ama alırken dikkat edin.
 Neye? Niye?

Türkiye’de renkli taşı tanıyan kuyumcu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ben bunlardan biriyim. Renkli taşta çok büyük oyunlar da vardır. Türkiye’deki renkli taşın yüzde 80’i sentetiktir. Adam karatını 3 dolardan aldığı camı, sentetik taşı allıyor, pulluyor, natürel diye satıyor. Ürünü oradan daha ucuza alan müşteri ise size gelip ‘Ben bu fiyata aldım, siz pahalısınız’ diyor. Biz daha az kârla gerçek mücevher satarken, işini sadece maddiyat için yapanlar ise uyduruk bir üründen çok daha yüksek kâr sağlıyor.
 Tüketici olarak neye dikkat etmeliyiz?

Mücevherlerinizi HRD, GIA, GRS, Gubelin gibi uluslararası geçerliliği olan en iyi taş sertifikaları ile almaya özen göstermelisiniz.
 Aldığım taşın natürel olmadığını öğrendiğimde ne yapmalıyım?

Kuyumcular Odası’na başvurup ekspertiz yaptırmanızı öneririm.
Türk kadını alırken satmayı düşünüyor
 Türk kadını ile Avrupalı kadının mücevher alışkanlıkları desem...

Avrupalı mücevher kadını bir şeyi beğenir ve alır. Türk kadını ise kendine takı alırken ‘geri getirirsem kaç para eder’ diye düşünür. Mücevher alıyorsunuz, kendinize katacağınız değer birinci, kaça satacağınız ikinci planda olmalıdır.
 Sezonun popüler taşları ve takıları arasında neler var?

Renkli mücevher daha da önem kazanıyor. Pırlanta, yakut ve zümrütün fiyatının gittikçe artması sonucu tanzanit, peridot, spinel, garnet gibi taşlar gittikçe popülerleşiyor. Beyaz taşlardan opalinin krallığının yanında ay taşı ve agat da yükseliyor. Küpe ve bilezik ise mücevherlerin lokomotifi bu dönem.
Plastik fuarı gibi güvenlik!
 2011’deki İstanbul Mücevher Fuarı’nda bir gerdanlığınız çalınmıştı.

O günden sonra Türkiye’de fuara katılmıyorum. Bir mücevher fuarını plastik fuarıymış gibi düzenleyemezsiniz. Çok ciddi bir güvenlik zafiyeti vardı. Bugünkü fiyatlarla 2 milyon dolara yakın bir kolyeydi. Sigortası da yoktu.
 Mücevher hırsızlığı ne boyutta?

Bugün Kapalıçarşı’da ikinci el ürün alan firmalar var. İkinci el ürün tabii ki alınır ama menşei belli olmayan ürünlerin alınmasını doğru bulmuyorum.
 Türkiye dünya çapında mücevherler çıkarabilir mi?

Olağanüstü mücevherler yaratabilmek için işçilik açısından çok iyiyiz. Ancak ülkemizin tasarım, pazarlama ve tanıtım konusunda eksiği olur. Biz Zela olarak inandığımız tasarımcılarla risk alıyor ve ortak tasarımlara imza atıyoruz. Siren Ertan Çarmıklı bunların başında yer alıyor. Çok zevklidir, dünyayı takip eder. Bizim görmediğimiz noktaları görerek bizi her zaman şaşırtır.
Mücevhere çariçelerin ihtişamı geliyor
Siren Hanım, işbirliği nasıl başladı?

Bir tasarımcı olarak mesleğim olan tekstilin dışındaki alanlarda da tasarımlar yapar, bunun keyfini ve başarısını yaşarım. Zela’dan teklif geldiğinde firmayı ve ürünlerini inceledim. Doğru bir birliktelik olacağına inandım. Yaklaşık sekiz aydır Zela’ya tasarım danışmanlığı yapıyor, kadınların mücevher tercihleri ve beklentileri konusunda bilgilendiriyorum. Haftanın bir gününü Zela’nın Nuruosmaniye’deki merkezinde geçiriyorum. Çalışmamızı ‘Siren Ertan ISTANBUL for ZELA’ özel mücevher koleksiyonuyla da taçlandırdık.
 2013 mücevher trendlerini bize anlatır mısınız?

Taş kalitesi, işçiliği ve tasarımı ile yüksek mücevher dönemindeyiz. Tasarımlarda doğa mücevher dünyasını ele geçirmiş durumda. Yeni popüler olan taşlar tasarımcıların gösterişli mücevherler yaratmasına izin verirken fiyatların da ulaşılabilir olmasını sağlıyor. 19. yüzyılın gözdesi çok kullanımlı mücevherler öne çıkıyor. Bir kolyenin ucu, broş olarak kullanılabiliyor ya da iki bilezik birleştirilerek  bir gerdanlığa dönüşebiliyor.
Küpelerde de bir eskiye dönüş görülüyor. Fiyonklar, kurdeleler, püsküller yeniden gözde. Viktorya dönemine ait kolyeler geleceğin trendi denilebilir. Film ve dizi endüstrisi mücevher dünyasını etkilemeye devam ediyor. Hürrem Sultan yüzüklerinin ardından, Anna Karenina filminde yer alan çariçe tarzı ihtişamlı mücevherlere talep çok. Art-deco mücevherler ise zamansız tasarımlar. Özellikle önümüzdeki ay vizyona girecek Muhteşem Gatsby filminin etkisiyle 1920’lerin mücevherleri geri gelecek, uzun kolyeler, püsküller, saç bantları ve bilezikler daha da popüler olacak.
Norayr İşler, bana ve Siren Ertan Çarmıklı’ya, zümrüt kolye üzerinde, değerli renkli taşları sahtesinden ayırt etmenin inceliklerini gösterdi. 
Gelinler taçlanacak

Düğün mevsimi başlamışken gelin takısı konusunda neler önerirsiniz?

Gösterişli ve bol nakışlı gelinliklerde aşırı mücevher kullanımını önermiyorum. Hem taç, hem kolye, hem küpe, hem bilezik, hem yüzük takmak, karmaşık ve iddialı olmaktan öte zorlama bir görüntü veriyor. Artık tam takım mücevher kullanmanın modası da yok zaten. Taç ise çok ama çok moda. Eğer taç takılmak istenmiyorsa, saça pırlanta ya da elmas bir broş yerleştirilebilir. Çok da güzel görüntü verir.

1 Temmuz 2012 Pazar

Pırlanta Alyans Çeşitleri - Tektaş mı Tria mı?

Pırlanta Sarrafı- Pırlanta Hakkında Herşey-Pırlanta Alyans Çeşitleri - Tektaş mı Tria mı? Sonsuz aşkın en güzel simgelerinden biri olan pırlantanın, alyansta kullanımı birçok alternatif şeklinde olmaktadır.
 Pırlanta alyans seçerken, öncelikle alyans tipine karar vermek gereksiz zaman kaybını öneyecek ve seçim yapmanızı kolaylaştıracaktır: Alyansı verme amacınız, hangi tip alyans seçeceğiniz konusunda size yol gösterecektir:
1. Evlilik Teklifi: Bu durumda kesinlikle bir tektaş tercih etmelisiniz. Riskten kçınmak istiyorsanız, sade bir tasarıma sahip, beyaz altın, tırnaklı bir model seçmeniz en akıllıca alternatif olacaktır. Farklı birşey istiyorum diyosanız, tavsiyemiz tamtur alyans olacaktır.
 2. Doğum Günü ya da Yıldönümü Hediyesi: Eğer daha önce eşinize bir tektaş hediye etmemişseniz, yine tektaş alyansı tavsiye ediyoruz.
Özellikle 3. ya da 5. yıl dönümleri gibi durumlarda, 3 taşlı (tria) ya da 5 taşlı alyanslardan seçim yapabilirsiniz. Tektaşın yanına tamtur bir alyans da mükemmel bir uyum sergileyecektir. Sonuçta bu gibi özel günlerde alternatifiniz çok sayıdadır.
3. Doğum: Eşinize doğum için özel bir hediye vermek niyetindeyseniz, sonsuzluğu simgeleyen tria ya da tamtur alyanslardan birini seçmenizi tavsiye ederiz.
 4. Sevgililer Günü: Sevginizin sonsuzluğunu ifade etmek için tektaş, tria ya da tamtur alyans akıllıca bir seçim olacaktır. Nişan, evlilik, evlilik yıldönümü, doğum ve doğum günü gibi birçok güzel olay için mükemmel bir hediye olan pırlanta alyansın çeşitleri:
1. Tek Taş Alyans: Bir tek taşın uygun bir montüre monte edilmesinden oluşan, genellikle sade ve taşı öne çıkaran bir tasarıma sahip alyans.
2. Tria Alyans: Bir pırlantanın etrafına kendisinde küçük iki taşın oturtulmasıyla, geçmiş - bugün - gelecek üçlüsünün sembolize edildiği alyans. .
3. Beş - Yedi - Dokuz Taşlı Alyanslar: Aynı boyutta birçok taşın yanyana dizildiği alyans tipi.
 4. Tamtur Alyans: Aynı boyutta çok sayıda pırlantanın (genellikle 20-30 adet) alyansın tümünü kaplayacak (tam tur atacak) şekilde tasarlanması.
 5. Diğer alyans tipleri: Farklı tasarımlar arayanlar için, ortada bir tek taşın etrafının daha küçük boyuttaki taşlarla bezendiği ürünler gibi birçok varyasyon mevcuttur.
Alyans tipine karar verdikten sonra, alyansı vereceğiniz kişinin kullanım şekline yönelik olarak bir montür seçimi yapmalısınız: a. Tırnaklı Montür: En klasik ve en çok tercih edilen tek taş montürü. 3-6 tırnağın taşı tutması sayesinde, taşın güzelliğini tam olarak ortaya çıkarır, temizliği kolaydır, sağlam bir yapısı vardır. Ancak bahçe ve temizlik yaparken kullanılması pek sağlıklı olmaz çünkü taşın etrafı korumalı değildir, bir yere takılması kolaydır. Günlük kullanıma uygundur. b. Germe Montür: Pırlanta, alyansın orta kısmındaki boşluğa yerleştirilir. Taşın en iyi parladığı montürlerden biridir. Ancak yüzük yapıldıktan sonra ölçüsünü değiştirmek zordur, taş açıkta olduğu için hergün kullanıma pek uygun değildir. c. Bezel Montür: Taşın etrafı bir metal çember ile tamamen çevrilir. Pırlantayı zedelenmekten korur, mevcut lekeleri kapatır, pürüzsüz yüzeyi sayesinde bir yere takılması zordur, ayrıca beyaz altın kullanımıyla taşın rengini daha da beyaz gösterir. Günlük kullanıma uygundur. d. Pavé Montür: Taşın montürün içine gömüldüğü ve yüzeyle neredeyse aynı hizada göründüğü montür tipi. Korumasının yüksek olması ve taşları olduğundan daha büyük göstermesi sebebiyle tercih edilir.
kuyumculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuyumculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2014 Salı

Pirlanta’da ihracat patlamasi baska bahara kaldi!


T24- 10 Ocak’ta sizlerle paylaşmış olduğumuz yazımızda, TBMM’nin gündeminde kıymetli taşların vergilendirilmesine ilişkin önemli hükümler de içeren bir Tasarı olduğundan bahsetmiş ve Tasarı’nın kuyumculuk sektörünün mevcut ve potansiyel dinamikleri bakımından önemine işaret etmiştik. Plan Bütçe Komisyonu tarafından kabul edilip Genel Kurul’a indirilen Tasarı’nın son halinde bu hükümlere yer verilmediği görülüyor. Tasarı’dan çıkarılan bu düzenleme neydi kısaca tekrar değinelim.
 
T24 Blog Yazarı Emrah Akın

Sektördeki vergi sıkıntısı…

Kuyumcuk sektörünün gelişiminin önünde bulunan en önemli engel Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulaması olarak karşımıza çıkıyor. Mevcut ÖTV uygulamasına göre elmaslar, tabii inci veya kültür incileri ve diğer kıymetli taşlar %20 ÖTV’ye tabi tutuluyor ve Bakanlar Kurulu’nun belirlenen bu oranları sıfıra kadar indirmeye ve % 25'e kadar da artırmaya yetkisi var. Hemen belirelim, Türkiye’de “ham haldeki taşa” uygulanan bu ÖTV’nin Dünya’da örneğini bulmak da oldukça zor.
Katma Değer Vergisi Kanunu (KDV) uygulamasına göre ise kıymetli taşlardan elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virkonia teslimleri vergiden istisna edilmiş durumda. Yani bu taşların “oldukları gibi teslim ve ithalinde” KDV uygulanmıyorken %20’lik bir ÖTV söz konusu.
Mevcut vergi yapısı;
  • Elmas ve kıymetli taşlardan imal edilen mücevher üretimini olumsuz etkiliyor ve dolayısıyla bu alandaki ihracat da gelişemiyor.
  • Kıymetli taşların kaçak olarak yurda sokulmasına ve kaçak olarak yurttan çıkarılmasına neden oluyor.    

TBMM’deki Tasarı’da ne değişti?

TBMM gündeminde olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile bu alanda önemli adımlar atılacak gibi görünüyordu; ancak son Tasarı metninde bu yoldan sapıldığı anlaşılıyor. Şöyle ki;
  • Tasarı’nın önceki halinde k­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­ıymetli taşlara ilişkin KDV istisnası daraltılıyor ve istisna için yeni bir çerçeve konuluyordu. Yani külçe altın, külçe gümüş teslimleri ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda tanımlanan kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci) ve kıymetli madenlerin Sermaye Piyasası Kanununa göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsada el değiştirmesi vergiden istisna ediliyordu. Mevcut KDV uygulamasında kıymetli taşların teslimi sınırlama olmaksızın istisnadan yararlanabiliyorken; Tasarı bu haliyle yasalaşsaydı kıymetli taşlar, borsalarda işlem görmek üzere ithal edilirlerse, borsalara teslim edilirlerse ve yine borsada işlem görürlerse KDV istisnasından yararlanabileceklerdi. Özetle, Tasarı’dan bu hüküm çıkarıldı ve kıymetli taşların doğrudan KDV istisnası şemsiyesi altından kalması uygulaması devam ettirilmiş oldu.
  • Asıl önemli etki ÖTV tarafında görülüyor. Tasarı’nın önceki halinde, Bakanlar Kurulu’na kıymetli taşların da yer aldığı (IV) sayılı listedeki mallardan Borsa İstanbul A.Ş. Elmas ve Kıymetli Taş Piyasasında işlem görecek olanların ÖTV’sini (0 ila %25 arasında olmak üzere) farklı oranlarda belirleme yetkisi veriliyordu. Diğer bir anlatımla, mevcut sistemde istisna olmaksızın %20 ÖTV’ye tabi tutulan kıymetli taşlar –Tasarı’nın eski hali yasalaşsaydı- Borsa İstanbul A.Ş’de işlem görüp görmeme durumuna göre farklı ve büyük ihtimalle de düşük oranlı hatta “0”  ÖTV’ye tabi tutulabilecekti; ki bu durum kuyumculuk sektörü bakımından oldukça önemli bir adım olacaktı.   

İhracat patlaması başka bahara…

6500-7000 civarında kuyumcu atölyesi, 20 civarında büyük mücevher üretim merkezi, 100 civarında toptan mücevher satış mağazası ve 40 bin civarında kuyumcu mağazası ile önemli bir ihracat potansiyeli olan Kuyumculuk sektörü; “elmas, pırlanta ve taşlı takı” gibi katma değeri yüksek ürünler başta olmak üzere, 2023’te 12 milyar dolar ihracat hedefini tutturmak için başka düzenlemeleri beklemek zorunda kalacak gibi görünüyor.

Twitter: @AKIN_EMRAH
E-mail: eakin@KPMG.com

6 Haziran 2013 Perşembe

Paladyum Madeni, Kuyumculukta Kullanim Alanlari ve Ozellikleri


Paladyum Madeni, Kuyumculukta Kullanım Alanları ve Özellikleri






  • Paladyumun Simgesi :………………..Pd
  • Paladyumun Atom ağırlığı :………..106.42
  • Paladyumun Atom nu :………………46
  • Paladyumun Özgül ağırlığı :………..11.97 g/cm3
  • Paladyumun Ergime sıcaklığı :…….1552°C
  • PaladyumunKaynama noktası :…..2927°C
Paladyum Madeninin Kullanım alanları:
Dişçilik, saat, kuyumculuk vb. alanlardır. Kuyumculukta kullanımı, II. Dünya savaşı sırasında platin madenlerine el konulması
sonucunda başlamış ve özellikleri de bunu teşvik etmiştir.
Paladyum Metalinin Özelliği:
Paladyum, gümüş beyazı renktedir. Dövülüp işlenebilir bir metaldir. Altın, bakır ve gümüş ile alaşım oluşturabilir. Paladyum makine ile işlendiğinde vazelin, el ile işlendiğinde sıvı sabunun yağlayıcısı olarak kullanılması tavsiye edilmektedir.
Kuyumculukta kullanılma nedenleri;
  • Üretiminin talepten fazla olması,
  • Platin grubunun nitrik asitte çözünen tek metali olması,
  • Hava ve insan teri ile temasta bozulmaması,
  • Platinden daha düşük fiyatta olması,
  • Ergime noktasının platinden daha düşük olması,
  • Rengi göze daha iyi hitap etmesi,
  • Alaşımlara katıldığında korozyona karşı yüksek direnç göstermesi ve kolay işlenebilme özelliği katması,
  • Tentürdiyottan etkilenmemesi sadece koyulaşması,
  • Soğuk hâlde kolaylıkla işlenebilmesi,
  • Ezilerek mikronun onda biri kadar kalınlık elde etmenin mümkün olmasıdır.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Marka yönetimi ve markalaşmanın sağlanması- TEB



“Marka yönetimi ve markalaşmanın sağlanması”

Sektörde yer alan firmaların en önemli eksiklerinden biri ise marka yönetiminin
etkin gerçekleştirilememesidir. Sektörde yurt dışına kıyasla yurt içinde markalaşma sağlanmış durumdadır. Ancak söz konusu markalaşma, reklam ve/veya
çeşitli programlara sponsor olma şeklinde algılanması nedeniyle doğru yönetilememektedir. Oysaki marka yönetimi sektörde bulunan mevcut geleneksel iş-
letme yönetimi modeli ile gerçekleştirilemeyecek bir kapsamdadır. Bu nedenle
öncelikle işletmelerde markalaşma ve marka yönetim bilinci oluşturulmalıdır.
Sonrasında ise işletmeler bünyelerinde, marka yönetiminin yapılabilmesine yö-
nelik profesyonel destek alarak, kurumsal iletişim departmanlarını kurmaları
gerekmektedir.
Ülkemizde ve dünyada değişen kültürel yapılar, altın takı ve mücevheratın talebini de değiştirmektedir. Bu kapsamda sektörün ürünleri, geçmiş dönemdeki gibi
sadece yatırım aracı olmaktan çıkmakta ve artık gündelik aksesuar kullanımına
dönüşmektedir. Bu nedenle katma değerli ürünlerin üretimi ve bunların tüketici
ile buluşturulması daha fazla önem arz etmektedir. Tüketicinin tercih edilebilirliği ise marka ile sağlanabilmektedir. Bu nedenle gelecek dönem içerisinde sektör
işletmelerinin, tasarımın yanında geliştirmesi gereken en önemli özelliklerden
birisi de markalaşma olarak ortaya çıkmaktadır.

TEB KOBİ AKADEMİ

3 Mayıs 2013 Cuma

3 dolarlık camı yakut, zümrüt diye satıyorlar. pirlanta



3 dolarlık camı yakut, zümrüt diye satıyorlar

Mücevherde pırlantadan sonra renkli değerli taşlar da moda olmaya başladı. Sektörün deneyimli ismi, Zela’nın sahibi Norayr İşler uyarıyor: “Maliyeti 3 dolar bile olmayan camları zümrüt, yakut, safir diye binlerce dolara satıyorlar. Renkli taşlı mücevher alırken uluslararası sertifikası sorulmalı”


SONGÜL HATISARU / SON BİR EKİP
Zela Mücevher, mücevher sektöründe hızla yükselen bir marka... Sahibi Kapalıçarşı’da işe çıraklıktan başlayan birçok Ermeni erkek çocuğu gibi ustalıktan geliyor. Norayr İşler, markalaşmaya tersten başlamış. Dubai başta olmak üzere özellikle zengin Ortadoğu ülkelerinde markasıyla tanındıktan sonra Amerika pazarına uzanmış. Zümrüt, safir, yakut gibi renkli taşlar ondan soruluyor. Versace’nin, Abu Dabi şeyhinin, şeyhaların, Monakolu zenginlerin evinde istek üzerine mücevher servisi yapıyor.
Zamanında arazi toplar gibi değerli taşlar toplamış. Artık madenlerin tükenip taş fiyatlarının çok yükseldiği bu günlerde Nişantaşı ve Kanyon mağazalarıyla boy gösteriyor.
Zela’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Kuyumcular Odası Başkan Vekili olan Norayr İşler’le sohbetimize marka için ‘Siren Ertan ISTANBUL for Zela’ koleksiyonunu hazırlayan ve 8 aydır markanın tasarım danışmanlığını da üstlenen modacı Siren Ertan Çarmıklı da katıldı.
Hürrem out, Çariçe in
Böylece sektörel rakamlar ve sorunlarla başlayan sohbetimiz bu yılın trendlerine, vizyondaki filmlerin estirdiği akımlara yönlendi. Sohbetten anladığım mücevherde Hürrem Sultan’la esen Osmanlı trendi hafifliyor. Geçenlerde vizyona giren ve mücevherlerini Chanel’in hazırladığı Anna Karenina filminin ardından bir çariçe modası esiyor; taçlar, değerli taşlar...
Şimdi beklenen ise Mayıs’da vizyona girecek Muhteşem Gatsby filmi ile esmesi beklenen art deco akımı... 1920’lerin o ışıltılı trendi geri dönüyor. Mücevher dünyasında altının geri çekildiği, 1920’lerin art-deco akımının öne çıktığı yeni dönemi Norayr İşler ve Siren Ertan ile konuştum...
Kuyumculuk dediğimizde ne kadarlık bir sektörden bahsediyoruz?

Türkiye’de kuyumculuk geleneksel bir sanat olmasının yanı sıra çok önemli bir sanayi dalı veihracat kalemi. 2012’de yaklaşık 2 milyar dolarlık ihracat yapıldı.
 Ama değerli taş ithalinde devlet yüzde 20 ÖTV alıyor. Hiçbir ülkede  olmayan bu vergi sektörün mücevher branşında uluslararası rekabette geriye düşmesine neden oluyor.
 Yolculuğunuz nasıl başladı?

Birçok erkek Ermeni çocuğu gibi mesleğe çırak olarak başladım. Dubai’ye ilk mücevher ihracatını yapan firmalardanız. Basel ve Doha gibi dünyanın en prestijli mücevher fuarlarına uzun yıllardır katılıyoruz. Dubai ve Newyork-Manhattan’da satış ofislerimiz var. Türkiye mücevherciliğinin dünyada tanınmasında büyük katkımız oldu.

25 yıl taş topladı
 Mücevherlerinizde farklılığı nerede yakalıyorsunuz?

Kendine değer veren kadınlar için zamansız mücevherler tasarlıyoruz. Tümüyle kendi ürettiklerini satan tek firmayız. Üstün kalitedeki hammadde ve işçiliğimizle fark yaratıyoruz.  Mücevherlerimizi mikro mıhlama tekniğiyle yapıyoruz.  
 Kilolarca tanzanitiniz varmış, doğru mu?

Dünya’da Burma’dan çıkan büyük boy yakutlar tükenmek üzere. Kaliteli zümrüt, safir ve tanzanitler de zor bulunuyor. Türkiye’deki mücevherciler renkli taşa önem vermezken, arazi toplar gibi 25 yıldan bu yana değerli taş topladım.  
 Renkli taşlı mücevherler mi almalıyız bu sezon?

Halen alınabilir fiyatlardayken evet. Ama alırken dikkat edin.
 Neye? Niye?

Türkiye’de renkli taşı tanıyan kuyumcu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ben bunlardan biriyim. Renkli taşta çok büyük oyunlar da vardır. Türkiye’deki renkli taşın yüzde 80’i sentetiktir. Adam karatını 3 dolardan aldığı camı, sentetik taşı allıyor, pulluyor, natürel diye satıyor. Ürünü oradan daha ucuza alan müşteri ise size gelip ‘Ben bu fiyata aldım, siz pahalısınız’ diyor. Biz daha az kârla gerçek mücevher satarken, işini sadece maddiyat için yapanlar ise uyduruk bir üründen çok daha yüksek kâr sağlıyor.
 Tüketici olarak neye dikkat etmeliyiz?

Mücevherlerinizi HRD, GIA, GRS, Gubelin gibi uluslararası geçerliliği olan en iyi taş sertifikaları ile almaya özen göstermelisiniz.
 Aldığım taşın natürel olmadığını öğrendiğimde ne yapmalıyım?

Kuyumcular Odası’na başvurup ekspertiz yaptırmanızı öneririm.
Türk kadını alırken satmayı düşünüyor
 Türk kadını ile Avrupalı kadının mücevher alışkanlıkları desem...

Avrupalı mücevher kadını bir şeyi beğenir ve alır. Türk kadını ise kendine takı alırken ‘geri getirirsem kaç para eder’ diye düşünür. Mücevher alıyorsunuz, kendinize katacağınız değer birinci, kaça satacağınız ikinci planda olmalıdır.
 Sezonun popüler taşları ve takıları arasında neler var?

Renkli mücevher daha da önem kazanıyor. Pırlanta, yakut ve zümrütün fiyatının gittikçe artması sonucu tanzanit, peridot, spinel, garnet gibi taşlar gittikçe popülerleşiyor. Beyaz taşlardan opalinin krallığının yanında ay taşı ve agat da yükseliyor. Küpe ve bilezik ise mücevherlerin lokomotifi bu dönem.
Plastik fuarı gibi güvenlik!
 2011’deki İstanbul Mücevher Fuarı’nda bir gerdanlığınız çalınmıştı.

O günden sonra Türkiye’de fuara katılmıyorum. Bir mücevher fuarını plastik fuarıymış gibi düzenleyemezsiniz. Çok ciddi bir güvenlik zafiyeti vardı. Bugünkü fiyatlarla 2 milyon dolara yakın bir kolyeydi. Sigortası da yoktu.
 Mücevher hırsızlığı ne boyutta?

Bugün Kapalıçarşı’da ikinci el ürün alan firmalar var. İkinci el ürün tabii ki alınır ama menşei belli olmayan ürünlerin alınmasını doğru bulmuyorum.
 Türkiye dünya çapında mücevherler çıkarabilir mi?

Olağanüstü mücevherler yaratabilmek için işçilik açısından çok iyiyiz. Ancak ülkemizin tasarım, pazarlama ve tanıtım konusunda eksiği olur. Biz Zela olarak inandığımız tasarımcılarla risk alıyor ve ortak tasarımlara imza atıyoruz. Siren Ertan Çarmıklı bunların başında yer alıyor. Çok zevklidir, dünyayı takip eder. Bizim görmediğimiz noktaları görerek bizi her zaman şaşırtır.
Mücevhere çariçelerin ihtişamı geliyor
Siren Hanım, işbirliği nasıl başladı?

Bir tasarımcı olarak mesleğim olan tekstilin dışındaki alanlarda da tasarımlar yapar, bunun keyfini ve başarısını yaşarım. Zela’dan teklif geldiğinde firmayı ve ürünlerini inceledim. Doğru bir birliktelik olacağına inandım. Yaklaşık sekiz aydır Zela’ya tasarım danışmanlığı yapıyor, kadınların mücevher tercihleri ve beklentileri konusunda bilgilendiriyorum. Haftanın bir gününü Zela’nın Nuruosmaniye’deki merkezinde geçiriyorum. Çalışmamızı ‘Siren Ertan ISTANBUL for ZELA’ özel mücevher koleksiyonuyla da taçlandırdık.
 2013 mücevher trendlerini bize anlatır mısınız?

Taş kalitesi, işçiliği ve tasarımı ile yüksek mücevher dönemindeyiz. Tasarımlarda doğa mücevher dünyasını ele geçirmiş durumda. Yeni popüler olan taşlar tasarımcıların gösterişli mücevherler yaratmasına izin verirken fiyatların da ulaşılabilir olmasını sağlıyor. 19. yüzyılın gözdesi çok kullanımlı mücevherler öne çıkıyor. Bir kolyenin ucu, broş olarak kullanılabiliyor ya da iki bilezik birleştirilerek  bir gerdanlığa dönüşebiliyor.
Küpelerde de bir eskiye dönüş görülüyor. Fiyonklar, kurdeleler, püsküller yeniden gözde. Viktorya dönemine ait kolyeler geleceğin trendi denilebilir. Film ve dizi endüstrisi mücevher dünyasını etkilemeye devam ediyor. Hürrem Sultan yüzüklerinin ardından, Anna Karenina filminde yer alan çariçe tarzı ihtişamlı mücevherlere talep çok. Art-deco mücevherler ise zamansız tasarımlar. Özellikle önümüzdeki ay vizyona girecek Muhteşem Gatsby filminin etkisiyle 1920’lerin mücevherleri geri gelecek, uzun kolyeler, püsküller, saç bantları ve bilezikler daha da popüler olacak.
Norayr İşler, bana ve Siren Ertan Çarmıklı’ya, zümrüt kolye üzerinde, değerli renkli taşları sahtesinden ayırt etmenin inceliklerini gösterdi. 
Gelinler taçlanacak

Düğün mevsimi başlamışken gelin takısı konusunda neler önerirsiniz?

Gösterişli ve bol nakışlı gelinliklerde aşırı mücevher kullanımını önermiyorum. Hem taç, hem kolye, hem küpe, hem bilezik, hem yüzük takmak, karmaşık ve iddialı olmaktan öte zorlama bir görüntü veriyor. Artık tam takım mücevher kullanmanın modası da yok zaten. Taç ise çok ama çok moda. Eğer taç takılmak istenmiyorsa, saça pırlanta ya da elmas bir broş yerleştirilebilir. Çok da güzel görüntü verir.

1 Temmuz 2012 Pazar

Pırlanta Alyans Çeşitleri - Tektaş mı Tria mı?

Pırlanta Sarrafı- Pırlanta Hakkında Herşey-Pırlanta Alyans Çeşitleri - Tektaş mı Tria mı? Sonsuz aşkın en güzel simgelerinden biri olan pırlantanın, alyansta kullanımı birçok alternatif şeklinde olmaktadır.
 Pırlanta alyans seçerken, öncelikle alyans tipine karar vermek gereksiz zaman kaybını öneyecek ve seçim yapmanızı kolaylaştıracaktır: Alyansı verme amacınız, hangi tip alyans seçeceğiniz konusunda size yol gösterecektir:
1. Evlilik Teklifi: Bu durumda kesinlikle bir tektaş tercih etmelisiniz. Riskten kçınmak istiyorsanız, sade bir tasarıma sahip, beyaz altın, tırnaklı bir model seçmeniz en akıllıca alternatif olacaktır. Farklı birşey istiyorum diyosanız, tavsiyemiz tamtur alyans olacaktır.
 2. Doğum Günü ya da Yıldönümü Hediyesi: Eğer daha önce eşinize bir tektaş hediye etmemişseniz, yine tektaş alyansı tavsiye ediyoruz.
Özellikle 3. ya da 5. yıl dönümleri gibi durumlarda, 3 taşlı (tria) ya da 5 taşlı alyanslardan seçim yapabilirsiniz. Tektaşın yanına tamtur bir alyans da mükemmel bir uyum sergileyecektir. Sonuçta bu gibi özel günlerde alternatifiniz çok sayıdadır.
3. Doğum: Eşinize doğum için özel bir hediye vermek niyetindeyseniz, sonsuzluğu simgeleyen tria ya da tamtur alyanslardan birini seçmenizi tavsiye ederiz.
 4. Sevgililer Günü: Sevginizin sonsuzluğunu ifade etmek için tektaş, tria ya da tamtur alyans akıllıca bir seçim olacaktır. Nişan, evlilik, evlilik yıldönümü, doğum ve doğum günü gibi birçok güzel olay için mükemmel bir hediye olan pırlanta alyansın çeşitleri:
1. Tek Taş Alyans: Bir tek taşın uygun bir montüre monte edilmesinden oluşan, genellikle sade ve taşı öne çıkaran bir tasarıma sahip alyans.
2. Tria Alyans: Bir pırlantanın etrafına kendisinde küçük iki taşın oturtulmasıyla, geçmiş - bugün - gelecek üçlüsünün sembolize edildiği alyans. .
3. Beş - Yedi - Dokuz Taşlı Alyanslar: Aynı boyutta birçok taşın yanyana dizildiği alyans tipi.
 4. Tamtur Alyans: Aynı boyutta çok sayıda pırlantanın (genellikle 20-30 adet) alyansın tümünü kaplayacak (tam tur atacak) şekilde tasarlanması.
 5. Diğer alyans tipleri: Farklı tasarımlar arayanlar için, ortada bir tek taşın etrafının daha küçük boyuttaki taşlarla bezendiği ürünler gibi birçok varyasyon mevcuttur.
Alyans tipine karar verdikten sonra, alyansı vereceğiniz kişinin kullanım şekline yönelik olarak bir montür seçimi yapmalısınız: a. Tırnaklı Montür: En klasik ve en çok tercih edilen tek taş montürü. 3-6 tırnağın taşı tutması sayesinde, taşın güzelliğini tam olarak ortaya çıkarır, temizliği kolaydır, sağlam bir yapısı vardır. Ancak bahçe ve temizlik yaparken kullanılması pek sağlıklı olmaz çünkü taşın etrafı korumalı değildir, bir yere takılması kolaydır. Günlük kullanıma uygundur. b. Germe Montür: Pırlanta, alyansın orta kısmındaki boşluğa yerleştirilir. Taşın en iyi parladığı montürlerden biridir. Ancak yüzük yapıldıktan sonra ölçüsünü değiştirmek zordur, taş açıkta olduğu için hergün kullanıma pek uygun değildir. c. Bezel Montür: Taşın etrafı bir metal çember ile tamamen çevrilir. Pırlantayı zedelenmekten korur, mevcut lekeleri kapatır, pürüzsüz yüzeyi sayesinde bir yere takılması zordur, ayrıca beyaz altın kullanımıyla taşın rengini daha da beyaz gösterir. Günlük kullanıma uygundur. d. Pavé Montür: Taşın montürün içine gömüldüğü ve yüzeyle neredeyse aynı hizada göründüğü montür tipi. Korumasının yüksek olması ve taşları olduğundan daha büyük göstermesi sebebiyle tercih edilir.

Follow by Email

News

Latest News
Pırlanta Sarrafı Mücevherat Grubu. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Top Ad 728x90

Video

Visitors

Bu Blogda Ara

Vertical2

Pırlanta Hakkında Herşey

script type="text/javascript"> //form tags to omit in NS6+: var omitformtags=["input", "textarea", "select"] omitformtags=omitformtags.join("|") function disableselect(e){ if (omitformtags.indexOf(e.target.tagName.toLowerCase())==-1) return false } function reEnable(){ return true } if (typeof document.onselectstart!="undefined") document.onselectstart=new Function ("return false") else{ document.onmousedown=disableselect document.onmouseup=reEnable }

Slider

Recent Post

Games

Popüler Yayınlar

Tweetler